Halil Nihat Boztepe Hayatı ve Şairliği

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 15 Haziran 2013 Cumartesi aaa Beğen

 

Halil Nihat Boztepe

 

Halil Nihat Boztepe (d.1880 Trabzon- ö.-1949 Ankara ), şair, yazar, çevirmen ve milletvekili  
1882'de Trabzon doğumludur. Kimi kaynaklar nüfusa iki yaş küçük yazıldığını ifade ederek asıl doğum tarihinin 1880 yılı olduğunu yazmaktadır.[1]Trabzonlu tüccar Hasan Efendi ile Mürüvvet Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. İlkokulu Trabzon Sıbyan ve ıslahhane mekteplerinde okudu. [2]  [3]Trabzon Askeri Rüştiyesi ve İdadisi'nde orta öğrenimini tamamladı. İki yıl mülki idadide okudu.  Okulu bitirdikten sonra Trabzon Fransız Frenkler Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başladı. Fransızca, ayrıca özel olarak da Farsça öğrendi. Daha sonra da ailesinin geçimine yardım etmek maksadıyla genç yaşta İstanbul’a gelerek 1903 Trabzon Düyun-i Umûmiye'sinde vazife aldı.. İstanbul Müskirat, Harir ve Saygı Sikar Şubesi Mübeyyizliği ve Duyun-u Umumiye İdaresi'nde memurluk yaptı. Duyun-u Umumiye İdaresi'nde komiserlik görevinde bulundu.[4] 1925’te lağvedilen bu kurumun borçlarını tasfiye heyetiyle  Osmanlı borçlar meselesinin çözümü için devlet tarafından görevli olarak Paris' e gönderilenler arasındaydı. 1922'de Nedim Divanı'nı fevkalâde titiz bir surette neşretti.
 
1927 Trabzon milletvekili olarak meclise girdi. TBMM III. Dönem Gümüşhane, IV., V., VI. ve VII. Dönem 1931' de de Trabzon Milletvekilliği yaptı. Toplam olarak 20 yıl, 1927-1947 TBMM de milletvekilliği görevinde bulunmuştu. Hiç evlenmeyen Halil Nihat Boztepe 1949 yılında Ankara’da intihar ederek hayatına son verdi.  
 
Halil Nihat karakter olarak oldukça kibar, yardımsever ve Atatürk'ün sevgisini kazanmış bir sanatçıydı. İbn'ul-Emin Mahmud Kemal Bey ile yaptığı bir sohbette "Ben bir kayıkçının oğluyum, bir köylü çocuğuyum, mısır ekmeğiyle büyüdüm" sözlerine karşı İbn'ul-Emin Mahmud Kemal Bey’in  "Asalet sizinle doğmuştur!" [5] Demekten kendisini alamayacağı kadar kibar ve zarif bir insan olarak hatırlarda kalmıştı.
 
Kendi şahsî merak ve gayretiyle edebiyat sahasında kendini yetiştirmişti. Halil Nihat edebiyat tarihimizde, mizah-yergi gücü ağır basan ünlü divan şairlerine yazdığı nazirelerle tanındı. En güzel şiirlerini aruzla yazdı. Edebiyata İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra yazdığı şiirlerinde Aruz ölçüsünü kullanarak bir çok nazireler tehziller yazdı. Fransızcadan ve Alphonso Daudet’ten üç tane roman  çevirisi yaptı.
 
İlk hiciv şiirlerini1908’den sonra  II. Meşrutiyet sonrasının getirdiği serbest ortamdan faydalanarak dönemin dergi ve gazetelerinde yayımladı. Fuzûli, Bâki, Nef’i, Nedim, Abdülhak Hâmid, Recâizâde Ekrem gibi eski ve yeni şairlerin şiirlerini takit eden bir anlamda nazireler yazdı. Hece ölçülü taşlamalar, yergiler kaleme aldı. Aruz ve hece veznini taklitte başarı gösterdi. İlk şiirlerini 1908’de İstanbul gazete ve dergilerinde yayınladı[6] Halil Nihâd, daha çok, mizâh, hiciv ve tehzil (latîfeler şeklinde alaysı biçimde nazîreler ) tarzındaki şiirleri ile kendini belli etti.
OLdukaç zarif hicviyeler yazdığı halde bu hicivleri yüzünden yirmi yıl milletvekilliği yaptığı halde İsmet İnönü’nün gözünden düşmüştü.
 
İbrahim Alâattin Gövsa'nın eşi Mükerrem Hanım bunun nedenini şu şekilde anlatmıştır.
- "Ağaç Kasidesi neşredilince İsmet Paşa bir daha şairin yüzüne bakmadı. Evvelce en küçük bir rahatsızlığında kendisini ziyarete geldiği halde, son hastalığında hal hatır sormak, cenazesine katılmak şöyle dursun bir temsilci bile göndermemiş ve başsağlığı dilemeyi bile çok görmüştü." [7]
 
Halil Nihat güncel tarihle ilgili sosyal hadiseleri beyitler şeklinde karikatürize etmeyi seven bir şairdi.  Sosyal faydayı düşünen didaktik şiirler yazarak halkın sorunlarını ele almaya çalıştı. Şiirlerinde halk ağzıyla ve iğneli bir dille iğneli bir dille yazdığı hicviyelerinde başarılı oldu. Yazdığı hicvlerinde divan şairlerini izlemekle birlikte onların aşırı taraflarına kaçmaksızın temiz ve seçkin bir dil kullandı. Böylelikle edebiyatımızda manzum mizah türünün usta şairlerinden biri kabul edildi.
 
 Halil Nihat’ın hicvi, kendinden öncekilerin çoğu gibi müstehcen ve galiz bir karakterde değil, zarif bir üslupla kaleme alınmıştır. Nefi’nin Siham-ı Kaza eseri gibi aynı adla yayımladığı şiir kitabında Devrin ileri gelenle, şairleri, Edipleri, partileri, siyasi simaları, gazetecileri, zarif bir şekilde hicvetti. Cumhuriyet devrinde yapılan dil devrimine karşı çıkarak ve TDK daki dilcilerin tutumlarını uydurma kelimler icat ederken düştükleri durumları ince esprilerle tehzil edip alaya alan Ağaç Kasidesi isimli eserini neşretti (1931) Daha sonra Ağaç Kasidesi isimli eserini Cumhuriyette yapılan inkılâpları tenkit edecek şekilde bin beş yüz beş beyit hâlinde yeniden yayınladı.(1947)
Uzun yıllar eser vermekten uzak duran Halil Nihat, en son 1947 yılında yayımladığı "Ağaç Kasidesi" Türk hicvinin en zarif örneklerini vermiş oldu. 1949’da Ankara’da ilaç içerek intihar etti ve Cebeci Mezarlığına ve hayatta iken en yakın dostu olan İbrahim Alâattin Gövsa ile yan yana Cebeci Ankara Asrî Mezarlığına gömüldü. [8]
 
Zemçi Çetinkaya, Halil Nihat Boztepe Hayatı, Şahsiyeti ve Eserlerinden Seçmeler adıyla 1977 yılında hakkında biyografik bir çalışma yaptı. Trabzon’da bir kütüphaneye adı verildi. “Halil Nihad Boztepe Araştırma Kütüphanesi”.
 
 
Başlıca eserleri şunlardır:
 
Şiir kitapları:
  • Siham-ı İlham (1921),
  • Ayine-i Devran(1924),
  • Mahitab (1924),
  • Ağaç Kasidesi (1947)
Nedim Divanı ile Nedim-i Kadim Divanının Günümüz Türkçe'si Basımını yaptı. .
Ayrıca Fransızcadan yaptığı birçok şiir ve roman tercümesi, gazete ve dergi sayfalarında kalmış şiir ve yazıları vardır.
 
Ağaç Kasîdesi’nden
Vatanda dilsize döndüm değilken ehl-i sükût!
Yerindedir bana bir put demek, yürür bir put!
Lâkırdı etmeğe vermez aman lîsâniyyûn!
Azaldı bende tahammül, tükendi sabr ü sükûn!
Yanımda söyleşiyorlar garîb bir lehçe,
Bir ismi var: Ulusal Dil denir, fakat bence
Ne şîve-i Arabîdir ne Şîve-i Türkî!
Japonca, Çince mi? Aslâ! Bu öyle bir dil ki,
Ne anlıyor onu âlim, ne anlıyor câhil!
Bir etti âlimi câhille memlekette bu dil!
Bu yeryüzünde müsâvât olursa böyle olur!
Uyup hevâsına cehlin ve görmeyip mahzûr,
Bütün lügatları attık, bırakmadık bir tek!
Arapçadır diyerek ya Acemcedir diyerek!
 
İSTANBUL'DA BİLDERİM TEMEL EFENDİ'YE
Ulaa! Temel nasilsun?! Eyi misun hoş misun?!
Yoksa penüm cibi he ola serhoş misun 
İşler nasil cideyi, doli misun boş misun?
Uşaklar ne haldadur? Trapzandan ne haber?
Ecer mektub yazarsan benden de selam conder!
Hasta idi nasildur penüm gafadar İhsan?
Geçirmiş cibi eydi tirene pindum haçan,
Hatırımdan çıktığı yokdur onun bir zaman.
Cendisine selâmlar ihtiramlar iderum,
Süleyman Nazif Beğin ellerinden operim.
Peni sorarsan ecer Parisda gezeyirum,
Ceblerimde çitaplar piyasa edeyirum,
Şimdi yanımda olsa İhsan, Temel deyirum.
Burası da hoş amma sen kine bana inan
Dunyada bir danedir ha! O pizum Trapzan...
Artık dayanamayrum sizun hasretinuze,
Cozümde tutmekdedür Trapzan ile Rize,
Ecer gavuşurisam dunya cozüyle size,
Buzine'de ihvane ziyafet vireceğum,
Hamsi kuşiyle içli tava yedireceğum.
 
 
 

KAYNAKÇA 
 
 
[1] DrAslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf124
[2] http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/temmuz/21/dcundioglu.html
[3] http://trabzonluedebiyatcilar.com/halilnihat.htm
[4] DrAslan Tekin, Edebiyatımızda İsimler, Elips Yayınları, Ankara, 2005, shf124
[5]  http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/temmuz/21/dcundioglu.htm
[6] http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/halil_nihad_boztepe
[7]  http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/temmuz/21/dcundioglu.html
[8] http://yazarmezar.com/mezar-sayfa-445.html
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...