Selahattin Enis Atabeyoğlu Roman ve Hikayeciliği





 

SELAHATTİN ENİS ATABEYOĞLU

1892-1942)Roman ve hikâyeci.

Antalya’da doğmuş olan yazar Gürcistan Atabek hanedanı soyundan gelen Jandarma Albayı Ahmed Enis Bey’in oğludur. Annesi Naime Hanım, İzmir’in Çeşme ilçesinde ileri gelen ailelerinden birine mensup bir kadındır. Yazarın iki kardeşi olmuştur.  Erkek kardeşi Yahya, küçükken vefat etmiş, ablası Enise Hanım ise kendisinden önce hayat gözlerini yummuştur.[1]

 Babasının görevi sebebiyle, çocukluk yılları Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde geçmiş ilköğretim yıllarını da bu yüzden Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tamamlamak zorunda kalmıştır.

Küçük yaşta edebiyata merak saran Selahattin Enis, hayatının bir devresini  Konya’da geçirmiş [2]ilk yazısı daha 12 yaşında iken Konya’nın Anadolu gazetesinde yayınlanmıştır. [3] İlk romanı ise henüz on yedi yaşında iken yazmış olduğu Neriman adlı romanıdır. 1912

1912 yılından itibaren gazetelerde çalışmaya başlayan yazar, Mütareke yıllarında “Kaplan “ adında bir mecmua neşrederek yayıncılık ve dergicilik alanındaki ilk teşebbüsünü gerçekleştirmiş olur.

Liseden sonra Hukuk Fakültesine kaydolmuş fakat Hukuk Fakültesinde öğrenci iken I. Dünya Savaşı çıkınca eğitimini yarıda bırakıp yedek subay olarak savaşa katılmış [4] bu yüzden Hukuk Fakültesini savaş bittikten tamamlayabilmiştir.[5]

Selahattin Enis yazarlık ve gazetecilik hayatına 1912 senesinde Tanin ve Rübab gazetelerinde başlamış Otuz yıl boyunca diğer işlerinde çalışırken dahi gazeteciliği bırakmamıştır.  Yazar otuz yıl boyunca İkdam, İleri, Vakit, Son Saat, Payitaht, Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde hem çalışmış hem de adı geçen bu gazetelerde romanlarını tefrika etmiş diğer yazılarını da bu gazetelerde yayımlamayı sürdürmüştür.

Savaştan sonra Ayan Meclisi kâtipliği, Denizyolları müfettişliği, yazı işleri ve yayın şefliği yaptı. Devlet Demiryollarında memurluk yapmıştır. Tanin, Payitaht, İleri, İkdam, Vakit, Son Saat, Cumhuriyet gibi gazetelerde yazılar yazmış olan yazar, “ Kaplan” isimli dergi bir dergi çıkarmış yazılarının bir kısmın bu dergide yayımlamıştır. Romanları Son Saat ve Vakit gazetelerinde tefrika edilmiştir. Romanları tefrika halinde yayımlanan yazarın kaybolmuş romanlarının da olduğu bilinmektedir.

1923 de emekli Albay Mustafa Bey’in kızı ve Vehbi Paşa’nın torunu Suat Hanım ile evlenmiş, bu evliliğinden ise 1925 yılında ünlü yazarlarımızdan Cem Atabeyoğlu doğmuştur.[6]

Şebab isimli dergide ise yazı işleri müdürlüğü yapmış 1928 yılına kadar yazdığı yazıların bir kısmını bu iki dergide yayımlamıştır.

Yazarın yazarlık süreci 1912 ila 1928 yılları arasındadır. Devlet Demir yollarında görevli iken yazın hayatından çekilmiş 1928 yılından sonra yayınlanmış yazısı görülmemiştir. 1928 yılından sonra Edebiyatı bırakmamış olmasında eserlerinin müstehcen olduğu görüşüyle kütüphanelere sokulmamış olması da etkili olmuş olabilir.

Devlet Demiryollarında memurluk görevinde iken tutulduğu zatürreeden kurtulamayarak, kısa bir hastalık sürecinden sonra [7] İstanbul’da ölmüş olan yazar 11 Haziran 1942’de zatürreeden ölmüştür. Yazarın kabri Feriköy Mezarlığı’ndadır. [8]
Cem Atabeyoğlu isimli spor yazarı bir oğlu vardır.  

EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİNDEKİ KONULAR

Yazı hayatına Konya’daki Anadolu dergisindeki ilk yazısı ile giren yazar gazeteciliğe Tanin ve Rübap dergisinde başlamış (1912) 1928 yılından sonra edebî çalışmaları gözükmese de gazeteci olarak yazın hayatını ölümüne kadar devam ettirmiştir.

Selahattin Enis romancısı, hikâyeci ve gazetecisi olarak tanınmış,  Türk edebiyatında realist anlayışın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul görmüştür.

Eserlerinde I. Dünya Savaşı  ve Mütareke yıllarının yozlaşmış İstanbul çevrelerini anlatan yazar Natüralist akımın etkisinde kalmış roman ve öyküler yazmıştır. Emil Zola'yı takip eden bir anlayışla yazdığı romanlarında ve öykülerinde  erotizme yakın olması yazarın eserlerinin kütüphanelere girmesine engel olmuştur. Roman ve hikâyelerinde  açık saçık sahneler anlatması ahlâka aykırı bulunduğu için onun eserleri kütüphanelere konulmamış yazdığı eserlerin bir kısmı da yayınlanmadığı için kaybolmuş, romanlarının pek çoğu tefrika eser olarak kalmıştır.

Eserlerinde Osmanlı devletinin yıkılış dönemlerinde aile içinde cereyan eden fuhuş konularına, mütareke yıllarında meydana gelen yozlaşmalara ve aykırı yaşantılar yer vermeyi tercih etmiştir. İşgal yıllarındaki rezaletleri tüm çıplaklıkları yola gözler önüne seren eserleri ile dikkat çekmiş,  toplumdaki kokuşmuşluğu büyük bir cesaretle ortaya koymuştur. Devrindeki İstanbul yaşantısının çirkinliklerini işgalin yol açtığı ahlaki çöküntüyü, yaşanılan yozlaşmalar sonucunda meydana gelen  toplumsal yozlaşma ve yıkımı büyük bir cesaretle dile getirmekten kaçınmayan eserler vermiştir.

Yazarın gençlik  yıllarında  yazdığı eserlerinde Anadolu insanı anlatılır. Bu yılardaki hayatı da zaten Anadolu da geçmiştir.  Zaten ilk yazılarına da Cumhuriyet öncesinde, Konya’da çıkan bazı dergilerde  -Şahap ve Barika  gibi - yazılarına rastlanmaktadır. [9] Bu dergilerde çıkan kısa yazılarından yazarlık hayatına erken  yaşlarda başladığı anlaşılmaktadır. İlk roman denemesi Neriman’ı, daha on sekiz yaşındayken Konya’da kaleme aldığını biliyoruz. Hatta Şahap’ta bu romanla ilgili bir de Cevdet Tahir’in tanıtma yazısı vardır.  Zaniyeler adlı eserinde de (1924,ikinci baskı, İstanbul:1943) yine Konya'dan  bahsedilmiştir. [10]Sonraki yıllarda yazdığı eserleri mütareke yıllarındaki İstanbul anlatılmıştır. ( bkz Zaniyeler Hakkında Konu Özet Selahattin Enis Atabeyoğlu ) 

 İstanbul'a geldiği yıllarda  mütareke dönemine şahit olmuş ve savaşın arka cephelerinde meydana gelen olaylara şahit olmuştur. Mütareke yıllarında gözlemlediği İstanbul ve oradaki sosyal çevre bu yıllar ve sonrasında yazdığı eserlerin iskeletini oluşturacaktır. Osmanlı devletinin tüm kaynaklarını  tükettiği  bu savaşın cephe arkasında yaşayan halkın düştüğü sefalet, kıtlık, açlık ve bunun sonucunda düştüğü yozlaşmalar ve ahlaki çöküntüler eserlerinin temel konularını oluşturmuştur.  Demiryollarının bağlantısı kesilince Kıtlık tehlikesi doğmuştur. Kendisi de demiryollarında çalışan yazar bu yıllardaki  bu durumu  gözlemlemek ve yazmak şansını bulmuştur. 

"Birinci Dünya Savaşı’nın sosyal hayat üzerindeki etkisi sadece ekonomik bunalımı doğurması değil; aynı zamanda Osmanlı toplum yapısının çözülmesine de neden olmuştur. Osmanlı devlet sisteminde hâkim unsur olan asker memur kesimi, sabit gelirli oluşları yüzünden sürekli artan enflasyon karşısında çok kısa sürede fakirleşmişler, mülklerini yok pahasına ellerinden çıkarmak zorunda kalmışlardır. Bunun yanında üretim işiyle uğraşan, İstanbul’a gıda sevkiyatı yapan büyük ve orta ölçekteki köylü grubu, pazara ürün veren perakendeci giderek zenginleşmiştir."  [11]Yazar ise işte bu ortamda İstanbulda fakirlik ve işgal yüzünden yozlaşan fakir halk ile  savaş yıllarının getirdiği fırsatçı ve türedi zenginlerin haytalarından gözlemlediği  olayları eserlerinde işlemiştir. 

Selâhattin Enis’in Osmanlı’nın son döneminde Şişli ve çevresinde yaşayan, modernlik ve Batılılaşma adına her türlü ahlâksızlığa düşmüş insanlarını anlattığı romanları ile Yakup Kadri'nin romanları ve özellikle " Sodom ve Gomore " romanı arasında çok yakın benzerlikler vardır. [4] Zaniyeler adlı romanı  Fıtnat adlı bir fahişenin günlüklerinden oluşur. "Eserde, ülke ve halk çok zor günler geçirirken lüks konak ve apartmanlarında günlerini gün eden, cinsî arzularının peşinde koşan gazeteciler, mebuslar, nazırlar ve bunlara yaranmak suretiyle geçimlerini sağlayan şair ve yazarlardan oluşan geniş bir şahıs kadrosu vardır." [12]

Selahattin Enis'in yazdığı romanların bazıları gazetelerde tefrika edilmiş eserler olarak kalmış ve kitap olarak basılamamıştır. Eserlerinde  savaşı merkez alarak  savaşın arka cephesindeki sosyal çevrelerde  Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarındaki  işgal yıllarındaki çöküntüleri, aşağılık ilişkileri, yozlaşmaları açıkça ve zaman da zamanda aile içinde meydana gelen erotik konulara da girerek anlatmıştır. Özellikle Mütareke Dönemi'ni anlattığı eserlerinde toplumdaki yozlaşmaya dikkat çekmesi yazarın sosyal meseleler karşısındaki tutumunu sergilemektedir.


Romanları:

1. Neriman (1912), 2. Zâniyeler (1924), 3. Sara (1926), 4. Cehennem Yolcuları (1926), 5. Orta Malı (Son Saat’-te tefrika 1925-26), 6. Ayarı Bozuklar (Aynı gazetede tefrika, 1926), 7. Endam Aynası (Aynı gazetede, 1927), 8. Mahalle (Vakit gazetesinde).

Hikâyeleri:

1. Bataklık Çiçeği (1924), 2. Çeşitli dergi ve gazetelerdeki hikâyeleri (1918-1928).

ROMANCILAR İLE İLGİLİ BAŞLIKLAR VE LİNKLERİ



KAYNAKÇA 

  • [1] Murat Kasap, “Osmanlı Gürcüleri" Gürcistan Dostluk Derneği,.gdd.org.tr/tarihtendetay.asp? 08.06.2009
  • [2] Mustafa ÖZCAN, Selahattin Enis'in bir hikâyesi: LAMBO USTA, .mansetgazetesi.com/yazar.asp
  • [3] Murat Kasap, “Osmanlı Gürcüleri" Gürcistan Dostluk Derneği,.gdd.org.tr/tarihtendetay.asp? 08.06.2009
  • [4] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf,
  • [5] Murat Kasap, “Osmanlı Gürcüleri" Gürcistan Dostluk Derneği,.gdd.org.tr/tarihtendetay.asp? 08.06.2009
  • [6] Murat Kasap, “Osmanlı Gürcüleri" Gürcistan Dostluk Derneği,.gdd.org.tr/tarihtendetay.asp? 08.06.2009
  • [7] Tahir Alangu, Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman, Antoloji, Cilt:1(1919- 19330), İstanbul 1968, s. 39-42
  • [8] https://yazarmezar.com/mezar-sayfa-60.html
  • [9] Mustafa ÖZCAN, Selahattin Enis'in bir hikâyesi: LAMBO USTA, .mansetgazetesi.com/yazar.asp
  • [10] Mustafa ÖZCAN, Selahattin Enis'in bir hikayesi: LAMBO USTA, .mansetgazetesi.com/yazar.asp
  • [11] Murat Kacıroğlu, “Millî Mücadele ve Erken Dönem Cumhuriyet Romanında Harp Zenginleri”, Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 20, Kış 2009, s. 117-136
  • [12] Murat Kacıroğlu, “Millî Mücadele ve Erken Dönem Cumhuriyet Romanında Harp Zenginleri”, Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 20, Kış 2009, s. 117-136
  •  

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış