Divriğili Deli Derviş Feryadi Hayatı ve Şairliği


 DELİ DERVİŞ FERYADİ 

Bilinenlere göre  ailesi, Sivas, Divriği'nin Ganut Köyünde çiftçilik yaparken Sivas, Zara’nın Zoğallı Köyü'nde arazi alıp oraya yerleşmişti. Babası Yusuf, bu köye taşınınca Feryâdi 1824 yılında Sivas ’a bağlı Zara ilçesinin Zoğallı köyünde dünyaya geldi. Deli Derviş Feryadi Alevi- Bektaşi geleneğine bağlı bir şairdir. Zoğallı köyü Koçgiri aşiretine bağlı bir köy olarak bilinir. [1]

Deli Derviş Feryadi'nin asıl adı Mehmet’tir. Şiirlerinde önce Kul Yusuf, daha sonra Feryâdi mahlaslarını kullanmıştır. Yöresinde Kul Yusuf, Deli Derviş, Dolu Derviş, Derviş Ağa olarak da biline gelmiştir. [2]Bu yüzden şiirleri 16. Yüzyılda yaşayan Kul Yusuf’ la ve Ulaş'ın Baharözü Köyü'nde doğan Feryâdi ile veya diğer Feryadilerle sık sık  karıştırılmaktadır. Deli derviş  mahlasının verilmesine dair söylencelerden bazıları  saz çalarken deli gibi hareketler yaparak kendinden geçmesi nedeniyle  ona Deli derviş dendiğine dairdir. Delirmiş gibi hareketler yaparak saz çalmış olması sebebiyle dervişlere benzetilmiş olduğu sanılmaktadır. 

Diğer bir iddia ise  Feryâdi'ye deli derviş denmesindeki diğer sebep aslında Doluderviş olarak lakaplandığı daha sonra Dolu sözcüğünün Deli sözcüğüne dönüştüğü şeklindedir .Yani Kimilerine göre  Feryâdi "Deli Derviş" değil, “Dolu Derviş” tir. Dolu manası hem  erişmiş, ergin, hem de BADE   anlamına gelecek şekilde verilmiş olmalıdır. 

          Feryâdi'nin çocukluğu ve gençlik yıllarıyla ilgili çok fazla bilgi yoktur. Bağlama çalmayı kimden ya da kimlerden öğrendiği, mahlâsını nasıl aldığına dair pek çok soru  cevapsız kalmaktadır. Fakat Eflatun Cem Güney’e göre ustası  Deliktaşlı Ruhsati ’dir. Fakat  Deliktaşlı Ruhsati  ile Feryadi’nin farklı mezheplerden olması dolayısı ile bu tahmin pek doğru gözükmemektedir.

Deli Derviş Feryadi’yi bizar gören Zara'nın Zoğallı köyünde 86 yaşındaki Ahmet Dede, Feryadi'yi şöyle anlatmıştır. “ : Küçüktüm, zor hatırlıyorum. Ne hikmetse peşinden hiç ayrılmazdım. Elindeki deyneğini baston gibi kullanıp dayana dayana gezer dururdu. Uzun boylu, ince yapılı ve akıllı idi. Köylüler ona Derviş Ağa derlerdi. Adı Derviş falan değildi. Belki çok gezdiği için demişlerdi. Kendisi Sarı Saltıklı'lardandı. Dede idi. Divriği'den Kars'a kadar müritleri vardı.” [3]

Halk şiirimizde Feryadi mahlaslı çok sayıda şair vardır. Fakat sözünü ettiğimiz Feryadi Sivas Kangal yöresinde bir Âşıklık kolu meydana getiren ve diğer Feryadilerden çok daha ünlü bir Halk Ozanıdır. Ondan sonra  pek çok şairin Feryadi mahlasını almış olmasında bu ününün etkisi  mutlaka olmalıdır. 

          Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını çiftçilik yapan babasına yardım ederek geçirdiği tahmin edilen Feryâdi'nin 24 yaşından sonra gezgin  bir âşık olarak ortaya çıktığı pir elinden bade içtiğini iddia ederek badeli ozanlar kervanına katıldığı anlaşılmaktadır. ( bkz Bade ve Bade içmek ( Divan ve Halk Şiirinde )  Sivas yöresinde  gelmiş geçmiş en iyi bağlama çalan ozan olduğuna dair yayılan söylenceler onun oldukça önemli bir saz ustası olduğunun ve saz çalmayı çok iyi bilen bir âşık olarak nam saldığının açık bir kanıtıdır. Bu iddialara dayanarak çok iyi bir saz eğitimi aldığı ve saz çalmada mahir ve yetenekli olduğunu kabul etmek zorundayız.

          Bağlamasına ad veren en der ozanlardan biri olan Deli Derviş Feyadi sazına  "Şah Turna" adını vermiş olduğuna göre sazının özel yapım bir saz olduğuna veya sazının bir özelliğinin bulunduğuna, hükmetmemizi gerekiyor.  Söylencelere göre saz çalarken cezbeye tutulmuş gibi kendinden geçerek saz çalan bir ozandır. " Bir gün saz çalarken sinirlenip kuvvetlice vurduğu, bütün tellerini kırdığı; bir başka gün sazının perdelerini keserek perdesiz çaldığı anlatılır.[4]

          Feryâdi’nin bağlama düzenindeki ustalığı yörede kendinden sonra saz çalanları da etkilemiş, bağlamayı onun çaldığı gibi çalmak istemişlerdir. Bağlama düzeninde çok zor çalınabilen ve yörede “sarma” adıyla bilinen, sol elin becerisine dayalı birçok pozisyon geliştirmiş; bu motifleri uzun havaların başında açış olarak kullanmıştır. Tüm bu bilgilere bakılırsa Deli Derviş'in muhtemelen solak bir şair olduğuna da hükmetmek gerekebilir. "Zamanla yörede bu folklorik motifler “Dervişnâme” veya “Deli Derviş Ayağı” diye adlandırılmış, “Deli Derviş Ayağı” nı çalabilmek, ustalığın bir göstergesi haline gelmiştir." Sivas yöresinde bilinen bir ezgi ve çalış biçimi »Deli Derviş Ayağı« olarak adlandırılan tavır için bağlamasına ek bir perde koydurmasıyla da ünlüdür.[5]

         Deliderviş Feryadi   âşık şiirimizde Âşıklık kolu meydana getiren sekiz on şairimizden birisidir. (Âşık Şiirinde Atışma, Deyişme Karşılaşma veya Meydanlaşma ) bkz  Onun bağlama çalma ve deyiş üretme tekniği bir âşıklık kolu meydana getirir. Halk şiirimizde bir kol oluşturabilen sayılı şairlerden birisi olarak dikkati çeken bir ozandır. 

“Deli derviş ayağı” nı günümüze Kangal'lı (Mamaş Köyü'nden) Kurt Veli, Kangallı Ahmet Başer, Çamşıhılı Ali Metin ve M. Ali Karababa taşımışlardır. Nida Tüfekçi bu ezgileri Ali Metin’den yararlanarak notaya almış, genç kuşaklara aktarmıştır. Alevi BEKTAŞi geleneğinden gelen bir Ozan  olan Deliderviş Feyadi kendisinden sonra yörede etkin olarak iz bırakan, hatta ermişlik mertebesine bile çıkarılan bir şairdir. Deli derviş denmesinde bir başka sebebi de burada aramak lazımdır. Deliderviş Feryadi  Sarı Saltık Ocağından ve Mamaş' ın ünlü dedelerinden  birisi olarak görülen bir Halk Ozanıdır.  Söylencelere göre onun hastalıkları tedavi edici bir özelliği olduğuna kanaat getirenler de vardır. [6] Deli dervişle ilgili olarak Kangal ve Mamaş köylerinde anlatılanlara bakılırsa halktan bazı kimseler onun bir mürşit olduğuna dahi bir inanç içindedir. [7]

Deli Derviş Feryadi'nin saz ve söz ustalığını belli eden olguların birisi de Sivas yöresinin dev şairi ve Feryadi'nin çağdaşı ve dostu olan  Deliktaşlı Ruhsati  'nin bağlama çalmayı Deli Dervişten öğrendiğine dair söylencelerden de belli olmaktadır. Kimlerine göre Ruhsati bir anlamda Deli Derviş'in öğrencisidir. Bazı kaynaklara göre temel anlamda bağlama derslerini Deli Derviş Feryadi’den aldığı yazılsa da Dr. Doğan Kaya’ya göre ”  Deliktaşlı Ruhsati  irticali olan fakat saz çalmayan bir âşıktır.” D. Kaya, bu görüşünü ’nin şu dizelerine bağlamaktadır.” îrticali olan fakat saz çalmayan bir âşıktır.”[8] D. Kaya, bu görüşünü ’nin şu dizelerine bağlamaktadır.


Ne çöğürüm ne kavalım ne sazım
Ne bir Hakk’a yarar vardır niyazım

Saz ile söz ile alınmaz meydan
Ruhsat’ın mahlası serpilmedikçe [9]

Gezgin bir halk ozanı olan Deli Derviş  Feyadi'nin Kars 'a kadar gittiği ve Kars 'taki âşıklarla atışmalar yaptığına dair söylenceler anlatılmaktadır. Kars'taki âşıklarla atışan  Deliderviş girdiği bu görümlerde  Kars'taki âşıkları sazı ve sözleriyle teker teker mat etmiştir.[10]

         " Feryâdi, çağının ünlü halk şairlerinden Kusuri ve Ruhsati ile aynı dönemlerde yaşamış, arkadaşlık etmiş, dost meclislerinde birlikte çalıp, söylemiştir. Döneminin önemli söz ustalarından biri olan Feryâdi, Koşma ve Semaî kalıplarından oluşan deyişlerinde tarikat, sevgi ve dostluk gibi konularla birlikte yaşadığı çağın sorunlarını da etkileyici bir dille ifade etmiştir. O yıllarda Divan Şairlerine verilen değerden olsa gerek, şiirlerinde yerel lehçenin yanı sıra Arapça ve Farsça sözcüklere de yer vermiştir." [11]

Din dışı konularda söylediği şiirleri dışında  Koşma ve Semaî kalıplarından oluşan deyişlerinde diğer tekke ozanları gibi tarikat konularını daha çok işlemiştir. Bunun yanı sıra sevgi, dostluk ve yardımlaşma gibi konuları içeren din dışı şiirleri de vardır. [12]  Şiirlerinde daha ziyade tarikat konularına yönelmiş olması, lakabının da Derviş olması, hatta saz çalarken cezbeye tutulmuş dervişler gibi davrandığına dair yapılan söylenceler Feryadi'nin bir tekke ozanı olduğunu, Bektaşi dergâhlarında eğitim gördüğü, bir şeyhinin olduğuna dair ihtimalleri düşündürtmektedir. Kangal ve Zoğallı köyü yakınlarında bulunan Sarı Saltık Ocağında yetişmiş olduğuna dair işaretler de Deli Derviş Feryadi'nin  tekke terbiyesi  ve eğitimi aldığına dair kuvvetli işaretlerdir. [13] Bade içtiğini iddia etmesi, halkın ona mürşit gözüyle bakmış olması, bazı şiirlerinde Pir derviş, tarikat ve tarikat adabına dair konulara değinmesi bu ihtimali ihtimal olmaktan da öteye taşıyan belirtiler olarak karşımızda durmaktadır.


Kapı değişemez bizim birimiz 
Münkir kırk yıl yusa gitmez kirimiz 
Hayatta pak eder bizi pirimiz 
Murdar ölmemektir hayımız bizi

Bin bir sıramız var başı feslimiz 
Cümle çarıklıyız yoktur meslimiz 
Güruh-u Naci'dir bizim neslimiz 
Münkire karışmaz soyumuz bizim

Dörtlüklerinden de anlaşılacağı gibi zaten bir Pirinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Deli Derviş büyük ihtimalle Sarısaltık  dergâhına ve Pirine  bağlı bir derviştir. Zaten kimi kaynaklar onun bir Dede olduğunu işaret etmektedir. [14]

Tüm bunların yanı sıra Deliderviş Feyadi'nin Arapça ve Farsçayı bildiğine düşündürtecek kadar emareler bulunmaktadır. Pek çok şiirinde kullandığı Arapça ve Farsça kelimelerden yola çıktığımızda devrinin diğer şairleri gibi Divan şairlerinin izinden gittiği, Arapça ve Farsçayı bir miktar öğrenecek kadar eğitim aldığını söylemek güç değildir. Şiirlerinde gördüğümüz Şad-ı hürrem,Firkat,Hâke yeksan, Taht-ı tuğ,. Andelip, Adûv, Dide, Ab-ı revan,Güruh-u Naci, Küllü men aleyna, münkir, gibi Arapça ve Farça asıllı kelimler ve tamlamalar onun okur yazar hatta  kısmen de olsa medrese eğitimi almış olduğun gösteren delillerdir.

Şiirlerinde derin ve güçlü anlamları kolay ve külfetsizce söylemeyi başaran bir şair olduğunu kanıtlamaktadır. Söylenmesi zor olan sözleri rahatça söyleyebilen, farklı deyişler ve düşünceler kullanmayı başaran, sözlerinde fazlalık ve gereksizlik bulunmadığı gibi düşünmesi ve söylemesi zor deyişleri  şiirin genel ahengine en uygun hale sokarak söyleyebilen oldukça usta bir şairdir. Başarılı benzetmeler oluşturan  şair,  divan şairlerinin kullandığı Mazmunları da kullanarak belli bir şiir birikimine vakıf olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı deyişlerinde mecazlı söyleyişlere de alışkın olduğunu belli ettiği gibi şiirlerinde görülen Tasavvufi çeşni ile  belli bir hayat felsefesine de sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Dünyanın gelip geçiciliği, dürüstlük, ahlak ve erdeme değer verdiği, hak ve adalete sahip olmak gerektiğini, yalana gıybete karşı olduğunu, gerçek ve doğru yolun tarikat yolu ve pirlerin gösterdiği yol olduğu şiirlerinden sızan düşünceler olarak karşımıza çıkar. 

       Deli Derviş Feyâdi'nin  Yalnız Alevi dedesi olduğu, Divriği'den Kars'a kadar olan bölgede müritleri bulunduğu, kendisinin  buralarda dolaştığı  Sivas ve Kangal yöresinde çok sık duyulan söylenceler arasındadır.[15]

          Feryâdi 19. Yüzyılın sonlarına doğru oğlu Ali ve torunlarıyla Zara’nın Zoğallı Köyü'nden Divriği’ye göçmüşlerdir. Burada da istedikleri gibi bir düzen kuramadılar. Daha sonra Kangal'ın eski adı Mamaş, şimdiki adı Soğukpınar olan Köyü'ne göçtüler. Artık yaşı da bir hayli ilerlemiş olan ozanımız ömrünün son yıllarını Mamaş köyünde geçirmiştir.

Sadettin Nüzhet Ergun, Bektasi-Kızılbaş Alevi ve Nefesleri, adlı eserinde Koçgirilerin arazi olan Zoğallı köyünde Feryadi’nin torunları halen oturmakta olduğunu Mamaş köyünde oğlunun yanında iken yaklaşık seksen yaşlarında öldüğünü belirtmektedir. Feryadi 1904 yılında iken Mamaş köyünde  vefaat ederek  toprağa verilmiş, yıllarca bakımsız bir halde olan mezarını 1975 yılında Mamaşlılar yeniden yaptırtmıştır. [16]

Önemli Halk Ozanlarımız ( İlgilendiğiniz isme tıklayınız )

Kayıkçı Kul Mustafa ,  Katib , Erzurumlu Emrah ,  Erzurumlu Aşık Sümmani  ,  Divriğili Deli Derviş Feryadi ,  Aşık Yemini Derviş Muhammet ( Malatya- Arguvan) ,  Aşık Ferrahi ,  Kağızmanlı Hıfzı  ,  Musa Merdanoğlu  ,  Posoflu Aşık Müdami ,  Deliktaşlı Ruhsati , Âşık Zülali,  Âşık Şenlik,  Ercişli Emrah  ,  Âşık Ardanuçlu Efkari, Şarkışlalı Âşık  Şarkışlalı Talibi Çoşkun ,Kaygusuz Abdal  ,  Kul Himmet Üstadım , Arapgirli Aşık Fehmi Gür

 

SİVASLI OZANLAR 

Aşık Veysel Hayatı ve Edebi Kişiliği
Şarkışlalı Kemter Baba Hayatı ve Emlek Yöresi Ozanlığı

 

Bazı Şiirleri

KAYNAKÇA

 

  • [1] Anonim, Deli Derviş Feryadi, musikidersi.tk/konu-deli-dervis-asik-feryadi.html, erişim tarihi, 23-12-2012
  • [2] Bekir Karadeniz, Deli Dervş Feryadi, ozanlar.biz/feryadi-dd.html erişim tarihi, 23-12-2012
  • [3] Anonim, Deli Derviş Feryadi, musikidersi.tk/konu-deli-dervis-asik-feryadi.html, erişim tarihi, 23-12-2012
  • [4] hsan Öztürk, Deli Derviş Feyadi,.ihsanozturk.com/halk-muzik.asp?id=327 erişim tarihi, 23-12-2012
  • [5] İhsan Öztürk, Deli Derviş Feyadi,.ihsanozturk.com/halk-muzik.asp?id=327 erişim tarihi, 23-12-2012
  • [6] Anonim ( Mamşlı Yücel) mamasliyucel.blogcu.com/deli-dervis-feryadi-den/2877011, erişim tarihi, 23-12-2012
  • [7] YÜCEBAŞ, Hilmi: Hiciv ve Mizah Edebiyatı Antolojisi, 3. baskı, L&M Yayınları, İstanbul, Mart 2004
  • [8] Dr. Doğan Kaya, Başlangıçtan Günümüze Aşık Edebiyatı,.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [9] Dr. Doğan Kaya, Başlangıçtan Günümüze Aşık Edebiyatı,.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [10] YÜCEBAŞ, Hilmi: Hiciv Edebiyatı Antolojisi, 15. Yüzyıldan Yassıada Haramîlerine Kadar, Türk Şairlerinin Hicivleri, Nükteleri ve Hatıraları, 2. baskı, Aka Kitabevi, İstanbul, 1961
  • [11] İhsan Öztürk . agy) 
  • [12] İhsan Öztürk . agy) 
  • [13] Anonim ( Mamşlı Yücel) mamasliyucel.blogcu.com/deli-dervis-feryadi-den/2877011, erişim tarihi, 23-12-2012
  • [14] Anonim ( Mamşlı Yücel) mamasliyucel.blogcu.com/deli-dervis-feryadi-den/2877011, erişim tarihi, 23-12-2012
  • [15] Anonim,KöyümüzünOzanları,dagonukoyu.com/index.php?option=com_content&task=view&i
  • [16] İhsan Öztürk . agy) 
  •  

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız Sitemize üye olarak ve  bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış