ABALARIMIZ

Ekleyen : Salih Özel (Evreni) , 12 Mart 2019 Salı aaa Beğen 2

ABALARIMIZ
(GÜMÜŞHANE,BAYBURT VE ERZURUM YÖRESİNDE BÜYÜKANNELERE DENİR)
(Aba); Kelime manası,
1. Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş. 2. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. 3. sf. Bu kumaştan yapılan. 4. esk. Bu kumaştan yapılan ve dervişlerce giyilen hırka. 5. Kepenek (I).
2. Manası; 1. Ana. 2. Nine, anneanne,babaanne..

Bizim yörede genellikle 2. Manası olan ANNE,Anneanne ve Babaanne manasın da kullanılan bir kelime. Buna benzer çok çeşitli manalara gelen Türkiye ve Türki cumhuriyetlerde kullanılan kelimedir, Biz Türk ve İslam kültürünün bize verdiği öngörü ile bir şeye isim verirken, O nesne yada canlının yaradılış ve kişilikğine göre hangi bir nesnenin özelliklerini taşıyorsa ona en uygun olanını seçerek veririz.
ABA Aslında insanları soğuktan ve dışarıdan bedene gelebilecek olumsuz etkilere karşı koruyucu olarak giyilen kaba bir kumaş türüdür,
Bizler Annelerimize,anneannelerimize,babaannelerimize aba derken aslında onların koruyucu ve kollayıcı özelliklerini ön plana çıkardık.
Hatırlayalım, Kültürümüz dış etkenlerden bu kadar etkilenmediği dönemlerde, Büyük aile olduğumuz yıllar da, Bir hanede Dede, nine,(ABA) baba,anne,amcalar,halalar, yengeler,ve kuzenlerle birlikte hep bir arada yaşadığımız dönemler de, evin reisi Büyük baba olarak görünse de, gizli kahraman hep ABALARIMIZ olmuştur.
O gün hangi tarlaya gidilecek,hangi işler görülecek,kim hangi işi yapacak hep ABALARIMIZ karar verirdi, hemde öyle bir iş düzeni yapardı ki ABALARIMIZ kimse itiraz edemezdi.
Herkesten önce kalkar sabah çorbasını hazırlar, Eşinden başlayarak bütün oda kapılarını dolaşarak bazısına hafif yollu kızarak,bazısını biraz nazlayarak özelliklede çocukları öpüp koklayarak,"Hadi kalkın yavrularım el alem işten doydu siz hala yatıyorsunuz" Diyerek biraz da işin içine rekabet katarlardı. 
Kırk yaşın üstünde ki herkes bilir. Babalarımızın bize kızdığın da bizi terbiye ettiğin de kaçarak onların eteğinin altına sığındığımızı, Gerekliyli öyle bir sığınma baba terbiye edecek,ABA koruyacak, çocuk terbiye ile kendine güveni bir arada yaşayarak pısırıklaşmadan doğruyu öğrenecek. Nasıl kendine güvenmesin ki çocuk, O gözünde dünyanın en güçlü ve en yenilmez insanı olarak gördüğü aynı zaman da koca bir dev gibi algıladığı babasını bile " Seni abama söylersem görürsün" diye tehdit edebilecek cesareti sadece ABALARIMIZ bize verebilirdi ve verdiler de.
Bazen ailelerinin dışarıdan gelen bir tehlike karşısın da en öne geçip, ellerini, hayatın ağır yükü altında biraz eğilmiş bellerine koyarak" Durun bakalım hele, daha ben ölmedim beni çiğnemeden yavrularıma bir fiske bile vuramazsınız"Diye öyle bir diklenişleri vardı ki, Sanırsınız, O koca çoban köpeğinin civcivlerine saldırısı karşısın da civcivlerini kanatlarının altına toplayan ve küçücük bünyesine bakmadan canını tehlikeye atarak köpeğe saldıran ANAÇ Tavuk.
ABALARIMIZ; En çok da kınalı saçları ve elleri ile gözümde canlanırlar. o ne muhteşem renk uyumu o ne görkemli bir süslenme idi,hala aklıma gelince burnumun direği sızlar. Beyaz tülbent altından görülen o kınalı saçları, Sanırdınız ki şanlı bayrak. Kırmızı üzerine beyaz örtü tam bir Türk ve müslüman ABANIN ÖRTÜSÜ olabilirdi, Hele o Çalışmakdan neredeyse şekil değiştirmiş, nasırlaşmış erkek eline benzeyen ellerinde ki kına Onları erkeklerden ayıran en belirgin özellikleriydi, saçlarının ve ellerinin kınası,
Biz çocukken köyümüz de ABALAR vardı, Hem kendi evinin ABASI hem bütün köyün ABASIYDILAR. Bir Zeynep BACIMIZ vardı,adı üstünde tam bir bacı,bütün köylü başı sıkışınca ona danışır ondan akıl alır, bir müşkülünü onun verdiği akılla hallederdi,
Bir Ebe HATÇAMIZ vardı, Bütün köyün hem ANASI,HEM ABASI,HEM DE EBESİYDİ, Doğum yapacak bütün annelerin sığındığı bir limandı,çok mahirdi işinde, Tıp bu kadar gelişmemişken bizim köyde doğumdan ölen ne bir Anne ne bir bebek vardı.
Bir Seher ABAMIZ vardı, tam bir otorite ve yetim,düşkün,fakir ANASI, O yokluk yılların da pişirdiği ekmekleri dışarıda oynayan çocuklara dağıtacak kadar okyanus yürekliydi.
Bir ZEYCAN ANAMIZ vardı, kendisi genç yaşın da dul kalmasına rağmen hem altı çocuğa bakardı,hemde köye dışarıdan gelmiş Çoban,Öğretmen,satıcı ve buna benzer kişilerle bölüşürdü ekmeğini.. Bu misaller uzayıp gider hepsini yazmaya kalksam, Ne zaman ne de kağıt yeter ben bunlarla yetineyim...
Şimdi, batı kültürünün ve TV lerde ki dizilerin etkisi ile ailelerimiz küçüldü.Çekirdek aile dediğimiz aile şekline döndü evlerimiz, Özlüyoruz ABALARIMIZI, DEDELERİMİZİ. Bir hafta öncesiydi, bir TV proğramın da Hoca soru cevap şeklin de muhabet ediyordu seyircisiyle, Öyle bir an geldi ki, mikrofonu bir ABAMIZ aldı ifadesi noktası, virgülüne kadar aynen şu oldu.
"Hocam dedi; "ben Pendikten geldim sadece şunu soracağım. Benim en büyük oğlum on yıldır benimle konuşmuyor, ben bu bayram da, onun evine gitsem bana günah olur mu?"
Bu soruyu sorarken, üzüntüsünden o dudaklarını öyle bir büzüşü, o kınalı ellerini öyle bir oğuşturuşu vardı ki, İnanın içmek için elime aldığım çay bardağı elimde havaya kalmış şekil de öylece kala kaldı, nefesim kesildi, nutkum tutuldu, ne ağlayabildim ne bir tepki verebildim.
Biz böyle mi olacaktık? ALLAHIM, diyebildim sadece.
Abartısız beş dakika öylece kala kaldım. Benim ANAM,ABAM beni bırakıp gideli çok uzun zaman oldu. Ne olur ANALARI VE ABALARI hâla sağ olanlar ALLAHIN hatırı için onlara iyi bakın.
"CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDADIR" Diyor Peygamberimiz, O cennete ulaşmak için ANALARINIZA ,ABALARINIZA ÖF BİLE DEMEYİN....
Salih Özel NEBİOĞLU.



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Mete Han
12 Mart 2019 Salı 11:43:37
Elinize sağlık

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...