Aşık Ferrahi Hayatı Edebi Kişiliği




FERRAHİ 

 

(  Doğumu 1934 - ölümü 22 Nisan 1969),ADANA  Ceyhanlı Halk Ozanı Ferrahi'nin asıl adı Mehmet Ali Ergat’tır. Babası Mustafa Ergat, 1914–1918 yılları arasında Siirt ili Eruh ilçesi Kiver günümüzdeki ismiyle Çetinkol köyünden göç ederek Adana'nın Ceyhan ilçesi Kurtkulağı köyüne yerleşmiştir.

Babası Mustafa Ergat, Kurtkulağı köyünde ikamet ederken Ceyhan'daki zengin bir ağanın dostluğunu kazanmayı başarmış ve onun sayesinde  Ceyhan'da mahalle bekçiliği görevine getirilmiştir. Yine bu ağanın ara buluculuğu sayesinde Ceyhan'ın Kıvrıklı köyünden Emine adlı bir kızla evlenmiş,  Ferrahi de işte bu evlilikten dünyaya gelmiştir.

Ölümünden sonra Kıvrıklı köyünde Ferrahi'nin anısına şenlikler düzenlenmesinin sebebi de annesinin Kıvrıklı köyünden olması ve hayatının önemli bir bölümünü bu köyde ve dayısının yanında geçirmiş olmasındandır. Mustafa Ergat ve Emine'nin evliliğinden doğan Ferrahi 1934’ yılında dünyaya gelmiştir. 

Babası Mustafa Ergat, aynı ağanın destekleri sayesinde Ceyhan'ın tütün kolcusu olmuş ünü çevreye yayılmaya başlamıştır. Babası, Kolculuk görevi esnasında büyük yardımlarını gördüğü Ceyhanlı ağa'nın aleyhine tütün kaçakçılığı ile ilgili bir ihbarda bulunması neticesinde Ceyhanlı Ağa'nın adamları tarafından yediği feci  bir dayak sonucu aklını oynatır. Ceyhan'ı terk eden Ferrahi'nin babası  Ceyhan'a bir daha  dönmez. [1]

Babasının ortadan kaybolmasından çok kısa bir süre sonra annesini de kaybeden Mehmet Ali ve kız kardeşini, dayısı Osman Metin himayesine alarak sahip çıkmaya başlar.

Bir ara dayısının yanından ayrılarak( Âşık Ferrahi) Mehmet Ali bir köylüye besleme olarak verilir ve çobanlık yapar. Köyün sığırlarını güderek, traktör sürerek ekmeğini kazanmaya çalışır. [2]

Çobanlık yapıp köylülerin işlerini görürken boş kaldığı vakitlerde kendi kendine okumayı ve yazmayı öğrenmeyi başarmış, ünlü Ozanlarının ŞİİRlerini okumaya başlamıştır. Söylencelere göre on iki yaşında rüyasında bade içmiş;  ırgatlık, çobanlık yaparken kullandığı değneği saz gibi kullanarak şiirler yazmaya başlamıştır. Bu açıdan Ferrahi'yi " Badeli Halk Ozanları kategorisinde bir Âşığımız olarak değerlendirmemiz gerekir.

Âşık Ferrahi mahlasını da bu rüya sonucu kullanmaya başladığı söylenmektedir. Bade içtiğinde Emine adlı bir kıza âşık  olduğu söylenmektedir. Daha sonra evlendiğinde doğan kızının adını da bu yüzden "Emine " koyacak ve onunla birlikte girdiği yarışmalarda Ferrahi çalacak, kızı Emine söyleyecek ve birincilikler alacaklardır.

Ferrahi'nin 12 yaşındayken bade içme sonrasında söylemeye başladığı İlk şiirlerini ''Mahsun Çocuk'' adını verdiği bir defterde topladığı söylenmektedir. Fakat ne yazık ki, bu defter günümüze kadar ulaşamaz. [3]

Âşık Ferrahi, 1954 yılında İstanbul, Ayazağa ve Zeytinburnu Süvari Bölüğünde askerliğe başlamıştır. Ancak askerliği sırasında tüberküloz hastalığına yakalanır. Hava değişimi için köyüne gönderilir. Fakat iyileşmediğinden dolayı askerlik görevine bir daha geri dönemez. Üstelik bu hastalık gırtlağını da zedeleyecek, sesinin de kesilmesine sebep olacaktır.

Verem hastalığına  yakalanması Ferrahi'nin hayatını alt üst etmiş, dayısı, çocuklarını bu bulaşıcı hastalıktan korumak için, Ferrahi'yi evinden uzaklaştırmıştır.( Halil Atılgan, turkuler. com/ozan/ asikferrahi) Ferrahi köyünü de terk ederek, Ceyhan'a yerleşir. Bir müddet Ceyhan'da bir çiftlikte çalışmaya ve Şiirler yazmaya başlar. Bir ortamda tanışmış olduğu Kayserili Ömer Usta,  ondaki beceriyi görünce ona bir saz hediye etmiştir. Ferrahi, bu yadigar ettiği sazı ile Ceyhan'daki Şevket Eser'in saz evinde ''Gam yapmasını'' ve düzgün olarak saz çalmayı öğrenmiştir.

Ferrahi, ''Âşıklar Meydanı'' şölen ve törenlere çıkmaya başlayınca şöhreti de yayılmaya başlar. Bu esnalarda yanında çalıştığı çiftlik ağasının kızı " Emine'ye " âşık olur. Fakat ağa, kızını Ferrahi'ye vermeyecektir. [4]  Bu nedenle de sevdiği kız ile evlenmez. Bunun üzerine Adana'nın Kürkçüler köyünde tanıştığı akrabadan bir kıza gönül vererek 1959'da o kız ile evlenir. Bu evlilik sonrasında  sırasıyla biri kız, ikisi erkek üç çocuğu olur. Kızına anasının adını (Emine), ikinci çocuğuna babasının adını (Mustafa), son çocuğuna ise, Konya Aşıklar Bayramında tanıştığı Fevzi Halıcı'nın isteği üzerine, Mevlana 'nın Türbesi yakınında mezarı bulunan Konya'lı şair Şem'in (Halil Atılgan, agy) adını verir. Ferrahi'nin hem annesinin hem uğruna bade içtiği sevgilisinin hem de kızının adının "Emine " olması hayli düşündürücüdür. Annesi Emine'yi babasının delirip ortadan kaybolmasının hemen ardından- daha yedi sekiz yaşlarında- kaybeden Ferrahi'nin annesinin adını; hem hayali sevgilisinin, hem sevip de alamadığı kızın, hem de kızının adı olarak yaşatması ilgi çekici bir durumdur. Bu nedenle Ferrahi'nin yaşantısında "Emine" adının çok önemli bir yeri olacaktır.

1960–1961 yıllan arasında dayısından kalan 35 dönümlük tarlasını satarak Kıvrıklı köyünden Adana'ya göçerek Sinanpaşa Mahallesi Kışla Caddesinde bir saz evi açar. Burada saz dersleri vermeye bir yandan da plak satarak geçimini sağlamaya başlar. Bu sıralarda hayattaki en önemli varlığı olan sesini de yitirmiştir. Bu vakitten sonra Ferrahi'nin kızı Emine’yi erken yaşta okuryazar yetiştirterek ona Türkü okumayı öğretmeye başlar. Emine, Ferrahi’nin sesi olmaya başlamış, Ferrahi çalıp Emine söylemektedir.. Emine sadece babasının değil dağarcığında olan yaklaşık 150 Türküyü de söylemeye başlayacaktır.[5] Kızı Emine ile Ferrahi artık ayrılmaz bir ikilidir. Böylece bu ikili radyodan radyoya, programdan programa birlikte gider gelir olmuşlardır.

Çalışmaları Adana Radyosu İzmir ve İstanbul Radyolarında programlarına konu olmaya, Türküleri bu radyolarda söylenmeye başlamıştır. Üstelik  bu radyolarda programlar da yapmaya başlamıştır. Yaptığı programlarda okuduğu ''Ela gözlü nazlı yari'', ''Ah neyleyim gönül senin elinden'' ve ''Hasta gönlüm divanedir durmuyor'' adlı türküleri oldukça popüler olur.  

1967 yılında II. Konya Âşıklar Bayramı'nda kendisinin çalıp kızı Emine Ergat'ın okuduğu “ Ela gözlü nazlı yâri “ türküsüyle, türkü dalında birinci olur.  1968'de ise yine kızıyla beraber türkü dalında Köroğlu,  birincilik ödülünü almıştır. Bu birincilikleri onun şöhretini daha da arttırmıştır. Fakat Ferrahi'nin bu buruk mutluluğu 1969 senesinin 22 Nisan'ında son bulacaktır.

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Ferrahi’nin 1955 li yıllara kadar yazdığı şiirlerini not ettiği defteri olan " Mahsun Çocuk " adlı şiir defterinin kaybolmuş olması, hem kendisi, hem de halk edebiyatımız açısından önemli bir kayıptır. Ferrahi'nin yaşamı zaten kaybolmuş bir yaşamdır. "Uğrak yeri " olarak gördüğü hayatındaki kayıplar Ferrahi'nin çok erken yaşta ölümü kadar hüzün vericidir. Daha yedi yaşındayken anne ve babasını kaybetmiş, onun yanında besleme, çoban, ırgat olarak çalışmış, verem hastalığına askerdeyken yakalanmış, bu yüzden dayısının yanından da uzaklaşmak zorunda kalmış, otuz yaşında sesini, daha 35 yaşındayken de yaşamını yitirmiştir. Bu hazin hayatın öyküsü şiirlerine de yansır.

Neler geldi girdi benim düşüme
Felek bu dertleri taktı peşime
Bir yazı yazın ki mezar taşıma
Ferrahi dünyada gülmemiş deyin

Okumayı kendi kendine öğrenmiş olmasına belli bir eğitimi ve felsefi birikimi olmamış olmasına rağmen bazı dizelerinde ilgi çekici bir tefekkür zenginliği bulunur. Acılar ve kayıplarla dolu bir yaşam onu hayat hakkında derinlemesine düşüncelere sevk ettiğini gösterir.

Ferrahi bir uğrak verdik dünyaya
Bazı atlı gezdik bazı da yaya
Elveda etmeye helallaşmaya
Sabah sabah hoş geldiniz haneme

Dünyayı bir " uğrak yeri " olarak görmesi, bu hayata gelmeden önce başka bir yaşam formunda yaşandığı ( ruh göçü, tenasüh veya hulûl ) düşüncesi içinde olduğunu sezdirtmektedir.

Hayatındaki acılar, çektiği verem hastalığı, daha otuz yaşındayken kısılan sesi, bedenindeki ve ruhundaki derin yaralar kaçınılmaz olarak şiirlere de akseder.

Der Ferrahi takat kalmadı bende
Her türlü yareler açıldı tende
Yarab bu derdimin dermanı sende
Bu derdime çare çare Allah'ım
.............

Der Ferrahi kime diyem halimi 
Konuşurken sakat ettin dilimi
Yara açtın göğsüme büktün belimi
Vücudumu delik delik eyledin

Şiirlerinde oldukça ibretlik ve çileli yaşamından edindiği tecrübeler nasihat olup dökülür. 

Münafık kişinin peşine gitme 
Zikriyle dünyada günaha batma
Aldanıp şeytana kov gıybet etme
Kötülüğü baştan at dedim gönül [6]

Ferrahi'nin belli bir eğitim almadığı halde allah vergisi bir yeteneğe sahip olduğunu düşündürten pek çok özelliği vardır. onu yetiştiren belli bir ustasının da olmadığı halde dağda bayırda okumayı kendi kendine söküp, aşık şiiri kurallarını, kafiye , redif,  ölçü ve söyleyiş üstünlüğünü kazanması oldukça şaşırtıcıdır. Şiirlerinde teknik kusurlara rastlanılmayan Ferrahi'nin bütün bunları kendi kendine sezinlemesi ve kusursuz olarak uygulaması oldukça düşündürücüdür.

Elimizde olan şiirleri hemen hiç bir usta ozanın etkisinde kalmadan ve tamamen kendine özgü bir söyleyiş stili geliştirmiş olduğunu göstermektedir. Şiirlerindeki deyiş, düşünüş, söyleyiş, ritim, kafiye ve eda tamamıyla kendisine has bir nitelik göstermektedir. Kafiye ve redifleri de özgün olan şairin, şiirlerinde kendine has bir konu ve tema dünyası vardır. Bu denli özgünlüğüne rağmen bazı şiirlerinde Karacaoğlan’ın edasına, Karacaoğlan'ın kelime seçimlerine ve tercihlerine özendiği de söylenebilir.

Ferrahi'nin çok genç yaşta ölmesinin Âşık Edebiyatımız açısından çok önemli bir kayıp olduğu ortadadır. Erken yaşta ölümüne rağmen, bu gün bile pek çok türküsü dillerden düşmeyen bir Halk Ozanımızdır.

Ferrahi'nin ölümünden sonra adının yaşatılması için Kıvrıklı köyünden Miktad (Mitat) TURAN'ın da katkılarıyla 1989 yılında Âşık Ferrahi şenlikleri düzenlenmeye başlanmıştır. 1989 yılından beri her yıl Âşık Ferrahi’ yi anma şenlikleri yapılmaktadır.

Yaşamı ve şiirleri üzerine 1961–1997 yılları arasında çeşitli araştırmacılar tarafından,” Ceyhanlı Halk Şairi Ferrahi’nin Seçme Şiirleri,” “Ceyhanlı Âşık Ferrahi’nin Öğütleri ve Milli Şiirleri”, “Dost Gülleri-Âşık Ferrahi’den Deyişler”  adlı kitaplar basılmıştır.  Ölümünden sonra ise “Âşık Ferrahi, Şiir ve Türkülerinden Bir Demet” ve “Ceyhanlı Âşık Ferrahi” adlı kitaplar yayımlanmıştır.

 FAYDALANILAN ESERLER


[1] Halil Atılgan, https://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi

[2] Halil Atılgan, https://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi

[3] Halil Atılgan, https://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi

[4] Ahmet Günday, Bağlama Metodu Notaları ile Halk Türküleri ve Türkü Hikayeleri, Nisan 1977

[5] Ahmet Günday, Bağlama Metodu Notaları ile Halk Türküleri ve Türkü Hikayeleri, Nisan 1977

[6] Prof. Dr. Erman Artun,Günümüz Adana Âşıklık Geleneğinde Nasihat,turkoloji.cu. edu. tr/CUKUROVA/makaleler/15.php

 
 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız Sitemize üye olarak ve  bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış