Ortaoyunu Tüm Yönleri ve Özellikleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 15 Şubat 2013 Cuma aaa Beğen

 

 

 

Orta oyunu

Orta oyunu,  meddah oyunumuz gibi sahnede canlandırılan, yazılı metne dayanmayıp irticalen ve diğer oyunlardaki geleneksel kalıplar içinde sunulan, müzik, raks ve şarkı unsurlarından da faydalanılarak canlandırılan tuluat tiyatrosu olarak da adlandırılan geleneksel tiyatro oyunudur.

Meddah ve ortaoyunu  ile Kukla ve Karagöz Tiyatromuz pek çok ortak noktalara dayanır. Bu oyunlarda, dans, müzik, şarkı, şaklabanlık ve soytarılık iç içedir. Ortaoyunu diğer geleneksel tiyatrolarımızın özelliklerinin batılı tiyatrolara uyarlanmasından ortaya çıkmış bir tiyatro türümüzdür. Ortaoyunu batılı tiyatroların tesirinde kalan Karagöz ve Meddah gibi geleneksel TİYATROlarımızın 19. yy’da batı örneği tiyatroya uyarlamak için denemeler yapılması sonucunda ortaya çıkmış bir Tuluat Tiyatrosudur. [1]  Her ne kadar batılı tiyatrolara benzetilmeye çalışılsa da Ortaoyunumuzda da Çağdaş Tiyatrolarda asla rastlanılmayan özellikler vardır.  Diğer halk tiyatrolarımızda da olduğu gibi kahramanları, tipleri, ismi, yapısal niteliği, konuları, dil, üslup, şekil özellikleri vb. yüzlerce yıldan beri aynı kalmaktadır

Ortaoyunu, Ortada oynanan oyun anlamına gelir. Ortaoyunu yuvarlak, çevresi seyircilerle dolu bir alanda oynanır. Orta oyununun, ana karakterleri olan Kavuklu ve Pişekâr gölge tiyatromuzdaki Karagöz ve Hacivat’ı temsil eder. Ortaoyunun bu nedenle Karagöz oyununun açık alanda ve canlı oyuncularla sahnede canlandırılan hali gibidir. Ortaoyununun kişileri, bölümleri, tipleri, tarzı vs Karagöz oyunuyla büyük benzerlik gösterir. Oyunun en önemli iki kişisi Kavuklu ile Pişekâr‘dır. Kavuklu, Karagöz oyunundaki Karagöz’ün Pişekâr ise Hacivat’ın karşılığıdır.

Ortaoyunu da Karagöz ve Kukla Tiyatromuz gibi, yanlış anlamalara, nüktelere ve gülünç hareketlerle oluşan komedi unsurlarına dayanır.  Tiplemeleri de Karagözdekilerle ortak nitelikler taşır.  Oyunda Osmanlı toplumunu oluşturan  etnik, meslekî,  yöresel özellikler, etnik nitelikler taşıyan  ağızlar, Arap, Acem, Kastamonulu, Kayserili, Kürt, Frenk, Laz, Yahudi, Ermeni vb. gibi unsurları temsil eden tiplemeler yer alır. Zenne Bebe Ruhi, Tuzsuz Delibekir ( Bekri Mustafa), gibi ortak tipleri de vardır.

Ortaoyununda dekordan çok giysiye önem verilir. Baş kişileri aynı zamanda oyunun düzenleyicisi olan Pişekar ile oyunun baş güldürücü tipi Kavuklu'dur. Dekor olarak bir paravan ve onun önünde alçak bir hasır iskemle (peyke) kullanılır. Paravana Yeni Dünya da denilir. Gerek oyunun başında ve içinde, gerekse bölüm geçişlerinde müzik kullanılır. [2]

Ortaoyunun oynandığı yuvarlak ya da oval alana palanga denilir. Oyunun dekoru;  yenidünya denilen bezsiz bir paravandan ve dükkân denilen iki katlı bir kafesten oluşur. Yenidünya ev olarak, dükkân da iş yeri olarak kullanılır. Dükkânda bir tezgâh, birkaç hasır iskemle bulunur. Oyuncular oyunlarını bu basit dekorların içinde doğaçlama olarak oynar.

Oynanan oyun her ne kadar doğaçlama özelliği taşımış olsa da oyuncuların oynadıkları oyunun ana hatları, konuları oyunun ve konunun bölümleri, şekli vs birbirinin benzeridir. Ortaoyununda genellikle zurna ve çifte-nâra gibi nefesli ve vurmalı sazlarla insan sesi kullanılır. Oyun kişilerinin giysileri onların özelliklerini yansıtır ve değişmeyen özellikler taşır oyunlar değişse bile sahne dekor, giysi bölümler, tipler ve karakterler hiç değişmeyen yapıdadır.

 

 

Tarihi

Ortaoyununun kaynaklanna ilişkin çeşitli görüşler vardır. Bu görüşler Ortaoyunu Venediklilerin “ Commedia dell'arte' adını verdikleri oyundan ülkemize girdiğini, Türkler, izledikleri bu oyunu "Arte oyunu" olarak anmaya başladıklarını, Yahudilerin XV. yüzyıl sonlarında İspanya'dan ve Portekiz'den bu oyunu ülkemize getirdiklerini, ileri süren görüşler de vardır. [3]Ortaoyununun kesin biçimine kavuşup bu adı almasına, ilk kez II. Mahmut’un kızı Saliha Sultan'la, Rıfat Halil Paşa’nın düğün şenliğini anlatan Saliha sur namesinde rastlanılır (S6rname-i Saliha). Bu metin 1834 tarihinde kaleme alınmıştır.” [4]

Ortaoyunu, bugünkü bilinen biçimini 19. yüzyılda almış olsa da, başlangıcı Anadolu Selçukluları dönemine kadar uzanır. Anadolu Selçukluları döneminde karşılıklı konuşmaya dayalı oyunların varlığı bilindiği gibi,Osmanlılar döneminde de çalgılı, danslı, taklitli, gülünç oyunların özellikle büyük kentlerde yaygın olduğu bilinen bir gerçektir.  Önceleri meydan oyunu, kol oyunu gibi adlarla anılan orta oyunu son biçimini aldığı 19. yüzyılda daha çok zuhuri kolu[5] (sonradan ortaya çıkan oyun) adıyla tanınmıştır.

Zuhuri, ortaoyunu ile eş anlamda kullanılan bir deyimdir. Zaten, "zuhun" meydana çıkmak, görünmek, belli olmak anlamına gelen "zuhr"dan kaynaklanır. "Kol" ise oyuncu topluluğu karşılığıdır. "Koloyunu" denince de "komedya" akla gelirdi. Koloyunu, meydan oyunu, taklit oyunu gibi deyimler, ortaoyunu karşılığı olarak kullanılmışlardır.” [6]

 

OYUN ALANI 

 

Ortaoyunu, etrafı kalabalıklarla çevrili geniş bir alana kurulmuş, bir metne bağlı kalınmadan oynanan bir oyundur. Orta oyunu bir açık alan oyunudur, mevsimine göre kapalı yerlerde de oynanmıştır. Palanga denen orta oyunu alanı daire ya da elips biçiminde olur, izleyiciler bu alanın çevresinde sıralanırdı. Oyun alanı ip gerilmiş kazıklarla belirlenir, izleyicilerin hemen önündeki bir köşede çalgı takımı yer alırdı. Orta oyununun başlıca dekoru, yenidünya denen ve evi simgeleyen iki üç kanatlı, kafesli bir paravan ile dükkânı simgeleyen iki kanatlı daha küçük bir paravan ve arkalıksız bir iskemleydi. Oyuncular sandık odası adı verilen soyunma odalarından çıkıp bir yanda bırakılan küçük bir aralıktan alana girerlerdi.

 

Orta oyununun Bölümleri

Ortaoyununun sahnelenişinde dört bölüm vardır. Bunlar öndeyiş, ortaoyunu (söyleyiş), oyun (fasıl) ve bitiriştir. Bir orta oyunu Karagöz oyunundakine benzer biçimde giriş (mukaddime), karşılıklı konuşma (muhavere), fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşur.  Alana önce çalgı eşliğinde oyunun iki ana tipinden biri olan Pişekâr girer. Pişekarın elinde şak şak denilen bir alet vardır. “ Şakşağı iki dilimli tahtadan yapılmış bir alettir. Şakşağı (pastav) adam dövmek, kapı açmak gibi durumlar için kullanır. Pişekâr oyunun sahneye koyucusu, yöneticisi ve başoyuncusu olduğu için, şakşağın oyunu yürütmek, hareketleri yönlendirmek, oyunculara işlerini bildirmek gibi işlevleri de bulunmaktadır.[7] baş çalgıcı sayılan zurnacıyla kısa bir konuşma yapar. Pişekâr bu esnada oyunun adını söyleyerek gösteriyi başlatır.  İkinci ana tip olan Kavuklu ise çalgı eşliğinde alana girer ve Pişekâr ile karşılıklı konuşmaya başlar.

Bu bölüm kendi içinde ikiye ayrılır. Kavuklu ile Pişekâr'ın birbiriyle tanış çıkmalarıyla sonuçlanan ilk bölüm arzbâr adıyla anılır.[8] Bunun ardından Kavuklu'nun, sonunda rüya olduğu ortaya çıkan bir öykü anlatır. Bu bölümden sonra Tekerleme bölümü gelir.  Sarıbas adı verilen türünde de olduğu gibi asıl oyunla ilgisi olmayan bu karşılıklı konuşma bölümü izleyicileri gösteriye ısındırmayı amaçlar. [9]

 

•      Mukaddime  (Giriş):   Oyunun ilk bölümüdür. Zurnacı, Pişekâr havası çalarken  Pişekâr  sahneye çıkar ve izleyiciyi selâmladıktan sonra zurnacıyla konuşmaya başlar. Pişekâr’ın elinde iki dilimli tahtadan yapılmış şakşak bulunur.  Bu konuşmada, oynanacak oyunun adı bildirilir. Bundan sonra zurna Kavuklu Havasını çalar, Kavuklu ile Cüce veya Kambur (kavuklunun arkasından) gelir. Bundan sonra ortaoyunu(söyleyiş) bölümü başlar.

Bu bölüm her yönden Karagöz oyunundaki söyleyiş (muhavere) bölümünü andırır. Kavuklu ile Kavuklu arkası arasında kısa bir konuşma geçer. Cüce veya Kambur,  Pişekâr’ı görüp korkar ve korkudan birbirlerinin üstüne düşer. Bazı oyunlarda zenne takımı ve Çelebi’nin daha önce çıkıp Pişekâr’la konuştukları bölümler de vardır.

 

•      Muhavere (Söyleşme):

Bu bölümde tanıdık çıkmalar, ters anlamalar, çene yarışı, Tekerlemeler gibi güldürücü öğeler bulunur.

Bu bölüm Kavuklu ile Pişekâr birbirleriyle tanıdık çıkar. Tanışma faslından sonra konuşmalar başlar.  Kavuklu ile Pişekâr’ın birbirinin sözlerini ters anlamaları neticesinde gülmece unsurları oluşur. Buna arzbâr denir.  [10] Arzbârdan sonra tekerleme başlar. Tekerlemede Kavuklu, başından geçen olağan dışı bir olayı anlatır. Pişekâr da bunu gerçekmiş gibi dinler. En sonunda Kavuklu’nun anlattığı olayın bir düş olduğu anlaşılır.

 

•      Fasıl (Oyun):

Orta oyunu fasılları genellikle iki olay dizisi içinde gerçekleşir. Dükkân dekorunda gelişen olaylarda genellikle Kavuklu işsiz kalmış ve bir iş bir iş aramaktadır.  Pişekâr’ın Kavuklu’ya bir iş bulmasıyla olaylar gelişir. Dükkâna gelip giden çeşitli müşterilerle ilgili oyunlar da vardır. İkinci olaylar dizisi yenidünya denilen ev dekorunda geçer.  Bu tip oyunlardaki olaylar Zenne takımının, Pişekâr aracılığıyla ev araması ve bir eve yerleşmesi ile ilgili oylalar şeklinde gelişir. Bu bölümde, kendi

iysileriyle ve şive taklitleriyle oyunun diğer yan tipleri de boy gösterir.

Fasıl bölümünde Kavuklu sürekli olarak alanda kalır, oyunun konusuna göre sahneye çıkan çeşitli tiplerle güldürücü konuşmalar yapar. Bu bölümde zaman zaman Pişekâr da alana gelerek ya yeni tipleri Kavuklu'yla tanıştırır ya da oyunun akışını yönlendirir. Oyundaki düğüm Karagöz’de de olduğu gibi sarhoş tipinin ortaya çıkmasıyla çözülür.

 

•      Bitiş: Oyunun son bölümüdür. Çok kısa olan bitiş bölümünde Pişekâr ile Kavuklu karşılıklı birkaç söz söyledikten sonra, Pişekâr'in oyunun son bulduğunu açıklaması, işlemiş oldukları kusurlardan ötürü özür dilemesi, gelecek oyunun adını, yerini ve zamanını açıklamasıyla oyun son bulur.

Kavuklu ve Pişekâr müzik eşliğinde alandan çıkar. Pişekâr, izleyicilerden özür dileyerek gelecek oyunun adını ve yerini bildirir. Oyunu kapatır.

 

Karakterler ve Tiplemeler

Orta oyunundaki tipler Karagöz oyununun tipleri gibidir.  Pişekâr kültürlüdür;  Tıpkı Hacivat gibi Arapça, Farsça kelimelerle konuşur. Kavuklu ise tıpkı Karagöz gibi onu yanlış anlayarak komik durumlar ve yanlış anlamaktan kaynaklanan gülmece cevaplar ortaya çıkarır.  “Pişekar'ın sırtında çevresi kürklü bir cüppe, altında çakşır, ayaklarında sarı  mest, başında dört dilimli bir serpuş bulunur. Kavuklu ise Karagöz'ün karşılığıdır. Oyunun baş komiğidir. Dilimli , kırmızı kumaştan cüppe ve çakşır ile entari giyer. Beline şal kuşak bağlar.

Ortaoyununda tipler genellikle eksen kişiler, zenneler, şive farklılığı gösteren tipler, kusurlu tipler, kabadayılar, eğlendiriciler ve olağanüstü varlıklar biçiminde sınıflandırılırlar. Bunlar kalıp tiplerdir. Oyunun konusu ne olursa olsun, kendilerine özgü tavırlarını sergilerler.”[11]

 Kadın rolünü de erkekler oynar; buna Zenne denir. Orta oyunu; Karadenizli, Rumelili, Kayserili, Ermeni, Rum, Yahudi, Sarhoş, Bekçi vb. kendi şiveleri ve kılıklarıyla zengin tip çeşitliliğine sahiptir.

Diğer tipler ise; mirasyedi, züppe ve çapkın bir tip olan Çelebi; erkeklerin oynadığı Zenne; kabadayı rollerinden Tuzsuz, Matiz, Sarhoş, Külhanbeyi ve Efe; Kavuklu Arkası olarak amlan cüce ya da kanbur; mahallenin aptalı Denyo; değişik şive taklitlerini gerçekleştiren Kastamonu'lu Hırbo, Kayseri'li Bakkal, Eğin'li Kasap, Trabzon'lu Laz, Rumeli'li Arabacı, Kürt Bekçi, Arnavut Celep, Acem Halı Tüccarı ile Arap, Yahudi, Ermeni ve Rum; eğlendiricilerden Köçek, Çengi, Kantocu, Hokkabaz, Canbaz. ile olağanüstü varlıklardan Büyücü, Cazular, Cinler vb. den oluşur.”[12]

Ortaoyunun güldürme yöntemi Karagöz'e benzer. Ortaoyunu Karagöz'den ayrı olarak canlı oyuncular tarafından sahnelenir. Eleştiri ve taşlamalara da yer verilen Ortaoyununun en önemli özelliği göstermeci tiyatro biçiminde olmasıdır. “Oyunda her şey göstermeliktir. Seyirci İzlediğinin bir oyun olduğunu bilir. Örneğin kapı açılırken "gacur gucur" diye ağızla ses çıkarılır. Ya da birkaç katlı evdeki merdivenlerin yerine Yeni Dünyadaki İskemlenin üzerine çıkılır. Oyunda gerçeğin yanılsamasını yıkmak için oyundaki eylemler kesintiye uğratılıp kısa bölümlere ayrılır. “[13]

Karagöz oyunu olan Balıkçılar, Ağalık, Aşık, Büyücü, Hoca, Çeşme, Ferhad ile Şirin, Pazarcılar, Hanım, Kanlı Nigtir, Mandıra, Meyhane, Orman, Bahçe, Kızlar Ağası, Kunduracı, Tahir ile Zühre gibi fasıllar bilinen ortaoyunlarımızdan bazılarıdır.

 




KAYNAKÇA
  • [1] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/280-halk_tiyatrolarinin_turleri_konulari_tarihcesi__ve_%C3%B6zellikleri.html
  • [2] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/280-halk_tiyatrolarinin_turleri_konulari_tarihcesi__ve_%C3%B6zellikleri.html
  • [3] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [4] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orta_oyunu
  • [6] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [7] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orta_oyunu
  • [9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orta_oyunu
  • [10] http://www.edebiyatogretmeni.net/orta_oyunu.htm
  • [11] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [12] Tahsin KONUR, “ORTAOYUNU” http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/1190/13747.pdf
  • [13] http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/280-halk_tiyatrolarinin_turleri_konulari_tarihcesi__ve_%C3%B6zellikleri.html

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...