ŞİİRİN VAROLUŞU

Günün Yazısı
Ekleyen : Sevim Kınalı , 05 Aralık 2017 Salı aaa Beğen 11
     Her şair, başka bir söyleyişle ve başka yaşanmışlıklarla kaleme alır şiirini. Bu başkalığı, özgünlüğü; oluşturduğu imgelerle, söz sanatlarıyla ve bunlardan da önemlisi etkili söyleyişiyle var edebilir. Şair, dil aracılığıyla, malzemesi duygu, düşünce, hayal, yaşam ve insan olan eserini, bütün bu malzemelerden ustaca yararlanarak ortaya koyar. 
     Bizim bir okuyuşta tattığımız bu estetik zevkin arkasında büyük bir emek ve birikim vardır. Şairin duygu ve düşünce dünyası, nice yaşanmışlık, kültürel birikim ve farklı bir duyuş düşünüş...İşte bütün bunlar, özel bir duyarlılıkla birleşir ve bir kuyumcu gibi dili işleme ustalığıyla dizeler, beyitler, bentler halinde sayfalarda yer bulur. Her sayfa, şairin ruh dünyasında ve yaşam serüveninde bir yolculuğa çıkmak gibidir. Kimi zaman bizim hikâyemizle, ruh dünyamızla kesişir okuduğumuz şiirin yolu. Dizeler akıp gittikçe, hiç yaşamadığımız, belki de yaşamayacağımız olay ve durumlara tanıklık eder ; hiç tanımadığımız, farkına varmadığımız insan hikâyeleriyle tanışırız. Şirin varoluşu bize de böylece var olanı keşfetmenin heyacanını ve farkındalığını yaşatır. Her şiir, yeni bir dünyanın kapısını aralar ya da sonuna kadar kapılarını açar o dünyanın. Sözü, güzel ve etkili söylemenin en güzel örneklerini okur ve o söyleyiş güzelliği bizim de söyleyişimize estetik kazandırır. Şiirin varoluşuyla dil güzelleşir, bakışımız zenginleşir. 
 
       "Ne zaman seni düşünsem
 
        Bir ceylan su içmeye iner
 
        Çayırları büyürken görürüm
 
 
 
        Her akşam seninle
 
        Yeşil bir zeytin tanesi
 
        Bir parça mavi deniz
 
        Alır beni"
 
       (...)          İlhan Berk , Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar
 
 
     İlhan Berk'in bu şiirinde yer alan her sözcük- ceylan, su, çayır, zeytin, deniz- nasıl bambaşka bir anlam ve duygu zenginliği kazanıyorsa, bir başka şiirde de başka sözcük ve ifadeler ayrı bir zenginliğe kavuşur. Kimi aşk kokar, kimi hasret, kimi toprak, kimi yaşama sevinci... Kimisi bir çocuğun masum gülümsemesiyle, kimisi bir anne şefkatinin sıcaklığıyla, kimisi sevgilinin güzel yüzüyle var eder şiirini. Özgürlüğü, sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, yaşama sevgisini abideleştirir şiirinde. Tıpkı Nazım Hikmet'in Yaşamaya Dair adlı şiirinde olduğu gibi:
 
        "Yaşamak şakaya gelmez,
 
         büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
 
                                 bir sincap gibi mesela,
 
         yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
 
         yani bütün işin gücün yaşamak olacak."
 
         (...)                      Nazım Hikmet
 
       Bir çocuğun varlığının güzelliğini işler şiirine kimi şairler. Arif Nihat Asya'nın Çocuk adlı şiirinde dile getirdiği gibi:
 
         
 
          "Böyle çıtır pıtır
 
           Çıtırdamazdı ocaklar
 
           Sen olmasan
 
 
 
           Mırıl mırıl
 
           Ninni bilmezdi dudaklar
 
           Sen olmasan
 
 
 
           Neye yarardı oyuncaklar
 
           Sen olmasan
 
 
 
           Ve soğurdu, yavrum, kucaklar
 
           Sen olmasan."
 
                         Arif Nihat Asya, Çocuk
 
    Sesler, kelimeler dans eder adeta şiirin estetiği ve şairce bakışın, şairce duyarlılığın var ettiği dizelerde. Öyle güzel dokunur ki her dize hayata, öyle güzel resmeder ki insanı, hayatı ve her şeyi! Sanatlarla, imgelerle bezeyip, bir de ahenkle akıcılık kazandırarak bir duygu, düşünce ve hayal zenginliğine davet eder okuru. Baktığımız gibi bakmadığı, gördüğümüz gibi görmediği için ve alışılagelmiş bir söyleyişle dile getirmediği için duygularını, bir başkadır şair duyarlılığı, bakışı... Örneğin; "salkım" sözcüğü bizde üzümü çağrıştırırken, bir şairin ruh inceliğinde bambaşka bir anlama bürünür ve bir duygunun ifade edilişinde güzel bir unsur olur:
 
          " Karlı dağların başında
 
            Salkım salkım olan bulut
 
            Saçın çözüp benim için
 
            Yaşın yaşın ağlar mısın"  Yunus Emre
 
           
 
            ( yaşın yaşın: gizli gizli)
 
     Büyük ozan Yunus Emre, bu dörtlüğünde; "bulut" sözcüğünü, "salkım" sözcüğüyle yan yana getirip, bulutu kişileştirerek, acısını özgün bir söyleyişle dile getirmiş. Bizler salkımın çağrıştırdığı üzümü sadece yemeyi düşünürken, şair o üzüm salkımını, şiire nasıl yedireceğini düşünür. "Bulut" adeta şairin acısına ortak olmuştur. Şair, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı farklı bir duyarlılıkla dile getirdikçe bizler de, bu örnek dörtlükte olduğu gibi, yalnızlığımızı, acımızı, ve sevincimizi de şiirlerde ararız. Birçok duygunun tercümanı olan şairlerle, şiir yolculuğuna devam etmekten de heyecan duyarız. Bizlerde estetik zevk ve heyecan uyandıran şiir, hangi coğrafyada hayat bulursa bulsun, evrensel olanı, insanı ve hayatı kucaklayabilmişse sınır tanımaz. Şiirin sırrı, okuyanın gönlünde uyandırdığı heyecanda saklıdır. Bakışımızı zenginleştirip, duyuşumuzu derinleştirdikçe, ruhumuza incelik kattıkça, her coğrafyada yeşermeye, güzelliklere hayat vermeye devam edecektir. 
 
            "Yeşil pencerenden bir gül at bana
 
              Işıklarla dolsun kalbimin içi
 
              Geldim işte mevsim gibi kapına
 
              Gözlerimde bulut saçlarımda çiy"
 
                                            Ahmet Muhip Dıranas, Serenad
 
 
 
5 Aralık 2017
 
 
 
 
 
             
 
                  
 
 
 
           


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Muhittin Bulut
05 Aralık 2017 Salı 12:52:59
Şiir hayatın özü aslında. Suskunluklardan yayılan bir öz bu. Suskunluklardan, karanlıklardan, uzaklardan gelen, dalga dalga yayılan bir okyanustur belki de şiir. Şiire yazı yazmak, şiir üzerine yazı yazmak zordur. Ancak şiire meftun olan ruhlar göğüsleyebilir bu işi, şiiri içselleştirebilenler yani... Şiir gibi bir ömür dilerim.

Sevim Kınalı
05 Aralık 2017 Salı 13:39:31
Şiir tadında bir yorum olmuş. Beğeni ve özgün yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim. Okulda yazdığım için o sırada tamamlayamadım. Yazıma devam edeceğim. Aynı güzel dileği sizin için de diliyorum. Selamlar.

Ekrem Yaldız
05 Aralık 2017 Salı 15:14:53
çok güzel

Sevim Kınalı
05 Aralık 2017 Salı 18:34:46
Teşekkürler.

Mert Cankaynar
05 Aralık 2017 Salı 18:34:53
Şaire ve yazara göre doğru dürüst eleştir yapanların sayısı bence çok az. Güzel yorumlar bu güzel paylaşımlara değer katacaktır.

Sevim Kınalı
05 Aralık 2017 Salı 19:46:48
Katkınızdan dolayı teşekkür ederim.

Adem
06 Aralık 2017 Çarşamba 10:14:48
Her şaire katkı sağlayacak bir çalışma. Böylesi çalışmalar, işinde usta olanı da olmayanı da üzerinde düşündürten kendini ve işini sorgulatan yazılardır. Maalesef ülkemizdeki pek çok kişi mesleğini sorgulamadan , mesleğinde kendini geliştirmeden kalıyor. Bu yazılar bu yüzden çok önemli. Ellerinize sağlık Sevim Hanım.

Sevim Kınalı
06 Aralık 2017 Çarşamba 12:23:43
Adem Bey, güzel tespitleriniz ve destekleyici yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim. Küçük bir katkım olabilirse ne mutlu!Selamlar.


06 Aralık 2017 Çarşamba 13:22:08
Her şairin hayattan aldığı zevke ve hayata bakış açısı farklıdır. Şair bulutu farklı görür, yağmuru farklı görür, toprağı farklı görür, diğer insanlardan. Normal bir insan yağmur yağıyor der, şair bulutlar ağlıyordu ya getirir mısrayı... Öyle iki kelimeyi alta alta dizdim hah bak bu da şiir oldu tek düzeliğinde değildir şairlik ve şiir... Yazılır ve uğraşılır şiir ile... Kelimeler girer çıkar, defalarca tekrar tekrar yazılır benzer mısralar... İnsan sevgisi ve vatan sevgisi şairin olmazsa olmazlarındandır... Merkeze insanı koymayan, hayatı koymayan şiir ve şairler bir müddet sonra saman alevi gibi unutulur giderler... Gönül işçisidir, yürek işçisidir şair... Dertli adamdır aynı zamanda sıkıntılı adamdır şair... Gecenin 0.3.00'ün de bile yatağından kalkar ve aklında ki mısrayı not eder. İnsanları dert eder, vatanını dert eder. Nerede bir sıkıntı varsa, diğerleri gibi eli ile değil de dili ile o yazdığı eşsiz şiirler ile düzeltemeye çalışır gücü yettiğince dili döndüğünce hem de hiç bir maddi karşılık beklemeden, bir dolu da yokluk ve yoksulluk çekerek belki... ''Yufka yüreklidir şairler, narindirler, yüreklerinde sevgi, akıllarında bir dolu güzellikler vardır, insanlar için, insanlık için. ''Şiir sanatı eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir.'' der ünlü Fransız Şairi Aragon. Şair her ne kadar yufka yürekli de olsa vatan tehlikeye düştüğü zaman, zalimler mazlumların karşısına dikildiğinde sertleşmesini de bilir. ''Kalemin kılıçtan keskin olduğunun.'' en güzel ispatını yürekli şairler ve yazarlar yaparlar...'' Bir de Fuzuli ''İlimsiz şiir harcı olmayan yapı gibidir.'' der. Yazacağımız şiirlere ilmimizi de katarsak daha güzel eserler ortaya çıkacaktır. Kutluyorum bu güzel yazı için Sevim Hanımı...

Sevim Kınalı
06 Aralık 2017 Çarşamba 15:22:20
Çok teşekkür ederim. Zengin yorumunuzla özel bir zaman ayırıp yorumdan öte güzel bir yazı kaleme aldığınız için ve beğeniniz için. Kaleminize sağlık. Anlıyorum ki hem şiir hem de şiire dair kaleme alınan yazılar ayrı bir heyecan yaratıyor. Yeter ki böyle bir heyecan uyandıracak eserler ortaya koymaya çalışalım. Selamlar.

Kemal Çevik
07 Aralık 2017 Perşembe 06:45:01
(...) mesela Mister Dallas, yeller eserken yerinde sizin New York'un, kurşun kubbeler kurdu o, gökkubbe gibi yüksek, haşmetli, derin. Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek. Halı dokur gibi yonttu mermeri ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri. Dahası var Dallas, sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz zulüm gibi, hürriyet gibi, kardeşlik gibi sözlerin, dövüştü zulme karşı o, ve istiklal ve hürriyet uğruna ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek ve yarin yanağından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber diyebilmek için, yürüdü peşince Bedrettin'in; O, tornacı Hasan, köylü Memet, öğretmen Ali'dir, Kaya gibi yumruğunun son ustalığı, 922 yılı 9 Eylül'üdür. Dedim ya, Mister Dallas, Herhalde bütün bunları sizden gizlediler. (...) Hocam! Bunlar gençlik yıllarımda ezberlediğim ve sıklıkla okuduğum şiirlerdi. Yeniden hatırlamama ve yeniden ezberlemem gerektiğine vesile oldu, yazdığınız bu güzel metin. "23 Sentlik Askere Dair. Nazım Hiknet" şiirinin aynı zamanda güncel gelişmelere uygun olacağını düşünüyorum. Saygılar, selamlar.

Sevim Kınalı
07 Aralık 2017 Perşembe 07:10:40
Kemal Bey, her zaman nazik ve anlamı satırlara sığmayan dopdolu, içten ve özgün yorumlara imza atıyorsunuz. Çok teşekkür ederim ve sizi de kutlarım. Selam ve saygılarımla.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...