Erzurumlu Emrah Hayatı ve Edebi Kişiliği


 
  

ERZURUMLU EMRAH 

(d. 1780- 1790 arası Erzurum - ö. 1854 ( veya1861,) Niksar) Halk Ozanı
 

HAYATI 

Hayatı hakkında pek çok şey bilmediğimizi Halk Ozanımızdan birisi de Emrah’tır. Emrah’ın Erzurum yakınlarında Tanbura köyünde 1777 (1815-1820?)'de doğduğu tahmin edilir. Hayatı hakkında yapılan yorumların açıklayamadığı bilinmezler arasında Emrah’ın eğitimi vardır. Divan şiirini iyi bilen, şiirlerinde tasavvufi öğeleri de kullanan aruza ve divan edebiyatı kaynaklarına ve mazmunlarına hâkim olan Emrah’ın medrese eğitimi almış olması gerekmektedir. Fakat bu eğitimi nasıl, ne şekilde ve nerede aldığına dair bilgiler kısıtlıdır.

Bursalı Tahir, İbnülemin Mahmut Kemal, Eflatun Cem Güney, Fuat Köprülü, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Vehbi Cem Aşkun, Necati Turgut Göksel gibi isimler  Emrah’ın doğum ve ölüm tarihleri hakkında farklı tarihler belirtmiş olsa da  bu tarihler birbirlerine yakındır. Emrah’ın çırağı olan Tokatlı Nuri’nin ustası için düşürdüğü tarih, Emrah’ın doğum ve ölüm tarihlerini şu şekilde belirler D. 1776, ölüm: 1861 tarihleridir.[1]

Erzurumlu olduğu bile divanındaki bir gazelinin sonunda:

Ne âşıklar çıkuptur Erzurum'dan lik Emrah'ı 
Bu esnada hakikat bezminin üstadı ben çıktım.

Beytinden bilinmektedir.[2] Kaynaklar onun Erzurum, Yavı Nahiyesi, Tanbura Köyün'de dünyaya geldiği konusunda hem fikir olmuş gibidir. Emrah'ın doğum tarihi ihtilaflar içindedir. Öğrencisi Tokatlı Nuri ve Erzurumlu Erbabi ile aynı yüzyılda yaşamış bulunduğu ve onlarla beraber dolaştığı için doğum tarihinin.1780-1790 yılları ile 1810 ‘lu yıllarda doğmuş olduğuna dair çok farklı tahminler vardır.

Hubb-ı dehr-i (Emrahi) müşkül maceradır galiba
Geçti sinin elliyi bu maceradan geçmedi

Deyişinde ellisini geçtiğini ifade ettiğine göre doğum tarihinin 1803 ten sonra olamayacağı bellidir.

Kaynaklar onun 70 seksen yaşlarında öldüğünü belirtirler.[3] Bu kaynaklarda verilen bilgiler doğru ise ve şairin ölüm yılı 1854 yılı veya 1861 senesi temel alınmış olursa 1790 yıllara doğru doğmuş olabileceği söylenebilir.

Şiirlerinden çıkarılan neticelere göre küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim almış olması, Erzurum’dayken medreseyi dahi bitirdiği, iyi bir tahsil gördüğü ortaya çıkar.  

Erzurum'da medresede öğreniminden sonra Nakşibendi tarikatına girdiği, tarikatın  Halidiye kolunun şeyhi Mevlâna Halife bağlandığı ortaya çıkmaktadır.

Kelamın fehm eylesinler bu müseddesten
Bu feyz-i almışım Emrah bir şeh-i mukaddesten

diyen Emrah, Nakşibendî Tarikatının Halidiye kolunu kuran Şeyh Halid'e bağlanarak, tarikat ehli olmuştur.

Emrah’ın küçük yaşlarda sevdiği Paşa kızının bir ağanın oğluyla evlendirilince, çok üzüldüğü, tarikatta görgü ve bilgisini artırdıktan sonra Sivas, Konya, Niğde, Tokat, Kastamonu illerinde geziye çıktığı belli olmaktadır.

Erzurum’da âşıklığa başlayan Emrah’ın Erzurum’dan ayrılma sebebi şu şekilde gösterilir“ iyi ve varlıklı bir aile kızı ile nişanlanmış ancak kendisi yoksul olduğu için bir türlü evlilik gerçekleşemez. Bu Emrah’ı çok üzer ve Erzurum’dan ayrılmasına sebep olur[4]  Fakat Emrah’ın Erzurum’dan ayrılması 1828 veya 1830 lu yıllara tekabül ettiği söylenebilir. Yani Emrah Erzurum’dan ayrılırken en azından 30 yaşlarını geçmiş yetişkin birisi olmalıdır. Fakat nişanlısı ile evlenemeyip Erzurum’u terk etmiş olması başka bir gerçeği ortaya çıkarabilecek bir durum olabilir. Demek ki Emrah, Erzum’dan ayrıldığında evli değildir.

Emrah’ın Ankara ve Sivas’ta iken de evlendiği, Niksar’a yerleştiğine göre Niksar’da da yuva kurduğu tahmin edilebilir. Sivas’taki eşinin öldüğüne dair bilgiler edinebilmiş isek de Ankara’daki eşinden ayrılıp Ankara’yı terk ettiğini söyleyebilmek mümkündür.

Emrah’ın Erzurum’dan ayrılma nedeni bize göre gezgin âşıklık geleneği içinde ele alınması gereken bir durumdur.  Neden her ne olursa Erzurum’dan ayrılan Emrah, gezgin âşıklık geleneği içinde gezintiye başlamıştır.

Nitekim aşağıdaki şu anlatı bu gerçeği güçlendirir. “Bayburt ve Gümüşhane'ye uğrayarak Kop üzerinden Trabzon'a varır. Pazar kapısındaki Azlumoğlu'nun kahvesinde saz çalıp yöre halkının gönlünde yer etmiştir. Değimendere taraflarında bir gezisinde Güleser isminde bir Çingene kızına âşık olur. Fakat anne ve babası kızları Güleser'i saz çalıp türkü söyleyen sefil bir dervişe vermek istemezler. Bu yüzden oradan da ayrılır. Âşık olduğu kızın izini kaybeden Emrah’ın Trabzon'da kalmak için de bir nedeni kalmamıştır.”[5]

Trabzon’dan köyüne dönen Emrah’ın bir müddet sonra tekrar yollara düştüğü, bir ara Sinop ve İstanbul 'a da gittiği şiirlerinden ve hayatı hakkında yapılan söylentiler ile diğer kaynakların ifadelerinden anlaşılmaktadır.  Emrah’ın Sivas ve Kastamonu’ya da gittiği, Ankara’da  ise biraz daha uzun süre kaldığı ortaya çıkmaktadır. Emrah, muhtemelen Alişan Bey’in şanını duyarak Ankara’ya gelmiş ona ulaşmanın bir yolunu bulmuştur. Bu sıralarda Geredeli  Aşık Dertli  Alişan Bey'in himayesinde hayatının en mutlu günlerini yaşamaktadır.  Emrah ile Alişan Bey’in yollarının nasıl kesiştiğini tespit edemesek de nihayetinde Emrah da Ali Şan Bey’in himayesine sığınır.  ( bkz Aşık Dertli Hayatı ve Şairliği ( Geredeli). Alişan Bey, âşıkları koruyup kollayan, aşıkları ve içki meclislerini çok seven, içki meclislerinde aşıkları dinlemekten çok hoşlanan,  münevver, şiiri edebiyatı seven, bir ara Diyar-ı Bekir Voyvodalığı da yapmış olan Ankara eşrafından  zengin bir adamdır. Ankara’da  âşıkları kollamakla ve himayesine almakla meşhur olan Alişan Bey, meşhur konağında pek çok halk ozanını ağırlamış ve uzun müddet onları konuk etmiştir. Bu ozanların içinde Erzurumlu Emrah  da vardır.[9]  Ankara 'da Alişan Beyin sevgi ve yardımını kazanmış, uzun süre onun konağında kalmış hatta belki de Alişan Bey’in sayesinde Ankara’da evlenmiştir. Lakin önce dostu en azından Alişan Bey’in, Ankara Kale altındaki meyhanelerde düzenlediği oturak âlemlerindeki çalgı dostu  Geredeli Aşık Dertli’yi , arkasından da hamisi Alişan Bey’i kaybedince Ankara'dan ayrılmıştır.

Emrah’ın şiirlerinden Emrah’ın Trabzon, Sivas, Ünye, Kastamonu, Konya, Niksar ve Niğde’yi de dolaştığı anlaşılır.  Nitekim şiirlerinde geçen bu şehir adlarının bazılarında kısa süreli serüvenler yaşadığı, bazı şehirlerde ise evlendiği bile belli olmaktadır.  Anlaşılan o dur ki Emrah, gittiği şehirlerde  âşıklara ve türkülere hevesli olan kişilerin himayesinde bir kaç şehirde yerleşip yaşamış hatta ev bark kurmuş ve ölene kadar gezgin âşıklık geleneğini devam ettirmeye çalışmıştır.  Tüm bunlar kendi şiirlerinden dahi ortaya çıkmaktadır.

Netice olarak Emrah’ın ömrünün sonlarını Niksar’da geçirmişti. Niksar’da  Tokatlı Nuri ve Gedayi’ yi de âşık olarak yetiştirmeyi başarır.  Fuat Köprülü, Emrah’ın “Sivas, Ankara, Konya, Niğde taraflarında dolaştıktan sonra Sivas’ta oturduğunu ve nihayet 1840’ta Niksar’a giderek, hayatının sonuna kadar orada kaldığını” belirtir.[7]

Erzurumlu Emrah, Niksar ve Tokat’a iken Aşık Tokatlı Nuri  ile aşık meclislerine katılmış, yakın illeri defalarca birlikte dolaşmışlardır. Birkaç kez gelip gittiği Sivas’ta da evlendiği orada da bir müddet yaşadığı, fakat Niksar ve Tokat ile bağlantısını kesmediği anlaşılır.  Bazı kaynaklara göre Sivas’taki karısının ölümü ile 1840’ta Sivas'tan ayrılıp kesin olarak Niksar’a geçtiği [8] ve Niksar’a yerleştiği aktarılmıştır.

 Fakat Hayat hikâyesinin bu kısmında iyice netleşmesi gereken bir durum Ankara'da Alişan Bey'in konağında kalmış olduğu süredir. Emrah'ın Alişan Bey'in ölümüne kadar Ankara'da ve onun konağında uzun bir müddet kalmış olması 1846 yılından sonra Niksar’a dönmüş olması gerekir. Çünkü Âşık Dertli ve diğer ozanların da hamisi olan Alişan Bey ölene kadar Emrah'ın da o konakta ve onun yanında yaşamış olduğu farklı kaynaklardan da ortaya çıkmaktadır.

Emrah’ın Niksar’a yerleştikten sonra da gezgin âşıklığı sürdürmüş,  Sivas ve Ankara’ya yeniden birkaç kez yine gelmiştir. Lakin Niksar’a geldikten sonra gezginlik halini Niksar’a bağlı olarak sürdürmüştür.

 Tokat ve Niksar’da iken Tokatlı Nuri ve Gedai ile tanışır.  Gedai ve Tokatlı Nuri o yıllarda derbeder yaşayan,  yaşadıkları hüsranlı aşklar neticesinde kendilerini içkiye, sazlı sözlü eğlencelere veren iki delikanlıdır.  İkisi de muhtemelen Emrah ile bu sazlı sözlü eğlencelerde tanımışlardır. Detaylara ulaşamazsak da Emrah’ın her ikisine de ustalık yaptığı saz ve söz öğrettiği ortaya çıkmaktadır. 

Gedai ve Tokatlı Nuri’nin ömrünün son yılarlında Emrah’ın yakın çevresinde oldukları ortaya çıkmaktadır. Tokatlı Gedayi’nin, Emrah’ın yanında uzun müddet kalmadığı ve İstanbul’a yerleştiği anlaşılsa bile Tokatlı Nuri’nin Emrah’ın ölümüne kadar onun yanında olduğu söylenebilir. Muhtemelen her üçü birlikte gezilere de çıkmışlar, Sivas’a ve Ankara’ya birkaç kez birlikte gidip gelmişlerdir.  Hatta bir aralık Emrah ile Tokatlı Nuri’nin Rumeli'ye de yollarının düştüğü anlatılmaktadır. Belki de  ( bkz Aşık Tokatlı Nuri 19 yy Hayatı )

Çünkü her iki âşık da, özellikle Tokatlı Nuri, Emrah’tan hep ustası olarak söz etmiştir. Hatta Emrah ekolünün ortaya çıkmasına en büyük vesile Tokatlı Nuri olmaktadır.

Emrah’ın hayatında Niksar önemli bir yer tutmaktadır. Aşık Tokatlı Nuri Niksar da tanışmıştır. Tokatlı Nuri,  1837’de ilk kez gelen 1844 veya 1846 yılından sonra kesin olarak Tokat’a yerleşen Erzurumlu Emrah ile tanışmış, onun çırakları arasına katılmış ve  "Nurî" mahlasını da ustası Erzurumlu Emrah’tan almıştır. [9]  Halk arasındaki oldukça komik söylentilere göre Emrah, Tokatlı Nuri’nin ağzına tükürmüş, böylece Erzurumlu Emrah'ın kalem ve hafıza gücü Emrah’a miras kalmıştır. Bu halk anlatısına göre Erzurumlu Emrah'ın kalem ve hafıza kudretini devr alan çırağı ise Gedayi’dir. ( bkz  Aşık Tokatlı Gedayi Hayatı ve Şairliği )

Yaşamının geri kalan yıllarını Niksar da  geçirmiş Çıraklarından Âşık Tokatlı Nuri 19 yy bir şiirinde belirttiği gibi, 1861 yılında  veya 1954 yılından sonra Niksar da ölmüştür.[10]

Emrah'ın 1855-1861 yılları arasında, son yıllarını geçirdiği Niksar'da öldüğü kabul edilir. Ölümü ve Tokat’taki hayatı hakkında daha açık bilgi yoktur. Ölümünde mezar kitabesi konmadığı için mezar yeri de belli değildir. Ölümünden 70 yıl sonra bulunan bir mezar taşı onun sayılmış ve kitabe olarak dikilmiştir.[11]

Bugün Niksar’da Emrah’a ait bir anıt mezar ve adını taşıyan bir mahalle bulunmaktadır.[12]

 

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Emrah  19.Yüzyıl 'ın adı herkesçe bilinen bir kaç Halk Ozanından biridir.

Emrah’ın şiirlerini üç bölümde incelenebilir

1.Divan şiiri tarzındaki şiirleri

2.Dînî-tasavvufi halk edebiyatı tarzındaki şiirleri

3.Âşık edebiyatı şiirleri[13]

Âşık Emrah, klasik şiir ve musiki, tasavvuf felsefesi, İslam dini ve tarihi, evliya menkıbeleri, İran ve Türk edebiyatlarında çok kullanılan mitolojik motiflere ait birçok alanda bilgi sahibi bir ozandır. “Şehir çevrelerinde yetişen âşıkların çoğu son zamanlarda, sazı bırakmış, divan şairleri gibi birer kalem şairi olmuşlardır. Âşık Emrah divan sahibi olmasına rağmen divan tarzı şiirlerinde, teknik ve estetik bakımından divan şairlerinin şiirlerinin düzeyine ulaşamamıştır.”[14]

Erzurumlu Emrah daha çok halk edebiyatı tarzındaki koşmaları ve semaileri ile ün kazanmış, daha çok Âşık Edebiyatı sahasında kabul edilmiş ve sevilmiştir. Buna rağmen Divan Şiiri  tarzında, tasavvufi halk şiiri tarzında da yazdığı şiirleri de bulunmaktadır Divan Şiiri yolunda yeterince öğrenim görmüş olan Emrah,  tasavvuf yoluna da yönelmiştir.

Âşık Erzurumlu Emrah’la Âşık Erçişli Emrah’ın şiirleri yıllarca birbirine karıştırılmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarla büyük ölçüde âşıkların şiirleri ayrılmıştır (Sakaoğlu,1987:4, Karadağ,1996:8).  Araştırmacıların vardığı sonuca göre Erzumlu Emrah ile Erçişli Emrah’ın şiirleri şu şekilde ayrılmaktadır. Sefil Emrah la biten şiirler Ercişli Emrah’a, Diğerleri de Erzurumlu Emraha aittir.

Divan Şiiri anlayışıyla yazdığı şiirleri de basılmıştır. Ama Divan şiiri yolunda yazdıkları zayıf kopyalar olmaktan öteye gitmez. Ama hece vezniyle söylediği iki yüze yakın şiirin bazıları kendisine ait olmasa bile onu 19. yy'ın önemli âşıklarından biri saymamızı gerektirir. Çağdaşlarından Tokatlı Nuri (Öl.1882) üzerinde belli etkileri vardır. Hatta çoğu zaman bu ikilinin şiiri karıştırılır

Semai ve koşmalarında Karacaoğlan'ı, kimi zaman da  Aşık Gevheri 'yi izlemiştir. Âşıklık Geleneğine bağlı kaldığı koşmalarında ustaca bir söyleyişe ulaştığı, yerli zevki dile getirdiği görülür.

Divan şiiri tarzı ve aruz ölçüsü ile yazdığı şiirlerinde ise Fuzuli, Baki, Nedim gibi usta şairlerin etkisindedir. Nakşibendiliğin Halidi koluna bağlı olduğu için  şiirlerinde tasavvufi öğeler bulunmaktadır.  

Erzurumlu Emrah'ın  aruz ölçüsüyle yazdığı şiirleri Divan adıyla Erzurumlu Abdulaziz tarafından bastırılmış (1913-1914), heceyle yazılmış şiirlerini Eflatun Cem Güney ile Çetin Eflatun Güney kitap haline getirmiştir. Erzurumlu Emrah'ın Hayatı ve Şiirleri(1958). [15] 169 şiirin bulunduğu bu kitaptaki şiirlerin bir çoğu âşığa ait değildir (TDEA,1979:39).[16]

Tasavvuf şiirleri belli bir değer düzeyinin üstünde değildir. Asıl ilginç yanı, saz şiiri geleneği yolundaki içten ve etkili aşk, gurbet şiirleridir. Şiirlerinin bir kısmı  Ercişli Emrah  'ın (17.yy)  Ercişli Emrah İle Selvihan Hikayesi   ile  ilişkili halk hikâyesine de eklenmektedir. ( bkz  Ercişli Emrah İle Selvihan Hikayesi ve Özeti)

Ercişli Emrah  ‘ın bazı şiirleri de Erzurumlu Emrah'a mal edilmiş olsa da zamanla birbirlerinden ayıklanmaya çalışılmıştır. ( bkz  Ercişli Emrah Şiirleri )

 

Emrah Âşıklık Kolu ve Ozanları

Erzurumlu Emrah, usta bir halk ozanıdır. Erzurumlu Emrah,  başta  Aşık Tokatlı Nuri  ,  Aşık Tokatlı Gedayi ve olmak üzere diğer yetiştirdiği talebeler ve onların çırakları ile bir aşıklık kolu meydana getirmiştir. Emrah’a has, çalma ve söyleme teknikleri ile bir âşıklık geleneğimiz oluşmuş, bu koldan gelen ozanlar Emrah’ı kendilerine üstat kabul etmişlerdir.  Emrah, Âşıklık Kolu  Meydana getirebilmiş olan âşık yedi usta ozanımızdan biridir. 

Erzurumlu Emrah aşıklık kolunun ilk ana kollarını  Aşık Tokatlı Nuri ile  Aşık Tokatlı Gedayi oluşturur.  Aşık Tokatlı Gedayi ‘nin yetiştirdiği ozanlardan pek de haber dar değilsek bile .  Aşık Tokatlı Nuri  başta oğlu Arif (Murûrî)  ile birlikte Ceyhûnî, Tıflî, Enverî ve Gayretî’yi yetiştirmiştir.  Zileli Ceyhuni  ise  Tokatlı Nuri’nin çırağı olarak Erzurumlu Emrah’ı büyük üstat olarak bilmiş kendisi de aynı ekol içinde Niksarlı Bedri ve Cesuri, Zileli Mevci ve Nagami, Tokatlı Cemali ve Hicri, Yozgatlı Mes’udi ve Seyhuni, Sivaslı Pesendi  gibi ozanları bu ekol içinde yetiştirmiştir.

 

Eserleri:

Divân-ı Emrah (1312/1916) XIX. Asır Saz şairlerinden Erzurumlu Emrah (Köprülü Mehmet Fuat, 1929), Âşık Emrah, Hayat ve Şiirleri (Murat Uraz, 1943), Erzurumlu Hayatı ve Şiirleri (Eflâtun Cem Guney-Çetin Güney, 1958)

    Önemli Halk Ozanlarımız ( İlgilendiğiniz isme tıklayınız )

Kayıkçı Kul Mustafa  Katib , Erzurumlu Emrah  Erzurumlu Aşık Sümmani  ,  Divriğili Deli Derviş Feryadi ,  Aşık Yemini Derviş Muhammet ( Malatya- Arguvan) ,  Aşık Ferrahi ,  Kağızmanlı Hıfzı  ,  Musa Merdanoğlu  ,  Posoflu Aşık Müdami  Deliktaşlı Ruhsati , Âşık Zülali,  Âşık Şenlik,  Ercişli Emrah  ,  Âşık Ardanuçlu Efkari, Şarkışlalı Âşık  Şarkışlalı Talibi Çoşkun ,  Kaygusuz Abdal  ,  Kul Himmet Üstadım , Arapgirli Aşık Fehmi Gür,  Tokatlı Nuri

 

Ağlasana Gözlerim 

El çek tabib el çek yaram üstünden 
Sen benim derdime deva bilmezsin 
Sen nasıl tabibsin yoktur ilacın 
Yaram yürektedir sarabilmezsin 

İçerim yanıyor kendim havayi 
Çekmeyen ne bilir aşkı sevdâyı 
Yıktın viran oldu kalbim sarayı 
Çünkü bir taşını koyabilmezsin 

Emrah'ım dinledin benim sözlerim 
Muhabbetin can evimde gizlerim 
Ne duruyon ağlasana gözlerim 
Bir daha yarini görebilmezsin 

Erzurumlu Emrah

 

********

Emrah tek tıfıldan bağrı yanıklar
Bezm-i muhabbette kalbi sadıklar
Maşukundan cüda düşen âşıklar
Rûz ü şeb ah eder ağlar da gezer

 

Ey vefasız dilber elinden senin
Candan usandım cihandan usandım
Sûzan-ı firkatle derd-i mihnetle
Od düşürdüm âşiyandan usandım

Sâbâ evvel bûs et dâmen-i dildâr
Sonra derdin Emrâh gel eyle izhar
Nâzikdir sevdiğim nezâketi var
El bağla huzurda dur selâm eyle[17]

 

 

Şiirleri

 KAYNAKÇA

  • [1]  Hami Karslı, NİKSARLI EMRAH, https://www.hamikarsli.com/niksarli-emrah/ Son erişim, 31-08 2013
  • [2] Veysel GİDER, “Erzurumlu (Bayburtlu) Emrah,” turkuler.com/ozan/emrah.asp, Son erişim, 31-08 2013
  • [3] Veysel GİDER, “Erzurumlu (Bayburtlu) Emrah,” turkuler.com/ozan/emrah.asp, Son erişim, 31-08 2013
  • [4] Hami Karslı, NİKSARLI EMRAH, https://www.hamikarsli.com/niksarli-emrah/ Son erişim, 31-08 2013
  • [5] Veysel GİDER, agy
  • [6] Prof. Dr. Erman Artun ,”19. YÜZYIL ÂŞIKLIK GELENEĞİNDE ÂŞIK ERZURUMLU EMRAH’IN YERİ”, ÇUKUR. ÜNİVERS. TÜRKOLOJİ ARAŞTI.MERKEZİ, https://turkoloji.cu.edu.tr/HALK%20EDEBIYATI/11.php
  • [7]  Ord.Prof.Dr.M.Fuad Köprülü, “Türk Saz Şairleri – Cilt: 1-5” Sayfa 708-715-716
  • [8] Prof. Dr. Erman Artun ,agy
  • [9] Şahamettin KuzucularAşık Tokatlı Nuri 19 yy Hayatı https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [10] Şahamettin KuzucularAşık Tokatlı Nuri 19 yy Hayatı https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [11] Prof. Dr. Erman Artun ,agy
  • [12] Hami Karslı, NİKSARLI EMRAH, https://www.hamikarsli.com/niksarli-emrah/ Son erişim, 31-08 2013
  • [13] Prof. Dr. Erman Artun ,agy
  • [14] Prof. Dr. Erman Artun ,agy
  • [15] https://tr.wikipedia.org/wiki/Erzurumlu_Emrah
  • [16]  Prof. Dr. Erman Artun ,agy
  • [17]  Prof. Dr. Erman Artun ,agy

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız Sitemize üye olarak ve  bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış