1950 Kuşağı Romancılarımız Prof.Dr. Olcay ÖNERTOY


Esa
25.8.2016

1950 Kuşağı Romancılarımız ve Genel Özellikleri

 

1950 DÖNEMİNİN GENEL ÖZELLİĞİ

 

 

Bu siyasi değişimle birlikte kültürel ve toplumsal alanlarda da önemli dönüşümler ortaya çıkmış siyaset, demokratikleşme ve burjuvalaşma sürecini hızlanmıştır. Demokrasiye geçişi vurgulayan adımların yanında dış ticarette serbestleşme, özel sermayenin desteklenmesi de liberal düzenin ortaya çıkması gerçekleşmeye başlar. Bununla birlikte devletle iç içe yaşayan ve devlet ve hükümet yanlısı tutumlar sergileyen sanatçıların yerini bağımsız, muhalif ve “bohem” bir sanatçılar kuşağı almaya başlamıştır.

Bu dönem “çok sesli ve çok yönlü” bir yapıya sahiptir. Mahmut Makal ve Fakir Baykurt gibi yazarlar “köy edebiyatı” yaparken Sait Faik, Orhan Kemal, Haldun Taner gibi yazarlar da hikâyeye hız kazandırmıştır. Yaşar Kemal’in İnce Memed’inin ilk cildiyle Kemal Tahir’in Sağırdere’si 1955 yılında yayınlanır. Her iki roman da “köy edebiyatı” sınıfına girse de üslupları farklılıkl taşır. Orhan Kemal Bereketli Topraklar Üzerinde adlı köy romanını yayınlarken, yazarın “Küçük Adamın Romanı” isimli serisinde kullandığı dil ve anlatım “şehirli edebiyat”ın kimi eğilimlerini içinde barındırır. Bu dönemde hikâye önemli bir edebi tür olarak öne çıkar. Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Yeni Ufuklar yazarların hikâyelerini yayınlamalarına imkân veren dergilerden bazılarıdır.

Jale Özata Dirlikyapan Kabuğunu Kıran Hikâye adlı çalışmasında bu iktisadi-kültürel değişimleri toplumsal bağlamları içinde ele alırken sanat dünyasındaki değişimi şöyle anlatır:

“1950-1960 yılları arasında hemen hemen bütün sanat dallarında, edebiyatta ve basın dünyasında bir ‘şahlanmanın’ yaşandığı gözlemlenebilir. 1950 öncesinde, Türkiye’yi ‘temsil edebilecek’ bir basının varlığından söz edilemez; zira o yıllarda Türkiye’deki gazetelerin toplam satışı 150 bin civarındadır (Özükan 229). Karayolları, köyleri kasabalara, kasabaları da kentlere bağlamaya başladıkça, kente giden köylü nüfus gazeteyi köye taşımaya başlar. (…) Bu yükselişle orantılı olarak sanat dünyasında da bir çeşitlenme ve zenginleşme göze çarpar. Sanatçılar, daha önce hiç olmadığı kadar Batılı kaynaklara yönelir ve orada yaşanan sanatsal yenilikleri uygulama çabasına girişirler. Bir yandan gelenekle mücadele edip geçmişi eleştirel bir gözle değerlendirirken, bir yandan da Batı’da etkili olan akım ve kuramların kapılarını açarlar. Sanatta ve edebiyatta ‘ulusallığın’ ölçütleri tartışılmaya başlanır.” ( Celil CİVAN,1950 Kuşağının hikâyesi, https://www.mostar.com.tr/)

 

1950 KUŞAĞI ROMANCILIĞIMIZIN ANA HATLARI 


Prof.Dr. Olcay ÖNERTOY'un b u dönem romancılığını en özlü biçimde ve ana hatlarıyla ortaya koyan yazısını olduğu gibi almayı uygun bulduk.


1950’de Demokrat Parti’nin  ortaya çıkışı, bir rejim değişikliğinin yaşanmakta olduğunu göstermişti. Demokrasinin Batı’daki örneklerine benzeyen çoğulcu bir sisteme geçildiği düşüncesi aydınların da düşünme biçimlerini değiştrmeye başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Avrupa’nın yaşadığı topyekûn değişime karşın, bazı ülkelerde diktatörlük rejimleri devam ediyor olsa da Türkiye'de tek parti iktidarı ve “Milli Şef” dönemi kapanmış çoğulcu bir demokrasiye yönelme süreci başlamıştı. 1950 seçimleri Türkiye  siyasal tarihinin en önemli değişim dönemlerinden birini başlatmış, kültürel, sosyal ve ekonomik anlamda da açılımlara hız kazandırmıştı.

1950'li İkinci Dünya Savaşı yıllarında yetişen köy çıkışlı, Köy Enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başladılar. Yaşar Kemal (1922), Orhan Kemal (1914-1970), Fakir Baykurt (1929), Talip Apaydın (1926), Kemal Tahir (1910-1973) bu konuların önde gelen yazarları olarak yer alırlar. 1950-60 yılları olarak, İlhan Tarus (1907), Necati Cumalı (1921), Tarık Dursun K. (1931), Oktay Akbal (1923), Tarık Buğra (1918-1996), Aziz Nesin (1915- 1996), Attila İlhan (1925) ve Cengiz Dağcı (1920) bu sürecin önemli yazarları olarak görülmektedir.

Köy çıkışlı yazarlar arasında adı ilk akla gelen Yaşar Kemal, ilk romanı Teneke ile Çukurova'yı yazmaya başlamış onu, alışılmış eşkiya tipini değiştiren İnce Memed I, II, III, IV izlemiştir. Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu (Dağın Öte Yüzü I, II, III), Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yusufçuk Yusuf (Akçasazın Ağaları I, II), Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı, Kanun Sesi (Kimsecik I, II, III), Yılanı Öldürseler, Höyükteki Nar Ağacı; Çukurova ile çevresini doğası, yaşam koşulları ve insanıyla anlattığı romanlarıdır. Yazar bu romanlarında özellikle yöre dilini kullanmaya özen göstermiştir. Binboğalar Efsanesi ve Ağrıdağı Efsanesi'yle destansı roman örnekleri veren Yaşar Kemal, Çakırcalı Efe'de Batı Anadolu'ya yönelmiştir. Gözlemlerine dayanarak Çukurova'yı yazarken bir yandan da 1951'de İstanbul'da içine girdiği yeni çevreyi, bu çevrede yaşayan insanları, sorunlarını gözlemlemeyi sürdürmüş, bu gözlemlerin sonucu olarak, İstanbul ve çevresini yansıtan Deniz Küstü, Al Gözüm Seyreyle Salih, Kuşlar Da Gitti romanları ortaya çıkmıştır. Son romanı Fırat Suyu Kan Akıyor Bir Baksana (Bir Ada Hikayesi I) ile yeni bir çizgide görünüyor.

Yine Adana yöresinden olan Orhan Kemal de romanlarında yaşadığı yöreyi yansıtmıştır. Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile ve Dünya Evi romanlarını büyük ölçüde yazarın yaşamından çizgilerle oluşmuştur. Daha çok geçim sıkıntısı çeken insanların yaşayışına eğilen yazarın Gurbet Kuşları, Bereketli Toprakları Üzerinde, Kanlı Topraklar Murtaza, bu konuyu ele aldığı romanlarıdır. Eskici ve Oğulları, Devlet Kuşu, Vukuat Var, Hanımın Çiftliği'nde ise yoksulluğun aile yaşayışını etkileyişi ele alınmıştır. Romanlarında konu çeşitliliği görülen yazar; Bir Filiz Vardı, Küçücük, Yalancı Dünya, Sokaklardan Bir Kız'da genç kızların değişik nedenlerle içine düştükleri kötü durumları ele almıştır. Romanımıza yeni bir konu olarak giren cezaevinin Orhan Kemal'in Suçlu ve 72. Koğuş romanlarında ele alındığını görüyoruz. Müfettişler Müfettişi ve Üç Kağıtçı'da da yönetimin, siyasal ortamın eleştirisini buluyoruz.

Köy enstitüsü çıkışlı iki yazarımız Talip Apaydın ile Fakir Baykurt da kendi yörelerini yazan roman yazarlarımız olarak görünüyorlar. Talip Apaydın'ın romanlarını Polatlı, Eskişehir, Beypazarı yörelerinde ve çevre köylerinde geçer. Sarı Traktör romanıyla tanınan yazar bu romanında köylerde başlayan traktör tutkusunu ele almıştır. Tarla sulama sorununa değindiği Yarbükü, topkak sorununu yansıttığı Ortakçılar (Ortakçının Oğlu), köylünün para bulmak içien kapıldığı boş inançlara yer verdiği Define, Emmioğlu, tütünle uğraşanların yorgunluklarını yansıtan Tütün Yorgunu, köyden kente göçü işlediği Kente İndi İdris, bir çobanın sıkıntılı yaşayışını veren Yoz Davar, köye ve köylüye yönelik değişik sorunları veren romanlarıdır. Vatan Dediler, Toz Duman İçinde ise Kurtuluş Savaşı'na yönelik konularıyla değişiklik gösterirler.

Doğduğu yer olan Burdur yöresini romanlarının bir bölümünde yansıtan Fakir Baykurt Yılanların Öcü romanıyla ün kazanmıştır. Köylü muhtar ilişkisini ele aldığı Yılanların Öcü'nü izleyen Irazca'nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı bir Irazca üçlemesi oluştururlar. Kaplumbağalar, Amerikan Sargısı, Tırpan ise Ankara yöresinde geçen romanlarıdır. Bu üç romanı arasında Tırpan, konusu bakımından dikkati çeken bu romanda istemediği zengin bir köy ağasıyla zorla evlendirilen genç kız, alışılagelindiği gibi kendisini aşmaz. Tırpanla, evlendiği erkeği öldürür. Köygöçüren'de köylünün yoksulluğu, köylü kentli karşılaştırılması yapılırken, Onuncu Köy' de köylüyü kalkındırma ele alınır. Yüksek Fırınlar ve Koca Ren ise yazarın Almanya'da yazdığı romanları.

Kemal Tahir'in köye yönelik romanları, cezaevinde yattığı Çankırı ve Çorum yöresinde geçer. İlk iki romanı Sağırdere ile Körduman, bir köydelikanlısının iş bulmak amacıyla kente gelişini ve oradaki yaşantısını anlatan romanlar olarak birbirlerini tamamlarlar. Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Büyük Mal adlı romanlar değişik dönemlerde ağalık kurumunu ele aldığı, ağalığın gelişmesini sergilediği romanlarıdır. Ağa-işçi ilişkisinin ele alındığı ağalığın değişik bir biçimde verildiği romanı da Kelleci Mehmet'tir. Kemal Tahir'in öteki iki romanı Bazkırdaki Çekirdek'le Rahmet Yolları Kesti'dir. Orhan Kemal'den sonra cezaevini Kemal Tahir'in üç romanında görüyoruz. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu üç romanı; Namusçular, Dam Ağası ve Kadınlar Koğuşu'dur. Romanlarının bir bölümünde tarihe yönelen yazarın, ilk romanı Devlet Ana'dır. XIII. yüzyıl Anadolu'sunu ele aldığı bu romanı izleyen Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Yol Ayrımı, Hür Şehrin İnsanları tarihsel olaylar bakımından birbirlerini izlerler. Bu romanlarda XVI. yüzyıldan başlayarak, Cumhuriyet döneminin otuzlu yıllarına gelinir. Son romanı Bir Mülkiyet Kalesi'nde de kendi yetişme koşullarını ve babasının çevresinde oluşan aile yaşamını verir.

Sunullah Arısoy, Karapülçek adlı tek romanıyla köy romanı yazarlarının arasına katılmıştır. Romanında köyde eğitim ve öğretim sorununa değinir.

Bize altı roman bırakan İlhan Tarus'un Var Olmak, Hükümet Meydanı, Vatan Tutkusu adlı romanları hazırlık döneminden başlayarak Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını konu alırlar. Yeşilkaya Savcısı ile Duru Göl değişik konulu iki romanıdır. Yeşilkaya Savcısı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında genç bir savcının yöresi sırasında karşılaştığı güçlükleri yansıtırken, Duru Göl'de Demokrat Parti yönetimindeki yıllarda karşılaşılan olumsuzluklar üzerinde durulur.

Orhan Hançerlioğlu Anadolu'yla birlikte, kent insanının sorunlarına da eğilen bir yazar olarak görünür. İlk iki romanı olan Karanlık Dünya ile Ekilmemiş Topraklar Anadolu'nun sorunlarıyla ilgili romanlarıdır. Kent insanının sorunlarını ele aldığı, İstanbul'da geçen romanlarından ilke Büyük Balıklar'dır. Onu izleyerek Oyun, Kutu Kutu İçinde, Yedinci Gün İstanbul'u eksen alarak kent insanının değişik sorunlarına değindiği romanlarıdır.

Bu yıllarda kasaba romanının başarılı örneklerini veren bir yazarımız da Necati Cumalı'dır. Romanlarının korularını kendi yerleşim yeri olan Urla çevresinden almıştır. Bir üçlü oluşturan Tütün Zamanı, Acı Tütün, Yağmurlar ve Topraklar'ın ikinci baskısı Zeliş adıyla yapılmıştır. Bu üç romanında tütün ekicilerinin ve tütün işçilerinin sıkıntılarını yaşam koşullarını, iki gencin binrbirlerine duydukları güçlü sevgiyle renklendirerek verir. Aşk Da Gezer'de ise kasabadan kente dönerek, tiyatro çevresinin sonlarının yaşantılarını, aşklarını, tutkularını yansıtır. Son romanı Viran Dağlar'dır.

Daha değişik konulara değinen yazarlardan, Tarık Dursun K. ilk romanı olan Ali Rıza Bey Aile Evi'nden başlayarak İnsan Kurdu, Sabah Olunca, Denizin Kanı, Alçaktan Uçan Güvercin'de emekçilerin yaşayışları ve geçim sıkıntıları üzerinde durmuştur. Kopuk Takımı'yla, Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü'nde Almanya'ya başlayan göçü ele almıştır. Daha sonra yazdığı Bağışla Onları ve Ağaçlar Gibi Ayakta ise tiyatro sanatçılarının yaşayışlarına yönelik romanlardır. Toplumsal konulu romanlarına Kurşun Ata Ata'yı eklemek gerekir.

Bu yazarlar arasında bireye ve tarihe yönelen bir yazar olarak Tarık Buğra'yı görüyoruz. Yazar ilk romanı Siyah Kehribar'da aydın ve sanatçı insanın, yaşamda umduğunu bulamamak yüzünden içine düştüğü çıkmazı ve başkaldırışını verir. Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara'da romanlarıyla da Kurtuluş Savaşı'nı yazan yazarlar arasına katılır. Bu iki romanı tamamlayan Firavun İmanı Sakarya Savaşı'ndan yararlanan çıkarcılarla yiğitlik gösterenlerin ele alındığı romanıdır. Osmancık'ta ise Osmanlı devletinin kuruluşuna döner. Gençliğim Eyvah ve İbiş'in Rüyası daha değişik konulu romanlarıdır. İbiş'in Rüyası'nda ünlü tiyatro sanatçımız Naşit'in yaşamından bir kesit buluyoruz.

Tarık Buğra gibi, bireye yönelen bir roman yazar da Oktay Akbal'dır. Garipler Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak ve İnsan Bir Ormandır, Düş Ekmeği adlarını taşıyan dört romanı olan Akbal ilk romanında İkinci dünya Savaşı yıllarında Fatip semtinde orta halli insanların yaşadığı bir sokağı, orada yaşayanlarla birlikte anlatır. Suçumuz İnsan Olmak'la, İnsan Bir Orman'dır da ise değişik biçimde evlilik konusuna değinmiştir.

Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez adlı romanlarıyla 1950-60 yılları romanı yazarları arasına katılan Attila İlhan, bu romanlarında kent isnanının yaşayışına, soranlarına eğilmiştir. Bu iki romanını izleyerek yayımlanan Kurtlar Sofrası, yazıldığı 1954-1961 yılları arasındaki çalkantıları, ülkeyi 1960'a götüren olayları kapsar. Aynanın İçindekiler dizisini oluşturan Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Der Saadet ve Sabah Ezanları'nda ise Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na değin geriye döner. Gerek kurgusu gerekse konusu ile en değişik romanı, cinselliği değşik bir biçimde ele aldığı Fena Halde Leman'dır.

1950-1960 yılları arasında Aziz Nesin bir gülmece ustası olarak ayrı yer alır. Gülmeceye yönelişi daha çok geçim koşullarına bağlayan Nesrin, romanlarında değişik konulara değinmiştir. Beğendiği konulardan biri, Kadın Olan Erkeğin Hatıraları ve Erkek Sabahat romanlarında işledği kadın-erkek ilişkileridir. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Tek Yol, Surname, Saçkıran cezaevini anlattığı romanlarıdır. Daha değişik konulu zamanlar olarak, çocuk eğitiminin ve kimi değer yargılarının eleştirildi ği, Şimdiki Çocuklar Harika; insanların birbirlerini aldatmalarının, daha verilerin sürüp gideceğini ele aldığı Zübük, sosyete olarak geçinenlerin iç yüzünü verdiği Tatlı Betüş, futbolun kitleleri nasıl kendine bağladığını verdiği Gol Kralı'nı görüyoruz.

Bu yılların yazarları arasında Cengiz Dağcı Türkiye dışındaki Türklerle ilgili zamanlarıyla tanınmıştır. Romanlarında kendisinin de katıldığı İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırım Türklerinin çektikleri sıkıntıyı, onlara yapılan eziyetleri dile getiren yazar, genelde özyaşam öyküsel romanlar yazmıştır. Birbirini tamamlayan iki romanı olan Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam'la tanınan Dağcı, bu romanlarını izleyerek Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Kolkoz'da Hayat, Dönüş, Genç Timuçin, Badem Dalında Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mektuplar romanlarını yazmıştır.

Prof.Dr. Olcay ÖNERTOY,Cumhuriyet Döneminde Roman/anadolu.edu.tr/aos/kitap
 

 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez,

 yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 
 
 
 
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış