Biraz Buruk Bir Duygu Selini Yükler Aşk Bize, Ama Bir Sebebi Vardır…

Ekleyen : Mehmet Aluç , 09 Mart 2019 Cumartesi aaa Beğen
 
 
 
 
   Bazen yazmak için kalem yetmiyor gönül içinde olmayınca kalem güçsüz kalıyor, bazen kelimelerle anlam mana bulmak kalem için güç oluyor, gönül yanında olunca yazması kolay oluyor. Tıpkı gönlün içi boşken gönül nasıl anlamsız manasız duygusuz kalıyorsa, kalem içinde gönül aynı anlamda gönülsüz güçsüz kalıyor. İşte kalemde gönülle sayfalara okuyucuların gönlüne boş değil anlamlı cümleleri dolduruyor, bu minval yani yolla gönlümü her zaman kalemin yanına koyarak birlikte yazmasına izin verdim izin vermeye de devam edeceğim.
 
   Bazen kalem feryat ederken gönül, bazen gönül feryat ederken kalem birbirini teselli edecek ve asıl olan konuyu, toplumun dertlerini yazacak. Her ne kadar sessizliğin anlamını bilen varsa da bilmeyenler vardır işte bu nedenle, bilmeyenlere anlamayanlara kalemle gönül anlatacak, anlamalarını bilmelerini sağlayacak efendim.
 
   Bazen bir soru sorar vatandaş birine, o da tutar en can alıcı yıkıcı şekilde cevap verir yaralar… Aslında soruyu soranda, can alıcı yerinden soru sorardı da ortam gerilmesin diye yumuşak bir ifadeyle sordu lakin en can alıcı cevapla yaralandı, üzüldü. Şimdi bu üslup cevaba yakıştı mı? Yaraladı gönlü üzdü… Aslında gölgeler aslımızı yansıtırken, bazen can alıcı cevaplar aslımız uymaz özümüze yakışmaz!
Sorarsın onu çok sevdim, lakin terk edildin hala seviyorum, gitti amma dönecek o beni bırakıp da gidemez diyerekten teselli için güzel sözler duymak istersin, lakin biz tam kitabın ortasındaki cümleyi sözü söyleriz” Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme çünkü bittiğinde onu unutamamana değil unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın”. Diyeceksin aşk yanmaktır mum gibi etrafını aydınlatmaktır, lakin muhabbet ortamı burası değildir anlarsın kendi egosunu tatmin etmeye çalışarak ben senden çok biliyorum diyerek hava atar, alır başını çeker gidersin, soru sorduğuna pişman olursun…
 
   İnsan var olmanın dayanılmaz hafifliğiyle bir insanı sever, lakin sevilen bunu umursamaz işte o zaman varlığınla başlayan kifayetsiz sözlerle gönlünü doldurur, onsuz bir günün yokluğuyla bitmesine alışamaz dünyaya sığamazsın, ah ulan dersin vefasız aklımda olduğunun yarısı kadar sende benim yanımda olsaydın hiç sensiz kalmazdım, şimdi sensiz kaldırımları aşındırarak gözyaşlarımı kaldırımlar üzerine damla damla akıtmazdım. İnsanın kalbi darmadağın olunca hayatı da sözleri de darmadağınık oluyor haliyle… Gelme ihtimali kalbi hızlı attırırken, gelip seni beğenme bende seni aynı duygularla seviyorum demesini hayal etmekten geceleri uyumayan göz kapaklarını kapatarak uyuyamazsın aşk böyledir, gelir gönlü darmadağınık ettiğini sanırken hizaya sokar… Ellerini uzatırsın sana uzaktır ellerin boş kalır sanırsın, oysa aşk yıkıntı üzerine saray kurulmasına izin vermez, temeli sağlam yapar yıkılınca üzülmesin hasretle baş başa kalınca sallanarak yıkılmasın diyerek, nazla yaklaştırır, kapıyı hafiften kapattırır, bunlar bir sınamadır tıpkı ses kontrol bir iki üç diyerek ses sisteminin hoparlörlerinin sesi bizlere dinleyicilere verip vermediğini kontrol ettiğimiz gibi, bunlarda birer kontroldür denemedir…
 
Biraz buruk bir duygu selini titreten hisleri yükler aşk bize, titremek var olduğunu o an titreyerek ilkilerek anlamak içindir, silkelenerek farkına varalım alışalım hayatın yüküne aşkı yaşarken önümüze çıkacak olan hasrete karşı bir yüklemedir bu… Telefonumuzu bazen çok önemli olunca titreşime alırda cebimize neden koyarız? Sesini duymasak da titretişimsiyle hissederek duymak farkına varmak içindir.Hasret içinde ağlarken sen gibi ağlamayanları görünce isyan etme diye onları hor görme diyerek, aşk her insanın gönlüne girmez, farkı ile farklıdır aşksız yaşayana göre… İşte o nedenle sana deli divane diyebilirler desinler bak hala seviyorsun. Şu akılsıza bak onda ne buldu da kendini harap ediyor diyebilirler, sen aşkı aşkın gülüşünü ondan bulmuşsundur bilemezler ve göremezler, göz bakmak içindir, gönül görmek içindir bunu çoğumuz bilmeyiz aşkla tanışmadan… Sanırız ki göz görür hayır, göz sadece bakar, bakan ile gören anlayan mana anlam yükleyerek gören gönüldür… Gözde his yoktur, gönülde his vardır harekete geçince gözlerinde gönlündeki aşkın parıltısını yansımasını görür ve anlarsın gönülle, anlayan anladı fazla detaya gerekte yok diyerek yazımı noktalayarak, selamlarımı gönderiyorum, vesselam.
 
Mehmet Aluç
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...