Demir Özlü Hayatı ve Edebi Kişiliği


 


Demir Özlü

 

 Yazar 1935 yılında İstanbul,  Vefa semtinde doğdu. Yazarın ilkokul ve ortaokul yılları İzmir Ödemiş’te geçti.  Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesinde (1953) okudu.  [1]  İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı.  [2]  Lisede tahsil gördüğü 1950'li yıllarda, yazar arkadaşlarıyla   Mavi dergisi adlı genç edebiyat dergilerini çıkardı.[3] Bu dergiler ile birlikte edebiyat dünyasına adım atmaya başladı. ( bkz Maviciler Topluluğu Şiir Anlayışı )

“ Mavi “ dergisinin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü gibi sanatçıların oluşturduğu Mavi şiir topluluğunun üyelerinden birisi oldu.  Mavi” Dergisinin etrafında toplanan, Ferit Orhan Duru  ,  Ferit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur. Bu sanatçılar, Serbest Şiir ( I. Yeni , Garip Şiiri ) Akımı'na ve  Orhan Veli Kanık 'a karşı çıkmış, I. Yeni’yi kuru kalmak, şiiri basitleştirmek, şiiri baltalamak ile suçlamışlar ve  şiirde daha da şairane bir  sanat anlayışının temsilcisi olmuşlardı.

 Mavi dergisine Atilla İlhan’ı da davet etmişler şiirde ve edebiyatta yeni bir hamle oluşturmak istemişlerdi. Attila İlhan’ın daveti kabul ederek şiirlerini bu dergide de yayımlamaya başlaması ve Garipçilerle polemiklere girmeye başlaması ile Mavi dergisi edebiyatımızda iz bırakan bir dergi oldu. [4] Demir Özlü’nün de içinde bulunduğu bu genç kuşak şairlere Maviciler  ve Mavi Topluluğu dendi

1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.  Okulu bitirdikten sonra kısa bir süre avukatlık yaptı. 1961-1962 arası Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde Felsefe okuduktan sonra Türkiye'ye dönerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsünde 4 yıl asistanlık görevinde bulunmuştu. [5]

Bu yıllar arasında edebiyatla ilgili çalışmalarına devam ediyordu.  Edebiyat araştırmacılarının Bunalım Edebiyatı adını verdikleri  bir yazın tarzını temsil eden yazılar yazıyordu.  "Hikâyelerinin yapısını varoluşçu ve gerçeküstücü öğelerle oluşturdu, entelektüel ve esrarlı havasıyla yalın gerçekçilerin karşıtı bir yazar oldu." (Behçet Necatigil)

Siyasal eylemleri nedeniyle işine son verilince avukatlık yapmaya başladı. 1969'da "Sakıncalı" olarak askere gitti ve yedek subaylık hakkı elinden alınarak Muş'ta çavuş olarak askerlik görevini tamamladı. [6][7] 1971'deki askeri müdahaleden sonra 12 Mart döneminde bir süre tutuklu kaldı. Daha sonra İsveç'e döndü ve orada yazdığı bir yazı nedeniyle kovuşturmaya uğradı.

Sol görüşlü çevrelerle çok yakın ilişkiler içendeydi. Eserlerinde de siyasi görüşlerini ortay koyan yaklaşımlar ve konuları işlemeyi seviyordu. 1970 li yıllarının siyasi karmaşası içinde Sosyalist ve Komünist düşüncelere yakın duran görüşleri yüzünden birçok eylemlere ve etkinliklere katılmıştı. Aynı nedenlerle önceden de tutuklanmış olması başka bir handikapıydı.

1979'da Stokholm'e yerleşti. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ve 1986’da yurda dön çağrısına uymadığı için Vatandaşlıktan çıkarıldı.  Bu olay üzerine uzun yıllar ülkeye dönemeyecekti. Yurtdışında olduğu yıllarda, başta Berlin olmak üzere, birçok Avrupa kentinde yaşadı. Fakat bu yıllarda da yazmaya devam etmişti.  Böylece İsveç Yazarlar Birliği ve İsveç Pen Kulübü üyesi olarak yazmaya devam etmişti.  Üzerinde uygulanan yasaklar kalktığında Demir Özlü, 1989'da Türkiye'ye döndü.

 Türkiye'ye 1989’da vatandaşlıktan çıkarılanlara sağlanan af sonrasında dönebildi.  

İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm, daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. Öykü, deneme, eleştiri ve çevirileri Mavi, A, Pazar Postası, Yeni Ufuklar, Soyut, Somut, Yeni Edebiyat, Gösteri ve Adam Öykü dergilerinde yayınlandı. 1980'den sonra roman, anlatı, anı ve gezi kitaplarına ağırlık verdi. 1950 Kuşağı yazarlarından  olan Demir Özlü, öykülerinde bireyin yalnızlığını, mutsuzluğunu, bunalımlarını, intihar saplantılarını, yabancılaşma duygusunu ve tedirginliklerini  anlatan öyküleriyle adını duyurdu.

1958 yılında basılan Bunaltı isimli ilk öykü kitabıyla yazın dünyasında adını duyurmaya başlamıştı. Mavi dergisindeki yazılarından sonra bu öykü kitabıyla önemli bir hamle yaptı.  İlk yazıları şiir olmasına rağmen Öykü, roman, anlatı, günce, deneme türlerinde ürünler veren bir yazar oldu.

Varoluşçu felsefeye dayalı bir sanat anlayışını gerçekleştirmeye çalışan Özlü’nün, Fransız varoluşçu ve gerçeküstücü yazarlar ile Amerika’daki ‘’Beat Kuşağı’’ şairlerinden beslenen öyküleri, anlamsızlığın, kuşkunun, hiçliğin ortasına yuvarlanmak için bütün bağlarını koparmaya çalışan bireyin anlatıldığı varoluşçu edebiyatın en tipik örnekleri sayıldı. Öykülerinde zaman, yer, tip ve olay öğelerini en aza indirerek soyut bir ortamda sezgilerini ve duygusal izlenimlerini anlattı; korkulu, sıkıntılı ve karamsar bir hava içinde yalnız, tedirgin ve mutsuz insanları ele aldı.   [8] “

İlk öykülerinde tiplemelerini toplum, doğa ve sosyal çevrelerinden soyutlayarak ele almış ferdi ihtirasları ve bunalımları olan karakterlerin sorunlarını konu edinen öyküler ve şiirler yazmıştı.  Bu çalışmalarında bunalımları olan ve bunalımlarına çözümler bulamayan kişilerin sorunları eserlerindeki başlıca temalardı “ Ben Merkezli Öykücülük “ denen öykü tiplerinin ilk örneklerini veren bu çalışmalarında sosyal sorunlara karşı duyarsız duruyordu.   Anı romancılığı ve öykücüğü tabir edilen bir tarzda yazıyordu. Sonraki eserlerinde SOSYAL GERÇEKÇİ bir çizgiye yönelmeye başladı ve  bu tarzı benimsedi.

 

Ödülleri

  • 1963 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü (Soluma ile)
  • 1988 Sait Faik Hikâye Armağanı (Stokholm Öyküleri ile)
  • 1990 Orhan Kemal Roman Ödülü (Bir Yaz Mevsimi Romansı ile)
  • 1996 Dünya Kitap Dergisi Yılın Kitabı Ödülü (İthaka'ya Yolculuk ile)
  • 1998 Yunus Nadi Roman Ödülü (İthaka'ya Yolculuk ile)
  • 2004 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü (Amerika 1954 ile)

Yapıtları

  • Bunaltı (Öykü, 1958)
  • Soluma (Öykü, 1963)
  • Boğuntulu Sokaklar (Öykü, 1966)
  • Bir Uzun Sonbahar (Roman, 1976)
  • Bir Küçükburjuvanın Gençlik Yılları (Roman, 1979)
  • Aşk ve Poster (Öykü, 1980)
  • Bir Beyoğlu Düşü (Anlatı, 1985)
  • Berlin'de Sanrı (Anlatı, 1985)
  • Stockholm Öyküleri (Öykü, 1988)) Can Yayınları
  • Bir Yaz Mevsimi Romansı (Roman, 1990)
  • Sürgünde 10 Yıl (Anı, 1990)
  • Berlin Güncesi (Günce, 1991)
  • Ne Mutlu Ulysses Gibi (Gezi, 1991)
  • Siyasi Yazılar (Deneme, 1993)
  • İstanbul Büyüsü (Öykü, 1994)
  • Tatlı Bir Eylül (Roman, 1995)
  • İthaka'ya Yolculuk (Roman, 1996)
  • Borges'in Kaplanları (Eleştiri-Deneme, 1997)
  • Balkur'da Akşam Yemeği (Düzyazı Şiirler ve Bir Öykü, 1997)
  • Paris Güncesi (Günce, 1999)
  • Geçen Yaz Kentte Kızlar (Öykü, 2001)
  • Şapka,Deniz Kıyısı ve Yüz (Öykü, 2003)
  • Kentler, Kadınlar Yazarlar (Eleştiri-Deneme, 2003)
  • Samuel Beckett'in Terzisi (Eleştiri-Deneme, 2003)
  • Amerika 1954 (Roman, 2004)
  • Dalgalar (Roman, 2006)

ESERLERİNDEN BİR ÖRNEK (  Alıntı: https://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=664  )

Ölüm Döşeğinde Yatış / Demir Özlü

Ölümün döşeğinde yatıyoruz onunla; yere serilmiş incecik bir şilte üzerinde yatıyoruz. Gövdem gövdesinin üzerinde (bilmiyorum ne değin uzun bir süreden beri) –başlangıcı fagotların üflediği incecik bir ezgiydi anımsadığım– bunu ben istemiştim daha çok; o da ılık geniş yumuşaklığı, güneş yanığı sakinliği içinde kabul etmişti benimle birlikte şiltenin üzerine uzanmayı. İşte bitmeyen devinim! Onun içine giren –onun da büsbütün içine aldığı– gövdemin gergin gücü dolayında, durmadan eritici kıvamda sularını salgılayarak açılıp kapanıyor işte! Böylece karşılıyor devinimimi; öylesine ki düşünemiyorum başka bir şey. Islak ve üzerine güneşin gölgesi düşmüş gövdem onun gövdesinden başka ne ki sanki.

Yüzü yüzümü karşılıyor; ağzıysa akan sular İle –kavranılamaz– bir koşutluğu sürdürüyor.

İşte bitmeyen eylem: mavi apaydınlık bir gecenin eylemi bu. İşte bitmeyen gerçek, dönen, yayılan, içine girdiğim yayvan yüzey. İşte bütün bir yaz mevsimi çıplak deniz kenarlarında, korularda içimin özdeklerinde birikmiş güç, seni harcayacağım irinlerimi akıtarak, işte durmadan büyüyen, açılan, sonra kapanan sulak ağız. incecik ölüm döşeği üzerinde (uçucu varlığımın ıssız bir düzey üzerinde durduğu, sonsuzluğunu duyduğu süre değil miydi bu?) kim bilir ne değin ince tahtalardan, bambudan ya da kemiksi, beyaz, yapay bir örgüden dokunmuş; senin öykünü deyimleyebilmek isterdim kanlarımı akıtarak; gövdemin, senin yüzeyinde gerilen yapışıcı gövdemin, kendi öz-ruhunu sonsuz devingen birleşime satmış varlığı ile birlikte.

Diri, sonsuz denizsi varlık! Öykünü yazacağım senin de.

Kademelerin, yapıların, sırtların, unutuşların, solgun görünüşlerin, beklemelerin, yeniden bulmaların, uzun çırpıntılı denizin yarı uykulu yan uyanık öyküsünü. Madem ki parıldayan gövdem tüylerle örtülü güneş yanığı gövdenden başka bir şeyi duymuyor; işte onu betimleyeceğim ben de.

ROMANCILAR İLE İLGİLİ BAŞLIKLAR VE LİNKLERİ

KAYNAKÇA 

  • [1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Demir_%C3%96zl%C3%BC
  • [2] https://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=3716
  • [3] https://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=3716
  • [4] https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/578-maviciler__mavi_toplulugu_ve_siir_anlayisi.html
  • [5] https://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=3716
  • [6] https://tr.wikipedia.org/wiki/Demir_%C3%96zl%C3%BC
  • [7] https://www.siirakademisi.com/index.php?/site/oykucu_hayat/11
  • [8] https://www.ykykultur.com.tr/kitap/surgun-kucuk-bulutlar-toplu-oykuler

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış