AŞK OLSUN


Kundaklanan bir öğreti belki de yüreğin inkılabı ve d/okunaklı tezahürü kaderin şimdi meftun hecelere serildiğim aşkın rüyası, z/amansız vakitlerde ziyarete gelen Mehter Marşının eşliğinde ruhumu uğurladığım nasıl da afaki bir arzu.

 

Yalansız riyasız yaşadığıma delalet kalemim ve kale’m.

 

Aşkın ruhuna okuduğum Fatiha.

 

Ve zaruri bir sitem dünün na’şına.

 

Şimdi aşkın ve yüreğin kolluk kuvvetlerine de itirazım.

 

Aşk olmakmış payıma düşen.

 

Aşk olsun aşk olsun.

 

Yok ki başka izahı.

 

Düşlerime de kefilim ve defteri kebirine yılların: bir bir şerh düştüğüm alın yazım ve üşüdüğüm lakin inancı nefesinde ısındığım ve aşkın külliyesinde ışıdığım.

 

Matemin de tevazu yüklü çekmecesi:

 

Aç kapa aç kapa.

 

Sözcükleri de ekledim mi aşkın kılavuzuna.

 

Ve işte şehre de yağmura da yeniden âşık oldum bu gece: radarım ki aşkın hulasası; aşiyan olduğum rahmet ve nimet elbet inhisarında şafak öncesi yılgılarım ne zamanki şiire düştü yolum mehtabın sönmeyen ferinde kaybolduğuma da delalet her acı ve hüzün ve huzur ve muradım içimden taşan küfe küfe.

 

Ben, bir destanım yazmaya yaşamaya doyamadığım.

 

Ben ki bir meczup; izindeyim aşkın, atalarımın, andımın ve ruhani dilekçem ki Allah katında kabul görmekten başka da yoktur niyazım.

 

Bir ökçem.

 

Bir öksem.

 

Bir de lebiderya yüreğimde saklı nice hazinem.

 

Melun sözcükler değil meftun satırlar: bazen gül olduğum koktuğum; bazen bülbül olup şakıdığım yürek yürek ve hece hece elbet cennetin bahçesinde olmalı da rayiham ve tahtım nasıl ki düştüm kindarın gözünde bir melek kadar masum kalmak ve taktığım kanatların aşkın da kanattığı her zerremde.

 

Ve kandığım.

 

Kimi zamansa anılmadığım.

 

Ar bildiğim ve şerefim ve namusum ve yalansız dünyam ki yalancı dünyada değil/miş aradığım.

 

Bir metruk hece ki peşinde düştüğüm.

 

Bir nazenin gonca ki dalına küskün.

 

Rüzgârın nemiyim ve bulutun nidası az evvel çaktı yüreğin şimşeği ve ayyuka çıktı şairin edası.

 

Sözcükler aşk pazarında.

 

İmgeler ise gönül tezgâhında.

 

Kimi zaman tozu dumana kattığım ve atmaktan yorgun yüreğim bir sekant ki az evvel öldüğüme dair bir kehanet lakin ruhuma atıfta bulunan o ihanet elbet nazım niyazım saklıdır mevsimin tininde ve işte hulasası ömrün ket vuran kimse yaşama sevincime daha da coştuğum evrenin sunduğu ganimette bir sırdaş hece ki aşk ile kavrulan gönül gözümde asla da gömülmediğim şu dünyanın kirli teninde elbet dokunulmazlığıma da sahip çıktı yüce Rabbim en azından korunduğuma delalet hayatta sunumu binlerce mucize efkârıma dahi sadığım.

 

Aşkın meltemi ve meşrebi.

 

Dolunayın küskün sinesi.

 

Yıldızların peşinde ben ki bir su küresi.

 

En çok sakındığım gözümden en çok sevdalandığım hayatın nezdinde çuvalladığım kimi zaman beşerin nezdinde yuhalandığım da bazen halk meclisi lakin aşka ve İlahi Sırlara kenetlendiğim illa ki kabul görmenin de mealidir saklı tutmak yüreğimin asaletini.

 

Bazen tünediğim.

 

Bazen küstüğüm.

 

Bazen açmaza düştüğüm.

 

Üşüyen heceler de nimetidir mevsimin ve gözlerinde bulutun çakan nice şimşek ve işte eridi yüreğim mevsimin düşkün gölgesinde ben ki katıksız bir âşık, en çok meylettiğim huzurun kıblesinde savruk benliğimle sakındığım kadar gözümden saklı kaldığım nizam elbet dönmeden sözümden layık olabilmek kâinata bir sır olmasa gerek.

Ulu orta uluyan ne kurda ne köpeğe ne cehalete yoktur tek teselli bulduğum ve nice itirazım basarsa kim İlahi Aşkın bam teline sözcükler sökün eder yürek daha da büyür ve rüzgâra hükmeden mevsim gibi şakırım ben de hece hece.

 

Mademki vatanım ikincil aşkım Rabbimden sonra sevdalandığım nasıl da aşikâr.

 

İnsanım madem ve insanıma yakın ve insancıllığımla yakın durduğum hidayetin katına elbet ulaşacağım eninde sonunda.

 

Şiirse yol olan.

 

İmge ise yüküm.

 

Özrümse sevmek ve adamak ruhunu günbegün.

 

Latife yaptığım beylik bir hüzün ki çok da yol kat ettim dünden beri.

 

İzahı var ya da yok lakin yalanım yok.

 

Aşkla erdim aşkla eridim gerisi yok.

 

Varsa vaktim daha çok sevip yazmalıyım içimdeki devasa ışık gözetiminde Rabbimin elbet nice yol ve yolcu ve tevafuk hayatın mucizelerine gebe kaderde saklı tuttuğum nazım niyazım bir şiirden öte yaşadığım kadar yaşatmalıyım içimdeki inancı ve umudu gözümü sakınmadan sevdiğim kadar kâinatın asil ruhunu.

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış