(STD) DUA İLE İÇ ONU- İÇİ ONLARI

Ekleyen : Eyyup Akmetin , 26 Temmuz 2019 Cuma aaa Beğen 1
 
 
       Hiç bakmıyor musun? Sağına, soluna. Görmüyor musun? Gelenleri, gidenleri, hastaları, kazalarda ölenleri! Bir gün sıra bana da gelir diye hiç düşünmedin. Paranı Altına, Dolara çevirmeyi bilirsin. Duaya da çevireyim, Ölüm var. Ahiret var. Götürecek neyim var demedin. Gezdin tozdun sözde hayatını yaşadın. Oldun mu? Şimdi duaya muhtaç! Kim gönderecek seni mezara “DUA İLE” Verdin mi ki? Elinle, gele seninle. Hep ben, hep ben, Hani biz, hepimiz, Paylaşmayı unuttun, Yaratanını unuttun, Hayatın anlamını unuttun. Şimdi de seni unuturlar. Unuttururlar. 

DUA İLE

eşin, evin, araban dostun dua ile!
arkardaşların, yakınların para ile!
akrabaların, yakınların dua ile!
duadır sana, sana duadır,

dua ile yatar, dua ile kalkarsın,
duasız yaşam, zarardır, diyorsan,
duam yoksa! bende yokun diyorsan,
sana duadır, duadır sana,

paranı harcadınsa helalre,
vermedinse, haraamları,
harcadınsa, ailene, dostlarına,
duadır sana, sana duadır,

helalinden kazandınsa paranı,
döktünse alınterini,
sevdirdinse, mazlumları,
sana duadır, duadır sana,

dua para gibi değildir,
her iki dünyada da korur seni,
sen varsanda vardır, sen yoksanda vardır,
duadır sana, sana duadur,

dualar her derde dermandır,
hastalara şifa, dertlilere devadır,
kazalara, belalara kalkandır,
sana duadır, duadır sana,

dua ile gelenler,
dua ile giderler,
hayır-dua ile anılırlar,
duadır sana, sana duadır.

Aslında şiirimizi okuduktan sonra yazılacak pek bir şey kalmıyor. Ama! Biz yine de yazalım dedik. Çünkü bizim Milletimiz, Amalara, Ancaklara, alıştığından. Yazıdan sonra mutlaka bir açıklama daha bekliyor. Belki de ancak böyle anlaya biliyoruz. Kim bile bilir. 
Bazen bir insana bin tane laf söylersin anlamaz. Bazen de bir laftan çok şeyler anlıyor. Sonrada he öylemi? Doğruya der seni şaşırtır. Yaratan kullarını çeşit çeşit yaratmış. Bizim Aklımız erdiği yere kadar. Zaten son zamanlarda hemen hemen her şeylerin anlamı kaydırılmış! veya kaymış. Evetler, sanki hayır olmuş, okunun manası sanki göz gezdir, anlamasan da olur. Bir dakikalar sanki saat, beş dakika saatler sürer. Hele hemen geliyorum, sanki gelmiyorum. Müslümanım ne demek? Sor camii cemaatine kaçından cevap alabilirsin. Doğru cevabı geçtik, çoğu bir kelime edemez. Çünkü bellemişiz Üç beş konu onun dışında bir şey konuşulmuyor. Anlatılmıyor. Hep bildik şeylerden bahseder olduk. Mesela cennet anaların ayakları altındadır. Doğrudur. Dinimiz öyle bildirir. Ama Hangi ana? O ana nasıl bir ana? Nasıl bir eş? Dini ve dünyevi görevlerini hakkıyla yapıyor mu? Bunu soran anlatan yok. Anlatanda yüzeysel anlatır ki kimse sanki bir şey anlamasın? Dinimiz “Kocasının rızasını kazanmayan kadın cennetin kukusunu bile alamaz” diyor. Bunu söyledin mi? Bazı hanım efendiler rahatsız oluyorlar. Olsunlar Yaratanın Emri ne ise o. Ne bir milim eksik, ne bir milim fazla kimse söyleyemez. Söylemek haddi değil sanki herkesler dini kendi anladığı gibi veya işine geldiği gibi yorumluyor. Peki! Suç kimde, yine hepimizde? Dinimizi okuyup öğrenmiyoruz, öğrendiğimizi yaşamıyoruz. Bu görev sadece imamların veya dini görevlilerin vaizlerin değil, hepimiz onlar kadar dinimizi bilmek zorundayız ki, kimseler dini konularda bizleri kandırmasın. Peşlerinden koşturmasın, yanlış yerlere götürmesin. Dinimiz hırsızlık, faiz, torpil, hile, hele yalan, ille yalan haram diyor. Münafıklığın en önemli alameti diyor. Herkesler biliyor, kimseler yalandan kaçmıyor. Yalanları, hileleri savunanlar, doğruları savunanlardan kat ve kat fazla. Haramlarda bir birimizle öyle yarışıyoruz ki, gavur dediklerimize fark atıyoruz. Gavurlar doğruları atalarımızdan, yalanları, yanlışları bizlerden öğrendi maalesef. Zaten doğruları söylemek suç! Hem yeri değil, hem zamanı değil, her doğru her yerde değil, yerinde bile söylenmiyor. Yeri neresi derseniz, bizlerde henüz öğrenemedik. Ah bir öğrenmeyi öğrenebilsek, bu kadar çabuk oyunlara gelmeyiz. Ne deriz her Zaman? Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Öylemi? Öyle elbette. Ancak kaçımız uygularız, kardeşliğimizi, hele bir uygulamaya kalkın bakalım. Size hemen ani cevap Sana ne? Size ne? Kime ne? Lafları başlar. Hem deriz dost acı söyler, ama doğruyu söyler. Hem doğrulara değil, yalanlara, yanlışlara inanırız. Dostlarımızı kınarız.
Hele içki içeni, kumar oynayanı, duman çıkaranı, dostça bir uyar. Sana bir sürü mazeret sayar, kendini önce acındırır, sonra kendini haklı çıkarmaya çalışır. Sen, Siz, Biz haklısın desek ne yazar. Yüce Yaradan haram demiş, yanlış demiş, sana zarardan başka bir şey vermez demiş. Zararlarını bilmeyen, görmeyen var mı? Yok! sayılacak kadar azdır. Bütün bunları bile bile içenlere ne demeli? “ İÇ ONU—İÇ ONLARI” Belki tersten gidenler bundan anlar kim bilir. Bizden uyarması, 

İÇ ONU—İÇ ONLARI

sevdiklerinin karşısında küçük düşmek istiyorsan,
düşmanlarını sevindirmek, mutlu etmek istiyorsan,
yuvanı yıkmak, ailene işkence etmek istiyorsan,
iç onu, iç onları süründür yerlerde kendini,

bilmedinmi bütün kötülüklerin anasıdır o,
o varsa yanında, bilki hastalıkların babasıda her an yanında,
hem cüzdanını, hem sevdiklerini yakarlar sinsi, sinsi,
süründür yerlerde kendini iç onu, iç onları,

bütün kötülüklere, hastalıklara davetiye,
bütün düşmanlarına düğün dernek davetiye,
dostlarına, ailene hastadır heran gider diye davetiye,
iç onu, iç onları, süründür yerlerde kendini,

hem topluma, hem ailene çok kötü örneksin,
hem sürünürsün yerlerde, hemde övünürsün,
çok içerim, acaip içerim, kendimi rezil ederim diye,
süründür yerlerde kendini, iç onu, iç onları,

en yakın zamanda çok sevdiğin aileni alırlar senden,
o çok sevdiğin dostlarını, çevreni alırlar senden,
o olmazsa yaşayamam dediğin paranı alırlar senden,
iç onu, iç onları, süründür yerlerde kendini,

iç onu, iç onları ki, kendi belanı kendin bulasın,
iç onu, iç onları ki, ailen, çevren huzur bulmasın,
iç onu, iç onları ki, çok sevdiğin düşmanların huzur bulsun,
süründür yerlerde kendini, iç onu, iç onları,

iç onları devletine düşman olanlar sevinsin,
iç onları milletine kin güdenler bayram etsin,
iç onları bayrağını indirmek isteyenler gaza gelsin,
iç onu, iç onları, süründür yerlerde kendini,
isimlerini bile anma, andırma, hatırlatma,
isimlerini unut, unutturki bilinmesin silinsin,
kötülerin anasını, babasını satanlar kalmasın,
süründürme yerlerde kendini, içme onu, içme onları,

paranla kötülükleri kendine çekme, satın alma,
paranla hastalıkları kendine çekme satın alma,
üste para verip, cüzdanını, aileni, çevreni yakma,
içme onları, kurtar kendini, kurtar aileni, çevreni.


Bizler ne kadar içmeyin, kendinizi, ailenizi, çevrenizi zehirlemeyin, neslinizi çürütmeyin, hastalıkları neslinize bulaştırmayın. Nesillerinize hastalıkları, zehirleri miras bırakmayın, arkanızdan beddua edenler bırakmayın desek de pek oralı olan yok. 
Hasta olanları, Kazalara sebep olanları, kazalarda ölenleri, sakat kalanları görüyorlar, yaşamlarında sık sık karşılaşıyorlar. Ama! Yine de akıllanmıyorlar. Herkesler bana bir şey olmaz. Benim başıma böyle şeyler gelmez. Hep ben, hep ben! Bir insanın başının en büyük belası Beni, benliği, bencilliği, ben egosu! Bana bir şey olmaz diyenlerin, ya çoğu hapiste, ya hastanede, ya sakat kalmış, ya da evinden dışarı çıkamayacak kadar, engelli veya hasta. Birilerine yük olmuş. Hem kendine, hem de ona sahip çıkana sıkıntılar yaşatıyor. Keşke diyordur. illâki! Ancak neye yarar? Kime fayda sağlar. Yatar ağlar, kalkar ağlar, sonunu ancak pişmanlığa bağlar. Tövbe derse belki Ahiretini kurtarır. Bütün çabalar, gayretler bunun için. Bir insan kurtarmak, bazen bin, bazen on bin veya bütün insanlığı kurtarmak gibi, sevaptır ve Yüce Yaratıcının rızasını kazanma çabasıdır. Her Müslümanın gayreti, çabası. Hem onları içmenin kime ne faydası olmuş ki. Bizler bunun faydasını gördüm diyen kaç kişi tanırız. Herkesler zararını çok iyi biliyor ancak vazgeçemiyorlar. Çevre evet çevre çok önemli! Onlardan kurtulmanın en önemli yolu! Onları içenlerin olmadığı yeni bir çevre bulmak ve o çevrede yaşamak. Bulunduğun çevrede kalarak onlardan kurtulmak çok zor! Bunlar yaşandı yaşanıyor. Vatandaşın biri bırakmıştı o içilenleri, hem de mecburiyetten. Altı, yeti aydır içmiyorum ara sıra sıkıştırıyor, ama çok da rahatım der hem de sevinirdi. Bir sıkıntısı vardı oda bir arkadaşı onu sık sık sıkıştırıyormuş. Hadi içmeye gidelim, gidelim de, gidelim. Her gördüğünde çağırırmış. Masa hazır, bugün bendensin diye. Direniyordu, kaçıyordu, eski arkadaşından. Çok ısrarcıdırlar, kolay kolay vaz geçmezler. Sonunda eski arkadaşı onu alıvermiş yanına, bir kereden bir şey olmaz, yalanıyla kandırmış, garibanı. Gelmiş ağlıyor, ah! Vah! İş işten geçmiş, ne diyelim. Çevrendi değiştirmezsen, bırakamazsın, sen bıraksan onlar seni bırakmaz. Yeni bir çevre, Onları bırakma kararı kadar önemli. Ne der atalar. ”Arkadaş var, arkadaşı yola getire, Arkadaş var, arkadaşı yoldan çıkara veya Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyelim” 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...