Orhan Veli Kanık Hayatı Edebi kişiliği ve Eserleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 29 Ekim 2013 Salı aaa Beğen
 
 
HAYATI:
 
Türk şair, yazar. Özellikle Cumhuriyet sonrası Türk edebiyat tarihinde, şiir türüne serbest şiir tarzını kazandırmış. Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu ile birlikte, "Garipçiler, ( Serbest Şiir, I. Yeni," akımına  önderlik etmiştir. Türk şiirine yeni bir stil getiren şair,  klişeleşmiş söylemlerden ve yoğun sanatsal kuramlardan bağımsızlaşması ve yenilenmesi gerektiğini savunmuş; “Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak" [1] amacıyla Ölçü ve  kafiye gibi biçimle ilgili özellikleri terk etmiş; konuşma dilinin ve gündelik hayatın her boyutunun şiire yansıtılabileceğini göstermiştir. Dünyaca ünlü  La Fontaine'in hikâyelerini, şiirsel bir anlatımla Türkçeye çevirerek yayımlamış 36 yıllık kısa hayatında şiirlerin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser vermiş önemli bir şairdir. 
 
Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde, Beykoz'a bağlı Yalıköyü'nde bulunan İshak Ağa Yokuşu'ndaki Çayır Sokağında 9 numaralı konakta Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şefi, klarnet üstadı Mehmet Veli Kanık ile Fatma Nigar Hanım'ın ilk çocukları olarak dünyaya geldi.[2]Babası İzmirli tüccar Fehmi Bey'in oğlu Mehmet Veli, annesi ise Beykozlu Hacı Ahmet Bey'in kızı Fatma Nigar Hanım'dır.[3] Ailenin ilk çocuğu olan Orhan Velinin iki kardeşi daha dünyaya gelmiştir. (Adnan Veli Kanık ve Füruzan Yol yapan. Mızıka-yı Hümayun'da klarnetçi  olan babası Cumhuriyet'in ilanından sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın şefi olmuştu.[4] Aslen İstanbul da olmalarına rağmen babası Musiki Muallim Mektebinde (Ankara Konservatuvarı) armoni profesörü[5] de olarak görev yapması nedeniyle ailesi ve Orhan Veli1923-1948 yılları arasında Ankara'da yaşamak durumunda kalmışlardı. Asıl ismi Ahmet Orhan olan şair, soyadı Kanunu çıkmadan önce Orhan Veli olarak tanınmıştı.[6]
 
Orhan Veli'nin çocukluğu Beykoz, Beşiktaş ve Cihangir'de geçti. Anafartalar İlkokulunun ana sınıfına devam eden şair bu okuldan alınarak Galatasaray Lisesi'ne yatılı olarak verildi.  Dördüncü sınıfa kadar bu okula devam ettikten sonra, 1925 yılında, babasının Ankara’da olması sebebiyle  Ankara 'ya taşındı. Burada, Gazi İlkokulu'nu bitiren Orhan Veli, orta öğrenimi için yatılı olarak Ankara Erkek Lisesi'ne gitti.
 
Henüz ilkokulda edebiyatı sevmiş  edebiyata ilgisini ilk fark eden kişi, ilkokul öğretmeni Sedat Bey onu yazmaya teşvik etmişti. Bu sayede, ilk öyküsü olan  "Çocuk Dünyası" adındaki, yazısı eski yazıyla basılan bir dergide yayımlandı. [7]Ankara'da geçen lise yıllarında, ilk olarak Oktay Rifat ile arkadaş olmuş bir yıl sonra da  Melih Cevdet Anday'la halk evinde tanışıp arkadaş olmuşlardı. [8]Bu tanışma her üç isim açısından da edebi kariyerlerinin başlamasına yol açtı. Sürekli edebiyat ve  sanat dünyasını izleyen üç arkadaş, birçok kültür-sanat faaliyetine katılıyor ve çağdaş edebi  akımlar hakkında tartışmalar yapıyorlardı. Lisenin ilk yılında edebiyat öğretmenleri ise Ahmet Hamdi Tanpınar'dı.[9]
 
Üç arkadaş kaleme aldıkları yazıları, şiirleri yayımlayabilmek maksadıyla, Ankara Lisesi okul kooperatifinin finansörlüğünde, "Sesimiz" adını verdikleri bir dergi çıkarmaya başladılar.[10]Orhan Veli'nin ilk şiirleri de bu dergide basıldı. Üç kafadar şair, öğretmenleri  Ahmet Hamdi Tanpınar , Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu’nun desteğini görmüşlerdi.[11]Bu dergideki şiirleri hece ve çoğunlukla aruz ölçüsü ile yazdığı şiirlerdi.
Lise’de tiyatro ile de ilgilenmişler bazı oyunlarda rol alıp sahneye çıkmışlardı. Lise yıllarında tiyatroya ilgi duymaları her üş arkadaşın da ileriki zamanlarda tiyatro eserleri yazmalarına veya çevirmelerine sebep olacaktı.
 
1933 yılında Ankara Erkek Lisesinden mezun olup, İstanbul'a  döndü    İstanbul Ünivers., Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümünde öğrenim görmeye başlamıştı. Kendi fakültesinin öğrenci grubu başkanı seçilmiş,[12] Galatasaray Lisesi'nde, yardımcı öğretmen statüsünde görev almıştı.[13] Bu yıllarda Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile haberleşmeleri devam ediyordu.  Ancak, 1936 yılında, lisans eğitimini bırakarak Ankara'ya döndü. Başkentte bir süre, PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosu'nda memurluk yaptı.  Üç kafadar yeniden bir araya gelmişti. Aynı yıl,  serbest şiiri tarzını haber veren ilk şiirleri (Oaristys, Ebabil, Eldorado ve Düşüncelerimin Başucunda) adlı şiirlerini , Nahit Sırrı Örik'in desteğiyle, "Varlık" dergisinde yayımlandı.[14]  O. Rıfat ve M. Cevdet’in de şiirleri bu dergide çıkıyordu.  Bu dönemde ki şiirlerinde aşk, özlem, çocukluk anıları gibi temaları işliyor, "Mehmet Ali Sel" mahlasını kullanıyordu.. ARUZve HECE ÖLÇÜSÜnün, klasik şiir kalıplarının özelliklerini çok iyi biliyor ve Varlık Dergisindeki bu şiirlerinde bu ölçüleri kullanıyordu. Bu yıllarda Ercüment Behzat Lav, Nazım Hikmet, kendine özgü ve serbest ölçü ile yazamaya başlamış olan Asaf Halet Çelebi gibi şairlerin serbest ölçü ile yazdığı şiirleri incelemeye başlamış olmalıydılar.*
 
Orhan Veli, 1936-1942 yılları arasında, dönemin popüler kültür- Sanat dergileri olan  İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, Inkilapçı Gençlik, Demet, İşte ve Aile'de manzume ve düz yazılarıyla yer aldı.[15]Bu üç arkadaşın kafalarında serbest şiir kuramı oturmaya başlamıştı. Bu kurama uygun ilk şiirlerini yazmaya başladılar.
 
Oktay Rıfat, Orhan Veli ve Melih Cevdet, yenilenme düşüncesiyle şiiri kalıplaşmış biçimlerden, söylemlerden kopararak yeni tarz oluşturmaya karar verdiler. Ve adına Serbest Şiir dedikleri şiir tarzını geliştirmeye başladılar. Bu tarzdaki ilk şiirlerini de Varlık Dergisinde çıkarmaya başladılar.[16] Serbest şiir hareketin başlatmaları Oktay Rıfat, şu şekilde aktarmıştır. “ “Başka, bambaşka bir şiir hasreti ikimizin de içinde. Ben, yeni bir şiir yazmışım, Orhan’a okumağa pek cesaret edemiyorum. Çünkü ne veznivar ne kafiyesi Hem de birkaç satırlık bişey. Adı: Saksılar. (…) Birara boş verip okuyuveriyorum. Orhan kolay coşmaz. Coşuyor. Şu işe bakın o da cebinden dört satırlık bir şiir çıkarıyor. Adı: Kelebek. Raymond Radiguet’den tercüme etmiş. Bu sefer coşmak sırası bende. Sarmaş dolaş oluyoruz.[17]
 
Orhan Veli  Melih Cevdet ve Oktay Rıfat 1938 yılından sonra Garip şiirini ortaya koyacak çalışmalara başladılar.  1941 yılında da serbest şiir ölçüsü ile yazdıkları ve kuramlarını ortaya koydukları şiir tarzından oluşan Garip kitabını yayımlayarak "Garipçilik" ("Birinci Yeni" Serbest Şiir, Kuralsız Şiir) şiir akımını başlattılar. 1941 yılının Mayıs ayında çıkan Garip adlı eserde Orhan Veli’nin yirmi dört, Melih Cevdet'in on altı, Oktay Rıfat’ın ise yirmi bir şiiri yer almıştı. Garip Kitabının önsözündeki Serbest Şiir manifestosu Orhan Veli imzalıydı.
 
Garip şiirinin ortaya çıkmasında üç kafadarın şaka yapmak, matraklık ve muziplik çıkarmak niyetleri önemli rol oynamıştı. Fakat şiirlerini yayınladıktan sonra kendilerinin de ummadıkları bir ilgiyle karşılaştılar. Dergilerde çıkan şiirleri ile alay edilmekteydi ama onlar şikâyetçi değillerdi. Melih Cevdet şiir yazma işini başta nasıl şakaya aldıklarını ve eğlendiklerini “Biz üç arkadaş şiir yazarken nasıl şaka ediyorduk, bilemezsiniz… Dünyayı şakaya alıyorduk. Gerçekten devrimci bir şiir olduğunu sonradan anladım. Çünkü bu şiir alaydan çıkmıştı. Alay etmezseniz hiçbir şey çıkaramazsınız. Biz düpedüz alay ettik.”[18] Şeklinde açıklayacaktı.
 
Şiirde biçimsel kuralları yok sayan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan şiiri yenilemek ve kendi diline, milletine özgü hale getirmek, şiiri her türlü kalıptan, alışılagelmiş, söylemlerden,  sanatlardan kurtarmak, hicivsel unsurlar ve mizah öğeleri kullanarak evrendeki her konuyu şiire sokmak,,gündelik olayları, sıradan konuları şiire dahil etmek düşüncesiyle hareket ettiler ve şiirlerinde bu görüşlerini uyguladılar. Orhan Veli, Garip'teki önsözde  , "hece ölçüsü ve HECE ÖLÇÜSÜ ve KAFİYE'nin şiiri yozlaştırdığını söylüyor ve onlara göre "şiirin, insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğunu ifade ediyordu. "Şiire, egemen sınıfların beğenilerinin sonucu yerleşen kalıplaşmış öğeler kaldırılmalı, şairaneliğe son verilmeli ve şiir toplumun çoğunluğuna seslenmeliydi. Bu amaç da ancak yeni yollar ve yeni araçlarla gerçekleştirilebilirdi." Kitaptaki şiirler ve önsöz edebiyat dünyasında büyük tartışmalara sebep oldu. Özellikle Orhan Veli'nin yazdığı "Yazık Oldu Süleyman Efendi'ye" mısrası üzerinde çok durulmuştu.
 
PTT'deki görevinden 1942 senesinde askerlik nedeniyle ayrılıp  II. Dünya savaşı nedeniyle uzatılan askerliğini 1945 yılına kadar Gelibolu'nun Kavak Köyü'nde yaptı.[19]
 
1945 yılında, Ankara'ya dönerek, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda tercümanlık yapmaya başladı. Burada, Azra Erhat, Oktay Rıfat ve Erol Güney ile birlikte ortak çeviri çalışmaları yürüttü. Fransızca'dan yaptığı çeviriler bakanlığın klasikler serisinden yayınlandı.[20]  1945'te Vazgeçemediğim isimli şiir kitabını, Nisan 1945'te ise Garip'in sadece kendi şiirlerini içeren ikinci baskısını çıkardı.
 
 1947 yılında, istifa etti. Hemen ardından, Mehmet Ali Aybar tarafından yayımlanan, "Hür" ve "Zincirli Hürriyet" adlı gazetelerde, siyasal, sosyal, kültürel ve edebi konular üzerine eleştirel yazılar kaleme almaya başladı. [21]1948 yılında ise, bir süre, Ulus gazetesinde, "Yolcu Notları" başlığı altında makaleler yazdı.[22]
1 Ocak 1949 tarihinde, iki sayfalık "Yaprak" adlı kültür-sanat dergisini çıkarmaya başladı. Yaprak'ın yayınlandığı 1949 yılı boyunca Nasreddin Hoca hikâyelerini şiirleştirdi, On beş günde bir yayımlanan derginin ömrü, finansman sorunu nedeniyle kısa sürdü ve yirmi sekiz sayıyla sınırlı kaldı. 1950 tarihinde İstanbul'a taşınmaya karar verdi. Aynı yıl, Nazım Hikmet'in mahkûm edilmesini protesto etmek için Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile birlikte, üç gün boyunca açlık grevi yaptı. [23] Karşı isimli son şiir kitabını yayınladı ve Charles Lamb'ın uyarladığı Shakespeare'in Hamlet ve Venedik Taciri isimli eserlerini Şehbal Erdeniz'le birlikte Türkçeye çevirdi.[24]
Aniden fenalaşması üzerine kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde, beyin kanaması sonucu girdiği komada hayatını kaybetti. Cenazesi, Rumelihisarı'nda bulunan Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yakın arkadaşları tarafından, 1 Şubat 1951 tarihinde, en verimli çağında hayata veda eden şairin anısına "Son Yaprak" adlı tek baskılık bir dergi yayımlandı. 
 
 
 
EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİNDEKİ KONULAR
 
 
Serbest Şiir,I.Yeni, Garip akımının önderi olan şair,  ölçü, uyak gibi alışılagelmiş klişelerden, kalıplardan ve kurallardan bağımsız olarak da şiir yazılabileceğini kanıtlamıştır. EDEBÎ SANATLAR,ifadeler, kalıplaşmış benzetmeler olmadan, rutinleşmiş konulardan kurtularak gündelik hayatın sıradan konularını ve insanlarını şiirde malzeme olarak kullanan, basit ve yalın olan halk dilini şiirin dili haline getiren şiirler yazılabileceğini göstermiş olmaktadır.
 
Şiirlerinde yumuşak hicivler, ,espri ve mizah öğelerden de yararlanmıştır. “Gündelik hayatın her yönünün şiire konu olabileceğini savunmuş ve kendini belli bir duygu ya da düşünceyle sınırlamamıştır. Amacı, okura biçimsel bir şaheser sunmak değil, anlatmak istediklerini hissettirebilmektir.”   Bu amaçla yazdığı şiirlerinde, konuşur gibi şiirler yazmış,   Orhan Seyfi Orhon,  Atilla İlhan gibi şairler tarafından şiiri basitleştirdiği, sıradan hale getirdiği, kuruluğa düşürdüğü için eleştirilmiştir.
 
Sanatta toplumsal fayda düşüncesinde olan Orhan Veli, halka hitap etmeyi tercih etmiştir. “Şiirin kısır bir döngü içerisinde kalmaması gerektiği düşüncesiyle, sürekli olarak kendini ve kalemini geliştirmeye çalışmıştır.
Moliere, Rimbaud, Musset, Gogol, La Fontaine, Jean-Paul Sartre gibi dünyaca ünlü yazarların eserlerinden çeviriler yapmıştır.” S Çocuk hikayeleri yazan La Fontaine ile  Nasrettin Hoca öykülerini, şiirsel forma dönüştürmüştür. Önemli eserlerinden bazıları İngilizce, Fransızca, Rusça ve Yunanca gibi dillere çevrilmiştir. Eserlerinde, özellikle İstanbul'a aşk derecesindeki tutkusu dikkat çekmektedir. 
 
Her şeyin şiire konu edinilebileceğine inanan Orhan Veli ve arkadaşlarının CUMHURİYET DÖNEMİ Şiirine yaptığı en büyük katkılardan biri düşüncelerini cesaretle şiirlerinde uygulamış olmalarıdır. Evrendeki her konunun şiirin konusu olabileceğini savunmuşlar, cımbızlı nasırlı şiirler yazmışlardır. Bunun için sıradan insanı kendilerine konu edinmişler, eski şiirlerdeki ideal insan, ideal konu, sevgili, düşünce kavramlarını yıkmışlardır.  “Divan şiirinde insan, aşkın arayıcısı olan kusursuz ve soyut bir varlık; NAMIK KEMAL,  Tevfik Fikret ve Mehmet Akif gibi şairlerin eserlerinde toplumu için mücadele eden bir kahraman iken Orhan Veli'nin şiirlerinde gündelik sorunların peşinde koşan sıradan bir vatandaştı.”  
 
O Veli romantizmi öldürmek, şiiri sıradanlaştırmak, şiiri kuru ve değersiz hale getirmek vb yönlerinden çok suçlandı ve aşırı tepkiler aldı. Buna rağmen edebiyatımızda şiir hareketi oluşturabilen etkileri uzun dönemlere yayılan ürettiği ve savunduğu tarzı kısa sürede çok kabul gören ender şairlerden biri oldu. 
 
Şiirde çok sıradan konulara, çok yalın bir dil ile yer vermesi şairanelikten kaçınması, çoşku ve duyguyu  göz ardı etmesi alaylara dahi sebebi olmuş Kitabe-i Seng-i Mezar şiirindeki Süleyman Efendi’nin nasırlan konusunda alaya uğramıştır.  Hayattaki en önemli sorunu nasır olan, Süleyman Efendi şiiri ile ilgili olarak Orhan Veli: "Ben hayatı sadelik içinde geçmiş basit bir adamın hayatından bahsetmek istedim. Acayiplik olsun diye yazmadım şiiri neşretmeden evvel de bu kadar yadırganacağını tahmin etmiyordum. Hayatından daha büyük manevi ızdırapları olmayan bir insan için nasırın mühim olduğunu telakki ediyorum" [25]"
 
Toplum eleştirisi teması da Orhan Veli tarafından sık sık kullanmıştır. “Fakat şair, bu konuyu kendisinden önce bu türün örneklerini veren NAMIK KEMAL, NAZIM HİKMET ya da Tevfik Fikret gibi isimlerin aksine ironi ve parodi tekniklerini kullanarak işliyordu. Hardalname, Cımbızlı Şiir, Vatan İçin, Bedava ve Kuyruklu Şiir'in örnek olarak verilebileceği şiirlerinde sadece durum tespiti yapıp herhangi bir ideolojiyi savunmaması sebebiyle sanatçı burjuva şairi olmakla da suçlanmıştı.”[26]
 
Orhan Veli birçok şiirinde aşk ve cinsellik konusunu da işlemiştir. Bu tip şiirlerinde de ince bir alay ve espri sezinlenir.  Şiirlerinde sık görülen diğer temalar ise çocukluk, sıradan insanların avarelikleri, gündelik hayatın sıradan sorunları gibi temalar olmuştur.  Avarelik onun şiirlerine neredeyse beli başlı bir konudur. Şiirlerinde nasırlarından şikâyet eden, kahvede ajans dinleyen, işsiz güçsüz dolaşan insanlar sık sık ele alınmıştır. İstanbul, kadın ve deniz karşımıza çıkan diğer temalar olur. Orhan Veli Kanık, NEDİM ve YAHYA KEMAL ile birlikte Türk şiirinin sayılı İstanbul şairlerinden biri kabul edilmektedir
 
Çocukluk şairin hem Garip öncesi hem de Garip döneminde sık sık kullandığı temalardan biri olarak dikkat çeker..
Şairin işlediği diğer temalar arasında yaşama sevinci, savaş, Yolculuk gibi temalar da vardır. “Talât Sait Halman'a göre var olmanın ve yaşamın sevincini Türk edebiyatına sistemli olarak yerleştiren isim Orhan Veli olmuştur”.
 
 
DİĞER ESERLERİ
 
 1947 yılında başlayarak ölümüne kadar altı öykü yazdı. Bu öyküleri Tanin, Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yayınlandı. Kanık'ın 21 makale, 6 öykü ve 7 eleştiri yazısı 1953 yılında Varlık Yayınevi'nce Nesir Yazıları ismiyle basılmıştır.
 
Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le birlikte Batıdan Şiirler isimli kitaptaki 31 şiirin altı tanesin  Kanık tarafından çevrilmiştir.[27] La Fontaine'den Masallar'da ise La Fontaine'nin 49 masalını Türkçeye çevirmiştir. [28]1937-1941 yılları arasında Ki-Ka-Ku isimli Japon şairinin 30 haikusunu Türkçeye çevirmiş,[29] William Shakespeare'in Venedik Taciri'ni Şehbal Erdeniz'le birlikte 1949 yılında tercüme etmiştir.
 
Alfred de Musset'nin “Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı” tiyatro eserini, Moliere'in üç oyununu, Jean Anouilh'in Antiogone isimli oyununu, Jean-Paul Sartre'ın Saygılı Yosma'sını Türkçeye çeviren bir yazardır.
 
 
Şiir kitapları
  • Garip (1941, Resimli Ay Matbaası)
  • Vazgeçemediğim (1945, Marmara Yayınevi)
  • Destan Gibi (1946, Ölmez Eserler Yayını)
  • Yenisi (1947, İnkılâp Yayınevi)
  • Karşı (1949, Güney Matbaacılık ve Gazetecilik)
  • Bütün Şiirleri (1951, Varlık Yayınları)
  • Hikâye/Şiir
  • Nasreddin Hoca Hikâyeleri (1949, Doğan Kardeş Yayınları)
Yazılar
  • Nesir Yazıları (1953, Varlık Yayınları)
  • Edebiyat Dünyamız (1975, Bilgi Yayınları. Hazırlayan: Asım Bezirci)
  • Bütün Yazıları (1982, Can Yayınları)
Çevirileri
  • Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı, Alfred de Musset (1943, Maarif Basımevi)
  • Barbarine, Alfred de Musset (1944, Maarif Basımevi)
  • Scapin'in Dolapları, Molière (1944, Maarif Basımevi)
  • Versailles Tûluatı, Molière (1944, Maarif Basımevi, Azra Erhat'la birlikte)
  • Sicilyalı Yahut Resimli Muhabbet, Molière (1944, Maarif Basımevi)
  • Tartuffe, Molière (1944, Maarif Basımevi)
  • Üç Hikâye, Nikolay Gogol (1945, Alaaddin Kıral Basımevi, Erol Güney'le birlikte)
  • Turcaret, Alain Rene Lesage (1946, Milli Eğitim Basımevi)
  • Fransız Şiir Antolojisi, (1947, Varlık Yayınevi)
  • La Fontaine'in Masalları, La Fontaine (1948, Doğan Kardeş Yayınları)
  • Hamlet, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
  • Venedik Taciri, William Shakespeare (1949, Charles Lamb uyarlaması, Doğan Kardeş Yayınları)
  • Saygılı Yosma. Jean-Paul Sartre (1961, Ataç Yayınevi)
  • Batıdan Şiirler (1963, Yeditepe Yayınları)
  • Bütün Çeviri Şiirleri (1982, Can Yayınları)[30]
 
KONUYLA İLGİLİ LİNKLER
 
  • Oktay Rıfat Hayatı ve Edebi Kişiliği
  • Melih Cevdet Anday Hayatı ve Edebi Kişiliği
  • Orhan Veli Kanık Hayatı Edebi kişiliği ve Eserleri
  • Melih Cevdet Anday Şiirleri
  • Orhan Veli Kanık Şiirleri
  • Oktay Rıfat'ın Şiirleri
  • Garipçiler - Serbest Şiir , I. Yeni - Garip Topluluğu
  • Garip Önsözü Tam Metni Orhan Veli
  • Garip Kitabı İçeriği Şiirleri ve I. Yeniye Tepkiler
  • Serbest Şiir ( I. Yeni , Garip Şiiri ) ve Özellikleri


Edebiyatımızda serbest ölçü ile yazan ilk şairler Garipçiler değillerdir. Onlardan üç dört yıl önce. Nazım Hikmet, E. Behzat Lav, Asaf Halet Çelebi ve diğer birkaç şair ölçüsüz şiirler yazmışlardır. Fakat Edebiyat tarihinde serbest şiir tarzını ilk yazanlar Garipçiler olarak gösterilmiştir. Bunun nedeni serbest şiir kuramını ilk kez Garipçilerin ortaya koymuş olmaları olabilir.
 

Şiirleri


KAYNAKÇA 
 
[1] Sağlam, Nuri (2002), Orhan Veli Kanık: Hayatı, Sanatı, Eserleri, Eserlerinden Seçmeler, Hikmet Yayınları, ISBN 975-6524-85-5
[2] Kurnaz, Cemal; Tatcı, Mustafa (2000), Ölümünün 50. Yılında Belgelerle Orhan Veli, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, ISBN 975-11-2080-, sayfa 3
[3] Uyguner, Muzaffer (1967), Orhan Veli Kanık: hayatı, sanatı, eserleri, Varlık Yayınları,  sayfa 3
[4] Taşçıoğlu, Yılmaz (2004), Türk Şiirinde Bir Garip Adam: Orhan Veli Kanık, Beykoz Belediye Başkanlığı Yayınları, shf-23
[5] Taşçıoğlu, Yılmaz (2004), Türk Şiirinde Bir Garip Adam: Orhan Veli Kanık, Beykoz Belediye Başkanlığı Yayınları, shf-23
[6] Kurnaz, Cemal; Tatcı, Mustafa (2000),age, sayfa 3
[7] Ercilasun, Bilge (2004), Orhan Veli Kanık, Hayatı, Sanatı, Eserlerinden Seçmeler, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, ISBN 975-11-0789-X, sayfa 16
[8] Şahamettin.Kuzucular, Melih Cevdet Anday Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[9] Şahamettin Kuzucular, Oktay Rıfat Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[10] Şahamettin Kuzucular, Oktay Rıfat Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[11] Şahamettin Kuzucular, Oktay Rıfat Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[12] Kanık, Adnan Veli (1953), Orhan Veli İçin, Yeditepe Yayınları, shf, 9
[13] Ercilasun, Bilge (2004),  sayfa 17
[14] Bezirci, Asım (1972), Orhan Veli, Oluş Yayınevi, sayfa 10
[15] Bezirci, Asım (1991), Orhan Veli: Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Eserleri, Altın Kitaplar Yayınevi, ISBN 975-405-239-5, sayfa 18
[16] Şahamettin Kuzucular, Oktay Rıfat Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[17] Tarık Özcan, Şair ve Sözün Mahşeri Oktay Rifat, Akçağ Yay., Ankara 2005,s. 27-28.
[18] Şahamettin.Kuzucular, Melih Cevdet Anday Hayatı ve Edebi Kişiliği, edebiyadvesanatakademisi.com
[19]  Ercilasun 2004, sayfa 17
[20]  Ercilasun 2004, sayfa 17
[21] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k#cite_note-Kan.C4.B1kAdnan9-27
[22] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k#cite_note-Kan.C4.B1kAdnan9-27
[23] Doğan, Mehmet H., Yaprak döneminde Orhan Veli. Türk Dili, sayı 291. Aralık 1975, sayfa 722 - 731
[24]  Bezirci 1991, sayfa 20
[25] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k#cite_note-Kan.C4.B1kAdnan9-27
[26] http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k#cite_note-Kan.C4.B1kAdnan9-27
[27] Ercilasun 2004, sayfa 33
[28] Ercilasun 2004, sayfa 33
[29] Fuat, Memet (2000), Orhan Veli, Adam Yayınları, 9789754186420, sayfa 99
[30]  http://tr.wikipedia.org/wiki/Orhan_Veli_Kan%C4%B1k
 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...