KİTAP OKUMAYA DAİR


28.5.2020

     KİTAP OKUMAYA DAİR

   

     “Kitaplar bir odanın olduğu gibi, bir kafanın süsü olmaktan ibaret değildir, onlar uygar her insanın günlük ekmeği, ruhun gıdasıdır.”

                        Suut Kemal Yetkin

  

    Bir ya da birkaç kitap okumuş kimsenin bile kitap okumanın kendisine bir nebze olsun bir şeyler kattığını söyleyeceğini düşünüyorum. Belki farkında değildir ama büyük olasılıkla bir iz bırakmıştır onda. En azından bir ya da birkaç kitabı okumanın deneyimine sahiptir.
    "Kitap okumayı sevmiyorum" diyenler için şöyle de düşünebiliriz. En azından denemiş ama kalbini çalacak; fikrini, ruhunu kanatlandıracak kitaplara denk gelmemiş olabilir. Bir de şöyle bakmak gerekir belki de bu kitap okuma mevzuuna. Herkes sevmeyebilir, sevemeyebilir okumayı. Bu da bir tercih meselesi. Zorla olmaz. Kitap okuyup okumamak da bireysel bir özgürlük, bir zevk, bir tercih meselesidir.
      Kitapla aranızda bir bağ kuramamışsanız bu sadece sizin sorununuz değil. Tabii ayrıca bunu bir sorun olarak da görmeli miyiz? Bu da bir bakış açısı. Benim çevremde olduğu gibi sizin de çevrenizde kitap okumaya zaman ayırmayan, belki de gerçekten ayıramayan kişiler vardır büyük olasılıkla. Gerçekçi olmalıyız. Gönül ister ki okumayı sevenler çok olsun, çoğalsın ama buna fikren, ruhen ve duygusal manada ihtiyaç duymalısınız.
     Kimisi için kitap okumak, susamak, acıkmak gibidir adeta. Günlük hayatının önemli bir parçasıdır. Okumadan kendisini iyi hissetmez. Ekmek gibidir, su gibidir kitap. Mutsuzluğuna ilaçtır adeta. Sıkıntılı zamanlarında bile ona nefestir, can yoldaşıdır, arkadaştır. "Okumayı sevmek" diye bir şey vardır onların lügatinde. Sevmeyenler veya kitap okumayı hiç hayatlarının gündemine almayanlar için ne kadar uzaktır bu iki kelimenin yan yana gelmesi. Aslında onları da yargılamak istemem.  Saygı duyarım! Tabii yeri geldiğinde de birkaç kelâm ettiğim olur.
     Dedim ya, kitap okumak da bir tercih, bir zevk olduğu kadar bir imkân meselesidir de. Ama şunu da eklemeliyim: O sevginin yeşerdiği ve de kökleştiği yüreklerde, zihinlerde hiçbir şey engel değildir okumaya. Ne zorluklar ne yoğunluk ne de başka bir şey. Kitapla arkadaşlığı bir hayat arkadaşlığı gibidir. Bahanesi yoktur çünkü her kitap onun için sofrasındaki ekmek, su gibidir. Zaten önemli olan da bu değil midir? İsteyerek, severek ve okumanın manevi dünyamız için bir ihtiyaç olduğunun farkında olarak okumak.

      Kimi zaman görüyoruz ya! Koyunlarını otlatan bir çobanın tutkusu olabiliyor okumak. Bazen dağda, bayırda bazen loş bir ışıkta sevgiyle alır kitabını. Bazen bir teyzemiz okuma aşkı ve bilinciyle etkiler bizleri. Zorla değil, sevdayla, merakla okur. Yepyeni dünyaların, fikirlerin kapılarını aralar.
       Bazen kimileri her türlü imkâna sahipken uzak olur böyle bir farkındalığa. Kimileri de bir şeylerin, mesela zamanın, maddi imkânların yokluğunu sürerken, engin bir farkındalığa sahiptir. Keşfetmiştir okumanın tılsımını, ışıltısını, heyecanını... Belki hiç "oku" diyen de olmamıştır yakınında ama o keşfetmiştir bir kere okumanın zenginliğini, zevkini.

     Okumak, bir zevk, bir tercih, bir özgürlüktür. Tabii siz siz olun yine de "kitap okumayı sevmiyorum" diyenlere- tabii eğer siz de onlardan biri değilseniz- seyirci kalmayın ama saygı duymayı da aklınızdan çıkarmayın! Unutmayalım ki her birimizin hayat şartları da karakteri de farklı. Tabii kitaplarla olan arkadaşlığı da...
     Sözü kitaplara dair bir sözle noktalamak isterim. Ne de olsa kitap sevdalısı çok ve nice güzel sözler sarf edilmiş kitaplara dair. Her biri bir gerçeğe işaret ediyor ve bizlere ışık tutuyor. Bu ışığın, fikir ve gönül dünyanızı, hayat yolunuzu aydınlatması dileğiyle!

     

    “Kitap beni her zaman eğlendiren, avutan bir arkadaş, bana akıl öğreten bir dost olmuştur.”  George Sand

 

  28 Mayıs 2020

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
29.05.2020 - 21:56
Ağaç yaşken eğilir derler atalarımız. Kitap okuma alışkanlığı da çok küçük yaşlarda ediniliyor. Olgunluk çağına erip de bu alışkanlığı kazanamadıysanız, sonra zor. Okursunuz yine ama çok da fazla önemsemezsiniz... Eğer ki aile de anne ve babalarınız okuyorsa, ya da okuyan bir kardeşiniz varsa, mutlaka bir yerlerden size de bulaşıyor... Her kitap insana bir şeyler katar. Allah cc de Kur'an da ''Oku'' emri ile bütün insanlığa ve başta da Müslümanlara bu görevi yüklemiştir... Biz okuyor muyuz? Toplum olarak bu konuda zayıf olduğumuzu söyleyebilirim. Burada en büyük görev anne ve babalara düşüyor çocuklarına bu alışkanlığı kazandıran anne ve babalar ne mutlu, ne mutlu o çocuklara... Kutlarım içtenlikle...

30.05.2020 - 01:01
Ahmet Bey, yoruma zaman ayırdığınız ve katkıda bulunduğunuz için teşekkürler.