Temel Yan Mecaz ve Terim Anlam


 

 

 

SÖZCÜK (KELİME) NEDİR?

 

Kelime, anlamı veya görevi bulunan ve tek başına kullanılabilen ses veya sesler topluluğudur. Kelimeler anlamlı veya görevli dil birlikleridir. Kelimelerin genellikle anlamları vardır . Dışarıda bir varlığı, bir nesneyi bir hareketi karşılarlar. Kelimeyi okuduğumuz veya duyduğumuz zaman o varlık veya hareket gözümüzün önünde canlanır: kitap, daktilo, koyun, kuzu, cetvel, koşmak, yazmak...

Ancak, anlamı bulunmayan kelimeler de vardır: gibi ile ve için, fakat ama kadar vb. Bunların anlamları yoktur ve hiç bir varlığı veya hareketi karşılamazlar. Cümlede anlamlı kelimelerle birlikte kullanılırlar. Onların manalarına yeni ifadeler katarlar: aslan gibi, onun için gelmiştim, sabaha kadar ağladı örneklerinde olduğu gibi


Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle cümleler oluşur ve bu sayede anlaşma sağlanır.


SÖZCÜKTE ANLAM


Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.
Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

 

ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

 

1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)


Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir. Bir sözcüğün tek başına söylendiğinde akla ilk gelen anlamıdır.

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır.

Temel anlam, insana en yakın anlamdır. Her hangi bir sözcüğü duyduğumuzda aklımıza gelen ilk anlamdır. Herkes tarafından aynı anlam düşünülür. Bilinen en yaygın anlamıdır.


Meselâ, “ağız, göz, dudak, kol, bacak” dendiğinde akla ilk gelen, organ adlarıdır.
Soğuktan su boruları patlamış.
Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
Biraz sonra toprak bir yola girdik.
Kanadı kırık bir martı gördüm.
Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
Dün gece erken yattım.
Sıcak çorbayı içince rahatladım.
Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
Ahmet’in burnu iyi koku alır.
Ağzında yaralar oluşmuştu.
Elini hırsla masaya vurdu.
İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

Bir sözcük tek başına kullanıldığında temel anlamını korur. Ancak cümle içinde temel anlamından uzaklaşabilir. Örnek :
"Kaçmak" sözcüğünün temel anlamı "bir yerden gizlice ve çabucak uzaklaşmaktır.
"Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam." cümlesinde temel anlamından uzaklaşmıştır.


YAN ANLAM


Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan ilave anlamlara yan anlam denir.

Sözcüklerin ilk oluşum anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü”
Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak: Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)
Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak: Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş
veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)
Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak: Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

Cümlelerinde yan anlamdadır.

 

Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb. Yakıştırmaca yoluyla sözcüklerin kazandıkları anlamlar da yan anlamlardır.


Beşiktaş (sırtlarına)ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
Gülün tomurcukları sabahleyin ( patlamış.)
Uçağın ( kanadı ) havada parçalanmış.

( Başı ) kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
Bu ( dalda ) başarılı olabileceğimi sanıyorum.
Köprünün ( ayağına ) bomba koymuşlar.
Şişeyi ( boğazına )kadar doldurdu.
Kapının( kolunu) kırınca babamdan azar işittim.
Benim ( yetiştirdiğim)öğrenciler daha başarılı.
Yokuşun( başına)kadar koştuk.

 


MECAZ ANLAM

Sözcükleri gerçek anlamları dışında kullanma sanatıdır. Ad değişimi veya ad aktarmaları da mecaz kavramı içindedir.Avrupa dillerinde metafor olarak geçer. Bu kelime Antik Yunancada taşıma (bir anlamı ötekine gönderme) demektir. Sözcük ve fikir mecazları olmak üzere ikiye ayrılır. Sözcük mecazında bir sözcük gerçek anlamı dışında, fikir mecazında ise herhangi bir fikir kendi anlamının dışında bir amaçla kullanılır.

Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlama denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin anlamı yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)

* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)

* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. ( mecaz) ince sözcüğünün kendi anlamıyla ilgisi olmayan bir anlamda kullanıldığına dikkat edin. Nitelik olarak nicel bir kavram olan davranışın kalınlığı veya inceliği söz konusu olamaz.

Anlatımı daha etkili kılmak ve söze canlılık kazandırmak amacıyla yapılır. Mecaz, söze güzellik, güçlülük, canlılık, zarafet, derinlik ve genişlik vermek için kullanılır.

Hülya tepeler, hayal ağaçlar

Durgun suda dinlenen yamaçlar

Mecaz: Anlatımı daha etkili kılmak ve söze canlılık kazandırmak amacıyla yapılır. Beyitte söze güzellik, güçlülük, canlılık, zarafet, derinlik ve genişlik vermek için  tepeler, hülya, ağaçlar hayal, yamaçlar dinlenen bir insan gibi gösterilmiştir. Görüntüler betimlenirken hayal, hülya, dinlenen yamaçlarda mecazlar başvurulmuştur. Hülya ve hayal sözcükleri kendi anlamlarının dışında kullanılmıştır. Mecaz anlam kelimeye söyleyenin yüklediği, demeye getirdiği, yakıştırdığı anlamdır. Hülya ve hayal sözcükleri tepe ve ağaçlara yakıştırılan anlamdadır. Hatta durgun suda dinlene ağaçlarda da kişileştirmeye dayalı mecaz manalar vardır. Teşbih, istiare, mecazı mürsel, hatta tevriye, kinaye, teşhis ve intak ile iham sanatları da mecaz yapma yolları ile ilgili söz sanatlarındandır

Öğretmen derse girdi ( sınıfın içine)

Yine gönlümün kayığı kırılıp kenara düştü
Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.

İnce işlere pek aklım ermiyor.
İlk damlalardan sonra rahmet saçıp birden coştu.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.


Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.


“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya ” ( açık istiare) Kuzu bebeğe benzetilmiş ve benzetme bilinçli olarak yapılmıştır.


“Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.” (kapalı istiare) Tekerlerin sesi konuşan insana bilinçli olarak benzetilmiştir.


İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal ( hilal derken bayrak kastedilmiş – parça bütün- ama benzetme amacı güdülmeden benzetilmiştir.)

Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek. ( Bereket benzetme amacı güdülmeden yağmura benzetilmiştir.)


Ayağını çıkarmadan girebilirsin. ( Ayak denip ayakkabı kastedilir, amaç benzetme değildir.)
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli’yi okur musun?

Kış ayları tezek yakar Erzurum ( Erzurum denip Erzurum insanı kastedilir.)

 

 

 

TERİM ANLAM

Terim Nedir: Genel konuşma ve yazı dili dışında kalan uzmanlık isteyen özel uğraş alanlarındaki özgül/özel kavramları ifade etmeye yarayan sınırlı anlamlara sahip bir tanımın kısaltılmış ifadesi şeklinde genel dilde kullanılan sözcüklerin anlamlarıyla karışmayan kendine özgü kuruluşu olan sözcük ya da sözcük öbeğine denir.

Terim özel uğraş alanı mensubu insanın zihnindeki o alana özgü bir kavramın kendi (ulusal/resmi) dilindeki birimsel karşılığıdır. Bu uğraş alanı bir bilim dalı, sanat ve iş kolu olabilir.
Terim, Mantıkta,kendi başına anlam taşıyan sözcüktür. Kendi başına anlam taşımayan bu , şu , ki, ise gibi ifadeler terim sayılmaz. (Vikipedi )


Yeni bulunan bir kavram, yeni bir terimle karşılanabileceği gibi, günlük hayatta kullanılan bir sözcüğe özel bir anlam verilerek de karşılanabilir. Örneğin “ağız” sözü “Adamın ağzında diş kalmamış, hala genç gibi davranıyor.” cümlesinde gerçek anlamında ve günlük kullanımıyladır. Aynı söz “İstanbul’da büyümüş; ama Karadeniz ağzıyla konuşuyor.” cümlesinde dilbilgisinde bir tanım olan “yöresel konuşmalara dilde verilen karşılık” anlamına gelerek bir terim oluşturmuş. Ya da “Irmağın ağzı toprakla dolmuştu.” cümlesinde olduğu gibi “ırmağın denize karıştığı yer” anlamında kullanılarak coğrafi bir terim olmuştur


. Kök ağaçın toprak altında kalan kısmıdır. Fakat Dilbilgişsinde kelimenin anlamlı en küçük parçası şeklinde tarifini bulan terim bir anlam da kazandırılmıştır. Gövde kelimesi gerçek anlamının dışında dilbilgisinde ek almış kelime terimi anlamındadır.

Pek çok terim ise başlı başına yep yeni bir kelime olarak türetilir. İntegral, türev, penaltı, şut, aut, nakavt, akut, kronik,

Bilinen anlamı olan kelimelerle de yeni terimler yapılabilir: dar açı, açı ortay, kare kök, geniş açılı üçgen, beşgen,ardışık sayılar, tüme varım tümden gelim....

 

 

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

 

Terimler kullanıdıkları bilim, sanat, kültür, spor vb alanlarında başka hiç bir anlama gelmeyecek şekilde kullanılırlar. Bir başka temel anlamı olan kelimlerin anlamlarından terim anlam oluşturulmuşsa dahi gerçek anlamıyla alakasız ve sadece o dalı ilgilendiren anlamındaki gibi anlaşılır. Başka hiç bir anlama gelemezler.

 

Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.
Örnek: kök, mısra, muson.
“yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.


Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.


Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.


Terimler, ilgili oldukları daldaki gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.


Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Kelimenin kökünü eklerinden ayırın

Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.

Karanın denize doğru çıkıntısına burun denir.

Deniz kulagı coğrafyada özel bir anlamı olan cografik bir terimdir.

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış