Köroğlu ve Hayatı İle İlgili Tespitler


 
 
 

KÖROĞLU:

 

Köroğlu, hayatı hakkında hiçbir şey bilmediğimiz halde en meşhur Halk Ozanlarımızdan biridir. Onun kimliği ve hayatıyla ilgili hemen hiçbir sağlam belge bulunmamakta, yazılanların hepsi de tahminden ve hikâyesinde anlatılanlardan öteye gidememektedir. Üstelik şiirlerine baktığımız zamanda birden fazla Köroğlu’nun var olması gerektiği ve hayatlarının da şiirlerinin de birbirine karıştığı ortaya çıkmaktadır.

Köroğlu adlı  Halk Ozanlarından birincisi, 16. ve 17 Yüzyıl da yaşamış ve  Yeniçeri ocağından yetişen bir şairdir. 1578-1590 arasındaki Osmanlı - İran savaşlarına da katılan ordu mensubu bir  Halk Ozanıdır. Diğer bir kimliği ise bildiğimiz eşkıya Köroğlu’dur.

Ne yazık ki edebiyatımızda iki değil en az üç tane birbirlerinden çok farklı hayat yaşayan Köroğlu olmalıdır. Eşkıya, Yeniçeri ve Levent Köroğlu...

Bu üç Köroğlu'nu bir şahısta birleştirmek imkânsız olacağından en azından üç ayrı Köroğlu'nun  varlığını kabul etmek en doğru seçim olmaktadır. Fakat ihtimaldir ki dikkatli incelendiğinde edebiyatımızda Köroğlu adını veya mahlasını kullanan pek çok şair daha çıkacaktır.

Köroğlu adlı bir şairin, III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir.  Kimi araştırmacılara göre destan kahramanı olan ve “ BOLU Beyi'nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan isyancı Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. “[1]

Bir diğer Köroğlu ise adı Koroğlu olarak telaffuz edilen 16. veya 17 Yüzyıl da yaşayan Levent ve denizci Köroğlu’dur. Onun şiirlerinde Deniz seferleri, denizcilik ile ilgili unsurlar yoğun olarak bulunmaktadır.  Deniz seferlerine katılan bu Köroğlu’nun deniz seferleri ilgili kahramanlıklarını anlatan şiirleri yayımlanmıştır. Eğer Eşkıya Köroğlu ile sipahi veya Yeniçeri Köroğlu aynı kişi değilse edebiyatımızda üç ayrı kimlikte, üç ayrı Köroğlu’nun olması gerekecektir.

 Birbirlerinden farklı en az üç Köroğlu'nun olması sebebiyle bazı araştırmacılar Eşkıya Köroğlu’nu diğerlerinden ayırmak için diğer Köroğlu adlı şairlerden birisini ve özellikle denizci olanını Koroğlu olarak telaffuz etmeyi uygun görmektedirler.

Buna mukabil  be destanın en eski varyantları Türkmenistan’da derlenmiştir. Türkmenistan’daki varyantlarında Köroğlu'nun adı GOROGLU olarak geçer. Goroğlu ile  Eşkıya Köroğlu’nu diğerlerinden ayırt etmek için kullanılan Koroğlu ifadesini aynı şey olarak düşünmemek gerekir. 

Bizim konumuz ise Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir alana yayılmış Destansı ve TürküHikayesindeki karaman Köroğlu’dur.  Eşkıya Köroğlu'nun , BOLU Gerede çevresinde yaşadığı, Asıl adının  Ruşen olduğu  Devlete karşı ayaklandığı, Sivas -Tokat yolu üzerindeki Çamlıbel'e yerleşip eşkıyalık yaptığı gibi bilgiler ise Köroğlu hikâyeleri ve varyantlarından çıkarılan bilgilerdir. Aslında Eşkıya Köroğlu’nun hayatı hakkında elde edilen bilgilerin hiç birisi güvenilir ve kesin değildir. Esasında Eşkıya Köroğlu'nun yaşayıp yaşamadığı bile belli değildir. Onun yaşadığına dair tek kanıt, benzersiz, üslubu ve dili, kendine özgü söyleyiş özellikleri ile söylenmiş ve derlenmiş kahramanlık konulu koçaklamaları koşmaları ve güzellemeleridir.

Yeniçeri aşığı Köroğlu'nun şiirleri dil ve anlatım bakımından öykü kahramanı Köroğlu adına söylenen şiirlerden çok farklıdır.

 

 

KÖROĞLU’NUN HAYATI HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

 

Anadolu’da Köroğlu ile ilgili ilk araştırmayı Pertev Naili Borotav yapmıştır. Boratav’a göre Köroğlu Celali isyanlarına karışmış bir Celali reisidir. Cahit Öztelli'nin de Köroğlu- Dadaloğlu ve Kuloğlu adlı yayınlanan bir çalışması vardır.

Köroğlu hakkında bilgi veren yazılı kaynaklarımız arasında, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si de vardır.Evliya Çelebi’ye göre Köroğlu,  Bolu-Çerkeş yöresinde “yaşamış” eski ve ünlü bir eşkıyadır.[2]

Köroğlu’ndan Vamberi’nin, Chodzko’nun, Samoyloviç’, Evliya Çelebi, Mehmet Emin gibi yazarlar bahsetmişlerdir. Bu destan ananesinin Türkmenlerin arasında kuvvetli olduğunu Vamberi’nin, Chodzko’u bize haber vermektedir. Destanın çeşitli varyantları üzerinde derinliğine araştırmalar yapan Pertev Naili Boratav şu sonuca ulaşmıştır: “Maalesef  Türkmen rivayeti elimizde olmadığı için, bütün bu rivayetlerin ne gibi tahriflere maruz kaldığını tayin etmek mümkün değildir. Hatta  Türkmen rivayetine en yakın zannettiğimiz Özbek rivayeti bile tam değildir.”

Köroğlu anlatımlarını ilk defa derleyen ve yazıya geçiren kişi Chodzko’dur. 1842 yılında kaleme aldığı eserinde Chodzko Köroğlu’yla ilgili olarak şöyle yazmıştır: “Bizim eserimizde anlatılanların kahramanı Kurroğlu’dur ve kendisi “Tuka” Türkmenlerinden olup Kuzey Horasan’ın yerlilerindendir. ve de 17. yüzyılın ikinci yarısında Iran Şahı, Şah Abbas (1648-1667) zamanında yaşamış, Kuzey Horasan’da doğmuş bir Türkmen’dir. Kurroğlou, Khoi ( Hoy) ile Erzerum (Erzurum) şehirleri arasında bulunan İran’dan Türkiye’ye uzanan büyük ticaret yolundan ( İpek Yolu ) geçen kervanları yağmalamak ve bu sırada irticalen şiirler söylemek suretiyle adını meşhur etmiştir.” Diye bahseder. [3] Fakat Chodzko’nun bu tespitleri Köroğlu’nun İran AZERBAYCAN’ında derlenen varyantı üzerinde yapılmış tahminlerden ibaret olması olasılığı çok yüksektir.

Köroğlu destanının epizotlarını derleyerek yayımlamış olan Ümit Kaftancıoğlu’na göre “ Köroğlu, Sivas’a bağlı Refahiye yakınlarında Akça köyde doğmuş, büyümüş biridir. O’na göre Köroğlu’nun babası, Tecerli aşiretinden Yusuf Ağa’dır[4] .”

AZERBAYCANlı araştırmacı Mirza Velizade ise, Köroğlu’nu Kafkasya hanlarından birine karşı isyan etmiş bir eşkıya olarak göstermektedir. [5] Köroğlu Hikâyesini, çok daha eskilere dayandıran yorumlar da yok değildir. Kimliği hakkında ir bilgi bulunmayınca Hikâyedeki Köroğlu ile ozan Köroğlu hakkında tahminler ve yorumlar çoğalmaktadır.  Köroğlu’nun eşkıyalığı konusunda bile pek çok görüş ileri sürülmektedir.  Mesela M. Kaplan Köroğlu tiplemesini alp tipinin bozulmuş ve yozlaşmış bir şekli olarak düşünmektedir.

Hayatına dair bilgiler kesin olmasa da bile bu şiirlerindeki özel üslup ve söyleyiş onun var olması ve yaşamış olması gerektiğine en büyük delalettir. Zaten  tüm şiirlerinde ona özgü, ona özel bir ses, ritim, söylem, ahenk ve ustalık vardır.

Sözünü ettiğimiz Köroğlu’nun asker Köroğlu olup olmadığına emin olmasak da Destansı Köroğlu, Bolu Beyi'nin seyisi Yusuf'un oğlu Ruşen Ali’dir. Ruşen Ali’nin babasının gözlerine Bolu Beyi mil çektirip kör eder. Bu olaydan sonra da Ruşen Ali’ye Köroğlu demeye başlanmıştır. Ruşen Ali, babasını sağaltmak için Aras Irmağı'na götürür Ama ilaç olacak köpükleri kendisi içip yiğitlik ve şairlik gücü kazanır. Çamlıbel'e yerleşip babasının intikamını almak üzere Bolu Beyi'ne savaş açar. Hikâyelere göre Köroğlu ve mücadelesi bu yönde başlamış ve devam etmiştir. Köroğlu, bir kanun kaçağı, devlete karşı gelmiş bir dağ adamıdır. Yollar keser, kervanlar vurur. Babasının gözlerine mil çektiren zalim Bolu Beyi'nin ordularını bozar, dağıtır. Sık sık Bolu'yu basar, şehrin altını üstüne getirir.

Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar. Artık adı Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel'de, bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel'de geçen kervanlardan bac alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.
Köroğlu, ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük, fakat heyecanı birçok olay da geçer.

Aslında bunca ülkeyi gezen Köroğlu değildir.  Gezen şey Köroğlu destanının Anadolu’dan çıkıp Çin’e kadar ulaşan şöhretidir.  Köroğlu gitmese de Türklerin yaşadığı her yere Köroğlu destanı gitmiş,  her yörede bir başka varyantı ve kolları oluşmuştur Türk dünyasının olduğu her yere ulaşan Köroğlu’nun tüm Türk ülkelerinde ve şehirlerinde bir Köroğlu mağarası, dağı ve Çamlıbel’i vardır.

 Köroğlu hikâyesi,AZERBAYCAN , İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Balkanlar'dan Çin'e Kadar uzanan Türk Dünyasının her yerinde bilinmekte ve bu hikaye her yörede farklı özelliklere bürünmektedir.

Köroğlu hikâyesinin bazı kollarında ve varyantlarında Köroğlu’nun adı Koroğlu veya Goroğlu olarak da söylenir.  Bazı varyantlarında Köroğlu Hikâyesinin Ahmet Yesevi ’nin hayatı ile ilgili menkıbeler,  Oğuz Destanı ve Manas Destanı n da bulunan motiflere benzer motifler de taşımaktadır.  Örneğin Köroğlu’nun annesi, Köroğlu’ya ışıktan hamile kalır [6] ve diri diri gömülerek öldürülür.  Oğuz Kağan Destanın da ise Oğuz Kağan’ın eşi bir ağaç kovuğundan çıkan bir ışıktan peyda olmuştur. Annesi Cembil Hatun'dur. Mezarda doğar, ölmüş anasını emerek büyür. [7] Ahmet Yesevi’nin toprak altına mezar kazıp orada yaşayarak çile çekmesi bu anlayışı çağrıştırmaktadır.  Diğer Şeyhlerin çile çekmeleri de buna benzer ortamlarda olmuştur. 

Köroğlu hakkında söylenebilecek en net şeyler şiirlerinden çıkartabildiğimiz edebi yönüdür.  Koçaklama,  güzelleme ve koşma türünde söylediği şiirlerinde başka hiçbir halk ozanımızda olmayan özgün bir yönü vardır.  Köroğlu‘nun yiğitçe seslenişlerinin bulunduğu savaş ve vuruşma sahnelerinin yer aldığı şiirleri oldukça kişisel özellikler taşımaktadır. Kimi şiirlerinin dizelerinde kılıç şakırtıları, gürz sesleri, mızrak vınıltısı da duyulur. Kahramanlık kavga, savaş sevgisini dillendiren şiirlerinin yanı sıra doğa, at ve  dağ  betimlemelerini yaptığı şiirlerinde de hayli başarılıdır. Aşk ve tabiat konulu şiirlerinde de yanı söyleyiş özellikleri, güzellikleri ve özgün deyişleri vardır. Köroğlu şiirlerinde ahenkli, yalın bîr dil kullanılmış, orijinal benzetmeler buluş değerinde betimlemeler, hiç bir şairin etkisi hissedilmeyen kendine özgü bir söylemle şiirler dile getirmiştir.  Bu şiirler Köroğlu’nun hayatı hakkında pek bilgi vermese de yaşadığına en büyük delalettir.

 

EŞKİYA KÖROĞLU ( DESTAN KAHRAMANI )

 

Ünlü bir destana konu olmuş bir halk kahramanı olan Köroğlu’nun XVI. yüzyılda yaşamış olan bir başka halk ozanı ile de ilintisi kurulmaya çalışılmaktadır. 

Bu halk şairi ile tarihî kişiliği bilinemeyen, destan kahramanı Köroğlu’nun aynı kişi olup olmadığı da belli değildir. Buna rağmen Destan kahramanı Köroğlu'nun   XVII. yüzyılda Bolu havalisinde yaşamış, sonradan ünü bütün Anadolu'ya yayılmış bir ozanı olduğunu kanısında olan çok sayıda araştırmacı vardır.  Babası da Bolu beyi tarafından gözlerine mil çektirilerek cezalandırıldığı için Köroğlu diye tanınmıştır. Zulme karşı ayaklanarak halkın hakkını koruması, onu destansı bir kahraman haline getirilmiştir. Fakat 24 kolda 600 de fazla varyanta sahip olan Köroğlu'nun Bolu'da yaşamış olan bir ozan olduğunu kabul etmek bir hayli güçleşmektedir. Eldeki veriler Köroğlu'nu Bolu’dan çok uzaklara 16 ve 17 yy dan daha eski devirlere götürmeye meyillidir.

Fakat araştırmacıların üzerinde durması ve ortaya çıkarılması gereken çok önemli bir husus da Köroğlu'na ait şiirlerdir. Bu şiirlerin pek çoğunda ortak bir üslup hâkimdir. Şiirlerde, zevk, yetenek, üslup, dil kurgusu bir birine pek çok benzemektedir. Bu şiirlerin hepsinin aynı kişi tarafından oluşturduğu izlenimi çok kuvvetlidir.  Anadolu varyantlarındaki şiirlerin tümü tek bir aşığın dilinden ve telinden çıkmışa benzemektedir. Buna göre de hikâyeyi tasnif eden bir kişinin bir başka âşık olduğu, hikaye ve destan kahramanı Köroğlu ile hikayedeki şiirleri oluşturan aşığın farklı kişiler olduğunu düşünmek en iyi çözüm olmalıdır.

Dr. Doğan KAYA, ( Türklük Bilimi Araştırmaları, S. 5, Sivas, 1997, s. 311-334.) "Köroğlu "  adlı yazısında Köroğlu Hikâyelerinin farklı varyantlarındaki ortak noktaları şu şekilde toplamıştır.  "Köroğlu kollarındaki konular destanî, masal, dinî ve tarihî motiflerle örülmüştür. Olağanüstü özelliklere sahip kahramanlar, bu motifler çerçevesinde mücadelelerini sürdürürler. Destan kollarının anlatımı sırasında inanılması mümkün olan hadiselere rastlanıldığı gibi aklın kabul etmeyeceği hadiseleri görmek mümkündür. Kollar, belirli bir şema içerisinde cereyan eder ve birbirine benzeyen olaylar çerçevesinde gelişir. Çarpışmalar genellikle bir yiğit veya dilber yüzünden ortaya çıkar. Çeşitli sebeplerle düşmana tutsak olunduğunda tam asılmak üzereyken arkadaşlar yardıma yetişir yahut cenk sırasında halsiz düşüldüğü vakit yine imdada yetişilir. Hep birlikte düşmana karşı koyup düşman mağlup edilir. "  ( Bkz: edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyatlar.aspx? ) Bu tespitlerden de istifade edersek destanının iskelet olayları ve özellikleri vardır.

XVII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde merkeze bağlı olmayan teşkilâtın iyice meydana çıktığı, buna karşılık, saraya bağlı, sadrazama bağlı beylerin, valilerin de yer yer başlarına buyruk olarak halka zulmedebildikleri bir devirdir.

Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır. Bu şiirler, hikâyeci âşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikâyelerin yaklaşık 630 varyantı bulunmaktadır.

Köroğlu destanında adı geçen Bolu ile ilgili bilgilerde dahi çelişkiler bulunmaktadır. Kimilerine göre Bolu, bildiğimiz Bolu şehri değil Erzurum la Erzincan illeri arasında bulunan bir mevkiinin adıdır.

Köroğlu hikâyelerini kapsayan her bir varyant, kol adıyla bilinmektedir. Boratav’ın saptadığı kollar şunlardır: 1. Köroğlu’nun zuhuru, 2. Ayvaz kolu, 3. Köse kolu, 4. Demircioğlu kolu, 5. Kocabeyoğlu, 6. Kiziroğlu Mustafa Bey, 7. Bağdat-Ferman kolu, 8. Hasan Paşa Silistre kolu, 9. Bolu Bey, 10. Demircioğlu-Halep, 11. Dağıstan-Hazar Bey kolu, 12. Kenan kolu, 13. Kayseri, 14. Gürcistan, 15. Son kol, 16. Celalî Mehmet Bey kolu.  Behçet Mahir anlatmasına dayalı Köroğlu Destanı’nda ise şu kollar bulunmaktadır:  1. Köroğlu’nun zuhuru, 2. Köroğlu ile Demircioğlu, 3. Demircioğlu-Reyhan Arap, 4. Köroğlu’nun Ayvaz’ı kaçırması,  5. Köroğlu- Han Nigar, 6. Köroğlu-Han Nigâr- Hasan Bey- Telli Nigâr, 7. Akşehir Telli Nigâr Cengi, 8. Keloğlan’ın Köroğlu’nun atını kaçırması, 9. Kenan kolu, 10. Bağdat kolu, 11. Kiziroğlu Mustafa Bey Afganistan- Gürcistan kolu, 12. Bolu Beyi, 13. Köroğlu’nun sonu.

Köroğlu Hikâyesinin Bingöl varyantında: Bu hikâyenin özeti şu şekildedir. “At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf'u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf'un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir. Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar. Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler, tay belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur. Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl'den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler. Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi'nden intikamını alacaktır. Fakat Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir. Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da, oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir. Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu'na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar. Yusuf, oğluna, intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür. Ruşen Ali Kır-At'ı ile birlikte dağa çıkar. Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirgânlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır. Delik demir (tüfek) icat olunup da eski yiğitlik gelenekleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder, "sır olur", Kırklar'a karışır.”[8]

Hikayenin diğer varyantlarında bazı unsurlar ortak olmasına rağmen bir çok epizot, motif ve olay farkları bulunmaktadır.

 

SONUÇ:

Görüldüğü gibi Köroğlu destanı Türk dünyasının önemli bir gerçeğidir. Fakat  Destanın kahramanı olan Köroğlu'nun hayatı  hakkında söylenenlerin hiç birisi bir belgeye dayanmamaktadır. Hikayedeki destansı unsurlar hikayenin kökenini 12. 13. yy a kadar ve 16 yy dan  geriye götürebilmektedir.

Türkmenistan varyantlarından yola çıktığımızda Köroğlu'nun Bolu'da yaşayan bir halk ozanı olamayacağı sonucuna varılmaktadır. Azerbaycan ve Türkmenistan varyantlarının Anadolu’daki varyantlarından daha eski varyantlar olduğu ve en eski  Türkmenistan varyantlarının da kaybolduğu izlenimi doğmaktadır.

Köroğlu'nun  Anadolu, Türkmenistan, Azerbaycan ve İran Azerbaycan’ında yaşayıp yaşamadığı da kesin değildir. Fakat Balkanlardan Çine kadar Türklerin ve Türkmenlerin yaşadığı her yerde hikâye olarak yaşatıldığı kesindir.

Kesin olan bir başka şey ise Boratav'ın da belirttiği gibi Köroğlu Destanı Türkmen menşeli bir hikâyedir. Böylece Horasanlı Türkmenlerin ulaştığı her yere de ulaşmıştır.

Köroğlu aslen yaşamış biri olsa bile hayatı hakkında bir bilgi yoktur. Destanındaki şiirlerin de yaşadığı bile belli olmayan bu destan kahramanına ait olabileceği şüphelidir. O halde destanın kahramanı ile destandaki şiirleri oluşturan kişi aynı kişi değildir. Destandaki şiirleri söyleyen bir ozanın olması gerektiği de kaçınılmaz bir gerçektir. Şiirlerin varlığı şiirleri söylenin varlığına delalettir.

Bunlara dayanarak Köroğlu hakkında şu tespitlere varmamız gerekmektedir.

a)  Destan 12. 13 yy lardan itibaren ortaya çıkmış, Türk dünyasına yayılmış böylece de bazı destansı özellikleri korunmuş, bazı özellikleri unutulmuş, bazı özellikleri de anlatıldığı yörenin zevkine bürünerek değişmiştir.

b) Destan kahramanı     Köroğlu ile destandaki şiirleri söyleyen ozan aynı kişi değildir. Anadolu varyantlarındaki şiirleri oluşturan ozan Bolu’da yaşamış bir halk ozanı olabilir. Bu halk ozanı aynı zamanda Köroğlu destanının anlatıcısıdır. Destandaki şiirler bu anlatıcı ozana aittir. Ozan bu şiirleri Köroğlu’nun adını kullanarak söylemiş,  ozanın kendi adı unutulmuş ama destan kahramanı Köroğlu namına söylediği şiirler yaşamıştır.

c)  Anadolu sahası dışındaki varyantlarda bulunan manzum kısımların Köroğlu namına oluşturulan şiirlere ve bunu oluşturan ozan ya da ozanlara kaynaklık ettiği rahatlıkla iddia edilebilir.

d) Destandaki bazı motifler Oğuz Kağan ve Manas destanındaki bazı motiflere benzemekte veya bu motifleri andırmaktadır. Türkmen ve Özbek varyantlarındaki bir çok işaret, destanın 16. veya 17 yy da teşekkül etmemiş olduğunu,  çok daha eski zamanlarda ve  Türklerin destan devirlerinde oluşmuş bir destan olabileceğin göstermektedir. Bu bakımdan Anadolu sahasındaki varyantlarının bu eski destandan bozulma veya gelme bir hikâye olabileceğini ortaya koyar.

e) Destan veya Hikâye’nin konargöçer yaşamakta ısrarcı olan ve eşkıyalık yapmaya da eğilimli  Türkmenler tarafından oluşturulduğu ve Türkmenler tarafından da Türk dünyasına yayıldığı söylenebilir.

Eldeki veriler Köroğlu veya Goroğlu diye bir halk ozanının destan kahramanı ile aynı kişi olduğunu kabul etmek hayli zordur.  Köroğlu adlı bir Halk ozanının yaşayıp yaşamadığı yönünde de kuşkular uyandırmaktadır.

 

Hazırlayan: Şahamettin Kuzucular 

 

 

Şiirleri

 

KAYNAKÇA


  • [1] https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6ro%C4%9Flu
  • [2] Prof. Dr. Metin KARADAĞ, Köroğlu ve Köroğlu Destanı Hakkında Bilgiler, Türk Halk Edebiyatı Anlatı Türleri (2004)
  • [3]  Anonim,KÖROĞLU GERÇEKTEN HALK KAHRAMANI MIDIR,burhandergisi.com/ hasan-baar
  • [4] Prof. Dr. Metin KARADAĞ, (2004) age
  • [5] Prof. Dr. Metin KARADAĞ, 2004) age
  • [6] Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa - 320)
  • [7] Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa - 342)
  • [8] https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6ro%C4%9Flu
  •  

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış