Ahmet Kutsi Tecer Hayatı Edebi Kişiliği


[ŞİİRLER-AHMET+KUTSİ+TECER.jpg]

 

HAYATI

(d. 4 Eylül 1901 Kudüs - ö. 23 Temmuz 1967 İstanbul) Halk kültürü alanında çalışmaları ile tanınan Karacaoğlan, Yunus Emre ve Aşık Veysel’i Türkiye'ye tanıtan, halk müziği derlemecisi Muzaffer Sarısözen'i keşfeden şair, yazar,  tiyatrocu, eğitimci ve folklorcudur.

Ailesi Erzincan ili Kemaliye ilçesi (Eğin) Apçağa köyünden gelmedir. Babası, Osmanlı devletinde memur olarak görev yapan doğduğu yıllarda Kudüs Düyün-u Umumiyesi müdürü olan Abdurrahman Bey’dir[1] Anne adı ise Hatice Hanım’dır. Dört çocuklu ailenin en küçük oğlu olarak dünyaya gelen şairin doğum yeri Kudüs’tür. Bu yüzden de asıl adı Ahmet olan şairi  "Kudsi" adının da verilmesi nedeni, doğum yerinin Kudüs olmasından ötürüdür. [2] Ahmet Kutsi'in çocukluğu hakkında çok fazla bilgi bulunmaz ama şair Vatan Gazetesi'nde çocukluğuna dair birkaç yazı kaleme almıştır. Alınan bilgiler de bu yazılardan çıkartılmışlardır.

Kudüs'te doğan Tecer,  ilköğrenimine Kudüs’teki  “Frerler okulunda “[3]başlar. Babasının Kırklareli’ne tayini üzerine ilk ve orta öğrenimini Kırklareli'nde sürdür. Tecer, sırasıyla Frereler Okulu (Kudüs) , Kırklareli Numune Mektebi İdadisi (Kırklareli) , Kadıköy Sultanisi (İstanbul - yatılı, ücretsiz) okullarında eğitim görür.  Liseden sonra iki yıllık Halkalı Ziraat Yüksek Okulu’na  ( Halkalı Ziraat Mektebi Ali) gitmiş ve bu okulu bitirmiştir.(1922) [4][5]

Halkalı Ziraat Yüksek Okulunu bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü sınavını kazanarak bu okulda yüksek öğrenim görmeye başlar. Edebiyat fakültesinde öğrenim görürken Darülfünun hocaları ve öğrencilerinin oluşturduğu Dergâh dergisi ve çevresindeki aydınlar grubuna dahil olur. Bazı şiirleri bu dergide yayımlanmaya başlamıştır.  Tecer’in ilk şiirlerinden olan "Bir Kadın Değildi, Gölgesinde Oturduğum Ağaç, Ben" [6]şiirleri Dergâh Dergisi'nde yayınlanır.

1925'te Darülfünun'daki öğrenimine ara vererek Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için Fransa'ya gitmiş ancak bu biyoloji derslerine değil Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki felsefe derslerini takip etmiştir. [7]1925-1927 yıllarında Paris Milli Kütüphanesi'nde araştırma yaparak Kütüphanede Cezayir Halk Şairleri yazmalarını bularak Türk halk edebiyatının bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmıştır.[8]1928 yılında yurda geri dönen Ahmet Kutsi, Paris’teki araştırmalarını Halk Bilgisi Derneği'nin çıkardığı Halk Bilgisi Mecmuası’nda yayımlar. Halk Bilgisi Derneği'nin kurulan ilk şubesindeki işlerde çalışır. Öğrenimine devam ederek Darülfünun’dan 1929'da tamamlayarak felsefe bölümünden mezun olur.  

Tecer Fransızcayı bu şekilde iyi düzeyde öğrenmiş, Osmanlı tedrisatı ile tahsile başlamış olduğundan Arapça ve Farsçayı da eski eğitim sisteminden ve Kudüs’teki çocukluk günlerinden bellemiştir.  Kimi kaynaklar onun İngilizceyi de bildiğini yazmaktadır. .  

1929'da önce Samsun'a tayini çıkar, Samsun’a gitmeyince Ankara Erkek Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği ve yardımcı müdür görevleriyle işe başlar. Ankara'dan Sivas Erkek Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak tayin edilir. 1930'larda en çok bilinen eseri, Münir Ceyhan tarafından bir okul şarkısı haline getirilen Orada Bir Köy Var Uzakta adlı şiiri yayınlanır. Orada Bir Köy Var Uzakta" adlı şiirini babasının memleketi olan Apçağa Köyü(Erzincan/Kemaliye) için yazmıştır. 

Sivas'taki günlerinde oldukça faal olacaktır. Halk Şairlerini Koruma Derneği'ni kurduktan sonra Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştirir. Halk Şairleri Bayramı için oyun ekipleri kurulur, davul-zurna takımları getirtilir, bölgedeki şairler çağrılır ve onlarla tanışır. Vehbi Cem Aşkun ve Muzaffer Bey ile birlikte 5-7 Kasım 1931’de Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştir. Bunların içinde Âşık Veysel de vardır. [9]Şenlikler sırasında yapılan yarışmada Aşık Veysel birinci gelmiş onunla başlayan dostluğu uzun yıllar sürmüştür. Ayrıca Sivas Lisesinde “Toplantı “adıyla bir öğrenci dergisi çıkarmaya başlamış,


1932 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü'ne atanmış Fransızca dersler de vermiştir. Kız Muallim Mektebi ve Kız Meslek Lisesi'nde de edebiyat öğretmenliği yapmış,[10] Sivas’ta dört yıla yakın bir süre kalmış ve oldukça faal olmuştur. Ahmet Kutsi Bey, Soyadı Kanunu çıktığında Sivas’ın Deliktaş Köyü’nden Ruhsati’nin bir şiirinde geçen Tecer Dağı’nın adını soyadı olarak seçer. [11]1932  yılında yayımladığı “Sivas Halk Şairleri Bayramı” kitapçığı ile bunları belgelemiştir. Aşık Veysel Şatıroğlu, Ali İzzet Özkan  , Şarkışlalı Talibi Çoşkun, bu faaliyetleri esnasında ortaya çıkartılmış olur.

Sivas’taki başarısı sonrasında Ankara’ya tayin edilir. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde kompozisyon ve felsefe derslerine girmiştir. Ayrıca Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluşunu hazırlayanlar arasında yer alır.[12]

1937 yılında İstanbul'dan Ankara'ya staj için gelen Meliha Hanım ile evlenir. Şair o sırada bakanlıkta görevlidir. Bu evlilikten Mehmet ve Leyle adında iki çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlilik sonrası. Âşık Veysel’in ve şiirlerinin tanınması için ve şiirlerinin bestelenmesine mühim katkılar sağlayacaktır

Tecer,1942'den sonra Adana ve Urfa milletvekili olur. Tecer, milletvekilliği sırasında Halk Evleri Şenliği'ni düzenler ve kültür ağırlıklı siyasi çalışmalarda bulunur. Pek çok araştırmacının eserlerinin değerlendirilmesi konusunda yardımcı olur.   Ali Rıza Yalgın'ın folklor ve etnografya çalışmalarını yapabilmesi için para yardımı yapar.

1948 yılında Ankara'da geçici bir UNESCO komitesinin 12 kişilik üyesinden birisidir. UNESCO Yönetim Kurulu'na üye olan Tecer,  idare heyetine seçilir. UNESCO hakkında yazılar yayınlar ve gözlerimi açıklar.

1949 - 1951 seneleri arasında öğrenci müfettişi olarak görevdeyken Kültür Ataşeliği yapmak için tekrar Fransa'ya gider. Bu dönemde Atilla İlhan da Paris'te Nazım Hikmet'i hapisten çıkarmak için kurulan kurulda çalışmaktadır. Bu kurula katılmayarak Paris’te iken İdil Biret'in müzik eğitimi için gerekli resmi çalışmaları da düzenler.[13]

Türkiye’ye döndükten sonra 1953 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Türk tarihi ve geleneksel tiyatro, Galatasaray Lisesi’nde edebiyat, 1957-1966 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik, Gazetecilik Enstitüsü’nde halk edebiyatı dersleri vermiştir. 1960′lı yıllarda ise İstanbul Radyosu’nda yayıncılara hocalık yapmıştır.

1966 yılında emekli olmuştur. 1966’da Ankara’da düzenlediği “Folklor Enstitüsü Kuruluş Semineri”ne katılmış ve Türk Folklor Enstitüsü kuruluş protokolüne imza atmıştır. 16 Mayıs 1966′da Enstitü kurulmuştur. Tecer,23 Temmuz 1967 tarihinin pazar gecesi Vakıf Gureba Hastanesi'nde vefat eder. [14]Cenaze namazı Şişli Camii'nde kılınır ve cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilir.

Ölümünden sonra Türk Folklor Araştırma Dergisi ve Varlık Dergisi Tecer için özel sayılar çıkarmış, birçok caddeye ve okula ismi verilmiştir.

EDEBİ YÖNÜ VE ŞAİRLİĞİ

Ömer Seyfettin  ve  Ali Canip Yöntem 'in başlattığı,  Yeni Lisan ve  Millî Edebiyat akımı, Beş Hececiler Topluluğu’dan sonra, heceye yeni ses ve söyleyiş imkânları getiren Tecer, Cumhuriyet I. Dönem şairlerindendir. İlk şiirlerinde ferdi konular ve aşk konusu işlemiş sonraki dönemlerinde folklorik özellikleri öne çıkan konularda halk şiiri özelliklerine uygun şiirler yazmıştır. Önceleri, Faruk Nafiz Çamlıbel'in yolundan yürümüş,  Necip Fazıl Kısakürek ,  Ahmet Hamdi Tanpınar  ve Ahmet Muhip Dranas kuşağında ve tarzında yazan bir şair olmuştur.

İlk şiirleri lirik konularda,  aşk, doğa, ölüm, özlem gibi  temalar içindedir. Sonraki şiirlerinde memleket sevgisi ağır basan foklar ve köycülük ruhunu dile getiren şiirlere yönelmiştir.   Millî Edebiyat akımının Cumhuriyet Dönemindeki devamını aksettiren fikir ve edebi anlayışı içinde hareket ederek nesirlerinde de aynı konulara ağırlık veren bir yazar olmuştur.  

1933 – 1938 yılları arası Tecer, ilk şiirlerinde daha çok romantik âşıkları, ölüm, yalnızlık, hüzün gibi bireysel temaları işlerken daha sonraları, halk kültürünün zengin kaynaklarına yönelir. Hece ölçüsünde yeni olanaklar arayan şair, şiirlerini âşık edebiyatı tarzında değil, çağdaş şair bakış açısında yazmıştır. Şiirleri; anlatım, kelime, hatta duyuş bakımından folklora bağlıdır. Şiirlerinde saf bir heyecan, sade bir dil modern bir hece anlayışı tatlı bir lirizm göze çarpar.

İlk şiirleri 1921 yılında Dergah’ta;1921-25 yıllarında ise Milli Mecmua'da yayınlanmıştır. İlk eseri 1932 yılında bastırdığı Şiirler kitabıdır. Daha sonraki şiirleri Varlık, Oluş, Yücel, Ülkü, Türk Düşüncesi, Şadırvan, Türk Dili gibi dergilerde çıkar. 2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer'in Bütün Şiirleri yayınlanmıştır.

Sonradan başladığı oyun yazarlığında da aynı düşünceyi ve temaları işlemiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşe başı adlı eserinden itibaren bilinçsizce Batıya özenenleri eleştirirken folklorik zenginliğimizi serilemeye çalışan halk tiyatrolarımızı çağdaş tiyatro ile bütünleştirmeye gayret eden bir çaba içinde olmuştur. Orta oyunu tekniklerini kullanarak yazdığı ve Batı'ya özenenleri eleştirdiği, eski bir İstanbul mahallesini, bütün havası, kişileri, töreleri ile tanıttığı Köşebaşı ve Köroğlu Destanı 'ndan esinlenerek, maceraları ve insanlığı içtenliğiyle anlattığı, 1949’da yazdığı Koçyiğit Köroğlu adlı manzum piyesi, Türk Edebiyatı’nın önemli örneklerindendir. [15][16]Köşebaşı, Koçyiğit Köroğlu, Yazılan Bozulmaz:1946'da Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat sahnesinde oynanmıştır.

Yunus Emre ve Karaca oğlanın hayatına ışık tutmuştur. Eski Türk dansları, oyun kolları, Köylü Temsilleri, orta oyunu üzerinde çok önemli araştırmalar yapmıştır. Ayrıca Köylü Temsillerini ciddi manada ilk inceleyen isim olmuştur.

“Ahmet Kutsi Tecer'in toplam on bir tiyatro eseri vardır. Her ne kadar tiyatro eserleri, tiyatro tekniği açısında çok başarılı olmasa bile, eserlerinde ele aldığı konuların özgünlüğü ve bu özgünlüğü yansıtmadaki cesareti, tiyatro yazarlığı alanında yol açıcı olmuştur.”[17]

Karacaoğlan başta olmak üzere, halk şairlerimiz hakkında önemli incelemeler yayımlamıştır. İslam Ansiklopdisi'nde halk edebiyatımız üzerindeki araştırmaları kaynaköça olarak yer almıştır.

 

ESERLERİ

Şiir: 

  • Şiirler, 1932.

İnceleme:

  • Köylü Temsilleri, 1940. 

Oyun:

  • Yazılan Bozulmaz, 1947; 
  • Köşebaşı, 1948; 
  • Köroğlu, 1949; 
  • Bir Pazar Günü, 1959; 
  • Satılık Ev, 1961.


Ahmet Kutsi Tecer Şiirleri

KAYNAKÇA

  • [1] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [2] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [3] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [4] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [6] Dr Aslan Tekin Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf, 525
  • [7] Ahmet Kutsi Tecer, Kültürelbellek.com sitesi Erişim tarihi:11.09.2012
  • [8] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [9]Şahamettin Kuzucular, Aşık Veysel Hayatı ve Edebi Kişiliği, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com/
  • [10] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [11] Ahmet Kudsi Tecer (1901-1967), Turkceciler.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [12] Ahmet Kutsi Tecer, https://www.kulturelbellek.com/ahmet-kutsi-tecer/ Mart 10, 2011
  • [13]  İdil Biret’in annesi Leman Biret’in anıları, Idilbiret.com sitesi, Erişim tarihi:11.09.2012
  • [14] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Kutsi_Tecer
  • [15] Anonim, Ahmet Kutsi Tecer Biyografi https://www.biyografi.info/kisi/ahmet-kutsi-tecer
  • [16] Dr. Gıyasettin AYTAŞ, AHMET KUTSİ TECER ve TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI, https://w3.gazi.edu.tr/
  • [17] Dr. Gıyasettin AYTAŞ, AHMET KUTSİ TECER ve TİYATRO EDEBİYATIMIZA KATKISI, https://w3.gazi.edu.tr/
  •  

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com           

 

 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış