Muharrem Ertaş, (1913, 1984, Kırşehir) Hayatı


Esa
26.1.2017
 
 
Muharrem Ertaş, (d. 1913, Yağmurlubüyükoba - ö. 3 Aralık 1984, Kırşehir),
 
 
Abdallık geleneği ve Bozlak türünün en önemli saz ve söz ustalarından neşet Ertaş’ın babası olan Kırşehir türkülerinin en önemli kaynaklarından biridir.
Muharrem Ertaş’ın ailesi abdal kökenli insanların ikamet ettiği Aksaray’ın Alakilise köyünden 'den Kırşehir ‘in Yağmurlubüyükoba köyüne yerleşmiş bir ailedir. Kimi kaynaklara göre ailesi Horasan’dan Anadolu’ya göçen Deveci kabilesine mensuptur. [1]
 
Muharrem Ertaş bu köyde doğmuş saz eğitimini de daha yedi sekiz yaşlarından itibaren dayıları Bulduk Usta ve Yusuf Usta'dan almaya başlamıştır. Dayıları ise yöresel türküleri çalıp söyleyen Toklumenli  Aşık Said’in türkülerini çalıp söyleyen bir saz ustasıdır.  Aile boyu müzisyen olan bir aileden gelen Muharrem Ertaş’n babasının adı Zurnacı Kara Ahmet'tir.[2] Ailesi ve bu köydekilerin tamamı 1940 yılında Yağmurlubüyükoba köyünden göçerek  Kırşehir’in Bağbaşı Mahallesine göç etmişlerdir.
 
Muharrem Ertaş’ın babası ve dayıları düğünlerde, bayramlarda, çeşitli eğlencelerde sünnetlerde saz çalıp türküler söyleyen bir ailedir. Ailenin geçimi de bunu üzerine kuruludur.  Muharrem Ertaş’da babası ve dayıları ile birlikte bu eğlencelere katılmaya başlamış ve icracılık yönünü de bu sayede arttırmıştır.  Verdiği bir röportajda o günlerini şu şekilde anlatır  “ Bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. Yusuf Usta beni yanına aldı. Düğünler de, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl O’nun la çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."[3]
 
İlk karısı Hatice Hanım’ın vefatından sonra Neşet Ertaş’ın da annesi olan ikinci karısı Döne Hanımla evlendi Döne Hanımdan Necati, Neşet, Ayşe ve Nadiye adında dört çocuğu daha oldu. Döne Hanım’da vefat edince Yozgat’ın Kırıksoku köyündeki Arzu Hanım’la evlendi.[4]
 
Türküler, oyun ve halay havalarının usta yorumcusu Muharrem Ertaş, derlediği ve okuduğu anonim türkülerin yakışıra Karacaoğlan, Şeyh Galip, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu'nun deyişlerini de seslendirdi. “Ses genişliği, rengi ve tınısının yanı sıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanı sıra kullandığı yiğitçe eda ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük bozlak okuyucusu olarak kabul edilir.”  [5]
 
Muharrem Ertaş'ın sesi Japonya'da incelemeye alınmış ve hatasız bir ses olduğu ve böyle bir sesin dünya'da olmadığı ortaya çıkarılmıştı[6][7]
 
Muharrem Ertaş, icracılığının yanı sıra Orta Anadolu ve Kırşehir yöresinden pek çok türküyü derleyerek seslendimiş, bu sayede pek çok türküyü repertuvarına almış olduğu gibi adı sanı bilinmeyen onlarca türkünün unutulup gitmesine de mani olmuştur. Üstelik bu türkülerin gelmiş geçmiş en güzel ve en etkileyici yorumcusu olarak kabul edilmiştir. Allah vergisi özel ve çok güzel bir sese sahip olan Muharrem Ertaş, türküler, bozlaklar, ağıtlar ve halay havalarının gelmiş geçmiş en güzel en orijinal yorumcusu olarak anılmayı başarmıştır. Onun bu zenginliği oğlu Neşet Ertaş’ın yetişmesine çok büyük vesile olmuştur. 

1970’li yıllardan itibaren, büyük bir şöhrete sahip olan ‘Neşet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş’ olarak anılmaya başlasa da hiçbir zaman layık olduğu gerçek şöhrete erişememiştir.  Bunca yeteneğine rağmen yaptığı işten para kazanmayı da şöhrete kavuşmayı da akıl bile etmemiş, buna rağmen Kırşehir’in sembol isimleri haline gelen baba ve oğulun öyküsü tüm ülkeye yayılmıştır. 

Neşet Ertaş ve bozlakları ile tanınmış olsa da sadece birkaç kez TRT ye konuk olmuş, Kalktı Göç Eyledi Avşar illeri şiirini dünyada en güzel seslendiren kişi olarak tanınmış olsa da 71 yıllık ömrünü yoksul, kendi halinde ve sessizce tüketmiştir. Tüm bu önemine rağmen hayatını yoksulluk ve gariplik içinde geçiren Muharrem Ertaş 1984 yılının 3 Aralık günü vefat etmiştir. 
 
Muharrem Ertaş'ın mezar taşında şu sözler yazılıdır : “İşte geldim, işte gittim. Güz çiçeği gibi bittim. Yalan dünyada ne iş tuttum. Ömrüceğim geçti, gitti.”
 
 
[1] https://www.turkuler.com/ozan/MUHARREM.asp
[2] https://www.turkuler.com/ozan/MUHARREM.asp
[3] https://www.turkuler.com/ozan/MUHARREM.asp
[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Muharrem_Erta%C5%9F
[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Muharrem_Erta%C5%9F
[6] https://tr.wikipedia.org/wiki/Muharrem_Erta%C5%9F
[7] https://www.turknostalji.com/muharrem-ertas-japonyada-ornek-gosterilen-ses.html
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
26.01.2017 - 15:31
Yaşarken değerini bilmediğimiz büyük ozanımızı tanıttığınız için teşekkürler. Muharrem Ertaş'ı ve Neşet Ertaş'ı ne zaman dinlesek, Ortaasya'dan gelen, yürekleri parçalayan o çığlığı duyarız. Rahmetle anıyoruz.