KALBİNİ AÇMAK


22.5.2020

    Kalbini çok açmayacaksın. Anahtarı sende unutma! Öğrendiklerin, gözlemlerin zamanla daha izan sahibi yapar seni. Yaşadıklarımızdan da çok şey öğreniyoruz. İnsan her yaşında bir şey öğreniyor ve öğrenebilir. Hem bilgi hem kişisel gelişim anlamında.
    Yazarken, konuşurken, yaşarken de biraz kapalı tutacaksın kalbini. Fazla açmayacaksın. Bu şu anlama gelmiyor. Samimiyetin, dürüstlüğün baki olsun her daim. Ama çok sermeyeceksin yüreğindeki coşkuyu, duygu selini. Sevgini fazla dağıtmayacaksın. Biraz ağırlığın olacak, duygularında da vakur bir duruşun olacak. Nasıl ki açık sözlülük yanlış anlaşılabiliyorsa açık yüreklilik de öyle. Nasıl ki evinin ve hayatının mahrem yanları varsa kalbinin de olacak. Sevdiğinde "çok seviyorum", sevindiğinde "çok sevindim", üzüldüğünde "çok üzüldüm" dediğinde veya hayranlığını da "çok beğendim" diye ifade ettiğinde yanılma payı bırakmamış olursun kendine. Çünkü hata payı vardır biz insanlar için.
      Duygularımızda, duygularımızı ifade etmede de bir sadeleşmeye gitmeliyiz.  Samimi olabiliriz ama yine de her şeyde bir ölçümüz olmalı. Aslında sadece manevi dünyamızda o samimiyeti sakınmamalıyız. Çünkü orada hakiki kıymet bilen ve her şeyi hakkıyla gören ve bilen var. İç dünyandaki coşkuyu ve duygu selini, kelimelere dökeyim derken her samimi duygun, ifaden karşılık bulamayabilir.
     Fazla açmayacaksın kalbinin odalarını. Kapalı kalsın ya da sadece biraz arala. Çünkü kalp gözüyle bakan azdır şu âlemde. Her şey hızla akıp gidiyor. Biraz mesafe koyacaksın hızla akıp giden ve her şeyin çok çabuk tüketildiği böyle bir dünyada. O yoğun fotoğraf paylaşımları, peşi sıra gelen mesajlar, hepsi bir dokunuşuna bakıyor.             Bir dokunuşla yeni bir dünyanın kapıları açılıyor. Bazen bilgi edinmek için ufuk açıcı olsa da o dokunuşlar, bazen de değerli vaktini çalıyor. Paylaşımlar, paylaşımlar... Kimi zaman bir göreve dönüşen yorumlar, çeşitli simgeler... Birbirini yükseltmeler ya da aşağıya çekmeler. Ortasını çoktan unuttuk. Yaşadıklarımızı, sevdiklerimizin  çeşitli anlarını, görselliğimizi gözler önüne seriyoruz. O kadar suni ve hızla tüketilen bir âlem, sanal âlem. 

      Sizce böyle bir âlemde kalp gözüne yer var mıdır? Açık yüreklilik hakkıyla anlaşılabilir mi? Biraz inziva, biraz tefekkür ve ölçülü davranmak. İfrat ve tefritten sakınmak. Bunlara ihtiyaç hasıl oldu. Unutma kalbinin anahtarı sende.

22 Mayıs 2020

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
23.05.2020 - 15:45
Zaten bir ömür boyu bir ya da iki kişi ile çok samimi dostluklar kurulup sırlar paylaşılabiliyor... Gerisi bir nevi çıkar ilişkisi kapsamına giriyor, her şeyi de konuşup bilgilerinize ortak edemiyorsunuz... Ama yine de zaman dertleşmek iyidir bir iki sağlam dost ile... Götürüsü getirisinden fazla olan dostluklar ruhumuzu ve benliğimizi zedeler, yorar haliyle... Kutlarım Sevim Hanım...

29.05.2020 - 13:54
Sevim LKınalı dost "Kalbini Açmak" konu başlıklı yazınızı ilgiyle okudum. Yüreğinizin derinliklerinden çıkarıp harmanladığınız düşünceleriniz güzel ve anlam yüklü. Sizi kutluyorum. Filozoflar erdemi tanımlarken; bilgelik, yiğitlik, doğruluk ve ölçülülükten söz ederler. "Erdemli insanın, eylemleri, duyguları ölçülüdür." Öyle ise, "ölçülü olmak da erdemdir." derler. Yani yazıda anlattığınız gibi ölçüyü kaçırmamak lazım gelir. "İnsan ölçüyü kaçırırsa, kendisine kaçacak yer kalmaz." yolcu9901 diyerek sizi tekrar kuyluyorum. Esen kalın.