Bugün Derviş Baba mahlasıyla yazan kardeşimin “Var İmiş” şiirine bir tahlil gülümseme birkaç açıklama eklemek için klavyenin başındayım. Kardeşim Rabbine niyazda duada bulunurken aşkla gönlünde geçenleri seçerek mısra mısra yazmış, elimden gönlümden dilimden geldiğince az açıklayarak bir gülümseme ekleyeceğim inşallah. Kardeşim mana dolu şiirine böyle başlıyor
 
“Var İmiş” Ne Var imiş? Hak var imiş âlemi insanı yaratan Âlemlerin Rabbi var diyor kardeşim.
 
“Bir nâr-ı (Bir ateş gibi insanın içini yakan üzüntü ve kırgınlık )mehtap şuhub(bulutlar) eder candan , (canı sıkıntıya sokar)”
“İnsan diye nâra(bağırma haykırış) eden bir nehib (korku dehşet)var imiş .”
 
Aşkla yaşamaya tatmaya mecbursan eğer onulmaz yaralar alma riskini baştan kabul etmeye de mecbursun demektir bu ayrılıktır biraz özlemdir bazen de gözyaşıdır…
Âşık olmak, ama gerçekten “olmak” “kendin olmak ham iken pişmek seven olmak”, kendini olduğun gibi gönlünden gönüllere vermektir karşılıksız. Sine göğüs denen o kafesin içindeki gönlün en kuytu köşesine gizlenmiş, ortaya çıkmak için yeterince cesaret isteyen o deryanın kapısını açarak onu vermektir, sevmektir varmaktır koşmaktır… Aşkla yaşayan böyle yazabilir aşkı gönlünde imanla taşıyan yazabilir, aşkla iman yazma aşkıyla ancak bu kadar olgun ışıldar ve ortalığı karanlık olsa dahi, gün ortasındaymış gibi apaydınlık eder, görülecek seçilecek bir hale getirir diyelim devam edelim.
 
Gökyüzünde derken yeryüzünde savaştan zulümden haksızlıktan dolayı zulüm gören yanan mazlumların sıkıntısı ezası yükselirken karanlık gece gibi olan insanın zulmüyle, gece gibi karanlık alev alev yanarken gökyüzünde feryadı kaplarken âlemi, bulutlar taşıyamaz bunu karanlığından taşıdığı sıkıntısı sıkar insanı karanlık eder âlemi… İnsan bu sesini duyurmak için bağırır duyan yok, insanda Rabbim senin korkun yok sakınması yok…
“Gezegenimiz artık nefes almıyor. Pek çok tür canlılar yaşarken dünyamızda çoktan tükendi bile. Ormanlarda yaşayan milyonlarca ağaç ve canlı yakılarak, çıkar uğruna gözünü kırpmadan kesilerek yok ediliyor. Bir avuç altın bulmak, arazi için?
Afrika’da, dünyanın en güzel su kaynakları kullanılamaz hale geldi. Değerli (!) petrole bir an önce ulaşabilmek için kuyuların üstünde kalan doğal gaz yakılıyor, yukarıdan bakıldığında dumandan yer gözükmüyor. Elmaslar, insanın kendi kanıyla yıkanıyor. Denizler, okyanuslar içler acısı. Atıklar ve kirlilik yüzünden pek çok tür yaşamıyor. Okyanusların sıcaklığı bir buçuk derece daha artarsa canlı, tek bir resif kalmayacak ve buralardaki tüm yaşam ölecek. Yüzde kırkını şimdiden kaybettik.
Savaşlar, nükleer denemeler ya da felaketler…
Şehirler, zaten kendilerini öldürüyor. Gökyüzünün kirlilikten gözükmediği bölgeler var. İnsan gezegene zarar verirken, kendini de yok ediyor.” Artık gerisini siz düşünün diyor kardeşim.
 
 
Gece üzgün mehtap üzgün insan gönlü canı gibi kırgın sıkıntılı bulutlar
İnsan bağırır çağırır zulüm dursun diye hak korkusu olmayan insanlardan dehşetleri yaşatanlar var imiş
Haklısın kardeşim haklısın, ya­ra­la­rı sa­rı­la­ma­ya­cak adımlarımız yok­tur. Kendini düşünmek çok gü­zel ola­bi­lir, insan kendisiyle mutlu olamaz deva olamaz saramaz, bunun için birlikte olmak yaraları sarmak gerekiyor bunun için ko­yul­mak gerekiyor adım atmak gerekiyor. İşte bu gereklilik varmak sarmak ken­di­ni­ze ger­çe­ğin di­liy­le seslenirken dürüst adil ol­ma ce­sa­re­ti­ni gös­ter­me­miz ge­re­ki­yor.
 
“Küllü kader(Allah’ın sonsuz iradesiyle) imtiyazıyla(imtiyaz) yâr dan , “
“Namzeti (Aday) mukadder(değeri bilinmiş) bir nihân(gizli) var imiş. “
 
Âlemlerin Rabbi Allah C.C. Sonsuz kudretiyle yetkisiyle sevilmek yârden imiş, severken insanın sevileceğini belli eden işaret yârin gönlüdür. Mevla orayı göstermiş gönülle sevin demiş. Ey insan ey âşık sen adaysan değerini bilmek için o gönül içinde gizli sırlar vardır değerini bil, ben yüzüne değerine malına bakmam o gönüle bakarım derMevla…
 
Allah’ın sonsuz iradesiyle yetkisiyle belirli olan gönlü sevmek seninle o yârdendir
Sevmeye hazırsan gönüllüysen belli olan zamanda değerini bilmek adına gizli sırlar var içinde
 
“Cevr-u(Etrafı su ile çevrili kara parçası) cerahim(suç kabahat) olsa onun şân’ı , “
“Ona aşiyan(kuş, yuva) olan var imiş .”
Gönül etrafım çevrili bir kara parçası suç kabahatle dolu olsa bunu şan yükselme bilse, o gönül ki uçar gönülden gönüle o yâre gönül yuvasına konar gönül budur bunun için var olduğunu bilenler var imiş.
 
Gönül bir kara parçası etrafını sarsa da günahla kabahat suç
O gönlü bir kuş gibi uçarak yârin gönlüne yuva yapandır
 
 
“Külfet(yük) gark(batma sarma gömme ) eylerse bu sarhoşu senden ,”
“Elbet Vuslat’ı ecel diye bir gazel(doğaçlama taksim gezinme) var imiş .”
 
Sırtımdaki yük dünyanın derdi çilesi Rabbim beni yere gömse de beni sarhoş ederek yani aklımı başımdan alsa senden uzaklaştırsa da, elbet ki sana kavuşmayı ecelle bekleyen kavuşmayı ölümden sonra bilen bir yaprak yaprak kader rüzgârın da sürünerek ya da hayata uyum sağlayarak yaşamaya çalışan gezen kulların var imiş.
 
Sırtımdaki yük çile ağır gelse de batırsa da dünya hayatı yolundan aklımı başımdan alsa da
Lakin sana varmayı kavuşmayı ölümle varmak bilenler gezinerek arayanlar var imiş
 
“Fazlından (takdir edilen haktan)kerem(izin verme) eyleyüp sertâcından (baş tacından) buhran(bunalım) etme,
Zira ruhunda ram (boyun eğen) eden bir gam var imiş. “
 
Takdir ettiğin verdiğinle aşkla Kerem eyleyerek âşık gibi çöllerde gezdirerek buna ben dayanamayarak, aşkı baş tacı verdiğini başım üstünde dedikten sonra baş tacı ederken bunalımla ret eden eyleme bunalıma girmeme izin verme mutlak güç ve kudretinle yardım et Rabbim. Ruhumda sana boyun eğen secde eden ben, dünyalık gamlardan usanarak uzaklaşırsa sen bu ayrılığımı şaşkınlığımı gamdan bil, lakin bu gama rağmen pes etmeden sana boyun eğen kulların var imiş.
 
Takdir ettiğin hayattan aşktan baş tacı ederken bunalımla ret eden eyleme izin verme
Zira ruhuyla sana boyun eğen gam çile içinde sana boyun eğen kullarında var imiş
 
“Sakın ola âmâyı kalpten kör belleme ,”
“Onda sende olmayan bir nazargâh’ı (bakış yeri) ilahi var imiş. “
 
Sakın ola körlüğü yani görmeyeni kalpten görmez bilme, onda sende olmayan(gönlü söylüyor) bir bakış yeri, ilahi bakış yeri yani Rabbimiz yüzümüze zenginliğimize malımıza bakmaz gönlümüzde ne var ona bakar, Burası ilahi bir dergâhtır insanın gönlü kırma sakın.
 
Ey insan körlüğü kalpten yani yaratılıştan kör bakan bilme
O gönül Rabbimizin baktığı içine girdiği dergâhtır bakıl yeridir ilahi bakış ile bakan Rabbim var imiş
 
“Terazisi neye minnet(gönül borcu) eder bilmem,
Lâkin sen diye atan kalbi var imiş. “
 
Gönüldür bu Rabbim, bazen şaşırır hak yer tartıyla bu teraziyle doğru tartamaz nedendir bilmem, buyur savaşlar çıkar ilişkisi yitirilen değerler… Rabbim bilirimi adaleti gözeten mazluma varan senden korkan, senin rızan için yaşayan kulların var imiş.
 
Gönülle hakkı gönül borcu sevmekle yanlış tarta bilenler vardır nedenini bilemem
Lakin adaletli imanlı seninle olan senden korkan kalbi merhametli olan iyi kalpliler var imiş
 
Ey ilahi divan(yazan yazsın) bunca sevda neye dursun,
Seni leylâ bilip çölünde mecnun olan var imiş.
 
Ya Rabbim bilmem ki neden bunca yazan hatta seven insan var iken neden sevmezler dursun kapı dışında derler, sevdanla aşkınla yaşamazlar, oysa seni arayarak yolu çölde düşse (Leyla mecnunu söylüyor)Çölden sonra seni bulanlar var imiş  (Mecnun gibi) Burada az değinelim bu konuya alıntı yaparak.
En ünlü halk efsanesidir. Leyla ile Mecnun’u bilmeyenler yoktur. Birbirlerini seven tüm insanlara takılan lakaptır leyla ile mecnun. Âşık erkeğe Mecnun, âşık kıza leyla derler. İş te bu aşkın hikâyesi şöyledir;
Mecnun bir kabilede dua ve adakla doğmuş olan bir çocuktur.
Gerçek adı Kaystır.
Leyla ise bir başka kabile reisinin kızıdır.
Tanışmaları okulda olmuştur.
Birbirlerine âşık olmuşlar.
Bu durumdan haberdar olan Leyla’nın annesi duruma karşı çıkar ve bir daha kızını okula göndermemeye karar verir.
Kays Leylayı bir daha okulda göremeyince üzüntüden çılgına döner. Başını alıp çöllere gider.
Mecnunun babası oğlunun bu durumuna çok üzülmektedir. Ve bir gün oğlunu da bu durumdan kurtarmak için Leylayı istemeye gitmiş ise de Leylanın ailesi Kaysın Mecnun (deli, çılgın) olduğu gerekçesiyle leylayı vermezler.
Bir müddet sonra Leyla kaçarak Mecnun’u bulur.
Mecnun çölde bazı hayvanlarla arkadaşlık etmektedir.
Mecnun Leylayı tanımaz Mecnunun aşkı artık ilahi aşka dönüşmüştür.
Babası Mecnunu bu durumdan kurtarmak için Kebeye götürmüştür. Mecnun ise Kâbe’de aşkının daha çoğalması için duada bulunmuştur. ?Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl aşina beni( yasama sebebinin kaynağını askından dolay çektiği ıstırap değil yaşama arzumdur beni bağlayan ve aşkın verdiği acıdan memnun olan insanın duasıyla geldim ) Bir dem belâ-yı aşktan etme cüda beni. Beni bu aşkla böyle yaşamaktan ayırma bunlar senden gelendir bela değildir deryadır beni ayırma
Bundan sonra aşkı çoğalır ve tüm zamanını çöllerde geçirmeye başlar.
Bir müddet sonra Leyla’yı ailesi zengin bir kişiye verirler. Leyla bir oyun oynayarak zengin kişinin kendisine dokunmasına izin vermez.
Bir müddet sonra Leyla’nın evlendiği kişi ölür ve Leyla baba evine döner.
Baba evine döndükten sonra
Birçok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnunu çölde aramaya başlar ve mecnunu bulur.
Ama mecnun artık bu dünyadan kopmuştur. İlahi aşkı yüzünden Leyla’nın varlığı unutmuştur. Leyla’yı gördüğü zamanda tanımamıştır. Hatta Leyla kendini tanıttığında Leylaya? Sen Leyla isen benim içimdeki Leyla kim? dediği bilinmektedir.
Leyla mecnunsuz yaşayamaz ve yataklara düşer. Kısa bir zaman sonrada ölür.
Mecnun bir müddet sonra Leyla’nın ölüm haberini alır gelip mezarını kucaklar ağlayıp inler ve şu sözü söyleyerek : ?Ya Rab mana cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez.? Ya Rabbim mana için can gerekemez ruh gerekir aşk gerekir, aşksız Yârsız aşksız bana bu dünya gereksiz boştur der ve Oracıkta ölür.
 
 
“Ben benden sertâc(baştacı) eyledim lâkin ,”
“Tahtıma tâc huzuruma üryan bir kenef (aşağılık, çok çirkin, çok pis, berbat.) var imiş . “
 
Bende bunu taç eyledim lakin
Elimden dünya nefsim şeytan aldı aşağılık berbat bir hale soktu böyle kullarında var imiş (Buyurun savaşlar çıkar ilişkileri)
 
Bende merhametli senden korkan kalbimle gönlüme baş tacı ettim lakin gönül tahtıma dünya nefsim şeytan oturdu beni aşağılık çirkin berbat etti.
 
“O hâlde bu lahzalar(an parça) beyhude (gereksiz) kalsa , “
“Her kelâm (söz) ardında bi – mihnet (üzüntü sıkıntı)var imiş. “
 
Senin rızan dışında bir parça gereksiz boş olanlar kalsa,
Her sözden sonra üzüntü sıkıntı veren halleri var imiş
 
“Şimdi nazende(hoş) güller ardında manolyalar , “
“Velâkin (sahip yani), sevda adında kaktüsler var imiş. “
 
Şimdi gönüllerde açan hoş güller ardında açan manolyalar
Buna sahip çıkmayarak sevda yerine dikenleri yetiştirenler var imiş
 
“Fikrimi zayi(yitirtme) etme ey güfte-i felâkım ,(felaket) “
“Zira eflâkında (talih baht)bi – nebze civân (çok yakışıklı genç erkek ya da kadın) var imiş . “
 
Ya Rabbim aklımı yitirmeye çalışsam da sen yitirtme bu sıralı sözlü hallerim felaketim olur
Zira sen bilirsin Rabbim bahtında talihinde bir an böyle olan yakışıklı genç erkek kadın var imiş
 
Derviş Baba
 
Kardeşimi tebrikler ediyorum huzurunda bizi aşk diyarında hakkın imanın deryasında gezmemize vesile oldu bu şiiri ile başka bir şiir tahlilinde görüşmek üzere selamlarımla.
Mehmet Aluç