Bayburtlu Zihni Hayatı ve Şairliği


 

Bayburtlu Zihni 

 

Bayburtlu Zihni (1795-1859), hem Divan hem de  aşık şiiri  türündeki yapıtlarıyla tanınmış 19 yüzyıl halk ozanlarındandır. Esasında doğum tarihi hakkında belirgin bir belge ile çok kesin bir tarih yoktur. Fakat  şiirlerinden çıkarılan sonuçlara göre 1798-1799 [1]yıllarında doğmuş olabileceği anlaşılmaktadır. Bu bilgi kaynaklara şu şekilde geçmektedir. “Bayburtlu Zihnî, Hacı Osman isminde birinin oğludur. 1797 yılında Bayburt’ta doğmuştur (Sakaoğlu 1988: 1; Sakaoğlu-Alptekin 1990: 10).”[2]

Asıl adı Mehmet Emin olan Zihni, ilköğrenimini doğduğu Bayburt'ta tamamladıktan sonra Erzurum ve Trabzon medreselerinde okumuştur. Asıl eğitimini Trabzon ve Erzurum gibi nispeten küçük yerlerde yapan Zihni’nin buna rağmen iyi bir eğitim aldığı bilinmektedir.  “İyi bir tahsil elde ettiği ve muhtelif kültür merkezlerinde bulunarak oralarda tanıdığı ilim ve sanat adamlarıyla tanışarak bilgi ve tecrübesini artırdığı anlaşılıyor.[3]  20 yaşlarında iken 1815’te[4] İstanbul 'a giden Zihni, 1816-17 yıllarında Mustafa Reşit Paşa ile yakınlık kurup, bazı devlet büyüklerine sunduğu kasideler sayesinde Divan-ı Hümayun kalemine girmeyi başarmış olur.

Bayburtlu Zihni,  bu şekilde on yıl kadar çeşitli yerlerde kâtiplik yapmıştır.  Yaşamının bu evresinde divan edebiyatı nazım türlerinde yazdığı şiirler ve kasidelerle tanınır.  İstanbul’dan on yıl kaldıktan sonra 1826’da yeniden Bayburt’a döner. Fakat  Bayburt'u 1828'de Rusların işgal etmesi üzerine, Erzurum’a gitmiştir. Rus İşgalinin sonuna kadar önce Moralı Derviş Paşa, daha sonra Erzurum valileri Rauf, Galip, Eğinli Paşaların kâtipliğini yapmıştır.[5]

Bu defa da yeniden İstanbul’a giderek Çanakkale muhafızı Vasıf Paşa’nın mektupçu olmuştur.  Ama bir müddet sonra yeniden Akdağ’da ve Erzurum’da görevlendirilmiş olur. Bayburtlu Zihni kısa bir süre memurluk yaptığı Erzurum'dan,  Tanzimat 'ın ilanını izleyen günlerde yeniden İstanbul'a gitmiştir.  Hacdan geldiği yılın akabinde tahta çıkan Sultan Abdülmecid’i bir cülûsiye ile tebrik etmiş,  İstanbul’da Sultan Abdülmecid’e bir cülûsiyye kasidesi takdim etmiştir.[6]  Ertesi yıl 1839 da yazmış olduğu divanı Babıâli’ye takdim eder.  [7] Tüm bu girişimleri sonrasında devletten  “hocalık” rütbesini almayı başarmıştır.

Donanma komutanlarından Reşid Paşa'nın Divan Kâtipliği görevini üstlenerek katıldığı Akkâ Savaşı'nda çekilen sıkıntı ve acıları yakından görmüş, 1840 yılında Mısır’a da uğramıştır. Akka Savaşından döndükten sonra bu defa da Kudüs Valisi Haydar Paşa’nın kâtipliğini üstlenir. Fakat her nedense üç ay sonra bu görevinden de ayrılıp Mısır’a gider. Mısır’a ikinci gidişinden sonra orada dört yıl kalır.[8]  1848'den sonra Anadolu'nun çeşitli yerlerinde memurluklarda bulundu. 1847’de Hopa müdürlüğüne, oradan Karaağaç müdürlüğüne ve sonra da Of mal müdürlüğüne atanmıştır. 1851’de Erzurum’a gelen şair, bir yıl kadar Erzincan’da bir görev yaptıktan sonra Bayburt’a gelir.[9] 1855’de tekrar Trabzon’da göreve atanan Zihnî, bu sıralarda yeniden hastalanır.[10] Bayburt’tan ayrıldıktan dört yıl sonra kendini biraz iyi hissedince memleketi Bayburt’ dönmek üzere yola çıkar. Fakat Bayburt'a giderken Trabzon yakınlarındaki Olasa (bugün Bahçeyaka) köyünde vefat eder.[11] Bayburtlu Zihni ilk önce bu köye defnedilmiş fakat daha sonra mezarı Zihnî'nin mezarı, Olasa'daki mezarından alınarak Bayburt'taki İmaret Tepesi'nde hazırlanan mezara taşınmıştır.

BAYBURTLU ZİHNİ'NİN EDEBİ KİŞİLİĞİ 

Bayburtlu Zihni’nin aruzla yazdığı şiirleri bir divan teşkil edebilecek kadar çoktur. Buna rağmen daha az sayıda olan ve hece vezniyle kaleme aldığı şiirleri sayesinde şöhret bulmuş ve daha çok önemli saz şairlerinden biri olarak tanınmıştır.

Hem hece , hem de  aruz ölçüsüyle şiirler yazan Bayburtlu Zihni, gördüğü medrese eğitiminin etkisiyle Divan Şairi olmaya özendiyse de bu alanda pek başarılı olamamıştır. Divan şair olmayı daha çok istemiş, daha çok divan şiiri tarzında yazmış ama İstanbul’da dahi heceli şiirleri ve özellikle “ Vardım ki yurdundan ayak götürmüş “ adlı şiir ile şöhret bulmuştur. “Vardım ki yurdundan, ayak götürmüş, mısraıyla başlayan”  Şehnâz Divan bestesi, Zihnî’ye İstanbul’un edebî çevrelerinde de büyük bir şöhret kazandırmıştır”[12]

 Aruz ölçüsüyle yazdığı şiirler ölümünden sonra oğlu tarafından Divan-ı Zihni (1876) adıyla yayımlanmıştır. “Osmanlı Edebîyatı’nın büyük üstatlarını çok iyi bilen ve onların şiirlerine nazireler yazma cesaretini gösteren Zihnî, tıpkı klasik şairler gibi divan tanzim etmiştir”[13]

Ama asıl ününü HECE ile yazdığı koşma ve destanlarla elde etti. Özellikle, 1828 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Bayburt'un gördüğü zararları duygusal bir dille anlattığı koşma biçimindeki ağıtı ile büyük ün kazandı. "Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş/Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı" dizeleriyle başlayan bu şiir sonradan iki ayrı kişi tarafından bestelenmiştir.

 

ESERLERİ

DİVANI

1839 da tamamlamış ve  Babıali’ye takdim etmiştir. 1854 yılında yeniden gözden geçirmiş, oğlu Ahmet Revayi tarafından H. 1293 İstanbul’da [14]yayımlanmıştır.

Akkâ Savaşı'nı konu aldığı "Akkâ Destanı", Bayburt'un yerli halkından ilginç kişileri yergi yoluyla anlatan "Otlakçı Destanı", "Eşek Destanı" ve "Ocak Destanı " bilinen dokuz Destanı içinde en tanınmış olanlardır. 

Sergüzeştnâme"

Bayburtlu Zihni'nin, başından geçen çeşitli serüvenleri anlattığı şiirler, yergi ve Destanları içeren "Sergüzeştnâme" adlı bir yapıtı vardır. Bu eserinin 1854 yılından sonrayazıldığı tahmin edilmektedir. [15] Şairin yaşamıyla ilgili bilgiler vermesi ve sanatının değişik yönlerini göstermesi bakımından önemli olan bu yapıt basılmamıştır.

Hikâye-i Garibe"

Zihni'nin "Hikâye-i Garibe" adlı düzyazı ağırlıklı, basılmamış bir yapıtı daha bulunmaktadır. Bayburt'un ileri gelen ailelerinden birinin oğlu olan Abdullah Bey adlı bir gencin acılarla dolu 18 yıllık serüvenini konu edinen bu yapıtta, Zihni çağına göre ilginç bir çalışma ortaya koymuştur.

Zihni'nin yaşamı ve sanatı 1928'de Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve 1988'de Saim Sakaoğlu tarafından hazırlanan Bayburtlu Zihni adlı iki ayrı kitapta ele alınmıştır.

Bayburtlu Zihni Tüm  Şiirleri İÇİN TIKLAYINIZ

Şiirleri

 

Önemli Halk Ozanlarımız ( İlgilendiğiniz isme tıklayınız )

Kayıkçı Kul Mustafa ,  Katib , Erzurumlu Emrah ,  Erzurumlu Aşık Sümmani  ,  Divriğili Deli Derviş Feryadi ,  Aşık Yemini Derviş Muhammet ( Malatya- Arguvan) ,  Aşık Ferrahi ,  Kağızmanlı Hıfzı  ,  Musa Merdanoğlu  ,  Posoflu Aşık Müdami ,  Deliktaşlı Ruhsati , Âşık Zülali,  Âşık Şenlik,  Ercişli Emrah  ,  Âşık Ardanuçlu Efkari, Şarkışlalı Âşık  Şarkışlalı Talibi Çoşkun ,  Kaygusuz Abdal  ,  Kul Himmet Üstadım , Arapgirli Aşık Fehmi Gür

KAYNAKÇA 

  • [1] PROF. DR. DİLAVER DÜZGÜN, ZİHNNÎ, Bayburtlu, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/zihnni-bayburtlu
  • [2] Doç. Dr. Turgut KARABEY”BAYBURTLU ZİHNÎ’NİN (1797–1859) MEŞHUR BİR KOŞMASINA TAHLİLİ BİR BAKIŞ” turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/t
  • [3] Doç. Dr. Turgut KARABEY, agy
  • [4] Doç. Dr. Turgut KARABEY, agy
  • [5] Abdullah Uçman, Bayburtlu Zihni, TDV İsl. Ansk.,  C. 5,  İst. 1992, shf, 229-230
  • [6] Doç. Dr. Turgut KARABEY, agy
  • [7] Sakaoğlu, Saim (1988). Bayburtlu Zihni. Ankara: KTB Yay., 98.
  • [8] PROF. DR. DİLAVER DÜZGÜN, ZİHNNÎ, Bayburtlu, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/zihnni-bayburtlu
  • [9] Fındıkoğlu, Ziyaeddin Fahri (1950). Bayburtlu Zihni. İstanbul: Bayburt Kültür ve Yardım Cemiyeti Yay.
  • [10] Sakaoğlu, Saim-Ali Berat Alptekin (hzl.) (1990). Bayburtlu Zihnî Bibliyografyası. Ankara: KB Yay
  • [11] PROF. DR. DİLAVER DÜZGÜN, ZİHNNÎ, Bayburtlu, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/zihnni-bayburtlu
  • [12] Sakaoğlu, Saim - Ali Berat Alptekin (1990), Bayburtlu Zihnî Bibliyografyası, Ankara.
  • [13] Köprülü, M. Fuad (2004), Saz Şâirleri I-V, 3. Bs, Ankara
  • [14] Doç. Dr. Turgut KARABEY, agy
  • [15] Abdullah Uçman, Bayburtlu Zihni, TDV İsl. Ansk.,  C. 5,  İst. 1992, shf, 229-230
  •  

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız Sitemize üye olarak ve  bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 



Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış