Bilirmisin (saklı sevdam)


8.5.2020
Balçık, saman karışımı, analı kuzulu kalıplanmış olan, kerpiç evde,
Eriyen kar, yağan yağmur.
Çatı damın akan taneciklerinde.
Saklıdır benim sevdam.

Atatürk ilk okulu, tatlı, sert Şükran öğretmen, o yıllar yoktu yokluktu.
Dördüncü sınıfda, ortaklaşa alınan lastik bir toptu.
Acemhöyükte ayak topu oynarken, hain bir dikenin umutları yok eden lastik topta.
Saklıdır benim sevdam.

Havada uçan kuş misali, bir icat
adını bilirdik, kendini hiç görmemiştik.
Uçak derlerdi, onu yakından görürüz ümidiyle. Bir koşturma başlardı, koşarak Acemhöyüğe çıkıp, "uçak babama selam söyle, uçak babama selam söyle" sedalarında.
Saklıdır benim sevdam.

O zamanlarda yoktu, bilinmezdi. Buzdolabı yoktu televizyon yoktu
Sinaması olan şirin bir kasaba,
Giriş için bulunmazdı iki buçuk lira.
Filim yarıya gelmiş, sinema kapısında, elinde bir, bir buçuk lira, ... "abi ne olur benide al içeri" yakarışlarında.
Saklıdır benim sevdam.

Hasat zamanı, harmanda atılan tınas'da
Buğday kendini gösterince,
Çerçiden buğday karşılığı alınan hormonsuz doğal kurtlu elmada.
Saklıdır benim sevdam.

At arabalı geriyle taşınan saman,
Yabayla deşilen samanlık, ağzına tülbent dahi sarsan yinede yutulan toz'da.
Saklıdır benim sevdam.

Hana, kilim tezgahında Acem halısına atılan ilmik,
Karda Acemhöyükten zıymak için, çeşme şuyu taşımakta kullanılan delikli bidonda.
Saklıdır benin sevdam

Acemhöyüğün üzerlik kokulu bağrından kopup. Köseli, Alasakallı, Parabaşlı mahallelerini saran toz.
Ardından gelen yağmurla birlikte, mis gibi toprak kokusunda.
Saklıdır benim sevdam

Küçükken hiç oyuncağım olmadı, kurban bayramlarında kesilen, kurbanların aşık kemiğinden başka.
Bayram namazı kılınıp, daha sonra kaldırılmış olan Acemhöyükteki mezarlık ziyaretinden dönen, amcaların eli öpülüp bayramlaşarak verilirse bayram harçlığında.
Saklıdır benim sevdam.

Namı değer kör usta, rahmetli İsmail dedemin. Kepir mevkiindeki bağı,
kaysının çağla dönemi, yıllara teslim olmuş iğde ağacları, tüm Yeşilova'yı saran  iğde kokusunda.
Saklıdır benim sevdam.

Saz mevkiinde yatılı bostan bekleyen. Namı değer, Yeşilova'nın gülü rahmetli dayım Sefa Ünüvar'ın bağrında uyuya kalan yılanın sevgisinde.
Saklıdır benin sevdam.

Takdir etmiş yaradan, gurbetçi olduk baba'dan. Hiç unuturmu kesilmiş göbeği orada kalan.
Yaşanırken bilinmeyen kıymeti.
Kırkbir yıllık gurbette, vatana hasret kalan yüreğimde.
Saklıdır benin sevdam.

Mahmut Mun

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
08.05.2020 - 15:36
Şiiri düz yazı gibi yazmak , Tevfik Fikretle başlayan, serbest şiir çıktıktan sonra daha da ileri giden bir gayret. Şiir için ne kadar faydalıdır emin değilim ama kendimce şairliğe zarar veren bir yaklaşım olarak görürüm. Siz yine de benim sevdam yinelemeleri, yer yer güzel benzetmeler ve imgeler ile şiir gibi yazmışsınız.