Cumhuriyet İlk Dönem Romancıları ( 1923-1940 )


Esa
25.8.2016
 

 

Halide Edip:

1882 -1964 . İstanbul’da doğdu. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. Fransızca edebiyat çalışmalarına Rıza Tevfik ile başladı. Tanin’de yazıları ve 31 Mart Ayaklanması ile başlayan baskılara dayanamayarak Mısır’a kaçtı. Kadınların özgürlüğünü ve sosyal yaşamdaki yerini sağlamlaştırmayı amaçlayan Teâli-i Nisvan Cemiyeti’ni kurdu. Yunan işgali sonrasında üslubunu sertleştirdi. Sultanahmet Meydanı'nda işgalleri protesto etti. "Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır" sözü ile hafızalarda yer etti. İngilizler tarafından idama mahkûm edilmesinin ardından Anadolu’daki Kurtuluş Hareketi’ne katıldı. İkinci eşi Adnan Adıvar ile sürdürdüğü Mili Mücadele yıllarında üstçavuş rütbesine kadar yükseldi. Cumhuriyet'in ilanından sonra siyasi nedenlerle Halk Fırkası’ndan ayrılarak Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadı.1939–1950 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü. Demokrat Parti’den milletvekili olmasıyla bu görevine ara verdi.Adıvar 9 Ocak 1964’te hayata gözlerini yumdu.


İlk dikkati çeken romanı Ziya Gökalp'in etkisiyle yazdığı Yeni Turan olan Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye adlı romanlarıyla Anadolu'ya açılmıştır. Milli Mücadele yıllarında Anadolu'nun çeşitli sorunlarını yansıtan bu iki romandan sonra, Zeyno'nun Oğlu'yla Doğu Anadolu'ya Diyarbakır'a değin uzanır. Dönen Ayna'da ise Anadolu'yu, köylü ve İstanbul'lu karşılaştırmasını buluruz. Halide Edip'le bütünleşmiş olan Sinekli Bakkal ve Tatarcık da töre romanları olarak dikkati çekerler. Romanlarının baş kişilerini genellikle, güçlü, sırasında erkeklere egemen olan ka dınlardan seçen Halide Edip'in değişik konulu romanları; Handan, Seviye Talip, Kalp Ağrısı, Zeyno'nun Oğlu, Yolpalas Cinayeti, Sonsuz Panayır, Dönen Ayna, Hayat Parçaları, Çaresiz, Kerim Usta'nın Oğlu, Son Eseri ve Akile Hanım Sokağı'dır.




**** 
 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu:



1889-1974. 27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. 1903'te girdiği İzmir İdadisi'nde Ömer Seyfeddin, Şahabettin Süleyman ve Baha Tevfik ile tanıştı.

1908 yılında İstanbul Hukuk Mektebi'ne girdi ancak bitiremedi Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. Fecr-i Atici'lerin "sanat kişiseldir" görüşüyle  "Nirvana" adlı bir oyun ve makaleler yazdı. Muhit, Şiir ve Tefekkür, Servet-i Fünun, Rübab, Türk Yurdu, Peyam-ı Edebi, Yeni Mecmua ve İkdam gibi gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı.

1916 yılında İsviçre'ye gitti. I. Dünya Savaşı'nda Ziya Gökalp'dan etkilenerek Milli Edebiyat akımını benimsedi. 1921 yılında "Tetkik-i Mezalim" komisyonunda görevlendirildi. Komisyondaki görevi nedeniyle Kütahya, Gediz, Simav ve Sakarya'ya gitti. Bu sırada 1922 yılında ilk romanı "Nur Baba" basılmadan önce gazetede yayınlandı.

1932'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili seçildi. 1932 yılında "Kadro" isimli dergiyi kurdular. Tiran, 1935’te Prag, 1939'da La Hay, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçilen Karaosmanoğlu, 1961–1965 yılları arasında Manisa Milletvekilli oldu. Bir süre Ulus Gazetesi'nin başyazarlığı ve Anadolu Ajansı'nın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı.

Anadolu'ya açılışının ürünü Yaban’dır. Olaylarının, Eskişehir, Kütahya, Simav dolaylarında geçtiği romanda Milli Mücadele yıllarının Anadolu'su verilirken, köyün ve köylünün durumu yansıtılır. Yaban'ı izleyerek Ankara’da da Milli Mücadele yılları ile Cumhuriyet'in ilk yıllarının Ankara'sı verilerek bir kalkınışın öyküsü anlatılır. 

Kiralık Konak romanında yazar, Tanzimat döneminden başlayarak, kuşaklar arasındaki çatışmayı veriyor ve çöküşü sergiliyor. İzleyen romanlarda Cumhuriyet dönemine gelindiğini görüyoruz. Bir Sürgün ve Hüküm Gecesi'nde II. Abdülhamit dönemini, Sodom ve Gomore'de İstanbul'un işgal yıllarının, Panaromalar (Panaroma I, Panaroma II)'da
Cumhuriyet'in ilanından 1952'ye değin geçen yılların değerlendirilmesi yapılmıştır. Nev Bahar ise tekkelerin yozlaşmasını yansıtır.





 

Refik Halit Karay

(1888-1965), 15 Mart 1888'de İstanbul'. 18 Temmuz 1965'te İstanbul'. 

Vezneciler'de Şemsü'l-Maarif ve Göztepe'de Taş Mektep'te öğrenim gördü. Mekteb-i Sultani'yi (Galatasaray Lisesi) bitirdi. 1907'de Hukuk Mektebi'ne başladı. Maliye Nezareti'nde Devair-i Merkez Kalemi'ne katip olarak girdi. 2'nci Meşrutiyet'in ilanından sonra memurluğu bırakarak 1908'de Servet-i Fünun'da ve Tercüman-ı Hakikat'te yazmaya başladı. 1909'da Son Havadis adıyla bir gazete kurdu, 15 sayı yayınladı. Fecr-i Ati Topluluğu'na katıldı. "Kalem" ve "Cem" mizah dergilerinde "Kirpi" takma ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. 1912'de İttihat ve Terakki'nin istenmeyenler listesine girdi, Sinop'a sürgüne gönderildi. 1918'de Ziya Gökalp'in çabalarıyla İstanbul'a döndü. Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yaptı. Vakit, Tasvir-i Efkâr ve Zaman gazetelerinde makaleleri yayınlandı. 


Damat Ferit Paşa'nın dostluğu sayesinde, Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na katıldı. 1919'da Posta ve Telgraf Umum Müdürü oldu. İzmir'in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükümeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükümeti’nin tarafını tuttu. 1922'de Aydede mizah gazetesini çıkardı. İstanbul'un düşman işgalinden kurtarılışının ardından 1922'de Beyrut'a kaçtı.
 
1938'de af çıkarılmasıyla yurda dönebildi. Yeniden gazeteciliğe başladı. Gazetelerde yazılar yazdı, Aydede dergisini tekrar çıkardı. Yazarlığa mizah öyküleriyle başladı. 1919'dan başlayarak Türk öykücülüğüne yeni bir sayfa açtı. Sürgün olarak gittiği Anadolu'dan çeşitli kesimlerden insanları canlandırdığı "Memleket Hikâyeleri" 1919'da yayınlandı. Bu kitapla, o güne kadar konuları İstanbul'la sınırlı olan öykücülüğü Anadolu'ya taşıdı. "İstanbul'un İç Yüzü" en yetkin romanı sayılır. 1920'de yayınlanan bu romanda, roman tekniğinin dışında birbirinden kopuk parçaları mozaikler halinde birleştirerek İttihat ve Terakki'nin işbaşına gelişinden 1'nci Dünya Savaşı günlerine kadar olan İstanbul'u bütün renk ve çizgileriyle yansıttı. Türkiye'ye dönüşünden sonra yazdığı romanlarda, daha çok kişiye seslenme daha fazla satma ve okunma kaygısıyla sanatı bir kenara bırakıp ticari eserlere yöneldi. Bu romanlarda yurt gerçeklerinin yerini, Avrupa dışı ülkelerde geçen olaylar aldı. 


ROMANLARI:
 İstanbul'un İçyüzü (1920) Yezidin Kızı (1939) Çete (1939) Sürgün (1941) Anahtar (1947) Bu Bizim Hayatımız (1950) Nilgün (3 cilt, 1950-1952) Yeraltında Dünya Var (1953) 
Dişi Örümcek (1953) Bugünün Saraylısı (1954) 2000 Yılının Sevgilisi (1954) İki Cisimli kadın (1955) Kadınlar Tekkesi (1956) Karlı Dağdaki Ateş (1956) Dört Yapraklı Yonca (1957) Sonuncu Kadeh (1965) Yerini Seven Fidan (1977) Ekmek Elden Su Gölden (1980) Ayın On Dördü (1980) Yüzen Bahçe (1981)


ÖYKÜLERİ: 

Memleket Hikayeleri (1919) Gurbet Hikayeleri (1940)






 

Aka Gündüz

(1886–1958); Romancı ve tiyatro yazarı. Binbaşı Kadri Bey’in oğludur. Asıl adı Enis Avni’dir. Selânik’e bağlı Katerİn’de doğmuş, ilk öğrenimi Serez ve Selanik’te, orta öğrenimini Eğrikapı Sırp Rüştiyesi, Galatasaray, Edirne ve Kuleli Askerî idadile­ rinde yaptı. Harbiye Öğrencisi iken hastalanınca tahsiline ara verdi. Bir ara Paris’te hukuk ve güzel sanatlar öğrenimi­ne devam etti ise de yanda bırakarak yurda döndü. Hariciye gümrüğünde memur olarak çalışırken Abdülhamid yöneti­mince Selanik’e sürüldü. 31 Mart Vak’ası (1909) üzerine İs­tanbul’a gelen Hareket Ordusu’na gönüllü olarak katıldı. İs­tanbul’un işgaline kadar (1919) gazetecilik yaptı. İşgal kuv­vetleri onu Malta’ya sürdü. 1932-1946 yılları arasında millet­vekilliği yaptı. Ankara’da Öldü.

Selanik’te yayımlanan Çocuk Bahçesi ile Genç kalemler dergilerinde çıkan yazılarıjle tanınmaya başladı. Millî Ede­biyat akımı içinde yer aldı. Selanik, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da çıkan gazete ve dergilerde değişik takma isim­ler kullanarak yazılar neşretti. Daha çok sâde Türkçe ve sa­mîmi bir üslûp İle yazdığı popüler romanları ile meşhur ol­du. Romanlarında hem realizm hem de romantizm tesiri gö­rülür. Aka Gündüz tiyatro eserleri, şiirler ve hikâyeler de yazmıştır.


Romanları:
Kurbağacık (1919), Dikmen Yıldızı (1928, fil­me alındı), 0dun Kokusu (1928), Hicran (1928),  Tank-tango (1928), 6.İki Süngü Arasında (1929), Yaldız (1930), Çapkın Kız (1930), Aysel (1932),  Ben Öldürmedim (1933),





 

PEYAMİ SAFA

(1899-1961); 1899’da İstanbul’da doğdu, 15 Haziran 1961’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Psikolojik romanlarıyla tanınan yazar. Şair İsmail Safa’nın oğludur.  Babası Sivas'ta sürgünde yaşamını yitirdi. Yoksulluk ve 9 yaşında yakalandığı kemik veremi nedeniyle düzenli bir eğitim almadı. Bir yandan çalışırken bir yandan da kendi kendini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezareti'nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Babası gibi şair olan amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kâmi'nin yönlendirmesiyle edebiyata başladı. Kardeşi İlhami ile çıkardığı "Yirminci Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın hikâyeleri" başlığıyla yazdığı magazin hikâyeleriyle dikkat çekti. Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia'nın adından esinlenerek yarattığı "Server Bedii" takma adını kullandı. Bu isimle kaleme aldığı "Cingöz Recai" isimli polisiye dizi romanları büyük ilgi gördü. Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak–3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve’yi askerlik hizmeti yaparken kaybedince derinden sarsıldı. Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul’da beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Edirnekapı'da toprağa verildi. Sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda yazdığı yazılarla çok yönlü bir yazar oldu. 43 yıl hiç durmadan yazdı. İlk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi gösterdi. 1930'da basılan ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan otobiyografik romanı "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nun ilk baskısını "Nâzım Hikmet"e ithaf etmişti. Ama 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Nazileri savundu. Ölümünden bir süre önce metapsişik konulara yöneldi. 1949'da yayınlanan son eserlerinden "Matmazel Noraliya'nın Koltuğunda"da tıp öğrenimi yaparken bunalıma girerek felsefeye yönelen ve sonuçta mistik dünya görüşünde karar kılan bir gencin öyküsünü anlattı. Edebiyat ve siyaset tartışmalarının hep içinde bulundu. Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin’le polemiklere girdi. Ayrıca ders kitapları da yazdı.


ROMANLARI: 

Gençliğimiz (1922) Şimşek (1923) Sözde Kızlar (1923) Mahşer (1924) Bir Akşamdı (1924) Süngülerin Gölgesinde (1924) Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925) Canan (1925) 
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930) Fatih-Harbiye (1931) Atilla (1931) Bir Tereddüdün Romanı (1933) Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949) Yalnızız (1951) Biz İnsanlar (1959) 

ÖYKÜ: 

Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980)






 

Mehmet Mahmut Yesari 

1895-1945); Mahmud Yesari yirminci yüzyıl romancısı ve piyes yazarı. 1895'te İstanbul’da doğdu. Mahmud Yesari’nin soyadı, büyük dedelerinden gelmektedir. On sekizinci yüzyılın son yarısında şöhret bulmuş hattatlarımızdan Mehmed Esat Efendi, sol eliyle yazdığından dolayı Yesari lakabıyla anılırdı. Ailesi de bu namı muhafaza etti. Talik yazıda üstat olup, şiirleri de vardı. Osmanlı Sultanı Üçüncü Mustafa Han, bu zatı sarayına almıştı.

Mahmud Yesari, İstanbul Lisesini bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisinde okudu. Bu sırada Birinci Cihan Harbi çıktı. Bunun üzerine askere alındı. Dönüşünde Diken Dergisi’nde karikatürist olarak gazeteciliğe başladı. Sonra Kelebek adlı edebiyat ve mizah dergisini çıkardı. Piyesler yazmaya başladı. Daha sonra roman ve hikâyeler yazdı. Bunlarda hayattan alınmış sahneler çoktur. Romanları daha romantiktir. İlk romanının adı Namus’tur. Tiyatro sahasına trajedi yazmakla girdi, sonra komediye yöneldi. Piyeslerinden ekserisi, Darülbedayi tarafından temsil edilmiştir.


Gazetelerde, piyeslere ve temsillere ait tenkitleri çıkmış, birçok fıkraları yayınlanmıştır. Anlaşılan bir dili ve usta bir anlatımı vardır. Hayatının sonuna kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazı hayatını sürdürdü. 1945'te tedavi gördüğü Yakacık Sanatoryumunda öldü.

Roman ve Hikayeleri
Çoban Yıldızı (roman, 1925),Çulluk (roman, 1927),Pervin Abla (roman, 1927),Kırlangıçlar (roman, 1930),Su Sinekleri (roman, 1932),Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932),Tipi Dindi (roman, 1933),Yakut Yüzük (roman, 1937),Yakacık Mektupları (hikayeler, 1938),Bağrı Yanık Ömer,Geceleyin Sokaklar.






 

Ercüment Ekrem Talu

(1888-1956) 1888 yılında İstanbul’da doğdu. Recaizade Mahmud Ekrem’in oğludur. Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra (1905), öğrenimini Paris’te sürdürdü. 1907’de Duyun-ı Umumiyede mütercimlikle başladığı memurluk hayatında değişik görevlerde çalıştı. 1927-1929 seneleri arasında Matbaa Müdürlüğü, 1931-1933 seneleri arasında Varşova Elçiliği Müsteşarlığı, 1936-1937 seneleri arasında Siyasal Bilgiler Okulunda, 1937-1943 seneleri arasında ise, Gazi Eğitim Enstitüsünde Fransızca öğretmenliği yaptı. 1943’te Galatasaray Lisesi Edebiyat öğretmenliğine tayin edildi. Bu görevden 1950 senesinde emekliye ayrıldı. 1956 senesinde İstanbul’da öldü.

1908’den ölümüne kadar pekçok gazete ve dergide fıkralar, makaleler yazan, hikaye ve roman türlerinde eserler veren Ercüment Ekrem, yaygın şöhretini mizahi romanlarıyla yaptı. Romanlarında İstanbul hayatını canlandırır. Romandaki kahramanları orta halli ve fakir çevrelerden seçmiştir. Hüseyin Rahmi ve Ahmed Rasim’in yolunda yürümüştür.



Eserleri: 
Asriler (1922), Günbatarken (1922), Kopuk (1922), Sabri Efendi’nin Gelini (1922), Sevgiliye Masallar (1925), Meşhedi ile Devrialem (1927), Gemi Aslanı (1928), Meşhedi Aslan Peşinde (1934), Kodoman (1935), Papeloğlu (1937), Beyaz Şemsiyeli (1939), Çömlekoğlu ve ailesi (1945), Meşhedinin
Hikayeleri (1947).





 

Halide Nusret Zorlutuna 

1901-1984)  İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim, daha sonraki adı ile Avnullah Kâzımî Beydir. Ünlü gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Erenköy Kız Lisesi'ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. 1924'te başladığı öğretmenlik görevini İstanbul, Edirne, Urfa, Kars ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde yıllarca sürdürdü. 1957'de Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda görevliyken emekliye ayrıldı. 10 Haziran 1984'te İstanbul'da vefat etti.
Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla millî edebiyat akımına katıldı. Kadın duyarlılığıyla işlediği şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, roman türlerinde de eserler verdi. Millî edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Şiir hikâye ve düzyazıları Millî Mecmua, Aydabir, Çınaraltı, Hisar, Türk Kadını, Türk Edebiyatı, Ayşe ve Töre gibi dergilerde yayımlandı.

General Aziz Vecihi Zorlutuna ile evli olan Hâlide Nusret hanım, Ünlü romancılardan Emine Işınsu'nun annesi,Pınar Kür'ün de teyzesidir.


Roman
Küller (1921) 
Sisli Geceler (1922) 
Gül'ün Babası Kim, İstanbul: Remzi Kitap Evi, (1933= 
Aşk ve Zafer, Ankara: Töre-Devlet Yay. 1978

Hikâye 

Büyük Anne (1971) 
Aydınlık Kapı (1974) 
Benim Küçük Dostlarım (1948)
 



 

Şükufe Nihal (Başar)


 (1896–1973)' Babası V. Murat’ın başhekimi Emin Paşa’nın oğlu, Eczacı Albay Ahmet Bey. Annesi Nazire Hanımdır. İstanbul Darülfünun'u Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. Uzun süre İstanbul Kız Lisesi'nde coğrafya ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1973'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Başlangıçta Tevfik Fikret'in etkisinde aruz ölçüsüyle şiirler yazarken zaman içinde Milli edebiyat akımının ilkelerine uygun olarak hece ölçüsünü kullanmaya başladı. Devrinin tüm şairleri gibi Edebiyat-ı Cedide, Fecri Ati ve Milli edebiyat akımı arasında sıkıştı kaldı.

Güneş, Varlık, Aydabir, Çınaraltı, Şadırvan gibi dergilerde yayınlanan ve çoğu hece vezniyle yazılmış şiirlerinde lirizm ve kadınsı bir içtenlik dikkat çeker. Milli uyanış hareketi içinde de yer aldı, Fatih mitinginde etkileyici bir konuşma yaptı. Türk Kadınlar Birliği'nin kurucuları arasındadır. 


ROMANLARI: 
Renksiz Istırap (1928) Yakut Kayalar (1931) Çöl Güneşi (1933) Yalnız Dönüyorum (1938) Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946) Çölde Sabah Oluyor (1951)

ÖYKÜLERİ: 

Tevekkülün Cezası (1928)





 

Güzide Sabri (Aygün) 


(1886–1946) Özel öğrenim gördü. Hoca Tahir Efendi'den edebiyat dersleri aldı. His ve hayale dayanan romanlar yazdı. Kadın romancılarımız içinde yaygın şöhrete sahip olanlardan ilkidir. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında halk arasında çok tutulan kara sevda romanları yazmıştır. Eserlerinin birçok baskıları yapılmış, bazıları da birkaç defa filme alınmıştır. İlk eseri "Münevver" 1899'da "Hanımlara mahsus gazete"de yayımlandı. 1901'de de kitap halinde basıldı. Ayrıca Sırpçaya tercüme edildi.

Eserleri : Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi( yedi defa basıldı ve Ermenice tercüme edildi.)(1905) Yaban Gülü(1926). Nedret(1922) Hüsran(1928) Hicran Gecesi(1937)  Gecenin Sırrı(1938)  Nejla(1941) Mazinin Sesi(1944)roman yazarı olarak tanınan ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret 
 






 

Müfide Ferit Tek

(29 Nisan 1892, Kastamonu - 24 Mart 1971, İstanbul), Türkçülük akımına ve Kurtuluş Savaşı'na katılmış bir kadın yazardır. Türkiye'nin ilk İçişleri Bakanı Ahmet Ferit Tek'in eşi, Sanat tarihçisi Emel Esin'in annesidir.

Babası Kemahlı Mazhar Paşa'nın oğlu Şevket Bey, annesi, Feride Hanım'dır. Babasının görevi dolayısıyla ilköğrenimine Trablusgarp'ta İtalyan St. Joseph Rahibe Okulu'nda başladı. İtalyanca ve Fransızca, Arapça ve Farsça öğrendi. İstanbul Harbiye Mektebi'nde kanundışı faaliyetler gerekçesiyle Fizan'a sürgün edilen grup arasında Ahmet Ferit Tek ile Yusuf Akçura da vardı. Ahmet Ferit Bey ile burada tanıştı.



1903 yılında Paris'te Versailles Lisesi'ne kaydedildi. Öğrenimini, yakın arkadaşı ünlü Jön Ahmet Rıza Bey takip etti. Trablus'tan kaçarak Paris'e gelen Ahmet Ferit Tek ile evlendi. 
İkinci Meşrutiyet'ten sonra İstanbul'a geldi. Müfide Ferit Hanım, kocasıyla birlikte Sinop'a sürgün gitti. 1913- 1918 arasındaki yıllarını Sinop ve Bilecik'te geçirdi. Burada ilk romanı olan Aydemir'i' yazdı ve 1918 yılında yayınlattı "Turancı" adlı  romanı, birk kaç gazetede tefrika edildi. 


İşgal yıllarında İngilizler tarafından arandığı için Anadolu'ya geçti. Mütareke ve Millî Mücadele yıllarında İfham ile Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde Milli Mücadele'yi destekledi. Savaşın sonlarına doğru Mustafa Kemal Paşa ile Türk-dostu Pierre Loti arasındaki yazışmalara aracılık etti.  Eşi 1921 yılında diplomatik görevle Fransa'ya gönderildiğinde École des Sciences Politiques'ten mezun oldu; bu arada Pierre Loti'yi ölüm döşeğinde ziyaret etti. İkinci romanı Pervaneler'i 1924 yılında kaleme aldı; roman, Yedigün Dergisi'nde tefrika edildi.



Eşinin diplomatik görevleri nedeniyle 22 yıl yurtdışında bulundu; Paris, Londra, Varşova, Tokyo'da yaşadı. Yurtdışında bulunduğu sırada Affolunmayan Günah adlı üçüncü romanı Almanca olarak basıldı (Die unverzeihliche Sünde, çeviren: Otto Spies, Krefeld, 1933), Türkçesi yayımlanmadı. Son roman, konusunu Kurtuluş Savaşı'ndan almaktaydı.
1948 yılında Türkiye'deki ilk Soroptimist Kulübün kurucusu oldu. 24 Mart 1971 tarihinde 77 yaşında iken İstanbul'da hayatını kaybetti. Erenköy Mezarlığı'na defnedildi.

ROMANLARI: 

Aydemir (1918) Pervaneler (1924) Die unverzeihliche Sünde (1933) Leyla (roman)1925






 

Sabahattin Ali  


 (1906–1948) 25 Şubat 1907 tarihinde, Gümülcine kazası Egridere köyünde doğdu. Öğrenimini Balıkesir ve İstanbul Muallim Mekteplerinde yaptıktan sonra Yozgat’ta öğretmenliğe başladı. Almanya’da Postdam ve Berlin’de öğrenim gördü. Dönüsünde çeşitli okullarda öğretmenlik, yaptı. 1931 yılında bölücü propaganda yaptığı ihbarı üzerine 3 ay tutuklu kaldı. Görevine döndükten bir süre sonra tekrar tutuklandı, yargılandı ve mahkûm edildi. Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkan aftan yararlanarak salıverildi. Çeşitli resmi kuruluşlarda 1945 yılına kadar çalıştı. İşsiz kaldığı dönemde Aziz Nesin ile birlikte Marko Paşa’yı ve onun devamı olan mizah dergilerini çıkardı. Bu dergilerdeki yazılarında, yayın yoluyla hakaret ettiği savıyla yargılandı ve mahkûm oldu. 2 Nisan 1948’de yurt dışında çıkmak için anlaştığı, kendisine kılavuzluk yapan Ali Ertekin tarafından, Bulgaristan siniri yakınlarında Sazara köyü civarında öldürüldü. Şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. İlk yazıları Balıkesir’de Irmak dergisinde çıktı (1925/26). 1930’lu yıllarda öyküye gerçekçi ve yeni bir soluk getirdi.


Öykülerinde, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatır. İnsanın zavallılığını ve gücünü ayni sarsılmaz üslupla, zaman zaman masalsı ve destansı bir biçimde yansıtmayı başardı.. İlk romanı olan Kuyucaklı Yusuf, kasaba romanı örneği olarak da ilklik taşır. Yazar, romanında bir kasabanın toplumsal yapısını, aşk öyküsüyle süsleyerek verir. Kuyucaklı Yusuf’u izleyerek yayımlanan İçimizdeki Şeytan'da II. Dünya Savaşı öncesi İstanbul'da aydınlar arasındaki değişik yönlerde yapılan tartışmaları, Kürk Mantolu Madonna'da da bir aydının çevresi ve ailesiyle olan uyuşmazlığı, bu uyuşmazlığın nedenleri verilir.



Öyküleri
Değirmen(1935)Kağnı (1936)Hanende Melek (1937)Ses (1937)Kağnı - Ses (1943 - İki Kitap Birlikte)Yeni Dünya (1943)Sırça Köşk (1947).KamyonBütün Öyküleri 1 (aralık 1997 -üç kitap birlikte Değirmen-Kağnı-Ses) Bir Orman Hikayesi

Romanları 


Kuyucaklı Yusuf (1937)
İçimizdeki Şeytan (1940)
Kürk Mantolu Madonna (1942).






 

Sadri Ertem,  

(1898–1943)Babasının subay oluşu nedeniyle çocukluğunu Anadolu ve Rumeli'nin çeşitli kentlerinde geçiren Sadri Ertem, Darülfünun Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu'da 'Hâkimiyet-i Milliye' ve 'Yeni Gün' gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü, 'Son Telgraf' gazetesinde ise başyazarlık yaptı.

İstanbul'da çeşitli okullarda felsefe hocalığı yaptı. 1927 yılından ölünceye kadar pekçok dergi ve gazetede hikâyeleri, incelemeleri yayınlandı. Matbuat Umum Müdürlüğünde Memleket İşleri Müşaviri olarak çalışırken 1939 yılında Kütahya milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.


İlk yazıları henüz yaşındayken dönemin önde gelen gazetelerinden "Tercüman-ı Hakikat"te yayınlanan Ertem'in ilk hikâyesi 1917'de “Genç Yolcular” ’da çıktı. Konularını toplumsal sorunlardan alan; işçilerin yaşamlarını, sömürülmelerini, kapitalizmin rekabetçi döneminin üretim ilişkilerini, bunun sonucunda küçük üreticinin zor duruma düşmesini anlattığı "Bacayı İndir Bacayı Kaldır" adlı kitabı yazarın edebiyata bakışının da yansımasıdır aynı zamanda. Eleştirel gerçekçilik akımının önde gelen yazarları arasında yerini alan Sadri Ertem, yazılarında edebiyatın çeşitli sorunlarını maddeci felsefenin etkisinde ve eleştirel gerçekçi bir sanat anlayışı doğrultusunda kuramsallaştırmaya yöneldi. Ertem'in eserlerinden bazıları Rusça, Fransızca, Almanca, İngilizce, Yunanca, Çince ve Arapçaya çevrilmiştir.12 Kasım 1943'te Ankara'da öldü.

Adını kamuoyuna duyuran ilk romanı Çıkrıklar'da önemli bir konuya değinmiştir. Yazar, romanında bir yandan Avrupa'dan ucuz malların gelişi, öte yandan endüstride başlayan gelişme nedeniyle çıkrıkların, dokuma tezgâhlarının durmasının yarattığı işsizlik sonucu köyden kente başlayan göçü ele almıştır. Bir Varmış Bir Yokmuş, Düşkünler, Yol Arkadaşları'nda ise Tanzimat döneminde kendini gösteren, toplumumuzdaki sarsıntıların başlangıcına inilir.

Eserleri

Çıkrıklar Durunca (roman tefrikası ve kitabı, 1931), Silindir Şapka Giyen Köylü (hikâye, 1933), Bacayı İndir, Bacayı Kaldır (hikâye, 1933), Bir Varmış Bir Yokmuş (roman, 1933), 
Korku (hikâye, 1934), Düşkünler (roman, 1935), Bay Virgül (hikâye, 1935), Bir Şehrin Ruhu (hikâye, 1938), Yol Arkadaşları (gezi türü romanı, 1945)









 

Memduh Şevket Esendal

(1883–1952)29 Mart 1883’te Çorlu’da doğdu. 16 Mayıs 1952’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Türk öykücülüğünün önemli yazarlarındandır.  Çocukluğu savaş yıllarına rastladığı için ve maddi sıkıntılar nedeniyle düzenli bir eğitim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi, Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Babasının ölümünden sonra çalışarak ailesine baktı. 

1900'de gümrük memuru oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Parti müfettişi olarak Anadolu'yu dolaştı. Anadolu ve Rumeli halkını yakından tanıma şansı buldu. İttihat ve Terakki içinde, ticaret sermayesine karşı küçük esnaf ve küçük girişimcilerin çıkarlarının savunulmasını isteyen "Kara Kemal" kanadından yana tavır aldı. 1921'de ortaelçi olarak Azerbaycan Bakü'ye gönderildi. 1925'de İstanbul'a dönüşünde İttihat Terakki'den eski arkadaşları Kara Kemal, Nail Bey, Muhittin Birgen, Sadık Vicdani ile "Meslek" adlı haftalık siyasi gazeteyi çıkardı. Mekteb-i Sultani ile Kabataş Lisesi'nde tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptı. 1925’te Tahran ortaelçiliğine atandı. 1930-1932 arasında Elazığ milletvekili oldu. 1932–1938 arasında Kabil ve Moskova elçilikleri yaptı. Yurda dönüşünde Bilecik milletvekili oldu, 1941'de CHP Genel Sekreterliği'ne getirildi. 1945'ten sonra bu görevi de bırakıp sadece edebiyatla ilgilendi. İlk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. "Miras" adlı romanı da bu gazetede tefrika edildi. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında "M.Ş. E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu" gibi takma isimler kullandı. "Ayaşlı ve Kiracıları" adlı romanıyla 1942 CHP roman yarışmasında dereceye girdi. 1946–1952 arasında Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikâyeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlanan öyküleriyle ünlendi. Öykü ve romanlarında ele aldığı konular, kişiler çeşitlilik gösterir. Sıradan insanların gündelik yaşamları üzerinde durdu. Ev içi yaşam, aile ilişkileri, kahve mahalle ortamı ile köylülük gibi temaları işledi. Katı sınıf ilişkileriyle belirlenmemiş bir toplum özlemini dile getirdi. Olayları ve kişileri önyargısız, sevecen ve gerçekçi bir yaklaşımla ele aldı. Uzun boylu çözümlemelere girmekten kaçındı. Dilde yalınlığı, duruluğu benimsedi, konuşma dilini esas alan bir yazı dilinin öncülüğünü üstlendi.



İlk romanı olan Miras'ta II. Abdülhamit döneminde İstanbul'da yaşayan bir paşa ailesinin yaşamını ele alırken Ayaşlı ile Kiracıları'nda ve tamamlanmamış romanı olan Vassaf Bey'de Cumhuriyet'in ilânından sonra, 1930'lu yılların Ankara'sında yeni bir yaşamın başlayışını yansıtır.


ROMANLARI: 
Ayaşlı ve Kiracıları (1934–1957) Vassaf Bey (1983, ölümünden sonra) Miras

ÖYKÜLERİ: 

Hikâyeler 1. Kitap (1946, Otlakçı adıyla 1958) Hikâyeler 2. Kitap (1946 Mendil Altında adıyla 1958) Temiz Sevgiler (iki cilt, ölümünden sonra 1983) Veysel Çavuş (1984, ölümünden sonra)  Bir Küçük Çiçek (1984, ölümünden sonra) İhtiyar Çilingir (1984, ölümünden sonra) 








 

Mithat Cemal Kuntay

(1885–1956) tek romanı olan Üç İstanbul'da Abdülhamit'in istibdat yönetiminin son yıllarından başlayarak, II. Meş-rutiyet, İttihat ve Terakki ile Mütareke yıllarının İstanbul'unu verir.

1885'te İstanbul’da doğdu. 1956'da İstanbul'da yaşamını yitirdi. Tek romanı "Üç İstanbul"la büyük başarı kazandı. Vefa İdadisi’ni ve Mektebi Hukuku bitirdi. Doktora sınavını verdikten sonra Hukuk Mektebi'nde idare hukuku asistanlığı yaptı. Adliye Nezareti Özel Kalemi’ne girerek müdürlüğe kadar yükseldi. Birinci Hukuk Mahkemesi üyeliğinden sonra Beyoğlu Dördüncü Noteri oldu. 1956'da İstanbul’da ölümüne kadar bu görevi sürdürdü. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri "Elhamra" Resimli Kitap'ta yayınlandı. 2'nci Meşrutiyet'e kadar çeşitli dergilerde yayınlanan ve aruzun ustaca kullanıldığı, ulusal duyguların ön plana çıkarıldığı şiirleriyle tanındı. Milli Edebiyat Akımı'nın değerlerini benimsedi. "Üç İstanbul" romanında da canlandırdığı Mehmet Akif'le tanışması, sanatı ve düşünceleri üzerinde etkili oldu. Çınaraltı dergisinde 1943-1944'te yayınlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal Beyatlı'dan da etkilendiği görüldü. Yalın bir dil kullandığı "Kemal", "Yirmi Sekiz Kânun-ı Evvel" gibi oyunlarında yurt sevgisi konusunu işledi. Tek romanı ve en önemli eseri "Üç İstanbul"da, 2'nci Abdülhamit, 2'nci Meşrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlattı. Gerçekçi kişiler, ayrıntılı tahliller ve bu üç dönemin yaşantısından sunduğu canlı kesitlerle dikkat çeken bu roman televizyon dizisi olarak da yayınlandı ve büyük ilgi topladı. Edebiyat araştırmaları yapan Kuntay, inceleme ve araştırmalarını 1913'te yayınlanan "Hitabet ve Münazara Dersleri", 1914'te yayınlanan "Hitabet Dersleri" kitaplarında topladı.



