Suat Derviş Hayatı ve Eserleri


 

SUAT DERVİŞ 
 
(d. 1903, İstanbul - ö. 23 Temmuz 1972, İstanbul) İlk kadın yazarlarımızdan Fosforlu Cevriye karakterinin yaratıcısı romancı şair, yazar ve gazetecidir.
 

AİLESİ ÇOCUKLUĞU EĞİTİMİ

Asıl adı Hatice Saadet olan [1]Suat Derviş, Tıp profesörü -Tıbbiye müderrislerinden- Dr. İsmail Derviş'in kızıdır. Suat Derviş’in babası Darülfünûn’un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa’nın oğlu tıp profesörü Dr. İsmail Derviş bir atesittir.   Derviş soyadı ailesinden gelen soyadıdır. Reşat Fuat Baraner'in eşi olduktan sonra Suat Baraner olarak anılmaya başlanmıştır. Yazarın annesi ise Abdülmecid’in mabeyncilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna Hanım’dır.

Sadece yazıları ile değil hayatı ile de ilgi çekici bir yazar olan Suat Derviş, 1903 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir.  Bir köşkte başlayan mutlu çocukluk günlerinden yalnızlık içinde öldüğü güne kadar, 69 senelik yaşamında birçok eser yazmış, birçok kez evlenip boşanmış ve birçok ilke imza atmış, “hem komünist, solcu hem de kadın yazarlık mücadelesi veren[2] renkli bir kadın yazarımızdır. İlk gençlik yıllarından itibaren politik hareketin ve yazın hayatının içinde olmuş edebiyat dünyasına komşusunun oğlu Nazım Hikmet ’in ondan habersiz dergilere yolladığı bir şiiri ile girmiş,  zengin ve renkli bir hayat yaşamıştır.

Osmanlı aristokrasisine mensup bir ailenin kızı olan yaşadığı köşkte yakınları tarafından Suat diye çağrılan [3]Suat Derviş’in çocukluk ve eğitim yılları özel öğrenimlerle geçmiştir.  Yabancı mürebbiyelerden ana dili gibi Fransızca öğrenmiş, Türkçe ‘sini geliştirmek için özel hocalardan ders alarak büyümüştür. Özel öğretmenler ve mürebbiyeler ile başlayan eğitim hayatını Kadıköy Numune Rüştüyesi’ne, ardından Darülfünun’a devam ettirerek sürdürmüştür.


İlk kadın romancılarımızdan olacak olan Suat Derviş, Nazım Hikmet’in komşularının kızıdır. Suat Derviş, daha 12, 13 yaşlarında iken şiirler yazmaya başlamış ve şiirlerini Nazım Hikmet ile paylaşmaktadır.  Nazım Hikmet o yıllarda komşularının kızı Suat Derviş'a âşıktır. Bu nedenle Nâzım Hikmet Suat Derviş’in bir düz yazı şeklindeki ve” Hezeyan”  adlı şiirini Alemdar gazetesine göndermiş ve şiir Suat Derviş’ten habersiz  bu dergide yayımlamıştır. [4] Nazım Hikmet’in “ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; bir kere eğemedim bu kadının başını” diye şiirler yazdığı bu mağrur kadın komşusunun oğlu Nâzım Hikmet’le bu nedenle uzun süre küs kalmıştır. Nitekim Nazım Hikmet’in 1920 yılında yazdığı “ Gölgesi” adlı şiiri Saut Derviş’e olan aşkının ifadesidir.

İlk romanı olan "Kara Kitap" basıldığında Suat Derviş henüz 16 yaşındadır. “ Ölmekte olan bir genç kızı, Şadan'ı anlattığı Kara Kitap, konusuyla da anlatımıyla da ilgi çekmiş, esin kaynağının Batı edebiyatından bir roman olup olmadığı tartışılmıştı." (Sennur Sezer) [5]

1925'te ilk hikâyeleri Almancaya çevrildi. İkdam gazetesinde kadın sayfası düzenleyen (1926) ilk kadın yazar ve gazetecimiz olmuştu.[6]

1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkasına bağlı Kadın Varlığı adlı derneğin kurucularından olan Suat Derviş, bir ara İstanbul Darülfünununa girmek istemiş,  sınavı kazanmış fakat vazgeçerek Berlin'e gitmişti. 1930 yılında gittiği Almanya'da Berlin Konservatuarı ve Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim görür.  Bu hadise ona Yurt dışına giden ilk kadın gazeteci unvanını kazandıracaktı.[7] Berlin'de iken Alman gazetelerinde fıkra, makale ve öyküler yazmaya başlamıştı. Halide Edip’ten sonra yurt dışında yazıları çıkan ilk kadın yazarlarımızdan birisi oluyordu

1930-32 yılları arasında Berlin'de Ullstein kuruluşunda çalışmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları çıkmış yurt dışında yazıları yayımlana ilk Türk Kadın gazeteci olarak tanınmıştı. Üstelik yurt dışında bir romanı yayınlanan ilk kadın olma şerefini de  "Sultanın Karıları" adlı romanın Almanya'daki bir gazetede tefrika edilmesi ile kazanmış oluyordu.  1932'de ayağını kaybederek yurda döndü. İstanbul'a dönüşünden sonra romancı olarak iyice ünlenmişti. Yazarlık kariyerini, Almanya'dan döndükten sonra gazeteciliği seçerek sürdürmeye başlamıştı. 1933'te "Son Posta", "Vatan", "Cumhuriyet", "Gece Postası", "Tan", "Haber" ve "Son Telgraf" gibi gazetelerde fıkra, hikâye, röportaj ve tefrika romanları yayımlanmıştı.[8]

Yaptığı röportajlar hayli etkili oluyordu. Bu röportajları sonrasında edindiği tecrübeler sayesinde romancılık sanatında daha da ileri gitmişti.  

Özel Hayatı da bir hayli renkli olan Suat Derviş ilk evliliğini Seyfi Cenap Berksoy ile yapmıştı. Bu evliliğinden sonra sırasıyla, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ve Reşat Fuat Baraner ile yapmış hepsinden de ayrılmıştı. [9]

Suad Derviş, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile evli iken Demokratik Devrim Derneği’nin düzenlediği bir toplantıda sunucu Suat Derviş’i  “Reşat Fuat Baraner’in eşi” olarak tanıtır. Fakat Suat Derviş,  hemen ayağa kalkmış, salona ve sunucuya, “Hayır! Ben yazar Suat Derviş’im !” diye itiraz etmiştir. Neden böyle yaptığını soranlara verdiği cevap çok manidardır. “Ben yazar Suat Derviş’im, kimsenin karısı olarak yâd edilemem!”  (Fatmagül Berktay, Tarihin Cinsiyeti, (İstanbul: Metis Yayınları, 2003), s. 205.) 

05 Ekim 1940'da eşi Reşat Fuat Baraner'le birlikte, toplumcu gerçekçi akımın ilk yayın organlarından biri olan "Yeni Edebiyat" dergisini çıkarmaya başlamışlardı. Bu yıllarda siyasetle iyice iç içe girmiş, sosyalist çizgide düşünceler içinde olmuş, hatta TKP yöneticileri ile temasa geçmişti. Komşu oğlu Nazım Hikmet ile birlikte edebiyat dünyasında adlarını duyurmuşlar TKP nin faaliyetlerini destekleyen çalışmalara katılmışlardı. Yeni Edebiyat" dergisi 15 günde bir 26 sayı çıkabildi.  Bu gazetede küçük öykülerini,  toplumcu görüşler içindeki sanat fıkraları ve roman eleştirilerini yayılmamıştı. Yeni Edebiyat Dergisi 15 Kasım 1941 TKP davasına bağlı olarak kapatıldı

Suat Derviş güç şartlar altında gazeteciliğe devam ederek, sosyalist dergi, dönemin birçok genç yazar ve şairinin ilk eserlerinin basıldığı yerlerde yazılarını yayımlamayı sürdürüyordu.  Orhan Kema , A.İlhan, A.Kadir, Mehmet Seyda... gibi toplumcu görüşler doğrultusunda yazan yazarlarla birlikte “Yeni Adam", "Ses", "Servetifünun- Uyanış" dergilerinde yazılarını yayımlıyordu. [10]

1946'da Basın Sendikası'nın kurucusu ve başkanı olmuştu. Fakat bu rahat günlerden sonra Suat Derviş, yazıları nedeni ile hapse girdi.  Yazıları sansüre uğradı ve Reşat Fuat Baraner'in TKP davası nedeniyle tutuklanmıştı. Kendisinin de TKP davasında yargılanması sırasında Reşat Fuat Baraner’in karısı olarak tanıtıldığında hiddetle “ Ben, yazar Suat Derviş’im! kimsenin karısı olarak yâd edilemem!” diyerek bağırmıştı.[11] [12]

Sosyalist gerçekçi edebiyatı destekleyen Yeni Edebiyat dergisini yayımlaması, 'Niçin Sovyetler Birliği'nin Dostuyum' adlı kitabı, 1946'da kurulan Basın Sendikasının kurucusu ve başkanı oluşu...(Sennur Sezer)- üzerine üzerindeki baskı oldukça şiddetlenmişti. Bu baskıya daha fazla dayanamayarak 1953 de yeniden Avrupa'ya gitti. 1953-63 yılları arasında İsveç ve Fransa'da yaşamak zorunda kaldı. Ankara Mahpusu romanını Fransızcaya çevirdi. Roman Almanca, Rusça ve Bulgarcaya da çevrildi. On yıl süren bu "sürgünlük" döneminde, yabancı dillere çevrilen eserleri büyük ilgi topladıysa da, Türkiye'de adından hiç söz edilmiyordu.

1963’te Türkiye'ye dönünce, 1934-1953 yılları arasında yurt dışında çıkan, bazıları yabancı dillere de çevrilen romanlarını ülkede bastırmaya başlamıştı. Bu yıllar arasında bu eserlerinin basımı ile uğraşırken 12 Mart döneminde yeniden tutuklanmıştı.

Çünkü 1970'de kurulan 'Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucularından biriydi üstelik geçmişte TKP davasından dolayı da tutuklanmış mimlenmiş ve yurtdışına bir çeşit sürgüne yollanmıştı. Fakat bu hali uzun sürmedi kısa bir müddet sonra serbest kalmıştı.

Fransızca olarak yazdığı, Türkiye'ye döndükten sonra senaryolaştırdığı "Fosforlu Cevriye" romanının sinemada kazandığı başarıyı gördükten sonra, 1972'de İstanbul'da ölmüştür.

Suat Derviş'in eserleri Fosforlu Cevriye romanı da dâhil olmak üzere pek çoğu hala kitap halinde basılmamış gazetelerde birçok romanı gazetelerde tefrika halinde kalmıştır. Kitap haline gelen romanları ise yabancı dillere çevrilmiş ve yabancı dillerde kitap olarak basılanlar da dâhil olmak üzere ülkemizde onun eserleri kitap haline getirilmemiştir. Fakat özellikle Fosforlu Çevriye tiplemesi filme de alındığı için ondan bir anı olarak hafızalara kazındı.   

Suat Derviş, toplumsal-gerçekçi bir yazar olarak Fosforlu Cevriye adlı romanında “ 40’ların İstanbul’unu bir sokak fahişesinin gözünden, son derece akıcı bir dille ve sade bir gözlem gücüyle anlatmayı başarmıştır. Değişen kent yaşamında, insanların içine yerleşmiş kötülüğü, yalnızlığı, vahşiliği eleştirel bir bakışla kavrarken, o dönemin, içinden azınlıkların henüz ayıklanmamış olduğu, toplumsal yapısını da hatırlatır.” [13]

 

ROMAN: 

  • Kara Kitap  (1921)  
  • Ne Bir Ses Ne Bir Nefes (1923) 
  • Hiçbiri (1923) 
  • Ahmed Ferdi (1923) 
  • Behire'nin Talibleri (1923) 
  • Fatma'nın Günahı (1924) 
  • Ben mi (1924) 
  • Buhran Gecesi (1924) 
  • Gönül Gibi (1928) 
  • Emine (1931) 
  • Hiç (1939) 
  • Çılgın Gibi (1934) 
  • Fosforlu Cevriye (1968) 
  • Ankara Mahpusu (1968, ilk olarak 1957'de Paris'te Fransızca) 



ROMANCILAR İLE İLGİLİ BAŞLIKLAR VE LİNKLERİ


Kaynak: 
 

  • [1] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf 489
  • [2] Oylum Yılmaz, Suat Derviş’in yüreği kadar fosforlu Cevriye!, https://www.sabitfikir.com/, 21-10-2013
  • [3]  SENNUR SEZER, Eğemedim bu kadının başını', https://www.radikal.com.tr/, Radikal Kitap / 23/04/2004
  • [4] https://edebiyatvesanatakademisi.com/cumhuriyet-donemi-sairleri/nazim-hikmet-hayati-eserleri-sairligi/1057
  • [5] SENNUR SEZER, Eğemedim bu kadının başını', https://www.radikal.com.tr/, Radikal Kitap / 23/04/2004
  • [6] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf 489
  • [7] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf 489
  • [8] Ali ŞAHİN, SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN, https://yenidogangun.blogcu.com/, son erişim, 12-01-2014
  • [9] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları Ank. 2005, shf 489
  • [10] Anonim, Kadın Öykücülerimiz, yazimhane.com/module
  • [11]Ali ŞAHİN, SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN, https://yenidogangun.blogcu.com/, son erişim, 12-01-2014
  • [12] SENNUR SEZER, Eğemedim bu kadının başını', https://www.radikal.com.tr/, Radikal Kitap / 23/04/2004
  • [13] Oylum Yılmaz, Suat Derviş’in yüreği kadar fosforlu Cevriye!, https://www.sabitfikir.com/, 21-10-2013
  •  

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış