“İhya”nın Hakikat Sarayının “Kitab-ı Tevbe” Menzili

Günün Yazısı
Ekleyen : Zekai Kırıktaş , 09 Mart 2019 Cumartesi aaa Beğen 1
Bir saray düşünün ki semaları kuşatan kubbesini dört muazzam sütün ayakta tutmakta, her bir sütünu ise on muhteşem kemerli mehib başını ta arşa dek uzatmakta, yıldızlar gibi nurlu kandillerle süslü ve  eşsiz bir güneş sarayın her köşesini pırıl pırıl aydınlatmakta. Bu sarayın dört azim kapısı vardır ki hiç kapanmaz, hangi kapısından girilirse girilsin has odalara alınma müjdesi hep geçerli. İşte İmam Gazali Hz.lerine ait İhya isimli eseri, gönülleri böylesi muhteşem bir saray-ı hakikate konuk ediyor. Bu kutlu kitap asr-ı saadetin kusursuz güzelliğini taliplerine 1000 yıldır dipdiri yaşatan manevi bir ilim sarayıdır. Kapısına gelen cümle hakşinas ve hakikatbin yolcularını asla mahrum bırakmaz ve hasta gönüllere şifa, kalplere gıda, nefislere saflık, akıllara ise hikmet tiryakları sunar. İstisnasız herkese insan-ı kamil olmanın adap ve erkanını talim eder. Mahrem-i esrar olmanı şükürleri bu saraydan çıkanların dilinden taşar hep.

Hazreti İmam Gazali evvela Dört hak kitap, dört halife, dört hak mezhep, dört tasavvuf mertebesi (şeriat, tarikat marifet, hakikat) gibi sırlara işaret ederek dört cüz-dört kapı ile bizi selamlar. Sonra her kapının ardında on menzilde bezm-i muhabbet kurar ve sayısız ilm-i ledün sofraları ikram eder. Uğradığınız her menzil konuğu alır, neye ihtiyacı varsa ona göre her bir cüzünü ihya(diriltme), İkmal(mükemmelleştirme), irşad(olgunlaştırma), itmam(tamamlama), tezhib, tahkim, teçhiz, tenvir, tecdid(yenileme) yapar. Hamı pişirir ve oldurur, manevi kuvvet, kudret ve zırhla mücehhez kılar.

Dilerseniz bu büyük kitabın dört cüz’üne kısaca bir göz atalım. İhya sarayının dört kapısı veyahut dört sütunu;
Rub’ul İbadat; İbadetler başlığında 10 cüz
Rub’ul Adat; Adetler başlığında 10 cüz
Rub’ul Mühlikat; Yıkıcı, helak edici 10 husus
Rub’ul Münciyat; Kurtarıcı, necata erdirici 10 düstur

Biz bugün bu büyük eserin dördüncü kapısından girecek ve “Tevbe” menziline konuk olacağız. Lakin öncelikle şu gerçekleri söylemek boynumuzun borcu. Asr-ı saadet hakla batılın, doğru ile yalanın, medeniyetle vahşetin, ilimle cehaletin tamamen ayrılıp ayan beyan ortaya konduğu bir gül devriydi. En hayırlı asırdı. Lakin bu tertemiz asırdan uzaklaştıkça insanlık tekrar kirlenmiş, vahyin bereketinden istifade azalmış, islamın elmas ve altın prensipleri ihmal edilmiş, cemiyet gitgide türlü hastalıklara müptela olmuştur. 21. Asrın evladı olan bizler Nebiyy-i Muhteremin(sav) asrından epey uzaklaşmanın ıstırabını, ahir zamanın korkunç ahvalini iliklerimize kadar hissediyoruz. Batının fen ve teknolojide, siyasi ve mali konularda bizleri ezdiği-dönüştürdüğü-kirlettiği bir asırdayız. Bakışımız şaşı, zihnimiz bulanık, aklımız şaşkın, kalbimiz ise sayısız hastalıkla ve buhranla boğuşmakta. Gürültücü, aldatıcı, sömürücü, ikiyüzlü bir dünyanın sancısı koca bir insanlığı ezmekte. Sağlıklı bir birey bulmak imkânsız hale geldi.

Şimdi yukarda anlattığımız karmaşık ve elverişsiz koşullardan çıkmak elbette mümkün. Başımızı kaldırıp bizden bin yıl önce yaşayan koca bilge, büyük kalp doktoru, ruh terbiyecisi, nefis ıslahı mütehassısına kemal-i haşyet ve hayranlıkla bakalım dilerseniz. Rahle-i tedrisine edeple dahil olalım. Hane-i saadetinde manevi tedavisini kendimiz bizzat tecrübe ederek müşahade edelim.

Hazreti Pir sanki hayattar koca bir çınardır şu dar-ı dünyada. İnsanlığın ezelden çıkıp ebede varan yolculuğunda durup dinlenebileceği en mutena ve en mahrem istirahat yeri, onun huzurlu gölgesidir elbette. Endişeye mahal yok, zira o şecere-i tubanın gölgesi zeminin şarkını garbını istiab edecek kudrette azimdir. Altında cennet ırmağı misal ehl-i sünnet ırmakları çağlar. Üstünde her mizaca ve zevke uygun şifahane-i iman meyveleri-tiryakları, mariz-alil ve mecnunlara şefkatle tebessüm eder ve bihakkın hepsini selamete erdirir biiznillah. İklimi ise cennet-asadır.

İhya kitabını “kurtarıcı on iksiri”nin ilki “tevbe”dir. “Temizlik imandandır” diyerek manevi temizliğin ilk gereğinin adap ve erkanını ciddiyetle ve vakarla anlatır bize. Hasbelkader Adem atamız gibi bizlerde hata işlemekte olduğumuz aşikar. Şerefli atamız cennetten dünya denen mihnet yurduna gelince “tevbe”yle Safiyyullah(Allahın temiz kulu) olmuş, dergah-ı ilahide makbul-mahbub ve halife-i arz olduğu gibi, bize de aziz babamızın şerefli adetine uymak düşerdi doğrusu.

Hazreti Pir nasıl ki hem elbiseler hem bedenimiz belli aralıklarla kirlenir ve yıkanmak icap ediyor, aynen insanoğlu manen sürekli temizlenmesi gerekir buyurur. Dış temizlik nasıl şartsa iç alem de arı-duru olmalıdır. Deterjan, su, sabun, banyo her insan bilir ve ne kadar lüzümlu olduğu izahtan varestedir. Lakin iç-manevi temizliğin neden yapılması gerektiği, nasıl ve ne zaman yapılacağı pek bilinmemekte, yahut bilindiği sanılmakta. Maddi temizlik maddi nesne ve malzemelerle yapıldığı gibi manevi temizlikte kalben ve lisan ile yapılmalı. Manavi kir olan günahlar(şirk, küfür, kul hakkı…) kalbi kirletip hasta eden kir ve mikroplardır. Tevbe ile temizlik bazen kalp pişmanlığı, bazen dille istiğfarla, bazen elle iyilik yaparak olur. Maddi kirler nasıl kategori olarak zor çıkanı da vardır çabuk temizleneni de. Kalbi-ruhi kirler günahın büyüklüğüne, sıklığına ve çeşidine göre temizlenmesi değişkenlik arzeder. Temiz kalmak öncelikle “adam kirlensin nasıl olsa temizlenir demeden” ihtiyat-titizlik ve ciddiyet ister.

Bedenin hastalık ve sıkıntılarının her birine iyi gelen devayı doktora başvurmak ne kadar makul ve doğrudur malum. Dünyevi hastalık için herkes hastanelere koşar da manevi rahatsızlığına dair hiç gam çekmez, çok zaman dertli olduğunu dahi bilmez, eskaza arasa hakikatli kalp tabibi-ruh doktoru bulmak ne kadar zordur. İşte Hazreti Pirin kitaptaki sözleri ab-ı hayat gibidir erbabınca bilindiği üzre. O büyük şifacının tüm devaları iman-islam-ihsan bahçesinden derlendiği için, gönüllere tatbik edilince şifayab olur cümle biçareler.

Peki herkesin tevbe etmeyi kelime olarak bilmesine rağmen neden insanlar günahtan, hatadan kendini kurtaramaz diye sorulunca İmam: Sebebi iki şeydir; gaflet ve şehvet. Gaflet ancak ilimle giderilirse, şehveti harekete geçiren sebepleri yok eden sabırla mukabele edilince gerçek temizlik elde edilir.Sabır korkudan, korku ise yine ilimden gelir. İlim ise basiret, tefekkür veyahut duymak ve taklit yoluyla elde edilir der Pir-i Mugan.

21. asrın evladından ehl-i ilmi “İhya”, ehl-i tariki ise “Mektubat-ı Rabbani” ders halkasına almayı bekler. Biri zahir diğeri batın, biri dış diğeri ise içi-özü inşa etmekte ve hala yüksek irfan şahikalarında şehbalini şerefle dalgalandırmaktalar. ihyada necib ceddimizin rahle-i tedris eylediği medreselere selam çakılır, mektubatta ise tekkelerde muhabbet neşvesiyke mest-ü sermest olan gönül erlerinin içtiği saf aşk şarabıyla kendimizden geçeriz.
 
Nefis, şeytan ve hevanın yıkıcı, tahrip edici ordularına karşı hezimet üstüne hezimet yaşayan neslimizden muzaffer olma arzusu olanlara, bu büyük manevi kumandan-ı azamın talimat-taktik-teknik ve tembihlerini öğrenmeye koşması ne büyük bir devlettir.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...