 (1938) tek romanı olan Üç İstanbul'da Abdülhamit'in istibdat yönetiminin son yıllarından başlayarak, II. Meşrutiyet, İttihat ve Terakki ile Mütareke yıllarının İstanbul'unu verir.






 

Sermet Muhtar Alus 

1887)- (21.05.1952)Tarihçi, gazeteci ve yazardır. 1887 yılında İstanbul'da doğdu. Askeri Müze Müdürü Ahmet Muhtar Paşa'nın oğludur. Özel öğrenim gördü. Son sınıf sınavına girdiği Galatasaray Lisesinden 1906 yılında, Hukuk Fakültesinden 1910 yılında mezun oldu. 1908 yılında öğrenci iken Elüfürük adlı mizah gazetesini yayınladı. 1908–1909 yılları arasında Davul, diğer yıllarda Akbaba ve Amcabey mizah dergilerinde yazı ve karikatürleri yayınlandı. Tarihi eserlerinden başka 21 adet tiyatro ve roman türünde eseri basıldı. 21 Mayıs 1952 tarihinde 65 yaşında iken İstanbul'da vefat etti. Fransızca ve Almanca biliyordu. 

ROMANLARI

Kıcırcık Paşa, Pembe Maşlahlı Kadın, Eski Çapkın Anlatıyor, Kıvırcık Paşa (beyazperdeye de aktarılmıştır.) Harp Zengininin Gelini, Rüküş Hanımlar, Hayalanmalar, Bir Varmış BirYokmuş, Eski Çapkın Anlatıyor, Eski Konaklar, Nanemolla, Pembe Maşlahlı Kadın, 








 

Reşat Enis Aygen

(1901–1984); Romancı. İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ana-dolu”da (Fethiye, Muğla, Burdur, Antalya, Çanakkale), lise tahsilini de İstanbul’da yaptı. İstanbul Yüksek Ticaret Mek-tebi’nde okurken eğitimini yarıda bırakıp gazeteciliğe başladı (1930). Çeşitli gazetelerde, muhabir sekreter, yazt işleri müdürü olarak görev aidi- Anadolu Ajansı İstanbul Bürosu’nda memur iken 1968′de emekli oldu.


Adlî muhabirlik yaparken edindiği izlenimlerini hikâyeler hâline getirerek” Kılıcımı Sürüyorum “ adı altında neşretti (1930). Bu kitapta ayrıca Kurtuluş Savaşı hikâyeleri de vardır. Reşat Enis daha çok romanları ile tanınmıştır. Bu eser lerde İstanbul’un kenar mahalleleri, gecekonduları, Beyoğ­lu ve Galata’nın fuhuş ve sefahat âlemleri realist bir biçim­de anlatılır. İyi bir gözlemcidir. Olaylar arasında bağların gevşekliği, kahramanlarını iyi işleyemeyişi tasvire fazla yer vermesi gibi kusurlarından dolayı ikinci sınıf bir sanatkâr olmuştur. Son romanlarında Anadolu insanının problemleri İle işçi meselelerini işlemiştir.



Romanları:
 Kanun Namına (1932), Gonk Vurdu (1933),Gece Konuştu (1935), Afrodit Buhurdanında Bir Kadın (1937)Toprak Kokusu (1944), Ekmek Kavgamız (1947), Ağlama Duvarı (1949), Yolgeçen Hanı (1951), Despot (1957),  Sarı İt (1968).

Hikâye
 : Kılıcımı Sürüyorum (1930) Sultan Hamit Düşerken, Kıskanmak









 

Nahit Sırrı Örik

(1895–1960)Yazar ve üst düzey bir devlet görevlisinin oğlu olan Nahit Sırrı Örik, özel dersler alarak yetişti. Afitab-ı Maarif Rüştiyesi'ni bitirdi ve Galatasaray Sultaniyesi'ne başladı ancak okulu yarım bıraktı. Sekiz yıl boyunca Avrupa'nın çeşitli kentlerinde Paris, Viyana, Roma, Berlin ve Kopenhag'da yaşadı. 1928'de Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladı.
 
Bir süre Ankara'ya giderek Milli Eğitim Bakanlığı'nda çeviriler yaptı daha sonra da çeşitli gazeteler için fırka yazarlığı görevini yürüttü. İlk hikâyesi, 'Zeyneb, la Courtisane' adıyla 1927 yılında yayınlandı. Paris'te yayınlanan Les Oeuvres dergisinde çıkan bu hikâye ile edebiyat dünyasına adım atan Örik, yapıtlarının çoğunda çocukluk anılarını konu etti. Anı, deneme, gezi, roman ve oyun gibi edebiyatın çeşitli türlerinde eserler veren yazar 1957'de 'Sultan Hamit Düşerken' adlı romanıyla ünlendi. İkinci Meşrutiyet'in ilanından Hareket Ordusu'nun İstanbul'a gelişire kadar geçen dokuz aylık südre ekseninde dönemin toplumsal ve siyasal sorunlarının anlatıldığı bu eser, 1975 yılında 'Abdülhamit Düşerken' adıyla basıldı. Yapıtlarında Osmanlı geleneğinden kopmaya çalışarak Tanzimat sonrası bürokratların yeni yaşamını yansıtır.
 
Hikâyeleri:
 Kırmızı ve Siyah (1929), Sanatkârlar (1932), Eski Resimler (1933)
Roman: 
Eve Düşen Yıldırım (1934), Kıskanmak (1946)






 

Osman Cemal Kaygılı

(1890–1945) ise Çingeneler edebiyatımızda ilk kez İstanbul'da sur dışı mahallelerdeki yaşayışı, özellikle çingenelerin yaşayışını vermiştir.1890'da İstanbul'da doğdu. 1945'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Eski İstanbul'un kenar mahallerindeki yaşamı anlatan roman ve öyküleriyle tanınır. Bir mahalle bakkalının oğludur Orta öğrenimini Eğrikapı Merkez Rüştiyesi'nde tamamladı. Menşei Kuttab-ı Askeriye'yi bitirerek 1906'da Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi'ne girdi. 1909'da Kıtaat-ı Fenniye Müfettişliği kaleminde çalıştı. Mahmut Şevket Paşa suikastıyla ilgili görülen muhaliflerle birlikte Sinop'a sürgün edildi. Seferberlikte, bir süre katiplik göreviyle gezici tümenlerde bulundu. 1918'de hastalığı nedeniyle emekliye ayrıldı. Sütçülük, Haliç vapurlarında biletçilik, pazarlarda manifaturacılık yaparak geçimini sağladı. Aynı zamanda çeşitli mizah dergileri ve gazetelerde şiirler, öyküler, fıkralar, makaleler yazdı.


Cumhuriyetten sonra 1925–1945 arasında İmam Hatip Okulu'nda, Çemberlitaş Ortaokulu'nda, Fener Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. Cumhuriyet, Son Saat, Vakit, Haber, Son Posta, Son Telgraf gazetelerinde fıkra, öykü, makale ve tefrika romanlar yayınladı.



İlk yazısı Baha Tevfik'in Eşek adlı güldürü dergisinde yayınlandı. Bazı yazılarında "Anber" takma ismini kullandı. İstanbul'da mahalle ortamında doğup büyüdü, çağdaşlarından farklı bir yol izledi. Meddah, ortaoyunu gibi seyirlik oyunlara ilgi duydu. Bir halk yazarı olarak tanındı. Öykü ve romanlarında İstanbul'un kenar mahallelerinde, sur dışında yaşayan insanları, günlük yaşamlarını, alışkanlıklarını, geleneklerini anlattı. "Çingeneler" adlı romanında da İstanbul çingenelerinin yaşamlarını renkli bir belgesel görüntüsünde yansıttı. "Argo Lügati" adlı eseri tefrika olarak yayınlandı, ama ancak ölümünden sonra basıldı. 

ROMANLARI: 

Çingeneler (1939) 
Aygır Fatma (1944) 
Bekri Mustafa (1944)


ÖYKÜLERİ: 

Eşkıya Güzeli (1925) Sandalım Geliyor Varda (1938) Altın Babası (1923) Bir Kış Gecesi (1923) Çingene Kavgası (1925) Goncanın İntiharı (1925)






 

Kerime Nadir

(1917-1984) 5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak. 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937'de Servet-i Fünun Uyanış ve Yarımay dergisinde yayınlandı. İlk romanı "Yeşil Işıklar" 1937'de yayınlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla 1940-1970 arasında çok okunan ve sevilen bir yazar oldu. Birçok baskısı yapılan bu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı. 
 


ROMANLARI:
  
Yeşil Işıklar (1937) Hıçkırık (1938) Seven Ne Yapmaz (1940) Gelinlik Kız (1943) Uykusuz Geceler (1945) Kahkaha (1946) Posta Güvercini (1950) Pervane (1955) Esir Kuş (1957) Sonbahar (1958) (Daha çok aşk romanlarıyla tanınmıştır.




 

Mükerrem Kamil Su

(1900-    )1906'da Bursa'da doğdu. 1922'de İstanbul Darülfünunu'nu (Çapa Kız Öğretmen Okulu) bitirdi. Popüler aşk romanlarıyla tanınan kadın yazar. Çeşitli yerlerde ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. 1936'da Ankara'da Gazi Terbiye Enstitüsü'nde açılan sınavı kazarak ortaokul Türkçe öğretmeni oldu. Balıkesir'de uzun yıllar lise edebiyat öğretmenliği yaptı. Ankara Radyosu "Çocuk Saati" Programı'nın şef redaktörlüğünü üstlendi. Tasvir gazetesinde günlük köşe yazıları yazdı. Romanlarında daha çok aşk, tutku ve serüven gibi konuları ele aldı. Bunları olay örgüsünün geri planda kaldığı bir anlatımla yansıttı. Bu romanların çoğu gazetelerde tefrika edildikten sonra roman olarak basıldı. "Sevgi ve Istırabım" romanı 1940'tan 1956'ya kadar 10 baskı yaptı.
Konularını çokluk aşk ve ihtirastan alan, önce dergilerde, gazetelerde tefrika edilmiş, çoğu birkaç kere basılmış romanlarında milli, ahlaki endişeleri de birinci planda tutmuş popüler kadın romancılarımızdan biri oldu.

Roman/ Hikaye


Sevgim ve Izdırabım (1934), Bu Kalb Duracak (1935), Dinmez Ağrı (1937),Sus Uyanmasın (1939), Istıranca Eteklerinde (1939), Çırpınan Sular (1941), Ateşten Damla (1942), Sızı (1943), Bir Avuç Kül (1944), Gizlenen Acılar (1944),Uyuyan Hatıralar (1944),Uzaklaşan Yol (1944), Kaybolan Ses (1945),Büyük Rüzgar (1945),İnandığım Allah (1946), Bir Avuç Hatıra (1947), İhtiras (1948), Gençliğimin Rüzgarı (1955), Özlediğim Kadın (1959), Aynadaki Kız (1962), Ayrı Dünyalar (1964). 



Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış