Cengiz Aytmatov'un Hayatı ve Kırgız Romancılığı

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 26 Mayıs 2011 Perşembe aaa Beğen

 

 

 

 
Yazıda “Cengiz Aytmatov' hakkında bilgiler, doğumu, ölümü, ülkesi, görevleri, eğitimi aldığı ödüller, edebi kişiliği, eserlerindeki konular, işlediği temalar, romanlarındaki karakterler,  Kırgız romancılığı,  Kırgız edebiyatı,  romanları adları ve basım tarihleri,   romanlarının konusu, ana fikri,   romanları, anlatım tekniği, bakış açısı, romanlarının çevrildiği diller, eserlerinin basım yılı, basım hikâyesi, eserleri ve biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
Cengiz Aytmatov'un Hayatı
 
 
12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistan’ında seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Asıl adı Cengiz Törekuloviç Aytmatov'dur.[1]
Babası Törekul Aytmatov at yetiştiricisiydi. Kırgızistan’a, dağlık yörelere Ekim devrimi daha yeni ulaşıyordu. Yazar kolhoz tarlalarında çalıştı. Çevresini, tabiatı, insanları o yıllarda tanımaya başladı. Henüz on beş yaşındayken köyü- Sovyetinde sekreterlik yaptı, tarım makinelerinin hesaplarını tuttu. Daha sonra Kazakistan'daki Cumbul veterinerlik teknik okulunda okudu Ardından Frunze(bugünkü Bişgek tarım enstitüsünde okudu.Zooteknisyen olarak bütün ülkeyi ,Kazakistan'ı dolaştı. Aynı zamanda da bir gazeteci sıfatıyla çalışıyor, sürekli gözlem yapıyordu. Pek çok genç nesil mensubu gibi halkından uzaklaşmadı, insanına daha da yakınlaştı. 

Cengiz Aytmatov'un babası 1937 yılında Milli Kırgız Partisi sekreteriydi. Yazar kendi şeceresini şöyle dile getirmişti.".......Baba adı Törekul, dede Aytmat,onun babası Kim bildi,onun  babası Kuncuyok ...." [2] Gelenek ve göreneklerine gösterdiği sadakatin bir diğer belirtisi de kendi geçmişi ile ilgili bilgi sahibi olmasıdır. Atalarının mezarlarına, uzak akrabalarına, onların mesleklerine ve detaylı hayat hikâyelerine kadar her şeyi bilmektedir. Baba Törekul Aytmatov, daha sonra mevcut partinin lağvedilmesiyle birlikte Komünist Parti'ye üye olur. Parti görevlisi olarak gönderildiği Moskova'da ihanet suçundan tutuklanır, ardından ölüme mahkûm edilir. Ölümünden sonra yapılan araştırmada suçlu olmadığı kanaatine varılır. Ancak bu iade i itibar hadisesinden sonra aile tekrar Kırgızistan'a dönebilir. Orada yazar ve annesi halaları Karagözapa'nın evinde kalırlar. [3]
Bu yıllar aile için son derece zorlu geçti.  Aytmatov ailenin büyük  çocuğuydu, pek çok sorumluluğu vardı. Güçlü bir kadın olan annesi onun yetişmesinde, edebiyatla tanışmasında çok etkili olmuştu. Ona hem Rus edebiyatını hem de Kırgız kültürünü öğretmeye  çalıştı. Birkaç yıl burada kalındıktan sonra annesinin işi dolayısıyla Kirovskaya adlı bir Rus köyüne taşınmışlardı.. Yazar orada Rus okuluna başladı. Annesinin de katkılarıyla hareketli bir gençlik yaşadı, gerek gittiği okullarda, gerekse kendi çabasıyla ciddi bir yetişme süreci geçirdi. 

Aytmatov, bilinen eserlerini kaleme almadan önce işe tercümeler yaparak başladı. Valentin Kateev'den (1897–1986) Alay'ın Oğlu, Mikhail Bubenkov'dan (1909–1983) Huş Ağacı adlı eserleri Rusça'dan Kırgızca'ya çevirdi.[4]

Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Ardından, yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve  Bu çalışmaların o dönem için önemi çok büyüktü. Kırgız gazetelerindeki yazıları, redaksiyon servislerinde aldığı görevler, muhabirlik faaliyetleri onu yavaş yavaş edebi dünyaya hazırlıyordu. Yazarın akıcı üslubu, kurgudaki başarısı bu ön araştırmalarıyla yakından ilgilidir. Ayrıca bu yıllar geçmiş ile geleceğin kesiştiği bir noktaydı. Her iki dünyayı ve her iki insan tipini çok iyi tanıyordu. İlk eserlerinde  ciddi bir edebi endişe ve teknik görülmemekte eski ile yeninin çatışması üzerine kurulduğu için estetikten çok didaktik bir endişeye rastlanmaktaydı.

Yazarın 1956'dan itibaren devam ettiği Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü, onun engin yerel kültürünü evrensel boyuta nasıl taşıyabileceğini öğrenmesine yardımcı oldu. Bu arada Moskova'nın kültür dünyasını da tanıma fırsatı buldu. Yazar bu yıllarını teorik çalışmalarla geçirdi. Er Manas bütün ihtişamıyla onların yanındaydı. Kuşaktan kuşağa akıp gelen bu sınırsız mısralarla birlikte masal, efsane, türkü kültürü de ihmal edilemeyecek bir tabii hazine durumundaydı. Ve bu değerler bütününden en iyi yararlanabilen yazar ise Cengiz Aytmatov'du. 

Aytmatov'un ilk eserleri bu tarihi öğelere, kendi yöresinin, Talas Vadisinin Kültürüne dayalıydı. Folklorik unsurlar, masal kahramanları, geleneğin taşıdığı tecrübe, yeni oluşan edebiyat  dünyasında Rus edebiyatının yeri kadar önemli zengin bir altyapı oluşturuyordu. Yazarın 1956'dan itibaren devam ettiği Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü, onun engin yerel kültürünü evrensel boyuta nasıl taşıyabileceğini öğrenmesine yardımcı oldu. Bu yıllarda, edebi değerleri yükselmeye başlayan Yüz Yüze(1957),Cemile(1958),Selvi Boylum Al Yazmalım(1961),Deve gözü(1961) adlı eserlerin yazıldığını görüyoruz. Yazar 1952'de yazdığı Gazeteci Cyudo, Aşim gibi Kırgız dergilerinde yayınlanan hikâyelerinden çok daha ötelere gelmişti artık. Yüz Yüze ve Cemile, Süpayçi ve Beyaz Yağmur, Rakipler ve Asma Köprü (Baydamtal Irmağı'nda), Selvi Boylum ve Deve Gözü gibi ikili hikâye grupları, benzer konu ve ilişkilerin anlatıldığı eserlerdi.

Aytmatov,1956'da Sovyet yazarlar Birliği üyesi olmuştu.. Moskova Edebiyat Enstitüsü'nde Maksim Gorki adlı incelemesini yazdı.” Enstitüdeki diploma çalışması olan Cemile onun ilk zirvesiydi.”[5]
1959'da Komünist Parti'ye üye oldu. Taşkent’te yapılan Asya-Afrika Yazarlar Konferansı’na katıldı. Kırgızistan Edebiyatı adlı yayın organında redaktörlük yaptı. Pravda’nın Kırgızistan masasında görev yaptı. Aytmatov, hikâyelerinde(Uzun hikâye) okuyucusuyla doğrudan ilişki kurabileceği bir yapı peşindedir. Okuyucunun eserden etkilenmesini değil katılmasını hedefler. İlk eserlerinden itibaren gelişen bu arayış her eserde yeni bir formda karşımıza çıkar. Zamanla subjektif karakterlere de rastlarız. Kişileştirme önceki eserlerden farklı bir hal almaya başlar. 60'lı yıllardan itibaren Kırgız geleneklerine bağlılığı konusundaki bakışını netleştirirken, bir yandan da Radlow'un 19.Yüzyıldaki çalışmalarından etkilenerek Kırgız kültürünün, epik öğelerini inceliyordu. Bu gücün kaynağına inmeye çalışıyordu. Manas ile ilgili çalışmalar yapıyor, yapılan çalışmaları izliyordu.

1963 yılında yazdığı Toprak Ana adlı eseri ona Lenin Ödülü'nü kazandırdı.1964 yılında Al Elma adlı hikâyesini yazdı.1965 yılında Kırgız Sinemacılar Birliği Başkanı oldu. Aynı yıl Beyrut'taki, 1966'da Delhi'deki Asya Afrika Yazarlar Konferansı'na katıldı. Aynı yıl bir diğer önemli eseri olan Gülsarı’yı, Rusça olarak yazdı. Gül sarı ile birlikte Tanabay'ın silinişi bir devri olanca hüznüyle gözler önüne serdi. [6]  O yılların sıkıntıları geride kalmıştır ama bu arada heyecan da kaybolmuştur. Eser o yıl çok sayıda eleştirmenin dikkatini çekti. Nesir dalında en iyi çalışma olduğu konusunda herkes hemfikirdi 

1967'de Sovyet Yazarlar Birliği İdare Heyeti Üyeliğine seçildi.1968'de Büyük Sovyet Ödülünü aldı. Aynı yıl Kırgız Halk Edipleri adlı çalışması yayınlandı.1970'te Beyaz Gemi, Askerin Oğlu, Oğulla Görüşme adlı eserleri Moskova'da yayınlandı. 70'li yıllarla birlikte yazarın geleneksel motif, efsane ve masallara yaklaşımı çok özel renkler kazanmaya başlar. 
 
1973 yılında ilk ve tek tiyatro eseri olan Fujiyama'yı Kazak drama- turg Kaltay Muhammedcanov ile birlikte yazdı. Yazarı da şaşırtan bir ilgi gören eser pek çok dile çevrildi, bazı ülkelerde sahnelendi. Ayrıca Kırgız film tarafından sinemaya da uyarlandı. 1980'de yazarın hayatında eserleri açısından büyük bir birikim sonucu ortaya çıktığı anlaşılan Gün Uzar Yüzyıl Olur yayınlandı. Hikâye ve uzun hikâyelerin ardından gelen bu roman başta Sovyetler olmak üzere bütün dünyada heyecanla karşılandı. Bu eserinde sanki on yıl sonra olacakları yazmıştı.  bugün olanlara dair ipuçları görürüz. O ana kadar rejime yapılan en yoğun eleştirilere burada rastlarız

1986 Isık Göl Forumu'nda Cengiz Aytmatov'un Gün Uzar Yüzyıl Olur'dan daha hacimli bir eser olan Dişi Kurdun Rüyaları adlı eseri duyulmaya başladı. Bu eser yazarın Deniz Kıyısında Koşan Ala köpek’ten sonra Kırgız -Kazak dünyasından ikinci çıkışıdır. Romanın kahramanı yeni bir Hıristiyanlık anlayışının peşinde olan Abdias adlı bir Rus misyonerdir. Tabiatın geleneğin temsilcisi ise dişi kurt Akbar'dır. Abdias’ın trajedisi, esrar mafyası, çevre düşmanlığı, Akbar'ın sabır yüklü yolculuğu müthiş bir kurgu ile anlatılır. [7]Bütün dünyada çok büyük ilgi gören eser, 1990 yılında Ötüken Yayınevi tarafından yayınlandı.

I990 yılında Sovyetler Birliği'nin Lüksemburg büyükelçiliği görevinde bulunan yazar bir süre sonra birliğin dağılmasından sonra bütün yurt dışı temsilciliklerin Rusya'ya devriyle bir süre Rusya büyükelçisi sıfatıyla görev yaptı.[8]
Yazar 90'lı yıllarda edebi anlamda birkaç küçük ama önemli esere imza atmıştır. Cengiz Han'a Küsen Bulut ve Yıldırım Sesli Manasçı bunlar arasında sayılabilir. 90'lı yıllarda İlesam tarafından kendisine verilen ödülü almak ve İstanbul Sinema Günleri'nde adına düzenlenen günlere katılmak için ülkemizi ziyaret eden yazar çok büyük ilgi görmüştü.

Aytmatov," Gün Olur Asra Bedel " romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008 rahatsızlanarak böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirilmişti. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girmişti. [9]10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de yaşamını yitirdi.



EDEBİ KİŞİLİĞİ ESERLERİNDEKİ MİLLİ VE EVRENESEL KAREKTERLER


Aytmatov'un eserlerinde Kırgız halkının gündelik yaşamından sentezlenen pek çok konu vardır. O buna rağmen eserlerinde hem çağdaş Dünyadan, evrensel konulardan hem de Kırgız Destanları ve halk hikâyelerinden oldukça yoğun olarak yararlanmıştır. İlk bakışta onu Dünya'ya tanıtan ana etmenlerinde bu olduğu görülür. Kırgız destanlarına has unsurları kullanması, özgün özelliklerinden yararlanarak çağdaş boyuta taşıyabilmesi onun tanınmasına ve sevilmesinde en önemli etken olduğu anlaşılır.

C. Aytmatov, eserlerine kaynaklık eden milli karakterler konusunda şöyle demiştir."........Efsane ve mitoslar üzerine düşünelim bir. Onlar halkın canlı hafızası,hayat tecrübesi, felsefesi, tarihidir. Masalımsı fantastik dünyaları önemli değerler taşır. Mesela Geyik Ana (Beyaz Gemi ) bugünkü gerçeklerle bütünlük arz eder. " [10]Yazar bu sözleriyle gerçekle masalın dünyasını nasıl birleştirdiğini ifade eder. Beyaz Gemi'de Orazkul ve Seydahmet bir tarafı, Mümin Dede ve Çocuk diğer tarafı temsil eder. Seydahmet ve Mümin Dede pasiflikleriyle birbirlerine yaklaşırlarken, Çocuk ve Orazkul zıt kutupları temsil ederler. Yazar çocuğa bir"ad" bile vermez. Çünkü onu bütün çocukların temsilcisi olarak görür ve masal kahramanlarıyla özdeşleştirir[11]. O, capcanlı bir masal kahramanıdır. Ama gerçektir de. Ölümü de son derece destansıdır. Onun ölümü bir kurtuluş gibidir. Pek çok Rus eleştirmenin görüşlerinin aksine bu ölümde ve ölüm şeklinde bir karamsarlık yoktur. 

Yazar Kırgız edebiyatının kaynağını da eski sözlü gelenek, halk hikâyeleri, özellikle de Manas Destanı olarak gösterir. İkinci kaynak olarak ise modern Sovyet edebiyatından söz eder. Bu sayede iki kaynaklı, geçmişle bugünü bir arada sürdüren bir edebiyata sahip olduklarını belirtir. Aytmatov, pek çok edebi sima üzerine çalışmalar yapmış, dikkate değer edebi araştırmalara imza atmıştır. Türk dili ve edebiyatı, halkbilimi, sosyoloji sahalarında eserler vermiştir(. Cengiz Aytmatov kendisine büyük başarı sağlayan "Dişi Kurdun Rüyası" adlı romanını, başka bir dünyaca ünlü Kırgız sinema yönetmeni Tölömüş Okeyev, kendisine uluslararası ödüller kazandıran "Beyaz Barsın Nesilleri" adlı filmini "Kococaş" destanından esinlenerek yaratmıştır. Aytmatov'un pek çok romanında Kırgız destanlarının izlerini görmek mümkündür. Manas destanı ve yirmiye yakın diğer Kırgız destanlarının Aytmatov'un eserlerine esin verdiği bilinmektedir. Onun dünya literatürüne kazandırdığı "Mankurt" Manas destanından alınmış bir motiftir.[12]
 
Agâh Oktay Güner, Aytmatov'un Kırgız Türklerinin geleneksel ürünlerinden yararlanmasına dair şu tespitlerde bulunmuştur: “millî kültürünü tanıması, yorulmadan milli kültür zenginliklerini, destanları, masalları araştırması,  bunları keşfederken milliden evrensele doğru açılması. Her zaman insanın özünü, evrenselin özünü   yakalama dikkati, bu çizgiyi takip gayreti... Vardır.”
Cengiz Aytmatov basit veya şaşırtıcı olaylardan, ayrıca destan ve masallardan bütün insanlığı ilgilendiren mesajlar çıkarmayı sanatının amacı sayıyordu. Aytmatov"un hemen bütün hikâye ve romanlarına kaynaklık eden, temel malzemeyi veren ünlü Kırgız destanı Manas"tır. [13]Ayrıca Kırgız-Kazak-Moğol masal ve efsanelerinden de faydalanmıştır. Manas Destanı gibi feyizli bir kaynağa eğilmesi Cengiz Aytmatov"a en büyük milliliği sağlamıştır. Aytmatov'un "Gün Uzar Yüzyıl Olur" adlı eseri pek çok Batı diline ve Türk lehçelerine çevrilip yaygınlaşırken, "mankurt" kavramı da kabul görerek literatüre girmiş ve “mankurt” ve “mankurtlaştırma” temaları yaygınlaşmıştır."[14]
 
 C. Aytmatov'un Edebi yönü hakkında irdelemelerde bulunan Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Aytmatov'un yazarlık yönü hakkında şu değerlendirmelerde bulunur. Aytmatov’un öykü ve romanlarında aşk, insanı başka bir insana, doğaya ve Tanrı’ya taşıyan, açan yüksek bir değer olarak işlenir. İnsan aşk ile yaş, sosyal statü, gelenek gibi birçok farklılıkları aşarak ruhundaki sonsuzluk ve özgürlük arzularını gerçekleştirir. Genellikle tutkulu yönelişlerin anlatıldığı eserlerde aşk, ‘bağlanma’ haliyle kesin bir tutsaklık, sınırsız açılım alanlarıyla mutlak bir özgürlüktür.


Aytmatov’un öykü ve romanlarında aşk, insanı başka bir insana, doğaya ve Tanrı’ya taşıyan, açan yüksek bir değer olarak işlenir. İnsan aşk ile yaş, sosyal statü, gelenek gibi birçok farklılıkları aşarak ruhundaki sonsuzluk ve özgürlük arzularını gerçekleştirir. Genellikle tutkulu yönelişlerin anlatıldığı eserlerde aşk, ‘bağlanma’ haliyle kesin bir tutsaklık, sınırsız açılım alanlarıyla mutlak bir özgürlüktür. [15]
 
Eserleri

Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı (Son romanı - 2007)
Darağacı - Dişi kurdun Rüyaları (, 1988)
Gün Olur Asra Bedel ,(Kırgız Türkçesi ),( 1980),
Fuji-Yama Fuji Dağının Tepesi 1973)
Beyaz Gemi (Kırgız Türkçesi, ?? ???? : Ak Keme) (Rusça1970)
Selvi Boylum Al Yazmalım , (1970)
Elveda, Gülsarı! 1966)
Dağlar ve Steplerden Masallar 1963)
İlk Öğretmenim 1962)
Cemile (Kırgız Türkçesi  Rusça  1958)
Yüz yüze 1957)
Zorlu Geçit (1956)
Toprak Ana
Cengiz Han'a Küsen Bulut
Çocukluğum
Kızıl Elma
Hiroşimalar Olmasın
İlk Turnalar
GülSarı

SİTEMİZDEKİ İLGİLİ LİNKLER
 
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Cengiz_Aytmatov 
[2] Zeynep Oral,Cengiz Aytmatov İle Konuşma,Nesin Vakfı Yıllığı,İst.,197
[3] Dr. Mustafa Çetin, Cengiz Aytmatov Hayatı,http://www.aytmatov.org
[4] Dr. Mustafa Çetin, Cengiz Aytmatov a.g.e)
[5] Dr. Mustafa Çetin, Cengiz a.g.e
[6] Dr. Mustafa Çetin, Cengiz a.g.e
[7]  ( Dr. Mustafa Çetin, Cengiz a.g.e )
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Cengiz_Aytmatov 
[9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Cengiz_Aytmatov
[10]  Dr. Mustafa Çetin, Cengiz Aytmatov Hayatı,http://www.aytmatov.org/
[12] G. Cumanukova , Kırgızların Mitolojik İçerikli Destanlarından "Kococaş" Destanı,.nuveforum.net/)
[13] Kemal Özer,Aytmatov'a Göre Edebiyatın Görevi.....,A.g.e.,s.410-421.
[14] Dr.Agah Oktay Güner,TÜRK DÜNYASININ BÜYÜK KAYBI CENGİZ AYTMATOV,http://www.ulkumturan.com/)
[15] Prof.Dr. Ramazan KORKMAZ, Aytmatov Anlatılarında Aşkın Eriştirici ve Dönüştürücü Gücü, ardahanhaberi.com)
 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...