Cam Sanatımız ve Çeşm i Bülbül, Dr.Nilgün Erdogan

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar Beğen

Yazan:  Dr.Nilgün Erdogan

Türkiyede cam sanatı,çeşm i bülbül

Türk Cam Yapımı:


http://2.bp.blogspot.com/_5LLPxmYaquE/SmDyqn55SRI/AAAAAAAAAgY/DV4EPzIzoWw/s400/DSC00190.JPG


Türkiye’deki geleneksel cam ürün yapımı Selcuklu ve  Osmanlı dönemleri olarak ele alınabilir.

Selcukluların doğudan Anadolu ’ya yeni göç ettikleri dönemden kalma bazı Selcukluı cam ürünlerinin varlıkları bilinmektedir. Selçuklu ve Artuklular döneminin bazı parçaları bugün Müze koleksiyonlarında yer almaktadır. Bunlar tamamen mimari dekorasyon ya da el yapımı ürünlerdir.

Osmanlı dönemi sırasında, bu dönemden kalan parçalardan da görülebileceği gibi cam sanatı oldukça ilerlemiştir. Cam endüstrisi özellikle İstanbul’un fethinden sonra bu şehirde oldukça gelişmiştir, Osmanlı döneminin lonca sistemi son derece iyi şekilde organize olmuştur. Her bir zanaatkar ve meslek grubu Zanaatine ait ham madde temininden malzeme işlenişine, bitmiş ürünün şekli ve satış koşullarına kadar her konu ile ilgilenen bir sistem gelişmiştir. Sistem, ticaret ve zanaat üzerinde katı, disiplinli ve detaylı kurallardan oluşmuştur.

Geleneksel cam endüstrisi en iyi örneklerinden birçoğunu17 Yüzyıl ve 18.YÜZYIlarda ortaya koymuştur ancak bu dönemden elimizde çok az doküman kalmıştır. İstanbul Eğrikapı’da, Tekfur Sarayı ve Eğrikapı arasında yer almış bir cam yapım merkezinin olduğunu biliyoruz. III. Murat adına yapılmış bir Minyatür o döneme ait bazı önemli belgeleri göstermektedir. Bu eser, bir cam yapımcıları kafilesini resimlemekte ve işçilerin hep beraber yanan bir ocağın çevresinde vazolar biçimlendirirken çalışan bir atölyeyi göstermesi açısından çok önemlidir. III. Murat’ın hakimiyetinde loncaların geçiş töreninde özel olarak inşa edilen bu atölyede kullanılan temel aletlere yakından baktığımızda, geleneksel teknikleri kullanan çağdaş atölyelerin de temelde benzer aletleri kullandığı görülmektedir.

Kanıtlar Osmanlı cam endüstrisinin İstanbul merkezli geliştiğini göstermektedir. Kaynaklar, dönemin başkentindeki Eğrikapı, Eyüp, Balat, Ayvansaray, Bakırköy, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve İncirköy mevkilerinde çok farklı çeşitlerde cam üretimi yapan cam atölyelerinin bulunduğunu göstermektedir.

Bu cam yapım merkezlerinde üretilen cam ürünler dışında, ayrıca başta farklı pazarların zevkine uygun olarak üretim yapılan, 13. ve 14. Yüzyıllın en büyük cam ihracat merkezi Venedik olmak üzere çeşitli ülkelerden cam ithalatı da yapılmıştır. O dönemde Venedik’te bir Türk ticarethanesi de bulunmaktaydı. Venedik’te özellikle Türk pazarı için üretilen camın ithalatı 1716′da dönemin padişahı tarafından yasaklanmıştır ancak 1700′lerden itibaren başka bir merkezden, Bohemya’dan cam ithalatı devam etmiştir. Ayrıca I. Mahmut döneminde Fransa’dan cam ustaları getirtildiği, Mehmet Dede ismindeki bir Mevlevi Dervişi’nin III. Selim döneminde cam yapım tekniklerini öğrenmek üzere İtalya’ya gönderildiği bilinmektedir. Söylenildiği üzere, söz konusu Mevlevi usta Beykoz, İstanbul’da bir atölye açmıştır ve çalışmaları arasında en popüleri Çeşm-i Bülbül olmuştur. 1899′da Saul Modiano adındaki bir Yahudi Levanten tarafından bugün eski Paşabahçe cam fabrikasının bulunduğu yerde ‘Fabbrica Vetrami di D. Modiano, Constantinople’ etiketli ürünler üreten, 1902 yılı itibariyle 500 kişiye iş imkanı sağlayan bir atölye kurulmuştur.

Cumhuriyet’in kuruluşu ile Türk cam endüstrisi yepyeni bir yön kazanmış ve 17 Şubat 1934′te diğer cam atölyelerine çok yakın bir yerde, Paşbahçe’de, Boğaz’ın yamaçlarında, meclis onayıyla ilk ulusal fabrika kurulmuştur. Türkiye İş Bankası tarafından “Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A. Ş” adı ile kurulan bu fabrikayı çeşitli tarzlarda cam üretimi yapan birçok başka şirket takip etmiştir.

Paşabahçe, özellikle kuruluş yıllarında ülkenin her yerinden çok sayıda cam ustasını bir araya toplamış ve Türk cam tarihi için önemli bir cam yapım merkezi haline gelmiştir. Bu dönemin en önemli cam işçileri arasında, özellikle serbest şekil verilmiş ürünleri ile tanınan (baba) Yusuf Görmüş yer almaktadır.

Geleneksel Türk cam ürünü, Çeşm-i Bülbül ya da Venedik biçimi ile üretilen Türk filigranosu, Beykoz işi olarak da bilinir. Benzer yüksek kaliteli ürünler halen Venedik’te Murano’da üretilmektedir. Geleneksel Çeşm-i Bülbül dışında, Türk cam sanatının daha çok uygulamalı ya da dekoratif ürünler için uygun form ve tarzları benimsediği görülmekte, Seramik sanatından edinilmiş birçok formun özellikle baskın olduğu bilinmektedir.

Çeşm-i Bülbülün Kelime anlamı ve Türkiyedeki kurucuları:

 ÇEŞM göz anlamındadır.dolayısıyla BÜLBÜLün gözü anlamına gelir. 18. yy sonunda ııı. selim’in mevlevi dervişi Mehmet Dede’yi cam tekniklerini öğrenmek için Venedik’e göndermesi sonucunda ortaya çıkmış bir cam işleme sanatıdır.

Mehmet dede venedik'ten dönüşte beykoz’da bir atölye açar. dede’nin kapıp getirdiği bu tekniğin geliştirilmesiyle çeşm-i bülbül zuhur eder. bu sanatı geliştiren zat ise tophane müşiri Fethi Ahmet Paşa'dır.

ÇEŞM-İ BÜLBÜL, ince ve renkli cam çubukların yüksek ısıda eriyip, su gibi olmuş camın içine yerleştirilmesiyle oluşur. mevlevi dervişi misali 'dönerek burulan' çizgiler, o cam formu biçimlendiren ustanın hünerini ve üslûbunu yansıtır. göze yaklaştırıp uzaklaştırılınca bülbül gözü misali hareler oluşturur. sanat işte, alıp götürür insanı...

ÇEŞM-İ BÜLBÜL HAKKINDA

Konunun tarihini biraz aydınlatmak gerekirse; İlk cam atölyesi 19.yüzyılda Abdülmecit tarafından Çubuklu'da kurdurulmuş Çeşmibülbül ilk kez bu atölyelerde üretilmiş ve ün kazanmış Beykoz'daki Paşabahçe Şişecam fabrikası 2002 yılında zarar ettiği gerekçesiyle kapatılınca üretim Denizli Cam'da sürdürülüyor Bu yüzden Beykoz'daki camcılığın bütün gelenekleri ve gerekleri, tabii sürekli geliştirilerek, Denizli Cam'da da sürüyor

Halen cam sanatını yaşatmak üzere faaliyet gösteren, düzenli kurslar vererek ciddi bir eğitim sağlayan Beykoz Cam Ocağı'nı da saymadan geçmemeli Çeşmibülbül optiklere mavi beyaz çubuklar dizilerek üretiliyor. Kurşunlu kristal cam daha sonra optiklerle birleştiriliyor ve devamında turistik eşya olarak çok aranan rengarenk çeşm-i bülbüller ortaya çıkıyor

Cam işinde sermayeden önce insan unsuru önemli. Hemen bir fırın yapıp işe girişmek mümkün değil. Kapasite büyütmek adım adım çaba göstererek, hünerli el emeğinin yetiştirilmesini gerektiriyor.İşçiler arasında bir usta-çırak ilişkisi, yani Ahilik sistemi bulunuyor ve her çalışan bir sonraki adımı biliyor.

İşçiler 24 saat yanan 1.450 derecelik fırınların önünde çalışıyor. Sürekli ter kaybeden işçilere mineral takviyesi yapılıyor. Çeşmibülbül renkleri mavi-beyaz veya kırmızı, sarı, yeşil, ne olursa olsun aynı nefis tad ve dinginliği yansıtır. Çeşmibülbül deseni, Orta Anadolu ( örneğin: Sivas ) el halılarına esin kaynağı olmuştur. Cam sanatının bu nadide örneği yerli ve yabancı devlet adamlarının da ilgisini çekmiş, birçok kez armağan olarak gönderilmiştir.Yazarın tercihi mavi-beyaz mütevazı bir parça çeşmibülbül. Yakın dostlara armağan ederek onunla tanıştırabilir, ya da kıskançlıkla kendinize saklayabilirsin. Ben onu çevremle tanıştırmayı yeğliyorum.Gurur duyulan bir dost, bir arkadaş gibi.

 

 

Op.Dr.Nilgün Erdogan, www.turkeyistanbul.com

 


 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...