Sanata Dair


2.9.2020

Âdemoğlunun, merakları neticesinde resim ve müzik gibi birçok alana sanat icra etmişlerdir. Bu vesileyle maddi ve manevi kültürlerini simgeleyecek ve gelecek çağlara aktaracak birçok eser ortaya koymuşlardır. Bu kazanımların en başında edebiyat alanında çalışmalar gelir ve bilhassa da şiir.

Edebiyatçıların yazım serüvenleri inceldiğinde edebiyatçıların çoğunun sadece yazı yazmakla yetinmediklerini başka sanat alanlarında da kendilerini geliştirdiklerini görüyoruz. Mesela, kim Necip Fazıl'ın resim çizmediğini söyleyebilir ki? Hatta birçok ressamdan daha güzel resim çizer, şiir yazarak. Kaldırımlar şiirinde üstat iç dünyasındaki yalnızlık, korku ve ölüm gibi duygularını gece karanlığında büyük bir şehrin uzayıp giden kaldırımlarıyla ve bu kaldırımlarda yaptığı yolculuktaki gözlemleriyle somutlaştırmış ve okuyucunun hayallerinde istediği tabloyu çizdirmiştir mesela.

Şiir okurken hayallerimizde canlanan, bizzat o anı çizen bir şair ressamların en maharetlisi değil mi?Şair, şiiriyle ruhu dans ettirir, , kalem ve kâğıt enstrüman yapıp raksa kaldırır kelimeleri.Birçok sanatı bir arada icra ettiği için bende şiire merak saldım. Merak salmaktan öte iç âlemdebir arayış. Yolculuğuna çıktım.Gönlü bir arayış içinde olanlar veya hayata anlam katmaya çalışanlar var ya işte onlar sanatın İbrahim'leri olmuştur. Sonu görünmeyen bir yolculuk bu…

Peki, ama insan neden şiir yazar ki? Bu sorunun cevabını bize şiir kendisi versin:

"Neden yazılır bir şiir

Neden okunur bunca yazı

Çünkü nasıl aşılabilir başkaca

İnsanın karmaşıklığı"(Edip Cansever/İçindeki sessiz parlaklık)

"Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?

Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?"(İsmet Özel/Erbain)

Bazen yazmak zorunda hisseder insan, çünkü o duyguları bastıramayacağını bilir. Cahit Zarifoğlu'nun da bir şiirinde geçtiği üzere "İnsan, bastırdığı duyguların esiri olur." Muhakkak ki tarihin bizde takılıp kalmayan bir akışı, kendine özgü bir işleyişle gerçekleşen bir kaderi, bir yasası vardır. Biz sonuçta bu akış, bu işleyiş, bu kader içindeki kendi duruşumuzu önemseriz. Kendi tanıklığımızı merkeze koyarız. Kendi emeğimizin, çabamızın üstüne titreriz.

Varoluşumuzu,yaşayışımızı kendi duyumsamalarımız ve deneyimlerimizle bütünleştirerek anlamlandırırız. Acımasızca geçip giden ile çok güçlü bir istekle gelmesi beklenen, arzulanan arasında kalan insanın yaralı, yarılmış da olsa bir anlatım yolu, bir dil bulma ihtiyacıdır. Merhem bulunmasa da yaraları kapanmaz, yüreğinin üşümesi geçmez. Hiçbir şey yapamasa da şahane bir yalnızlığı, tutunamamışlığını yontup durur. Yadırgamadır, sancıdır, örtüşmezliktir biraz. Hem bir kalkan hem de bir saldırı silahıdır. Şairin duygu ve düşünceleriyle, dille, bağlanma ve uzaklaşma dürtüleriyle, kaçmak ve kök salmak isteyenlerle savaşımıdır. Hem bir mücadele alanı hem de mücadele aracıdır şiir.

Şiir, çağlar boyunca insanoğlunun içinde var olan güzele ulaşma isteğinin bir sonucudur. Şiirin olmadığı yerde insan sevgisi eksik kalacak, hatta insanlar korkunç bir duygusuzluğun pençesine düşecektir. Bu bağlamda şöyle bir soru sorulabilir, herkes şiir yazabilir mi?

Öncelikle şiir bir duygu yığını değildir. Bir ideolojiye bağlı olarak aklın ve kalbin iç çatışmasından sağ kurtulmuş bir hikmettir. Şiir hissedebilme işçiliğidir. Kalpte doğan umut, hüzün, sevinç, özlem, düşüncenin süzgecinden geçip kalem ve kâğıdın buluşmasıyla ilk nefesini almaya başlar ve hayat dokumaya başlar. Şiir ne düşüncedir nede düşünceden yoksun, aklın ve kalbin haddizatında yol alan, şairine şiar olmuş garip bir yolcudur.

"Bazılarımız şiirlere tutunuyor,

Bazılarımız şarkılara…

Bazılarımız filmlere tutunuyor,

Bazılarımız kitaplara…

Sanırım artık insan, tutunamıyor insana…"

(Oğuz Atay)

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
02.09.2020 - 17:07
""""Şiir, çağlar boyunca insanoğlunun içinde var olan güzele ulaşma isteğinin bir sonucudur. Şiirin olmadığı yerde insan sevgisi eksik kalacak, hatta insanlar korkunç bir duygusuzluğun pençesine düşecektir. Bu bağlamda şöyle bir soru sorulabilir, herkes şiir yazabilir mi?"""" Kardeşimi tebrikler ederim güzel yerinde bir çalışma olmuş, selamlarımla.