Cumhuriyet II. Dönem Şiir ve Edebiyat Toplulukları

Ekleyen : ESA , 08 Eylül 2017 Cuma aaa Beğen
Cumhuriyet II. Dönem Şiir ve  Edebiyat  Toplulukları
 
 
 
TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER
 
I.Dünya savaşından sonra Almanya’nın süper bir güç haline gelmesi,  dünyayı tehdit etmeye başlaması, Rusya’daki Bolşevik İhtilali ile Sosyalist ve Komünist düşüncelerin yayılma eğilimi göstermesi, Alman ve İtalyan Faşizminin genişleme iştahı,  realist ve materyalist anlayışının  bilim ve sanat dünyasına egemen olmaya başlaması,  1930’lu yıllarda ABD’de gelişen sosyal realizim  akımı gibi nedenlerin ülkemizde ortaya çıkardığı bir sanat anlayışıdır.  
 
Sovyet Rusya'nın Sosyalist Rejimi Dünyaya yaymak çabası ile beslenen "toplumsal gerçekçilik" 1930'lu-40'lı yıllarda Türkiye ‘de de etkili olmaya başladı. Realizim ve natüralizm ile beslenen, ezilen işçiler, ezilen köylüler, eşitlik,    ekonomik düzey farkları olmayan toplumlar yaratma ütopyaları ülkemizde de taraftar bulmuş, , böylece toplumsal konular çerçevesinde bireylerin eylemlerini işleyen eserler yazılmaya başlanmıştı.
 
Sosyalist Rusya, Ekim devrimi sonrasında Lenin ve Stalin dönmelerinde Marks ve Engels’in düşüncelerini dünyaya yaymak, kendi ideolojisini diğer ülkelere de benimsetmek politikası izlemesi, bunu yaparken de realizmi kullanmaları ülkemizde de sosyal gerçekçilik anlayışını körükledi.  Maksim Gorki gibi sosyalist Rus yazarlarının edebiyatta başlattıkları hamle ülkemiz ve diğer dünya milletlerinde de etkili oluyordu. Şolohov gibi hikâyeciler ile Vladimir MAYAKOVSKİ, Boris PASTERNAK,  Jdanov ve Lunaçarski gibi şair ve yazarların 1934 yılından sonra işlemeye başladıkları halkların eşitliği, proletaryanın dünyaya egemen olması,  ücretlerin ve gelirlerin eşit paylaşımı, sömürücü düzenin ortadan kaldırılması, sınıfsız toplumlar oluşturma düşüncelerine dayanan sanatsal eylemleri ülkemizde de taraftarlar bulmuştu.
 
Sosyalist devletlerin bu ideolojileri Nâzım Hikmet, Kerim Sadi, Hikmet Kıvılcımlı, Suat Derviş, Behice Boran ve Sabiha Sertel’ gibi ilk Türk Marksistler tarafından işlenmeye başladı.  
Sosyal gerçekçilik Nazım Hikmetle şiir dalında filiz vermeye başlayıp memleketçilik akımı bünyesinde köy romancılığı, köy gerçekçiliği sıfatı içinde işlenmeye başladı.  Daha sonra roman, öykü, eleştiri ve diğer türden yazılar da boy gösterdi. . Şiirde Nazım Hikmet’in başı çektiği bu anlayış,  1940 lı yıllara doğru edebi bir ekol haline geldi.
 
Toplumsal Gerçekçilik sadece siyasi yönü olan bir konu ve sanat anlayışı olarak da kalmayarak, I. Yeni, Garip veya Serbest Şiir denilen şiir tarzını da ortaya çıkardı. Serbest şiiri Garipçilerden de önce Toplumcu Gerçekçi şairler ortaya atmış,  bu şairler kafiye kullansalar da şiirden ölçüyü ve nazım biçimi öğelerini dışlamışlardı.
 
 
Toplumsal  Gerçekçi Şairler
 
Nazım Hikmet, Ercüment Behzad Lav, Hasan İzzettin Dinamo  Beşir Fuat, , Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör, Attila İlhan, Rıfat Ilgaz, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Nihat Behram, Metin Eloğlu, Ülkü Tamer, Can Yücel', Abdülkadir Bulut , Mehmet Başaran , Vedat Türkali  Enver Gökçe
 
Düzyazıda ise Sabahattin Ali'nin 1930'lu yıllarda yazmaya başladığı Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna gibi romanları ve öyküleri ile başlayan toplumcu gerçekçilik 1940’lı-50'li yıllarda büyük bir ivme kazanmış 1990 yıllara kadar etkisini göstermiştir.  
Cumhuriyetin ilk yıllarında Toplumsal Gerçekçiler genellikle:  Köylü, kaymakam, köylü, Jandarma, Köylü ve devlet idarecileri arasında çatışmalar, ezilen, itilen, dışlanan, sömürülen köylü,  zengin toprak sahiplerinin sömürdüğü köylüler, ağalara ve idarecilere başkaldıran köylüler konularını işlemişledi. 1950 li yıllara kadar bu konular moda iken, 1950 li yıllardan itibaren, köylü ağa çatışmaları,   köy sorunları -oldukça abartılı biçimde- işleyen sanatçılar çok sayıda öykü, roman, tiyatro yazmışlardır.
 
Temsilcileri: Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Attila İlhan, Rıfat Ilgaz, Ercüment Behzat Lav, Sebahattin Ali, Talip Apaydın, Muzaffer İzgü , Tarık Dursun K., Faik Baysal , Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar , Hasan İzzettin Dinamo, Salah Birsel 
 
Garipçiler (Birinci Yeni)
 
Garip akımı Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet tarafından ortaya atılan bir şiir hareketidir. Bu üç arkadaşın 1939 yılında Garip adını verdikleri şiir kitabını yayınlamaları ile başlamıştır.
 
Garip şiiri, daha önceden Nazım Hikmet ve Ercüment Behzat Lav’ın ilk örneklerini verdikleri ölçüsüz, duraksız, dörtlük ve beyit sistemine de dayanmayan şiir tarzını ideal bir şiir formu olarak kabul etmeleri ile başlamıştır.
Garip şiirinin manifestosunu hazırlayan Orhan Veli ile kaidelerini bulan Garip şiiri,  ölçüsüzü, kafiyesiz, duraksız, beyit ve dörtlük gibi nazım birimlerine bağlı olmadan;  sanatsız, süssüz, yalın ve edebiyat parçalamadan da gündelik konuları, basit insanların basit yaşantılarını dile getiren sade bir dille şiirler de yazılabileceğini ortaya koymuştur.
 
Garip kitabının önsözünde yazılan Serbest şiir manifestosunu yazan Orhan Veli; şiirlerinin bilinçaltına yöneldiğini,   sürrealist akıma yaklaştıklarını, sıradan insanların sıradan hayatlarını ve özlemlerini dile getiren şiirler yazmaya başladıklarını ilan etmişlerdir.  
 
Şiirde yerleşmiş tüm kuralları hiçe sayan,  edebiyat yapmadan şiir yazan, söz sanatlarına anlam oyunlarına, yüksek ve karmaşık düşünce ve duygulara yer vermeyen, sokaktaki insanın dili ile yazan, gündelik en sıradan konuları şiire sokan, geleneksel şiirin hiçbir yanını ve öğretesini kullanmayan bu şiir anlayışı kendilerinin de beklemedikleri bir ilgiyle karşılaşmıştı.
 
 Garipçilerin şiir anlayışını eleştirenler olduğu gibi destekleyenler de olmuş, şiirin bu kadar basit olamayacağını savunanlara rağmen bu şiir anlayışı diğer şairlerinde benimsediği bir şiir hareketi olarak yoğun bir ilgi görmüştü.  
Bu şiir tarzı Serbest şiir, Kuralsız Şiir, I. Yeni, Garipciler olarak da anıldı.
 
 
II.  YENİ
 
Serbest şiirin şiirimize getirdiği anlayış ve çok taraftar bulması üzerine 1950 yılları ortalarından itibaren boy gösteren bir tarzı olarak şekillendi.
 
1950'lerin başlarında "Yeditepe" ve "Pazar Postası" gibi dergilerde yayımlayan şiirler arasında görülen ortaklık İkinci Yeni şiirinin başlangıcını ortaya çıkarmaya başlamıştı. Bu tarzda yazan şiirlerin çoğalması üzerine 1956'da Pazar Postası'nda Muzaffer İlhan Erdost  bu tarz şiirleri II. Yeni olarak değerlendirmişti.
 
II. Dünya savaşı sonrasında batı edebiyatında bir takım gerçeküstü, sürrealist, sanat akımları ortaya çıkmıştı. Dünyanın en acımasız savaşını yaşayan yeni kuşak, savaş yıllarında yaşadıkları korkunç olayların etkisinde kalmış, ailelerini, yakınlarını kaybeden,  bu korkunç savaşın tüm acılarını yaşayan  bu kuşak  yaşadıkları korkunç şokları ve travmaların sonucunda    varoluşçuluk, sürrealizim , dadaizim gibi  akımlar ortaya çıkarmışlardı.
 
Gerçeklik ile ilgileri olmayan, hayatın boş ve manasızlığı düşüncelerinden hareketle ortaya çıkan,    ağır psikolojik sorunlar, bu korkunç savaşın korkunç olaylarını yaşamaktan kaynaklanan ağır travmalar yaşamış insanların karmaşık, dağınık, parçalanmış ruh hallerini, duygu dünyalarını, çağrışımlarını, kopuk, birbirleri ile ilintisiz, değişken davranış, eylem, düşünce ve darmadağınık hayal dünyalarını yansıtan bu akımlar ülkemiz sanatçılarını da etkilemişti.
 
Yıkılmış binaların enkazları arasında, çürümüş cesetler arasında bomba sesleri, kopan kollar ve gövdeler görerek savaştan çıkan bu kuşağın insanlarının oluşturduğu bu sanat anlayışlarında belli bir anlam, konu bütünlüğü, sistematik bir düşünce,  sağlıklı duygular ve düşünceler, hedef, amaç, estetik gibi kaygılar da bulunmuyordu.
II. Dünya savaşına girmediğimiz halde, savaşın korkunç yüzlerinin ortaya çıkardığı bu ruh ve bu düşünce hallerinin ortaya çıkardığı bu sanat akımları ülkemizdeki aydınları da etkilemişti.  II. Yeni hareketi işte bu ruh hallerinin  yarattığı varoluşçuluk, sürrealizim , dadaizim gibi sanat akımlarının ve sanatçılarının  eserlerinden gelen  etkiler altında , bir topluluk niteliği göstermeyen, manifestosu da olmayan bir şiir tarzı olarak kendiliğinden ortaya çıkıvermişti.
 
II. Yeni, akla bağlı olmayı reddetmiş, aksine aklı allak bullak edip aklı yıkmaya çalışan bir şiir tarzı olarak kendini göstermiştir.  Şiirde geleneksel olan mantığa dayanan tüm kuralları reddeden II. Yeni,  şiirde basitliği ön plana çıkarmış,  vezin, kafiye, nazım şekli gibi unsurları şairin elini kolunu bağlayan gereksiz kaideler olarak görmüşlerdir.  Şiirde ahengin sözcüklerle sağlanacağına inanmışlar,  mecazlı sanatlı söyleyişlerden kaçınmışlardır. Şiirde anlam ve konu bütünlüğünü de gereksiz görmüşler, şiirin ahlakın, dinin devletin ve yüksek zümrenin hizmetçisi olmadığı görüşü ile hareket etmişlerdir.
 
 
Şiirde çağrışıma önem vermişler, kurallı, anlamlı dizelerin çağrışım yaratamayacağı düşüncesinden hareketle, önemli olan şeyin bir şey anlatmak değil birçok şey çağrıştırmak, farklı şeyler hayal ettirmek olduğuna inanmışlardır. Edip Cansever “Şiirin değeri okuyucunun çağrışım gücüne bağlı olmalı”  şeklinde ifade ettiği gibi bu nedenle alışılmadık bağdaştırmalar kurmuşlar, dilin mantığı ile oynamışlar, kurallı ve anlamlı cümleler kurmaktan kaçınmışlardır.
 
 II.Yeni’nin dil ve anlam  konusundaki  bu bakış açısı Ece Ayhan’ın şu açıklamalarında da ifade bulmuştur : “İkinci cepheyi açmak, akıl dışında da bir anlam olduğunu savunmak, şiirin kuralları konusunda yıkıcı davranmak, anlamsızlığın anlamına doğru gitmek. Bu gerçekleri dil kurallarıyla sınırlayamadığımız için dili aşmak, kelimeleri anlamından kurtarmak, yeni özün sonucu olan yeni biçimi, yeni biçimin de zorunlu sonucu olan yeni özü getirmek.”
 
II. Yeni  bir topluluk olarak ortaya çıkmamış  bildirgesi olmayan  dağınık bir şiir topluluğu görüntüsü içinde olmuştur. Topluluk üyelerinin üzerlerinde karar kıldıkları belirli ilkeleri de yoktur.  En belirgin ortak yanları dilin mantığı ile oynamaları, şiirlerinde belli bi konu bütünlüğünün olmaması,  alışılmadık cümle düzenleri kurmaları, sözcükleri anlam bütünlüğü için değil  çağrışım  gücü için seçmeleri, dilin alışılmış kalıplarını yıkmaları, akıl, ahlak , din,  anlam, amaç kaygısı gütmemeleri; akıl dışı saptamalar kullanmaları;  mantıksız, ibareler, tamlamalar, cümleler kurmaları vb dir.
 
Başlıca temsilcileri: Edip Cansever, Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan, Oktay Rifat, . Kemal Özer , Ülkü Tamer,Ece Ayhan
 
 
 
 
MAVİCİLER
 
Adını 1952-1956 Ankara  Atatürk Lisesi- TED Kolej-i öğrencilerinin çıkardığı "MAVİ" dergisinden almıştır. TED Kolejinde dergi çıkaran gençler edebiyatta yenii bir hamle yaratmak istemişler bunun için Atilla İlhan’ı da dergilerine davet etmişlerdir.  Atila İlhan’ın bu daveti kabul edip dergiye şiir ve yazı göndermeye başlamasından sonra bir şiir topluluğu haline gelmişlerdir.
 
Topluluğun yayın organı Mavi dergisidir.  Mavi adı bu dergiye mavi renginin özgürlük ve barışın sembolü olduğunu düşüncesi ile verilmiştir. Mavi dergisinin yazı işlerini başlangıçta Teoman Civelek yönetmiş dergi bu hali ile 1 Ekim 1954’e kadar 24 sayı çıkarılmıştır.  Daha sonra derginin yönetimi Özdemir Nutku’ya geçmiş, 1956’ya kadar Son Mavi adı ile 8 sayı daha çıkarıldıktan sonra dergi kapanmıştır.
Garip Akımını kuru, duygusuz, şairanelikten uzak olmak suçlayarak serbest şiir tarzı ile lirik,  sanatlı ve ahenkli şiirler yazılabileceğini savunmuşlar;  şairane bir sanat anlayışı oluşturmak istemişlerdir. Şiirin, Garipçilerin uyguladığı kadar basit olmaması gerektiğini savunmuşlar; şiirde imge, duygu ve düşünce zenginliğinin olması gerektiğine inanmışlar;  şiirde zengin benzetmeler, imgeler ve derinlik olması gerektiğini belirtmişledir.  Bireysel bir tutumla şiirler yazmışlar şiirde melodik yapıya ve ahenge önem vermişler, şiirde anlam kapalılığının şiiri düzyazıdan ayıran önemli bir faktör olduğunu savunmuşlardır.
Attila İlhan'ın "Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç" adlı makalesi ile sanat anlayışlarını ortaya koyan dergi kadrosu bu ilkeler etrafında birleşmiş bir şiir topluluğu görüntüsü vermeyi başarmıştır.
Temsilcileri:
 
Ferit Edgü,Orhan Duru, Özdemir Nutku, Ahmet Oktay, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü ve Tahsin Yüce
 
 
 
Hisarcılar
 
Cumhuriyet II. Döneminde Hsar Dergisi etrafında oluşan bir şiir topluluğudur. 
 
Hisar Dergisi 1950 yılında yayınlanmaya başlamış Ocak 1957 tarihli 75. sayısından sonra yayına ara vermiş ancak Ocak 1964'te yeniden çıkarılmaya başlanmış ve  Aralık 1980'de, 277. sayısından sonra kapatılmıştır. Dergi 1950 den 1980 yılına kadar aralıklı olarak 277 sayı çıkmıştır.
 

Mehmet Çınarlıİlhan Geçer, Mustafa Necati Karaer gibi şairlerin kuruculuğunu yaptığı Hisar Dergisi ve sanatçıları, hem serbet hem de hece ile şiirler yazmışlar, sanatçının özgür düşünmesi gerektiğini savunarak, sanatçının ve sanatın fikren hür ve bağımsız olmasının önemli olduğuna inanmışlardır. Yaşayan Türkçeyi savunana Hisarcılar,  Garip akımını, kuru, duygusuz, basit ve ahenksiz olmakla suçlamışlar, şiirde geleneksel unsurların kullanılması gerektiğini, ulusal olmayan bir sanatın değersiz olduğu düşüncesinde olmuşlardır. Batı sanatını taklit etmenin zararlı olduğunu savunmuşlar,  edebi geleneklerin tümüyle reddedilmesine karşı çıkmışlar,  sanatçının siyasetin aleti olmaması gerektiğini savunmuşlar,  Türkçenin yozlaştırılmasına son verilerek dildeki kargaşanın giderilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.  
Yenileşmek için, geleneklerin tümüyle yok sayılmasını doğru bulmayan Hisarcılar sanatçının politik baskılar içinde olmaması gerektiğini, geleneklerden kopmadan batı kültürüne yönelmek gerektiği düşüncesinde olmuşlar, özellikle Şiir ve öykü dalında pek çok eser vermişlerdir.
Hisar Dergisi ve sanatçıları Türk Edebiyatının en uzun soluklu ve en çok taraftarı olan şiir ve edebiyat topluluğudur.
 
Önemli Temsilcileri
 
Mehmet Çınarlı,İlhan Geçer,Mustafa Necati Karaer,Nüzhet Erman,Munis Faik Ozansoy,Turgut Özakman,Halide Nusret Zorlutuna,Bekir Sıtkı Erdoğan,Yavuz Bülent Bâkiler,Sevinç Çokum,Oyhan Hasan Bıldırki,Gültekin Samanoğlu,M. Necati Özsu,Ayla Oral,Şevket Bulut,M. Fahri Oğuz,Arif Nihat Asya,Tarık Buğra,Mehmet Kaplan,Cemil Meriç,Faik Baysal,Metin And,Hilmi Ziya Ülken,Talat Sait Halman,Rüştü Şardağ.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...