AYDINLANMA ÜSTÜNE


30.6.2020

    Alet işler el övünür. (Atasözü) “Bir kimse ne kadar usta olursa olsun gerekli araçları olmadan kusursuz iş yapamaz” anlamında bir söz. Tdk.
    Bizde, İnsan için şöyle bir çıkarsama yapabiliriz. Akıl işler insan övünür.
    “Aklın var mı? Korkma! O, en karanlık dehlizlerde bile yoluna bir ışık yakacaktır.”
    İnsan aklının, verimli çalışması için, bilgi, birikim (Deneyim), özgür düşünce ve aklın özgürleşmesi gerekmektedir. Akıl ancak bu koşullarda kendini aşar, kendinden ötesini görebilir. Bu anlamda her çağda, Aklını özgüleştiren, düşüncelerini özgürce ifade eden ve bu yüzden; ölüm dâhil, her türden bedel ödeyen aydınlar, filozoflar, bilim insanları, sanatçılar var olmuştur. Var olacaktır.
    Bu insanlar, yaşadığı çağın tabularını (enkazın altında kendileri kalsa da) yıkarak, insanlaşma yolunda, yolumuzu aydınlatan aydınlardır.
    “Tabuların duvarları, Çin Settinden eski ve kalındır.”
Sıradan insanlar, tabuların karanlığında gözleri ve özleri aydınlığa alışık olmadığından her çağda, aydınlığın ışığına gözleri alışana, özleri kabullenene kadar, sırtını dönerler. Çünkü bu insanlar Immanuel Kant (1724- 1804, Alman, filozof)’ın ifadesiyle “erginleşmemiş”  insanlardır. İnsanların erginleşmemesinin sebebi, “korku ve tembelliktir.”   
    Egemenler daha kolay yönetmek adına, bu “ergin olmayan” insanların korkularını büyütürler. Sorumluluk, en alt düzeyde olduğu için de “Ergin olmama”  durumu rahattır(!) O sebepten bu insanlar “Ergin olmama” durumundan aslında memnundurlar.
    Immanuel Kant (Aydınlanma nedir? 1784- Çev. Nejat Bozkurt), başlıklı makalesinde: “Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.” diye tanımlamıştır.
    Aydınlanma mücadelesi insanlık tarihiyle yaşıttır. Her çağda, yerleşik inançlar ve düşünceler kabuk bağlayıp tabu haline geldiğinde, bu kabuğu kırmak isteyen aydınlar olmuştur. Bu aydınların çoğu tabuların duvarlarına çarparak telef olsa da düşüncesi yok edilememiş; aydınlanma ışığı söndürülememiştir. Bu açıdan İnsanın yapıp, yazdığı tarih, bir bakıma, aydınlanma mücadeleleri tarihidir de diyebiliriz. 
    Avrupa’da Ortaçağ karanlığını yırtarak gelen, Aydınlanma Çağı’nın başlangıcı ve aydınlanma meşalesiyle karanlığın ne zaman tutuştuğu, aydınlanma ateşinin nereleri yakarak geldiği, tam olarak bilinmemektedir. Ama Nicolaus Copernicus (Kopernik, Prusya, 1473- 1543), Koprnik’in takipçileri Giordano Bruno (İtalya, 1548- 1600), Galileo Galilei (Galile, İtalya,1564- 1642) Dünya’yı ve Evren’i yeniden yorumlayarak, kilise öğretilerini temelden sarstıklarını biliyoruz. Bu ve benzeri (coğrafi keşifler ve icatlar) çıkışlarla aydınlanma; Ortaçağ karanlığını yırtarak yol almaktadır.
Ortaçağ boyunca ağır bedeller ödeyen aydınlar, kendilerine sınıfsal taban bulduğunda (Bu taban, feodalizmin bağrında yükselen, zanaatta hünerli, ticarette başarılı, zengin burjuva sınıfıdır.), aydınlanma, Rönesans ve Reform hareketleriyle; bilimde, sanatta, her alanda hız kazanmıştır.
    Bu süreç, 1789, Fransız Devrimi’ni başlangıç sayarsak, günümüze de damgasını vuran Aydınlanma Çağıdır.
    Günümüzde de aydınlanma mücadelesi iki ileri, bir geri devam etmektedir. Aydınlanma anlamında, daha çok yolumuzun olduğunu da biliyoruz.
    Yazımı şöyle sonlandırmak istiyorum.
    “Karanlık, bilgimizin sınırındadır. Öğrendikçe karanlık yırtılır, ufkumuza ışıklar yağar.”

------------------------------------------------------ Tahir Eker 29.6.2020


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış