Oktay Akbal Hayatı Roman ve Öykücülüğü








Oktay Akbal , Hayatı 
 
1923 yılında İstanbul'da doğdu.  , edebiyat ve gazetecilik dünyasına Servet-i Fünun dergisinde sekreterlik yaparak adım attı. Vatan gazetesinde sanat yazıları ve kitap eleştirileri yazdı, fıkra yazarlığı yaptı. 1969-1991 arası Cumhuriyet gazetesinde fıkra yazarlığı yaptı. Gazetecilikle birlikte başladığı öykü yazarlığının ürünleri edebiyat dergilerinde yayımlandı. Daha çok öykücülüğüyle tanınan Akbal'ın romanları, deneme, söyleşi, anı kitapları, günceleri vardır. 

20 Nisan 1923 tarihinde İstanbul'da Avukat Salih Şehabettin Bey'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Realist Türk romancılığının ilk temsilcilerinden birisi olan Ebubekir Hâzım Tepeyran'ın annesi  tarafından torunudur. [1] [2]Küçük yaşta babasını kaybetmiş, annesi tarafından yetiştirilmiştir. 

İlkokulu Kumkapı’da bitirdikten sonra orta öğretimine İstanbul Kumkapı'daki Saint Benoit Fransız Lisesi'nde başladı.[3]  Daha sonra yine Kumkapı’daki   İstiklal Lisesi'ne kaydolarak 1942 yılında bu liseden mezun oldu. Liseden sonra  bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine  (1944)  daha sonra da  Edebiyat (1946) fakültesine kayıt olduysa da bu okulları bitiremeden   yüksek öğrenimini yarıda bırakarak kendini yazarlığa verdi.[4]
 
Oktay Akbal yarım kalan tahsil hayatından sonra çalışma hayatına gazetecilik yaparak  ve mütercim olarak atılacaktı.[5]

Oktay Akbal'ın edebiyata olan ilgisi ilkokulda başlamış, çeşitli çocuk dergilerine öyküler yollamıştı. Tahsin Demiray'ın çıkardığı Ateş, İskender Fikret Sertelli'nin çıkardığı Çocuk Duygusu gibi çocuk dergilerinde de yazıları basılmıştı. Daha lise yıllarında iken 1939 ve 1940 yıllarında Yeni Sabah ve İkdam gazetelerinde çevirileri ve öyküleri yayımlanmıştı.  Gazeteciliğe ve edebiyatla olan çalışma hayatına 1943 ve 1944 yıllarında Servet-i Fünun Uyanış dergisinde sekreterlik yapmaya başlamasıyla atıldı. Servet-i Funun dergisindeki bu işi onun geleceğini ve mesleğini belirleyen hayatı boyunca yapacağı işlerin sınırlarını çizen bir adım dolmuştur. Bu gazetedeki işinden sonra  bir ara 1947 ve 1951 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda  dört yıl boyunca memurluk yapmış olsa da yeniden gazeteciliğe dönecek hayatını gazetecilik ve yazarlık yaparak sürdürecektir.  Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'ndaki görevi nedeniyle zaman zaman  Ankara ve İstanbul arasında yer değiştirmek zorunda kalıyordu. 


1944 ve 1946 yılları arasında  meslek yaşamını Vakit gazetesinde sürdürecek; bu gazetede eleştiriler ve tanıtma yazıları yazacaktır.  Vakit gazetesinden sonra Büyük Doğu dergisinde her hafta Dünya Fikir Sanat Hareketleri sütunu kendisine tahsisi edilecek yazılarını okurları ile bu sütunlardan paylaşacaktır. [6] 1951 ve 1956 yılları arasında Vatan gazetesinde, düzeltmen, sekreter ve yazı işleri müdürü olarak çalışmıştır. 1956'da köşe yazarlığına başlamıştır. 1985 yılından itibaren Hürriyet gazetesi için köşe yazarlığı yapan Akbal, daha sonra Milliyet gazetesinde çalışmıştır. Halen Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Öykü yazmaya ilkokul yıllarında başladığını ifade eden Oktay Akbal söyleşilerinde ilk öyküsünün "Chez nous il ya un lion" (Bizim Evde Bir Aslan Var) olduğunu, belirtmiş; öğretmeninin bu öyküyü çok beğendiğini ifade etmiştir. Oktay Akbal'ın kendi ifadesine göre İlkokul dördüncü sınıfta iken  seyrettiği filmden etkilenerek Tüccar Horn ya da Binbir Tehlike Adası adıyla bir roman denemesi yazmıştır.[7] İlk denemelerinden sonra 1939'da, henüz lise öğrencisiyken yazdığı bir öykünün İkdam gazetesinde yayımlanmasıyla edebiyat dünyasına adım atmıştır. İlk yazısı, İstiklal Lisesinden öğretmeni olan Zahir Güvemli tarafından resimlenerek İkdam gazetesinde yayımlanan "Ana Katili" adlı öyküsüdür. [8] O yıllarda durmadan yazan ve yazıları anılan dergi ve gazetelerde çıkan Oktay Akbal'ın  o yıllardaki eserlerinde rastlanılan konular genellikle bireysel konulardır ve daha çok serüven ve aşk öyküleri yazmayı tercih etmiştir.  


Oktay Akbal'ın bu tarihlerden sonra  İkdam ve Yeni Sabah gazetelerinde hemen her gün bir öyküsü yayınlamaya başlayacaktır. Bin Bir Roman, Çocuk Haftası, Yıldız gibi gazete ve dergilerde yazıları, öyküleri ve çevirileri ardı ardına yayımlanmaya başlar. Yazdığı bu çocuk hikâyelerinden sonra hikâyecilik alanında yetişkinler için de hikâye yazamaya başlaması  Akbal'ın asıl anlamda ve gerçek öykücülüğe yönelmesi Sait Faik'in Semaver ve diğer öykü kitaplarını   okumasından sonra başlamıştır.

Servet-i Fünun Uyanış dergisinde çalıştığı sıralarda başlayan eski yeni tartışmalarının ve yeni edebiyatı savunan görüşler  içinde yer alan Akbal'ın yazın sanatında böylece asıl edebiyatçılık dönemi başlamış olur.   Kendi yaşam deneyimlerinden, çocukluk anılarından yola çıkan, küçük kent insanını da göz ardı etmeyen duygulu öyküler yazmaya başlar. Oktay Akbal çocuk öyküleri yazarlığından gerçek edebi yazılara dönüş yapmaya çalıştığı o günler hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunur. 
"O güne dek yazdığım Esat Mahmut, Kerime, Nadir öykünmesi öyküleri bir yana bırakmak gerektiğini hissettim. Edebiyat değildi bunlar. Bayağılık vardı hepsinde. Başka şeyler yazmalıydım, kendime vergi şeyler."

Bunlar toplumsal olaylarla ilgili gözlemlere değil, anılara ya da düşlere dayalı, içe dönük hikâyelerdir. Akbal hikâyeleri, Behçet Necatigil'in deyişiyle "Konulu hikâyeler değil de, belli konular çevresinde oluşan anılar toplamıdır". Yazın çevrelerinde geniş ve olumlu yankı yapan Önce Ekmekler Bozuldu adlı ilk kitabını 1946'da çıkarmıştır. Onu, 1949'da Aşksız İnsanlar izlemiştir.[9]
1989-1995 yılları arası Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanlığı'nı yürüten yazar, halen gazete yazarlığını sürdürmektedir.

Garipler Sokağı ve Bizans Definesi adlı kitapları Rusçaya; Dondurmalı Sinema Sırpçaya çevrilmiştir.  Suçumuz İnsan Olmak adlı kitabı Erdoğan Tokatlı yönetiminde 1986 yılında film olarak çekilmiş ve ilgi görmüştür. 

Garipler Sokağı ve Bizans Definesi adlı kitapları Rusçaya; Dondurmalı Sinema Sırpçaya çevrildi. Suçumuz İnsan Olmak adlı kitabı Erdoğan Tokatlı yönetiminde 1986 yılında filme çekildi.[10]

Feridun Andaç Oktay Akbal'ın hayatı ve sanatı hakkında biyografik bir çalışma yapmış " Aydınlanmanın Işığında Sanat İnsanlarımız, Oktay Akbal Hayatı / Eserleri / Sanat Yaşamı, " adlı eser ile Oktay Akbal'ı tanıtmıştır. 




EDEBİ KİŞİLİĞİ 

Çağdaşı Tarık Buğra gibi, bireye yönelen bir romancı olan  Oktay Akbal:  Garipler Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak ve İnsan Bir Ormandır, Düş Ekmeği adlarını taşıyan   romanlarında İkinci dünya Savaşı yıllarında Fatih semtinde orta halli insanların yaşadığı bir sokağı, orada yaşayanlarla birlikte anlatır. Suçumuz İnsan Olmak'la, İnsan Bir Orman'dır da ise değişik biçimde evlilik konusuna değinmiştir.[11]
 
Sıradan insanların hayatlarını dramların, sosyal hayta karşılaştıkları güçlükleri gelenek ve görenekler karşısında bocalamalarını dile getiren romanlar yazmıştır. Eserlerinde Sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı Ümitsizliklere kapılan insanların dramı eserlerindeki başlıca temalardır.

Oktay Akbal, Batı’da egzistansiyalist ve hümanist felsefeye dayalı düşünceden ve bu düşünceleri yansıtan eserlerden etkilenmiş [12] ve bu etkiler altında eserler vermeye çalışmıştır. Sosyal hayattaki sıradan İnsanların hayatını, dramını, gelenek ve görenekler karşısındaki tutumlarını, sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı düştükleri ümitsizlikleri kaleme almaya çalışan bir çaba içerisinde gözükmesine rağmen daha çok bireyi, ve bireyin içi dünyasındaki fırtınaları, bireyselliğin iç çizgilerinde kalan ve sınırlanan temaları işlemeyi  tercih eden bir kalem olarak kalmıştır. Onun eserlerinde işlediği bireysel konulara toplumsal sorunların bireylerde yol açtığı yansımalar olarak değerlendirmek de mümkündür.

Gündelik hayatta yaşadıklarından aldığı  sahneleri,  insan psikolojisini dair edindiği izlenimlerinin de ele almaktan hoşlandığı belli olmaktadır.  Konularını, genellikle kendi yaşam öyküsünde iz bırakan anılardan veya bireysel düşler ile hayallerden alınmış konulardır. Terk edilmişlik, , yalnızlık, çocukluk ve iç burkuntusu gibi çağdaş kent insanının sürekli sorunları  eserlerindeki temaların en başında gelenlerdir.  Oktay Akbal'ın  hikâyeleri hakkında  Behçet Necatigil,  "Konulu hikâyeler değil de, belli konular çevresinde oluşan anılar toplamıdır" şeklinde bir değerlendirmede bulunmasının sebepleri  bunlardır. Eserlerinde tekdüze yaşamı değiştirmeye çalışan ancak değiştirmeye çalıştıkça çevresi tarafından yadırganan ve eski düzene geri dönmek zorunda kalan insanların sıkıntılarını anlatır.  Orta sınıftaki aydınların  toplumun geleneklerine uyamaması ve yadırganıp dışlanması, uyum sorunları iç bocalamaları vb  tercih ettiği  temalar arasındadır. 

 Sürekli olarak tanınmış gazetelerde köşe yazarlığı yapmış olmasından dolayı roman ve öykücü olmaktan çok gazete, yazarı, sohbet ve -fıkra yazarı olarak ün salmıştır. Pek çok tanınmış gazetelerin köşelerinde yazdığı fıkraları ve sohbet yazılarında da güncel konuların içinde edebi sohbetleri serpiştirmeye çalışan bir tutum izlemiştir. Gazete yazılarında   edebiyat sorunlarına ve olaylarına eğilerek anılar ve tanıklıklarıyla genç kuşaklara edebiyat sevgisini aktarmaya devam etmektedir.


Ödülleri 
 
  • 1950 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Garipler Sokağı
  • 1958 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, Suçumuz İnsan Olmak
  • 1959 Sait Faik Hikaye Armağanı, Berber Aynası
  • 1993 Sedat Simavi Ödülü, Senin Adın Aşk
  • 2000 Orhan Kemal Roman Armağanı



ROMANLARI 
 
  • Akşam Kuşları: Bütün Öyküleri 2
  • Atatürk Yaşadı mı?
  • Aşksız İnsanlar
  • Batık Bir Gemi
  • Bayraklı Kapı: 
 
ÖYKÜLERİ 
  • Berber Aynası
  • Bizans Definesi
  • Düş Ekmeği
  • Ey Gece Kapını Üstüme Kapat
  • Garipler Sokağı
  • Güzel Düşlerin Sonu
  • Hücrede Karmen
  • İlkyaz Devrimi
  • İnsan Bir Ormandır
  • İstinye Suları
  • Karşı Kıyılar
  • Lunapark
  • Ölümsüz Oyun
  • Önce Ekmekler Bozuldu
  • Suçumuz İnsan Olmak (Cumhuriyet Kitapları)
  • Tarzan Öldü
  • Yalnızlık Bana Yasak
  • Yazmak Yaşamak (Cumhuriyet Kitapları)
 
Deneme/Söyleşi/Anı 
  • "Hiroşima Ve Nagazaki"
  • Anılarda Görmek
  • Cüce Çeşme Sokağı Nerde?
  • Hiroşimalı Masahi Nii
  • Kırmızı Tenteli Tramvay Babıali'de 50 Yıl
  • Şair Dostlarım
  • Şairlere Ölüm Yok
  • Hiroşimalar Olmasın



KAYNAKÇA 
 

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Oktay_Akbal
[3] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[4] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[5] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 32
[6] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[7] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[8] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[9] https://www.turkceciler.com/yazarlar/oktay_akbal.html, SON ERİŞİM, 12-11-2013
[10] https://tr.wikipedia.org/wiki/Oktay_Akbal
[12] https://arsivbelge.com/yaz.php?sc=833 SON ERİŞİM, 12-11-2013

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış