Bedri Rahmi Eyüboğlu Hayatı Edebi Kişiliği ve Ressamlığı


 

 

( d. 1911 Giresun, Görele – ö.21 Eylül 1975, İstanbul), Dünyaca ünlü Türk ressam Akademisyen ve şairidir. Milletvekili Mehmet Rahmi Eyüboğlu'nun oğlu, Türk aydınlanmasının öncülerinden Sabahattin Eyüboğlu ve ilk kadın mimarlardan Mualla Eyüboğlu'nun kardeşi,  yazmacı ve hattat Mehmet Eyüpoğlu’nun babası, ressam Eren Eyüboğlu'nun eşidir.

Üretken ve çok yönlü bir sanatçı olan Eyüboğlu, ressam olarak eğitim almış ama geleneksel el sanatlarımız ve şiir üzerinde de çalışmalar yapmış ve kendini kanıtlamış bir ressam ve şairdir. Yazma,  gravür, seramik,  heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üreten sanatçı, geleneksel süsleme ve   El Sanatlarımızdan seçtiği  motifleri  Batı’lı sanat  teknikleriyle birleştirerek kullanmış, şiirlerinde de  aynı yöntemi izleyerek halk şiirinin nitel ve nicelik özelliklerini modern şiirde uygulamayı başarmıştır. Şiirlerinde; masallarımızdan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak, doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini, toplumsal sorunlarını kendine has bir üslup ve söyleyişle dile getirmiştir.

 

HAYATI

1911 Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya gelen şairin babası Maçkalıdır. Sülalesine Eyüpoğulları denilen bir aileden gelen babası kaymakam olarak pek çok yerde görev yapmış , Eyüpoğlu da babasının kaymakamlığı esnasında Giresun'un Görele ilçesinde dünyaya gelmiştir. Annesi ise Lütfiye Hanım’dır. Ailenin beş çocuğundan ikinci olarak dünyaya gelir.  Sanatçının asıl adı Ali Bedrettin olduğu halde zamanla Ali unutulmuş,  ismine önce Bedir, sonra da Bedri denmiştir.[1]

Çocukluğu babasının kaymakam olarak gittiği yurdun değişik yerlerinde geçmiştir. Doğumundan sonra babası Kaymakam Rahmi Bey´in görevi Pınarbaşı’na çıktı.  Ardından Havza´ya taşındılar.1920 yılında, ise Kütahya´ya göçmüşlerdi.  Fakat Yunan işgali başlamış, Kütahya işgal tehlikesine maruz kalmıştı. Rahmi Bey ailesini Ankara’ya yollamış ve bir ay geçmeden kendisi de Ankara’ya  gelmek zorunda kalmıştı. [2]

1924-1925 yılları arasında Artvin'de bulunduktan sonra babasının TBMM II. döneminde Trabzon Milletvekili seçilmesi üzerine ailesi 1925'te Trabzon'a yerleşmişti. Sanatçı lise öğrenimini Trabzon Lisesinde yapmaya başladı.

Memleketleri Trabzon ve Trabzon Lisesindeki eğitim yılları onun hayatının dönüm noktası olacaktı. Sanatçı olmasına ressam olmasına vesile olacak kişi olan ünlü Ressam Zeki Kocamemi bu okulda resim öğretmeniydi Öğretmenliğinden de etkilendiği ünlü ressam Zeki Kocamemi onun resim sanatına olan yeteneğini keşfetmiş ve onu ressam olmaya teşvik etmişti. Fransa’da eğitim gören abisi ona Fransa’dan resim kitapları da yollamıştı.  Fakat Bedri Rahmi, edebiyata da ilgi duyuyordu. İlk şiir şiirlerini lise yıllarında iken yazmaya başlamıştı.

Fakat ressam  Zeki Kocamemi’nin tavsiyelerine uyarak liseden sonra 1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine girmiş ressam olmaya karar vermişti.  Güzel Sanatlar Akademisinde çok meşhur ressamlar öğretmen olarak görev yapmaktaydı. Burada Nazmi Ziya Güran ve  İbrahim Çallı 'nın öğrencisi oldu.  İbrahim Çallı ve Nazmi Ziya Güran ’ın atölyelerinde hem resim tekniklerini hem de bu sanatçıların halk ve İslam kültürünün çağdaş resim sanatları ile birlikte işlenmesi düşüncülerini benimsemişti.  Resim de bu yoldan giden sanatçı lisede iken kapıldığı edebiyat ve şiir tutkusundan da vazgeçemedi.  Edebiyata ilgisini  Ahmet Haşim 'den estetik ve mitoloji: dersleri alarak sürdürdü.[3]

1931’dedaha diplomasını almadan, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu ’nun bursunu paylaşarak onunla birlikte Paris, Fransa'ya gitti.  Dijon ve Lyon'da Fransızcasını geliştirmek için çalıştı. Bu arada  Gaugin, ve El Greco gibi beğendiği ustaların resimlerini bulundukları müzelerden kopya etmeye başlamıştı.  Van Gock, El Greco  gibi önemli ressamların resimlerini inlemek ve yakından görmek fırsatını bulmuştu. Bu ressamlar ondaki ressamlık arzusunu bir hayli çoğaltmıştı. 1932 yılında, Paris´te bir ay kadar André Lhote Atölyesi´nde çalışmaya başladı. Matisse ve Picasso’nun resimlerindeki Doğu sanatından gelen esintiler olduğunu fark eden sanatçı Osmanlı ve halk sanatını resimlerinde kullanması gerektiğini böylece kavramış oldu. Bu resimlere bakarken aldığı bu kararları hayatı boyunca hem resimlerinde hem de şiirlerinde sürdürdü.

Bu atölye Paris’e giden hemen her Türk ressamının çalıştığı bir atölyeydi. O yıllarda orada öğrenim gören diğer Türk ressamlarla da dostluğunu ilerletirken eşini de orada bulacaktı. Buralara gidip gelirken Rumen asıllı Ernestine Letoni ile tanıştı. Aralarında aşk ilişkisi başlamıştı. Bu aşk birkaç yıl içinde evlilikle bitecekti.  [4]

O yıllarda Matisse, Brague ve Chagal’ın resimleri hayli ilgi çekmekteydi. Sanatçı bu ressamların resim sanatları üzerinde yoğunlaşmış onların tarzını çözümlemeye gayret etmişti. Nitekim sonraki yıllarda bu ressamların bakış açıları ve teknikleri ile çalışacak, Türk kilimlerilerini, ve  Osmanlı Minyatürcüleri nden aldığı izlenimleri bu ressamların teknikleri ile uygulamaya gayret edecekti.    

 Güzel  Sanatlar Akademisi'nde başlayıp Paris'te sürdürdüğü   resim  öğreniminin ardından yurda dönmüştü. Yurda döner dönmez baş döndürücü bir şekilde resim ve şiir faaliyetlerine başlamıştı. Bu faaliyetleri akademide hocalık görevine başlatacak Güzel Sanatlar Akademisi'nde ders vermeye başlayana kadar aralıksız sürecekti.  

1933 yılında yaptığı Yavuz, Gülcemal gemilerinin resimlerini yaptı. Bu resimleri hayli yankı bulmuştu; o yıl Londra´ya gitti; yılsonunda Türkiye´ye geri döndü.1934 yılında, Yeni Adam Dergisi'nde ressam olarak çalışmaya başladı [5] Aynı yılın içinde şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştı.  1933'te Abidin Dino  ve Cemal Tollu ’nun da aralarında bulunduğu altı genç ressam D GRUBU 'nu kurmuşlardı. 27 Aralık 1934 tarihinde 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş´te Hasefler Galeri´sinde ileride eşi olacak olan sevgilisi Ernestine Letoni tarafından açılmıştı.[6]

Paris’te âşık olduğu Ernestine Letoni ile 16 Nisan 1936 tarihinde evlendi. Ernestine Letoni ismini Eren olarak değiştirerek Türk vatandaşı oldu. Eren Hanımla beraber tabak üzerine desen çalışmaları yapmaya başlamıştı.[7]  “Çevresi gün geçtikçe genişleyen sanatçı çifi hem geçimlerini sağlamak üzere gün boyu sıkıcı işlerde çalışıyor hem de geceleri kalan zamanlarında resimle uğraşıyordu. “ [8]

1934'te katıldığı Akademi'nin diploma yarışmasında  “Yol İnşaatı” adlı çalışması ile üçüncü oldu.[9]Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yapıyordu. 1934 yılı onun için haraketli bir yıl oluyordu.  Bir yandan resim yaparken  diğer taraftan da Abidin Dino  ve Arif Dino,  Fikret Muallâ , Nurullah Berk , Arif Kaplan, Fikret Adil, Necip Fazıl gibi sanatçı ve aydınlarla tanışmıştı.

Tekel Genel Müdürlüğünde işe girdi. Vitrin düzenleyici olarak göreve başladı ve Sipahi Ocağı sigarasının kapağındaki “Koşan Mızraklı Atlar” figürünü tasarladı. Güzel Sanatlar Akademisinin 1936 yılında diploma yarışmasında “Hamam” adlı çalışması ile birinci olarak diplomasını aldı.[10]

Sovyetler Birliği´ne götürülen ve Cumhuriyet devrinin ilk yurtdışı sergisi olan Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katıldı.

1937 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü başkanı olan Fransız ressam  Leopold Levy'in   bir kaç genç ressamla birlikte Bedri Rahmi’yi de asistan olarak aldı. Böylece Bedri Rahmi’nin akademik kariyer günleri başlamış oldu. Artık Hayatının sonuna kadar Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde olacaktı.  Akademi Başkanı Burhan Toprak o yıllarda Türk ressamları hakkında kitaplar hazırlatıyordu. Bedri Rahmi, eski öğretmeni   Nazmi Ziya Güran üzerine bir inceleme kitabı hazırlayıp kitap haline getirdi.

Bedri Rahmi, CHP’nin ressamlar için düzenlediği “Yurt Gezisi programı “ ile Eylül 1938´de Edirne´ye gitti. Ressamlar için düzenlen bu geziyi çok sevmişti.  Edirne'nin pek çok resmini yaptı. Yöresel motifleri resmetti. 1 Kasım 1938 tarihinde çıkan Ses Dergisi yazarları arasında yer aldı. Resimlerini, desenlerini ve deneme yazılarını bu dergide yayımlıyordu. 1939 ta Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisindeki yarışmada “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaştı. 9 Kasım 1939 tarihinde, askerlik görevini yapmak üzere yedek subay okuluna alındı. Aynı yıl oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu dünyaya geldi.  

1941’de askerlik görevini tamamladı. Aynı yıl ilk şiir kitabı olan "Yaradana Mektuplar"  adlı eserini yayımlandı. Ressamlık hayatında Geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri resimlerinde uygulayan sanatçı, bu şiir kitabındaki şiirlerinde de Türkü, masal, deyişlerin özelliklerini şiirlerinde yansıtıyordu.

Resimlerinde halay çeken, horon tepen, han avlularında dolaşan, kilim ve halı motiflerinin yanında duran insanları çizen Eyüboğlu, çocuk emziren kadınlar, saz çalan âşıklar temalarını işleyen resimler yapıyordu. Bu tarz resimleri ile 31 Ekim 1942 tarihinde Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü kazandı.

Cami. Mimari ile diğer güzel sanatlar yapıtlarının bir arada kullanılmasının güzel sonuçlar doğuracağına, mimar-sanatçı işbirliğinin gerekliliğine inanıyordu ve hayatı boyunca bunu savundu. 

 1945-1947 yılları arasında “Mari´nin Portresi”, “Alis I”, “Alis II” gibi önemli portre dizisini oluşturdu.[11] 1948 yılının Ağustos ayında ikinci şiir kitabı “Karadut” yayımlandı. Karadut adlı şiir kitabına da adını veren Karadut şiiri çok beğenilmişti. Bu şiir Eren Hanım’ın da fark ettiği bir kadın için yazılmıştı. Bu kadın 194o lı yıllarda büyük bir aşk yaşadığı Ermeni asıllı Mari Gerekmezyan adlı bir kadındı. Mari’ 1946 yılında tüberkülozdan ölmüştü.[12] Eşi Eren Hanım bu aşkın farkındaydı ama büyük bir sabırla acısını gizlemişti. 

1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde 150 resimden oluşan “Retrospektif” sergisi düzenlemiş büyük bir ilgi görmüştü. 1951 yılında, “Küçük Sahne”yi süsledi. Ve ilk “Yazma Sergisi”ni açtı. 1953 yılında Yazmaları ve özgün baskıları Philadelphia Print Club’da sergilendi. 14 Eylül´de Times dergisi iki renkli sayfa ayırdı. 1954 yılında Bedri Rahmi “Türk Tepsisi” adlı motifi ile Steuben Glass adlı bir firmanın tertiplediği yarışmada ödül kazandı ve motif kristale oyularak teşhir edildi.

 Basma-çoğaltma yöntemiyle ipek baskı, litografi, gravür çalışmalarına ağırlık verdi ve halk el sanatlarından kaynaklanan mozaik çalışmaları yaptı.

Yazı ve şiir yazma tutkusundan asla vazgeçemiyordu. 1951'de Yeni Sabah gazetesinde bu tutkusunu gidermeye çalışmıştı. Daha sonra Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başlayarak bu gazetede 1952- 1958 yılları arasında yazılarını yayımlamayı sürdürmüştü. . 1953'te üçüncü şiir kitabı "Tuz", 1956'da ilk düzyazı kitabı "Canım Anadolu", 1957'de “Üçü birden” adlı kitapları yayımlandı.

Yugoslavya ve Hollanda tarafından davet edildi. 1955 yılında, TBMM yapısına konulacak resimleri seçecek kurulun başına getirildi. 1956 yılında, Sao Paulo Bienali´nde onur ödülü aldı. 1957 yılında Tokyo özgün baskı Bienaline katıldı. “Dokuma, kilim, yazma ve nakış gibi halk el sanatlarındaki motifleri özgün bir stil ile kaynaştıran, mozaik çalışmalarına yöneldi. 1958 yılında Uluslararası Brüksel Sergisi´ndeki Türk Pavyonuna yaptığı 227 metrekarelik çalışmasıyla altın madalya aldı. 1959 yılında, Paris´te Nato merkezine 50 metrekarelik bir pano hazırladı.[13]

Akademide Profesörlüğe kadar yükselirken Yaşar Kemal , Aşık Veysel  , Ruhi Su, Vedat Günyol, İsmet Zeki Eyüboğlu, Ressam Leyla Gamsız  , Atilla Galatalı, Mustafa Pilevneli, Teoman-Gülseren Südor, Hale Sontaş, İbrahim Örs, Hanefi Yeter, Prof. Dr. Bülent Berkardan, son Osmanlı Şehzade Ertuğrul Osman Osmanoğlu, Hümeyra [14] gibi sanatçılarla dostluk ve arkadaşlık tesis etmiş oluyordu. Bedri Rahmi’nin çevresi hemen her türden sanatçılarla dolmuştu. 

1961'de  ABD'ye giderek  Unicef çocuklar yararına “Eşeğin Üzerinde Çocuklarını Taşıyan Anadolu Köylü Kadın” motifi Amerika´da kartpostal olarak basıldı.1962 Aralık ayında New York Modern Sanat Müzesi “Zincir” adlı resmini satın aldı.

ABD dönüşü  Soyut Sanat soyut resim ve renk düzenlemelerini bırakıp yeniden eski konularına döndü; gecekonduları, kahvehaneleri, hanları resmetti. 1963-1964 yıllarında Vakko fabrikası, Karaköy tatlıcılar, Manifaturacılar çarşısı panoları yanında çeşitli malzemeleri denedi. Son panosu Etap Oteli girişinde ki “Güvercinler”'dir.

1972 yılında, 33´üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde birincilik ödülü aldı.. Çok sayıda öğrenci yetiştiren ve bir çocuk babası olan Eyüboğlu;[15]21 Eylül 1975 tarihinde İstanbul'da pankreas kanserinden yaşama veda etti ve Küçükyalı Mezarlığı'nda defnedildi.[16]

Bedri Rahmi Eyüboğlu, gelişmesi boyunca folklorik nakışlarla kurduğu resimsel ilişkileri, popüler boyutlara eriştiren bir sanatçı olarak dikkatleri üzerinde toplamıştı

Şiirleri ve yazıları


Bedri Rahmi daha ortaokulda şiire ilgi duymuş, 1928'de Lise öğrencisiyken şiir ilk şiirlerini yayılmamıştı. Şiirleri 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılâpçı Gençlik ve Varlık dergilerde yayımlandı. Bedri Rahmi, tümüyle resme vermesi konusundaki telkinlere rağmen şiiri hiç bırakmadı. Resimlerinde de olduğu gibi “Güzelin aynı zamanda yararlı da olması” ilkesine sarılan sanatçı ressamlığı kadar da şiirleri ile de tanınmış bir şair oldu.  

1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlandı. Halk edebiyatının  masal anonim halk edebiyatı şiir türleri  deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansıdı.  Batılı ressamların doğu kültürüne duydukları hayranlıkları resimlerine nasıl aksettirmişse o da batılı ressamlara duyduğu hayranlığı bilinçli bir doğulu ressam kimliği ile yansıtmayı tercih etti.  Paris’te iken aldığı bu kararı hem resimlerinde hem de şiirlerinde yansıttı. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde ve modern şiirin tekniklerini kullanarak sonuna dek uyguladı. Çağdaş tekniklerle serbest ölçülü modern türküler yazmak istedi. Bu fikrini başardı da Şiirlerinde de resimlerinde olduğu gibi halk edebiyatının zengin motiflerinden, ses, ritim, ahenk, dil ve diğer geleneksel özelliklerinden yararlanarak içten ve oldukça lirik çok güzel şiirler yazdı.

 İlk şiir kitabı “Yaradana Mektuplar,” 1941 yılında çıktı. 1948 Ağustos ayında ikinci şiir kitabı “Karadut” yayımlandı. Bu şiir kitabındaki Karadut  Çatalkara’yla ilgili olarak da hatıralarını paylaşan gelini Hughette Eyüboğlu’na göre bu şiiri bir zamanlar büyük bir aşk yaşadığı Ermeni asıllı Mari Gerekmezyan için yazdığını söyleyecekti. Mari, Bedri Rahmi`nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi`nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. Bu aşk fazla sürememiş, Mari, 1946 yılında tüberkülozdan ölmüştü. [17]

Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın"... 

Şiirin sonu her ne kadar” Karımsın “ diye bitiyorsa da şiir eşi Eren hanım’a yazılmamıştı. Esasında şairin çok tanınan diğer şiiri olan sitem şiiri de çok büyük ihtimalle Mari için yazılmıştır. Çünkü şiir Mari’nin öldüğü 1946 yılına atıfta bulunarak başlar ve oldukça duygu yüklüdür.

SİTEM...

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar

Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..
Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.

Yar yar

Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var.

Akıcı, bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarını Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımladı. 1951’de “Yeni Sabah” gazetesinde. 1952–1958 Cumhuriyet gazetesinde düzenli olarak yazdı.

Türkülerden, ninnilerden, tekerleme ve masallardan yararlanarak yazdığı şiirlerinde ressamlıktan gelme özelliklerini uyguluyor kelimlerle resimler çiziyordu. [18]Ressam olmasının sağladığı bakış açısı ile tablo özelliği taşıyan benzetmeler yapıyordu.  Şiirleri farklı renklerin dans ettiği dizelerle süslenmişti.  

Şiirlerinde aşk, yalnızlık, kaçış ve yabancılaşma öneli temalar olarak belirdi.  Buna rağmen sadece ferdi konularla sınırlı kalmayan toplumsal konulara da el atan bir şair oldu. Geleneksel şiirin nakarat, ikileme, asonans ve aliterasyon özelliklerini serbest şiirde en iyi uygulayan bir şair olmayı başardı. Belik de bu nitelikleri ile Atilla İlhan’a ilham ve fikir veren bir şair oldu. Renkli ve lirik üslubu ile yazdığı şiirlerin satır aralarında verdiği toplumsal mesajlarla dikkat çekti. İkilemeleri çok kullanan şair,  şiirlerini adeta kelime ve dizelerle şiirsel besteler yaptı.” Kendi kültürünü özümsemiş ve ayrıca diğer kültürlere de açık bir sanatçı”.[19]Olduğunu kanıtladı.

RESİMLER- TAPLOLAR

* Paris, 1930 ,* Mustafa Eyüboğlu, * Yazılı Natürmort, 1936, * Salı Pazarı, 1938, * Eren, 1940,* Nallanan Öküz, 1947, * Düşünen Adam, 1953
* Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi* Karadut Satıcısı, 1954,* Çömelmiş Köylü, 1972,* Ankara'nın Kavakları, 1973
* Han Kahvesi, 1973,* Mor Takkeli Hacı, 1974,* Son Kahve, 1975,* Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi* Çıplak
* Ev İçi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi * Han, 1975 (son resmi)
ŞİİR KİTAPLARI* Yaradana Mektuplar, 1941 * Karadut, 1948 * Tuz, 1952* Üçü Birden, 1953 * Dördü Birden, 1956* Karadut 69, 1969* Dol Karabakır Dol, 1974* Yaşadım, 1977 (ölümünden sonra yayınlanan tüm şiirleri) * Türküler DolusU * Sevgi Üstüne* Üç Dil * Mavi Gez  * istida* Çakıl * Bahar ve Biz* deniz Türküsü* Gel Vur* sitem* Büyük Şehir* Zindanı Taştan Oyarlar* Taze Taze* Telli Baba

ŞİİRLERİ 

Kaynaklar :

  • [1] Bedri Rahmi, https://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa
  • [2] https://www.bedrirahmi.com/
  • [3] https://www.bedrirahmi.com/
  • [4]com Biyografi Sayfası
  • [5] Hughette Eyüboğlu (Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun gelini, oğlu Mehmet Eyüboğlu'nun eşi) (2003) (Türkçe). Kanadalı bir gelinin Türkiye anıları ISBN 978-9754583717. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
  • [6] Bedri Rahmi, https://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa
  • [7] Tevfik Elçioğlu, https://grafiksaati.com/Ressamlar/Bedri%
  • [8]  Bedri Rahmi, https://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa
  • [9] https://www.bedrirahmi.com/
  • [10] https://www.bedrirahmi.com/
  • [11] https://www.bedrirahmi.com/
  • [12] Esra Açıkgöz, Aşkın peşinde Ernestin’den Eren’e,https://www.kulturmafyasi.com/2011/11/08
  • [13] https://www.bedrirahmi.com/
  • [14] Esra Açıkgöz, Aşkın peşinde Ernestin’den Eren’e,https://www.kulturmafyasi.com/2011/11/08
  • [15] https://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/34/14/741221/
  • [16] https://tr.wikipedia.org/wiki/Bedri_Rahmi_Ey%C3%BCbo%C4%9Flu
  • [17] Esra Açıkgöz, Aşkın peşinde Ernestin’den Eren’e,https://www.kulturmafyasi.com/2011/11/08
  • [18] Erzen, Melih, Bedri, Rahmi Eyüboğlu’nun Şiirlerinde Yalnızlık, Kaçış ve Yabancılaşma (Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi) S. 203–217
  • [19]  Çılgın, Sınar, Alev, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Şiirlerinde Masal Unsuru (Akademik Araştırmalar Dergisi) S. 29–47

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış