ŞAHMERAN EFSANESİ- YILAN KALESİ CEYHAN

Ekleyen : ESA , 10 Mart 2019 Pazar aaa Beğen
 
ŞAHMERAN EFSANESİ- YILAN KALESİ CEYHAN
 
Adana-Ceyhan arasında bulunan Yılan Kale’si hakkında birkaç efsane vardır. Bu efsanelerin birisi Ceyhan’daki Yılan kalesi, Anavarza, Kozan Kalesi,Misis Kalesi, Toprakkale ve Dumlu Kalesi’nin bir birleri ile Ateş yakarak haberleştikleri, geceleri bu kalelerde yakılan meşalelerin diğer kaleler tarafından görülebildiğine dairdir.
 
Yılan Kalesi ise "Şahmaran Efsanesi"ne karışmış,  adını da bu nedenle almış bir kaledir.
 
EFSANE 1
 
Yılankale’de çok yılan yaşar bu yılanlar ise hep sütle beslenirmiş.  Misisliler arasında ise çok eski bir inanç varmış. Bu inanca göre Misisliler, Yılan kalesindeki yılanların bir gün sütsüz kalacaklarına ve kaleden çıkıp kendilerini sokarak, öldüreceklerine inanırlarmış
 
EFSANE 2
 
Diğer bir efsane ise bazı yönleri ile Abdi’nin yazmış olduğu Şahmaran ile Camasb efsanesini andırır  ( Bkz Camasbanameler Ve Abdi’nin Camasbanmesi Ile Şahmaran )
 
Çevrede yaşayan beylerden biri çaresiz bir derde tutulmuş ve yapılan ilaçlar hiç fayda etmez olmuş. Bir doktor, beyi iyi edecek olan şeyin "yılanların padişahı" Şahmaran’ın gözleri olduğunu söylemiş. Ama kimse Şahmaran’ı bulamamış.
 
EFSANE 3
 
Yılanların padişahı Şahmeran, bir zaman insanoğullarından birine büyük bir iyilikte bulunarak, onu yılanların sokup öldürmesinden kurtarmış. Şahmeran’ın saklandığı yeri bilen de sadece o kimseymiş. Bu insanoğlu, beyin vereceği ödülü kazanmak için Şahmeran’ı yakalamaya karar vermiş. Bu arada Şahmeran çok güzel bir kıza âşık olmuş. Bu kızı daha iyi görebilmek için kızın gittiği hamamın tepesine çıkmış ve oradan kayıp hamamın ortasına düşmüş. İşte onu takip eden ve onu bilen insanoğlu Şahmeran’ı bu hamamda öldürüp, gözlerini götürmüş. Efsane bu ya; Şahmeran’ın gözleri yiyen bey de iyi olmuş.”
 
 
Yılan Kalesi ile ilgili yukarıda yazılan Efsane 1 ve 2  Abdi’nin Camasbanmesi Ile Şahmaran efsanesinden çok derin izler taşır.
 
 Abdi’nin Camasbanmesi Ile Şahmaran özeti ise şu şekildedir :  “Câmasb yedi yaşına girince annesi onu mektebe gönderir; fakat Câmasb bir harf bile öğrenemez ve herhangi bir sanatta da başarı sağlayamaz. Bunun üzerine dağdan odun getirip satmaya başlar. Bir gün arkadaşlarıyla çıktıkları dağda yağmur dolayısıyla bir mağaraya sığınırlar ve burada bal dolu bir kuyu bulurlar. Kuyuya inen Câmasb’a arkadaşları ihanet ederek balı alırlar ve onu kuyu dibinde bırakıp giderler. Kuyuda açtığı bir delikten yerin altına giren Câmasb bir sarayla karşılaşır. Burası yılanlar ülkesidir. Ancak yılanların şahı Şahmaran kendisine iyi muamele eder ve ikramda bulunur. Câmasb başından geçenleri anlatır, Şahmaran da ona Bulkıya hikâyesini nakleder. Daha sonra Câmasb Şahmaran’dan kendisini yurduna göndermesini rica eder. Şahmaran, gördüklerinden hiç kimseye bahsetmemesi şartıyla onu bal kuyusundan dışarı çıkarır. Bu sırada ülkenin hükümdarı olan Keyhusrev çok hastadır. Hastalığına Şahmaran’ın etinden başka hiçbir şeyin çare olamayacağını öğrenen hükümdar Câmasb’dan Şahmaran’ın yerini söylemesini ister. O da öldürüleceği korkusu ile sırrını açıklar. Şahmaran tılsımla yakalanıp öldürülür ve etinden yapılan ilâçla hükümdar kurtulur. Bu arada Câmasb Şahmaran’dan öğrendiği ve babasının kendisine bıraktığı kitaptan edindiği bilgilerle bütün dünyanın sırlarına vâkıf büyük bir hakîm olur[1]
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...