Ahmet Arif'in Hayatı ve Edebi Kişiliği

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 17 Ekim 2013 Perşembe aaa Beğen

 

 

Ahmed Arif.gif

 


HAYATI

 
(d. 21 Nisan 1927, Diyarbakır - ö. 2 Haziran 1991, Ankara) Kürt asıllı Türk şair ve gazeteci.
21 Nisan 1927'de Diyarbakır’da Hançepek semtindeki Yağcı Sokak 7 no’lu evde dünyaya geldi.[1]
2 Haziran 1991'de Ankara'da yaşamını yitirdi.
 
Babasının adı Ahmet’tir. Rivayete göre, babasının büyük babası Rumeli’den Kerkük’e göçmüş  Babası olan Kerküklü Arif Hikmet Bey ise nahiye müdürlüğü yapan aslen Kürt asıllı olmayan birisidir.  Annesinin adı ise Sayre’dir. Annesi Sayre iki yaşında iken ölmüş, onu üvey annesi  Arife hanım büyütmüştür [2]
 
Asıl adı, Ahmed Önal olan şair şiirlerinde ve yazılarında Ahmet Arif adını kullanmayı tercih etmiştir. [3]  İlkokulu Diyarbakır Siverek İlkokulunda, Ortaokulu da Urfa’da liseyi ise yatılı olarak, Afyon Lisesinde okumuştur.
 
Şiire ve edebiyata olan ilgisi Afyon’da yatılı okulda öğrenim görürken başlamıştır O günleri kendi kaleminden şöyle dile getirmiştir.  “Yıl 1943 olmalı… Taş çatlasa 16–17 yaşındayım. Durmadan şiir yazıyorum. Bir dergi, Seçme Şiirler Demeti adıyla kuşe kâğıda basılıyor. Bir sayfanın sol başında Neyzen Tevfik, sağ başında Ahmed Arif. Ben Neyzen Tevfik’in torunu yaşındayım tabi o zaman hatta daha da küçük. Birde 10 Lira geliyor bana dergiden, telif hakkı. Düşünün Babam bana ayda 5 lira gönderebiliyor. O yüzden 10 Lira büyük paraydı o zaman için.”[4]
 
İlk şiiri, 1942 yılında Afyon Halkevi dergisi, Taşpınar’ın kasım sayısında yayınlanır. Böylece edebiyat dünyasına adım atmış olacaktır. Liseyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydolur. 1944-48 yılları arasında İnkılapçı Gençlik ve Meydan dergilerinde yayımlamaya başladığı şiirleriyle adını duyurur.
 
1947 yılı sonbaharında Ankara’ya öğrenci olarak gelir. Ailesi yeteri kadar para gönderemediği için iş bulmak zorunda kalır.  Ve bir yıl sonra 1948 Merkez Bankası’nda işe girer. Fakat daha bir yıl geçmeden sosyalist düşünceler taşıdığı 141. Maddeye muhalefetten mahkemeye düşer.
 
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisiyken 1950’de Türk Ceza Yasası’nın 141. maddesine aykırı davranmak suçlamasıyla tutuklanır. 1950'den sonra dergilerde Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber, Yeni Ufuklar, Kaynaklar adlı şiirleri seyrekte olsa yayımlanmaya başlar.[5]
 
1952’de gizli örgüt kurma iddiasıyla yine tutuklanarak 2 yıl hapis cezası alır.  Mahkûmiyet hayatı iki yıl sürer.
 
Hapisteki günleri ile ilgili olarak çok satıda şiir yazmıştır. Şiirlerindeki anlattıklarından başka o günlerini şu şekilde dile getirecektir. “Benden, para toplayarak komünistlere dağıttığıma dair bir belgeyi imzalamamı istediler. Daha sonra soruşturma kapsamında beni İstanbul’a götürdüler; Sansar yan Hanında bir hücreye attılar beni. Orada bulduğum bir kibrit çöpüyle duvarda bir takvim oluşturdum. Doğru mu bilmiyorum ama tam 128 gün saydım. İşkenceler çok kötüydü, iddia ediyorum bana yapılan işkence kimseye yapılmamıştır bu ülkede… Ç ıldırmak üzereydim, sesler duyuyordum. İnsanın bazı duyuları çalışmadığında çalışan duyular eskisinden daha fazla çalışıyor. Benimde hücrede görme duyum çalışmıyordum çünkü hep karanlıktı, çığlıklar, haykırmalar duymaya başladım”  Komünist örgütlere para toplamak ve üzerinde bulundurmak suçu ile girdiği ceza evinde yatış sebebini zorla imzalattırılan bir kâğıda ve düzmece şahitlere bağlamış suçsuz yere yattığını her ortamda ifade etmiştir.
 
Her ne kadar bu şekilde söylemiş olsa da kendisinin sosyalist düşünceler içerisinde olduğunu hiçbir zaman inkâr etmemiştir.  Oyıllarda düşüncesinden dolayı böyle bir yöntemle içeri alındığına da kuşku yoktur. Henüz hapiste iken babasını da kaybetmiş 1953,   38 ay tutuklu kalmıştır. 7 Ekim 1954’te tahliye edilir ve Ankara’ya gelir.
 
Cezaevi günleri sona erince Ankara'ya yerleşir. Bir süre plan kopya teknisyeni olarak çalışıp, Ankara’daki gazeteler ve dergilerde teknik işlerle uğraşarak yaşamını kazanmaya gayret eder ve emekli olana kadar da Gazetecilik mesleğinden ayrılmayacaktır.
 
1956’ dan dan itibaren Medeniyet, Öncü ve son olarak Halkçı gazetelerinde düzeltmenlik yapmaya başlar.
 
Asıl sanatını ve kişiliğini 1948-1954 arasında Yeryüzü, Beraber, Seçilmiş Hikâyeler, Yeni Ufuklar, Kaynak dergilerinde yayınlanan şiirleriyle ortaya koymuş,  ardından uzun bir suskunluk dönemine girmiştir.1968'de tek kitabı olan "Hasretinden Prangalar Eskittim" yayınlanınca, çok büyük bir yankı uyandırır. Kitap yayınlanmasından sonraki 12 yılda 18 baskı yapmıştır.
Gazetecilikten emekli olduktan sonra Ankara’daki evine çekilir. Yarı münzevi bir hayat yaşamaya başlamıştır. 1983’te kendisini büyüten üvey anası Arife Önal’ı da kaybeder.[6] 2 Haziran 1991 yılında Ankara'da yalnız yaşadığı evinde geçirdiği kalp krizi sonucu kendi yaşamını da yitirmiştir. 

 
 
 
EDEBİ KİŞİLİĞİ
 
Şiirleri Beraber, İnkılâpçı Gençlik, Meydan, Militan, Kaynak, Seçilmiş  Hikayeler, Soyut , Yeni a, Yeni Ufuklar, Yeryüzü dergilerinde yayımlanmıştır. Toplumcu Gerçekçi Şiirin usta şairleriden olan Ahmet Arif, lirik ve epik konulu çağdaş şiirler yazmıştır.
 
Gelerneksel şiirimizin özelliklerinden de yararlanan serbest şiirleri ile tanınan şairin şiirlerinde Nabi'’, Pir SultanKöroğlu’ Şeyh Bedrettin gibi iismlerin izlerini de bulmak mümkündür.
Serbest şiirlerinde türkü tadını aramış eserlerinde sıcak bir insan sevgisi işlemiştir. Şiiri serbest tarzda söylenmiş türküler gibidir. “Ahmed Arif’in şiirinde ritmin büyük rolü vardır. Mısra şekli Mayakovski’nin ritm elde etmek için yaptığı biçim çalışmalarını akla getiriyorsa da, aslında bu noktada iki şairin tutumlarını birbirine karıştırmamak gerekir.”  
 
Ahmed Arif, Doğu Anadolu insanını yoksulluğunu Diyarabakır’ı çocukluk günlerinden gelen anlık anılarını şiirlerinde malzeme olarak işlemiş, yoksulluğu ve yoksulların bebeklerini sıcak ve sevgi dolu bir duyarlılıkla ele almıştır. Şiirinin malzemesini bu lirizmin içinde insan, çocuk, memleket özlemi, temaları içinde yoğurarak işlemiştir.  Hem şiirleri hem de gazete ve dergilerde yayımladığı düzyazılarıyla da, 1950 kuşağı olarak anılan  ŞAİR  yazar ve romancıları özellikle uslubu ile etkilemiş bir şairdir.
 
Şiirlerinde  ezilen insanların dertlerini dile getirmiş, haksızlık adaletsizlik, eşitsizlik gibi temalar üzerinde durmuştur.  Ezilenlerin kardeşliği, hapishane ve hapishanedeki günler şiirlerinde rastlanılan diğer önemli temalardır.  Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968'de yayınlanmış sol çevreler tarafından çok sevilmiş 18 baskı yapmıştır.
 
Çağdaş şairleri olan  Ahmet Haşim' Fransız Sembolistlerinin, Nazım Hikmet önce  Divan Edebiyatının, sonraki yıllarda da Rus şair Maykovski’nin çekim gücüne kapılmıştı. Edip Canseverde ilk şiirlerinde Orhan ve arkadaşlarının o dönem  Serbest Şiir ( I.Yeni, Garip Şiiri) olarak adlandırılan çizgisinin etkisi altında kalmış ve o yönde şiirler yazmışlardı. Ahmet Arif ise tüm bu şairlerin şiirlerinden farklı bir izlekte  Serbest şiirin çekim merkezi  içinde ama konu, yaklaşım  ve üslup açısından ve kendine özgü bir serbest şiir anlayışı içinde kalmayı tercih etmiştir.
 
Ahmed Arifin taklitten kaçınan kendine özgü kalmaya gayret eden bir şair görüntüsündedir. Rüstemo ve Otuz Üç Kurşun adlı şiirleri  ile sancılı bir dönemi geride bırakmıştır “Ahmed Arif’in bu iki şiiri, o dönemki Türkiye edebiyatının her türden küçük burjuva şiir  akımı,na ve NAZIM HİKMETden sonra şiir yazılmaz anlayışına karşı adeta birer manifesto niteliğindedir.”
 
 
“Orhan Veli,nin etkisinin sürdüğü bir dönemde şiire başlayan Ahmet Arif, NAZIM HİKMET'in açtığı yolda yürüdü. Ondan aldığı şiirselliği bir Anadolu duyarlılığı ve özlemiyle genişletti. Şiiri çoğunlukla türkülere dayalı görünse de halk kaynaklarının olanaklarını, türkülerin ötesinde aradı. Günümüz şiirini de büyük ölçüde etkiledi. Şiirinde ritmin büyük yeri vardır. Ama onda ritim sese değil söze dayandığından daha derinlere inerek büyük bir lirizmin kaynağı olur. Doğu Anadolu insan malzemesini bu lirizmin içinde yoğurarak gerçekçi şiirdeki didaktizm tehlikesini aşmayı bildi. Özellikle imge konusunda yaptığı sıçramayla genç şairlere örnek oldu. Gazete ve dergilerde yayınlanan düz yazılarıyla da 1950 kuşağı olarak anılan ŞAİR ve yazar ve Romancıların büyük bölümünde izler bıraktı. “
 
Ahmet Oktay'ın Karanfil ve Pranga (Istanbul: Metis Yayınları, 1990) adlı çalışması  ile Ahmed Arif şiiri üzerinde detaylı  bir inceleme yapmıştır.
 
Şiirlerinin pek çoğu bestelenmiş, Ahmet Kaya, Grup Baran, Zülfü Livaneli, Fikret Kızılok, Edip Akbayram , Alaaddin Us  , Cem Karaca, Moğollar ve Grup Kızılırmak tarafından şarkı haline getirilmiştir.
 


KAYNAKÇA 
 
[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Arif
[2] Ahmet Arif, Ahmet Arif Kimdir.( Kendi Özgeçmişi),  yasakedebiyat.blogspot.com/2013/01/
[3] Ahmet Arif, Ahmet Arif Kimdir.( Kendi Özgeçmişi),  yasakedebiyat.blogspot.com/2013/01/
[4] Ahmet Arif, Ahmet Arif Kimdir.( Kendi Özgeçmişi),  yasakedebiyat.blogspot.com/2013/01/
[5] Anonim, Ahmet Arif, http://www.biyografi.info/kisi/ahmet-arif, son erişim- 12-11-2012
[6] Ahmet Arif, Ahmet Arif Kimdir.( Kendi Özgeçmişi),  yasakedebiyat.blogspot.com/2013/01
 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...