ÖLÜMÜN ARDINDAN


12.8.2020

        Henüz anne karnındayken ölenler ve ölümü idrak edemeyecek kadar küçük yaşta ölenler dışında birçoğumuz ölümün ardından yaşanan acı ve gözyaşı dolu sürece şahitlik etmişizdir ve yaşadığımız sürece şahitlik edeceğiz. O kaçınılmaz sonu, sevdiklerimizden, dünya hayatından ayrılığı bizler de tadacağız. İnananlar için bu bir son, ebedi bir ayrılık değil elbette. Ama yine de kavuşana kadar o özlem bizi yakıp kavurur. Her ölüm ayrı bir iz bırakır kalbimizde ve zihnimizde. Ölümün ardından yaşanan her an ve her koşturma acıdır. Ölümün ağırlığı çöker ruhunuza. Yorgun düşer hem bedeniniz hem de ruhunuz. Ölüme, ölümden sonraki hayata dair düşünceler hakim olur zihninize. Yaşam son bulana kadar sevdiğinizi bir daha göremeyeceğinizi bilmek ve onun yüzüne, gülüşüne, sesine hasret kalacağınızı kabullenmek ağır bir tecrübedir. Ölüm gerçeğine rağmen yaşama devam edebilmek, sevdiğini başka bir dünyaya uğurlamak insan ruhunu allak bullak eder. Her ölüm acıdır, hikâyesi ayrıdır ölenin de ölüm şeklinin de. Ölümün ardından yapılan dini ve geleneksel toplanmalar ne kadar acı olsa da acınıza ortak olanların varlığıyla bir teselliye dönüşür o törenler. Onu uğurlarken içinizde büyük fırtınalar kopar. Büyük bir boşluğun içinde bulursunuz kendinizi. Ama inanın zaman her şeyin ilacıdır. Buna gönülden inanın. Sevdiklerinizin ölümü sizi yakıp kavursa da geride kalan sevdiklerinizin varlığı, geçen zaman ve manevi dünyanızdaki zenginlik o yaralara merhem olur. Ölüm, çok acı bir ayrılık ancak İnsanoğlu onu da iyileştirebilir el ele vererek. Yeter ki birbirinize sarılmayı ve manevi dünyanızı zenginleştirmeyi ihmal etmeyin.  Bütün sevdiklerimize kavuşmak dileğiyle!

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış