Takmıyorum Kafama Düşüncenin Güzelliğinden Aşktan Sevmekten Başka Şapka.


25.10.2020

 

Takmıyorum Kafama Düşüncenin Güzelliğinden Aşktan Sevmekten Başka Şapka

 

“Yangın büyürken geldim işte oysaki kova kova su dökmeliydim bu büyüyen ateşe ve yangın şimdi daha da büyümekte çünkü yanmayı sevdim ben bir kere en azından kırıp dökmeden insanları kendimi yakmak meğer gözüm açık gördüğüm bir rüyaymış bir ömür ve ne zamanki kalemi aldım elime gitgide büyüdü bu yangın.” Yıldız Gülüm
 
Kardeşimin bu devasa sözüyle gönlündeki ışıktan ışık alarak devam edeyim… Rabbime şükürler olsun yazarken, yazmaya başladıktan sonra, küsmek nedir unuttum her ne kadar küstürmek için onca çaba sarf edenler sessizce çabalasa da, Muaffak olamıyorlar, az uzaklaşıyorum ummadıkları anda geri dönüyorum, bakıyorum hala aynı yerdeler ben es geçerek, onları geride bırakarak yoluma devam ediyorum. Takmıyorum kafama düşüncenin güzelliğinden aşktan sevmekten başka şapka, onlar kendileri düşsün kendi çukurlarına, ben düşerek uğraşarak başımı ağrıtacağıma onların başı ağrısın o kadar diyorum ve unutuyorum fikir olmayan öylesi düşünceleri…
 
Duvarı nem insanı gam bitirir, o nedenle ben yoluma onlar çukurlarında debelenerek dursunlar diyorum, el uzatsam çıkmaları için biliyorum elimden tutarak çıkmayacaklar, böyledir nefret yüklü olmak! Onlar uzağımda sözcükler yanımda heybemde, yola devam ediyorum Rabbim yardımıyla şükür… Hani Korona ÇIKTI Musibettir, insanın kendisini anlaması yapmadıklarını hatırlatması için Rabbim göndermiştir diyorum ya, anlayan hiç yok fark ederek kendini düzelten hiç yok…
 
Biz yine fidan veren gülümseten düşüncelerle, yolumuza devam edelim, fidanları kurutanların/ kuruyanların yerine de fidanlar dikerek devam edelim ve devam ediyorum/ediyoruz bir yerine iki üç fidan birden dikerek, çok şükür. Güneşin ısıttığı fidanları gönlümüzle ısıtarak gözyaşlarımızla yağmurla büyüterek devam etmek, yazarın şairin kaderinde vardır. Hissetmek hissederken acısını çekmek yazarın şairin kaderinde vardır.
 
“Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz
O insan ve tabiat çağını
Dön bana ve dinle
Kuşlar uçuşuyor içimde
Loş bir keman solosu gibi
Kuşların uçuştuğunu içimde
Dön bana ve dinle.”
Erdem Beyazıt
 
“Şimdi o gözlerde,
Vakitsiz yağan yağmurlar var,
Hasat mevsimi bitmiş bahçelere
Sağnak sağnak yağacaklar,
Belki gönlünde gökkuşağı açacak
Ama altından çocuklar geçmeyecekler.
Su yerine zehir akacak ırmaklarından,
Hiç kimse içmeyecek…
Ya Ben,
Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
Üzümlerim gazap üzümü
Şaraplarımsa gözyaşları…
Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş,
Konmuştu bahçeme,
Ona şefkatle eğilirken
Pır diye uçtu birden
Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik
ve inancımla birlikte.”
Ahmet Muhip Dıranas
 
Hissetmek yazmaktır, acıların içine gülümsemeleri ekerek yürümektir acılar acıtsa da, gülümsetmenin kaderinde acıların içinde acıları yutmak vardır…
 
“Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Bin bir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.”
 
Bedri Rahmi Eyüboğlu
 
Yürüdüğümüz yolun farkında olarak yazarak bir şeylere parmak basarak, parmağımız gönlümüz kanasa da devam diyerek noktalayayım, vesselam, selamlarımla.
 
Mehmet Aluç
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış