İnatçı Keraban "İnatçı Kahraman Ağa "Hakkında Özet İnceleme Jules Verne


Esa
9.3.2019
 
 
 
Yazıda “Jules Verne’nin İnatçı Keraban (Kéraban le Têtu),   “romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları,  “Jules Verne’nin , İnatçı Keraban  “romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,” Jules Verne'nin “hayatı, İnatçı Keraban , kadrosu  yazarın diğer romanları, eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında
yorumlar,” Jules Verne , İnatçı Keraban anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
 
İnatçı Keraban (Kéraban le Têtu), Fransız yazar Jules Verne’in kaleme aldığı, 1883 yılında yayımlanmış macera romanıdır. Romanın ilk baskısı yazarın diğer eserleri gibi çizimlerle yapılmış bu nedenle roman illustrations  Léon Benett’ ‘in çizdiği İstanbul ve Türkiye ile ilgili 103 çizimle birlikte basılmıştır. [1][2][3][4]
 
Romanın konusu Sultan II. Abdülhamit  dönemi Osmanlı toprakları: İstanbul, Trakya, Balkan kıyıları ile Anadolu ile Gürcistan, Rusya, Ukrayna’nın Karadeniz sahilleridir.  Romandaki vaka zinciri İstanbullu bir tütün tüccarı olan "Osmanlıların en inatçısı"  Keraban Ağa’nın başından geçen olaylar şeklinde kurgulanmış romanın kahramanı Kereban Ağa, eski kafalı inatçı karakter olarak betimlenmiştir.  “Verne’nin Keraban Ağa’nın şahsında Osmanlı’yı tenkit ettiği düşünülmektedir.” [5]
 
Yazarın popüler olduğu, eserlerinden oldukça iyi paralar kazandığı, hatta büyük bir yat alıp dünyanın çeşitli yerlerine, deniz ve limanlarına gitmeye başladığı yıllarda yazılmıştır.  Kitap ilk basıldığı yıl İllüstratör, Léon Benett tarafından resimlenmiş, yazarın bu eseri de Ay'a Seyehat , Denizler Altında Yirmi Bin Fersah  , Esrarlı Ada, Kaptan Grant'ın Çocukları  ve 15 Yaşında Bir Kaptan Dünyanın Merkezine Seyahat ,. Seksen Günde Devr-i Âlem    Balonla Beş Hafta ,  Esrarlı Ada    gibi diğer eserleri kadar sevilmiştir.
 
Bu roman Jules Verne’nin egzotik ülkelere seyahat konulu romanlarından birisi olarak dikkat çekmiş,  fakat Jules Verne’nin İstanbul ve Türkiye’ye gelip gelmediği kanıtlanamamıştır. 1868 yılından sonra romanlarının satışı ile elde ettiği yüksek miktarlardaki geliri ile kendisine büyük bir yat alarak Dünya turuna çıkan J. Verne’nin Akdeniz’i gezdiği biliniyor ise de Türkiye’ye gelip gelmediği kesinleşmiş bir konu değildir. Fakat kitapta yer alan 103 çizimden çok büyük çoğunluğu Türkiye ile ilgili çizimler olduğu gibi yapılan bu çizimler oldukça gerçeğe yakın resimlerdir. Bu nedenle illustrations  Léon Benett’in Türkiye ve İstanbul’a gelmiş olduğu rahatça iddia edilebilir.  Osmanlı coğrafyasını mekan olarak seçen romanın kahramanlarının pek çoğu da Osmanlı halkından seçilen  bu kitabın orijinal resimlerle süslü baskısı özellikle çizilen resimleri nedeni ile Türk Kültürü açısından son derece büyük bir önem arz etmektedir.
 
Eser, Türkçe’ye "İnatçı Kahraman Ağa", “ İnatçı Kereban “ adıyla çevrilmiştir. Lakin Türkçede “Keraban” adlı bir sözcük olmadığı gibi böyle bir sözcüğe sözlüklerde bile rastlanılmamıştır. [6]  Şaşırtıcı olan diğer bir husus ise Jules Verne  bu romanında, “Osmanlı vatandaşlarının evlerinde kullandıkları geleneksel yakıta varıncaya kadar çok detaylı ve ansiklopedik bilgiler vermiş olmasıdır[7]
 
KİTAPTAKİ RESİMLER İÇİN TIKLAYINIZ 
 
 
KONUSU VE ÖZETİ 
 
1880 yılının 16 Ağustos’u İstanbulluların oruç tuttuğu Ramazan ayı içindeki bir gündür. Hollanda vatandaşı bir tütün tüccarı olan Van Mitten ile uşağı Bruno, bu günde İstanbul’a gelir. Van Mitten ile uşağı Bruno İstanbul sokaklarının niçin bu kadar tenha olduğunu merak etmektedir.  Halbuki  herkes oruç tuttuğu için İstanbul  sokaklarında çok nadir insanlar vardır.
 
Van Mitten ile Bruno, İstanbul'da dolaştıktan sonra bir şeyler yiyebilmek için İstanbul’un Tophane Meydanı’nda gezinmektedir. Hollandalı tüccar Osmanlı Türkçesini çok rahat konuşabilmektedir. Tüccar Jan Van Mitten ile uşağı Tophane Meydanı’nda gezinirken tesadüfen eski dostu İstanbullu tüccar Keraban Ağa ile karşılaşır. İstanbul’da Hollandalı bir dostu ile karşılaşmaktan çok memnun kalan Keraban Ağa,  çok uzaklardan gelen bu misafirlerini iftar için evine davet eder.
 
Hep beraber Kereban Ağa'nın Üsküdar'daki konağında akşam yemeği yemek için yola çıkarlar. Keraban Ağa’nın evi Üsküdar’da bi tepenin ortasında, serviler altında, Boğaz’a ve İstanbul’a nazır çok güzel manzaralı bir evdir.
 
Keraban Ağa, ve dostları Üsküdar’a geçmek için tam kayığa binecekleri sırada borazanlar ötmeye, trampetler çalınmaya başlar ve üniformalı bir adam elinde tuttuğu kâğıttan şu bildiriyi okur.  “Zaptiye Reisi Müşir’in emriyle, bugünden itibaren, İstanbul’dan Üsküdar’a ya da Üsküdar’dan İstanbul’a gitmek için Boğaz’ı geçmek isteyen her şahıs ve her türlü yelkenli ve buharlı teknelerle kayıklar için on paralık bir vergi tesis olunmuştur. Vergiyi ödemeyi reddedenler, hapis ya da para cezasına çarptırılacaktır.
 
Lakin Keraban Ağa bu işe çok sinirlenmiş, 10 paralık bu vergiyi ödememek için o müthiş inadı şimdi ortaya çıkmıştır. Olaya çok sinirlenen Kereban Ağa zaptiyelere bağırarak “ Bu vergiyi vermemek için, Türkiye’den çıkıp Kırım'ı geçeceğim, Kafkasya'yı aşacak, Anadolu’ya ayak basacak ve Üsküdar’a ulaşacağım” der.
 
Bunun üzerine Kerban Ağa, Van Mitten ile uşağı Bruno'yu da yanına alarak Üsküdar’a varmak için Kırım ve Kafkasya üzerinden dolaşarak gitmeye karar verir.  Atlı araba ile bir ay sürecek bir Karadeniz yolculuğu başlar. On para vergiyi vermeyi kabul etmeyen kerban Ağa Üsküdar’a geçmek için yüzlerce altın harcamaya ve aylar sürecek olan bir yolculuğa başlar.
 Keraban Ağa, demiryolu gibi yeni ulaşım yollarına da karşıdır. Deniz tuttuğu içinde gemilere binmeyi reddetmektedir.  Ağa’nın yeğeni Ahmet de banker Selim'in kızı Amasya ile evlenmek için Keraban Ağa’yı Odesa’da beklemekte, Saffar Ağa da bu güzel kızı kaçırmak için planlar yapmakta ve kızı kaçırmak için bir çete kurmaktadır.
 
Keraban Ağa, tehlikeler, kazalar,  maceralarla dolu bir yolculuktan sonra misafirlerini de  İstanbul, Trakya, Balkan kıyıları ile Anadolu ile Gürcistan, Rusya, Ukrayna’nın Karadeniz sahillerini gezdirip Üsküdar’daki evine getirmeyi başarmıştır.
Lakin Üsküdar'daki evine ulaşınca bir sorun daha çıkar. Ahmet ve Amasya'nın evleneceği nikâh dairesi Avrupa yakasındadır.  Üstelik on paralık vergi hala yürürlüktedir. Kerban Ağa bu defa bütün Karadeniz kıyılarını dolaşmayı göze alamaz. Bu sorun şöyle çözülür. Kıyıdan Kız Kulesi'ne bir halat bağlanır, oradan da karşı kıyıya bir halat atılır. Dönemin ünlü bir cambazı bir el arabasıyla Keraban'ı karşıya geçirmiş, tüm sorunlar çözülmüş,  Ahmet ve Amasya’nın da nikâhları kıyılmıştır.
 
 
 
 

[1] https://jv.gilead.org.il/rpaul/K%C3%A9raban-le-t%C3%AAtu/
[5] Nezahat Özcan, Jules Verne’den Bir Osmanlı Hicvi: İnatçı KerabanAbant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: 8, Sayı: 2, Yıl: 8, Aralık 2008
[6] https://tr.gowikipedia.org/wiki/%C4%B0nat%C3%A7%C4%B1_Keraban
[7]  Bahtiyar Küçük, Jules Verne'in yolu Ankara'ya düştüZaman Gazetesi, 28.04.2007 Erişim tarihi:20.01.2012
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış