Gül Bahçesi


Radyoda Kazancı Bedih çalıyordu. Baharın müjdecisi leylekler çoktan yerleşmişlerdi, en az yolculukları kadar tehlikeli evlerine...Bulutlar bir çıkıp, bir kayboluyordu. Güneş çok nazlıydı bu bahar mevsiminde de...Ne zaman çekileceksiniz bulutlar? Diye soruyordum, bahar yağmurlarının bereketini unutup...Kiremit çatılı evin balkonunda, bankta oturmuş üşüyordum gün batımında ve yeşil bir şal sarıyordun sen asma yapraklarının rengine denk...Semaveri yakan ellerin isleniyordu senin, çıranın çıtırtıları duyuluyordu, kuş sesleriyle iç içe, her yerden...Kuşburnu, günün çayı olmaya adayken, elimdeki işlemeye iğne batırıp çıkarıyordum ben, uykusuzluğa meydan okuyup...

 

Çıkrıkçı kız masallarına eş, ipler dolanıyordu ayaklarıma. Göz kapaklarım yorgun, izin istiyordu anılar bir ip yumağına dönüşmeden az önce...Uyuma! diye sitemkâr bağırıyordun sen! Rüyaları satıp iyice gözlerimi açıyordum ben! Kuşburnu çayının kokusu yayılıyordu doğaya. Şehir zihnimizin en alt köşelerinde ufaktan kayboluyordu batan günle. Yükseklerin derin oksijenine salıyorduk içimizde birikenleri. Doğa yine oksijen üflüyordu üstümüze, hiç hesapsız hep aynı rutinde...

 

Patika yolu dolduruyordu türlü renkte taşlar; beyaz, kahve, yeşil, mor...Etrafında rengarenk çiçeklerle gözlerimizi alıyordu bahar! Kör olmak istemiyorduk çünkü; doğa köre zindan, teşekkürü bilmeyene uçurumdu...

 

Doğa da insan da birbirinden farksızdı işte; zehir isteyene zehir, bal isteyene bal. Şifa arıyor gibi bakıyordu gözlerin! Çam kozalağı devşirme vaktiydi mevsim. Sofraya düşüyordu en tazesinden kozalak reçeli... 

 

İşte bu benim kozalak masalım. Bir aynadan yansıyıp, bir fotoğrafa dökülen. 

Uzat yüreğini! İçime çekeyim, tıpkı bahar gibi...

Uzat ellerini! Uzanıp boylu boyunca göğe, fotoğrafını çekeyim!

 

Asma yapraklarından güzel sarma olur diyorum ben! Sen gülümsüyorsun...Tehditkâr bakışlar savuruyor şahinler gökyüzünde...

 

Bulutlar sarsılıyor, yağmur döküyor yüzünden. Boş ver ıslansın şehir diyorsun sen! Geçtiğimiz basamakları yıkıyor testilerce su. Uyu! Diyorsun sen. Uyu! Gün doğmadan. Geceyi saran ip yumağı düşüyor ellerimden. İşlememe gül batıyor...

 

#birfotoğrafadenemeyazmak

 

 

 

 

 

Şule Meryem Canpolat Şimşek

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış