Yaralı O Bedeninin Diliyle Konuşsan Da Anlatamazsın Çünkü !


5.11.2020

 

Yaralı O Bedeninin Diliyle Konuşsan Da Anlatamazsın Çünkü...!
Sakınmak ve Yakınmak

 

İnsan bir şeyden zararlı olandan kendini değil etrafındakileri korursa sakınırsa yakınma ya da ağlaması olmaz. Sadece kendini korursa o sakınmadığı şey kendine bulaşır yakasına yapışır, yakınmaya başlar halini anlayanları arar, bulamaz açıkta naçar kalır!
Aman benim gözlem gücüm çok yüksek, ayrıntı yakalama ustasıyım, deme sakın ey sakınmayan anlamayan, duygu, davranış, düşünme biçimi bu değildir, sakınmak ve sonunda yakınmamak ve ağlamamaktır. Varmaktır insana anlamaktır, sarmak sarılmaktır. Sakınmazsan insanlar yaralanır sende bedeninle yaralanırsın, yaralı o bedeninin diliyle konuşsan da anlatamazsın çünkü sen anlamadın anlayanlar bir bir gitti kalmadı bitti, seyirci kaldın! Bin bir bakışı soldurtandır sakınmamak!
 
Diyorum ki yazarak ben kendinden çıkarak size doğru usul usul geliyorum. Bu güzel yolculukta her adım attım yerler döner bana ve adımlarımdaki emeğe bakar, sonra ben kendime adımlarıma yollarıma ve sizlere bakarım, yazarım işte sorgu yola çıkmakla başlar ya yazarsın ya koşarak adımlarsın... Yüzleşmektir bu ilk önce kendinle, kendini ilk önce sakınmaktır, sakınırken anlatmaktır az da yanmaktır. Bir yere birisine gitmeyi seçmek, bazı şeyleri de göze almaktır. Bilin ki böyle gidiş değişmektir, aramaktır bekleyenin varsa yeni karşılaşmalarla buluşmaktır, bekleyenin yoksa da bekleyenler varsa ulaşmaktır kucaklaşmaktır. Bekleyeni olanın durumu güzeldir, bekleyen var mı diye yola çıkanın hali daha da güzeldir, yolda aramak ise en güzelidir, gözlemleyerek sakıncalı olanı görür ve sakınır, sakınılması gerektiğini sadece hatırlatır. Üstat ne güzel yazmış:
Dinmiş Denizin Şarkısı Rüzgâr Uyumakta
Rıhtım Boyu Sonsuz Bir Üzüntüyle Karaltı
Körfez Düşünür Kanlıca Mahzundur Uzakta
Mazi Gibi Sislenmiş Emirgan Çın araltı
Can Verdi Kışın Sunduğu Taslarla Zehirden
Her Gonca Kızıl Bir Gül Açarken Yolumuzda
Üstündeki Son Dallar Ağarmış Diye Birden
Pas Tuttu Bu Akşam Suların Rengi Havuzda
Yerlerde Gezen Hatıralar Var Korulukta
Yapraklar Atılmış Nice Mektuplara Eştir
Mehtaba Çalan Sapsarı Benziyle Ufukta
Binlerce Dalın Verdiği Tek Meyve Güneştir
İçlenme Tabiattaki Yekpare Kederden
Yas Tutma Dağılmış Diye Kuşlarla Çiçekler
Onlar Dönecektir Yine Gittikleri Yerden
Onlarla Giden Günlerimiz Dönmeyecekler

Faruk Nafiz Çamlıbel
 
Yazarak önce içimizde bir yürüyüş yaparız, sonra dış dünyamızda. Bu yürümek ahenkle olması için ayar gerektiriyor buda ancak duyguyla düşüncenin şeffaflığıyla duru bir dille gönüllerin buluştuğu muhabbetle bunu sağlayabilirsiniz ancak. Yönelmek gerekir insana doğru kendine de, söylemek gerekir önce kendine sonra insanlığa, duyarlar ya duymazlar belki bir anlığına. Dönerse anları karanlığa bu sakınmak ve olur mu olmaz, belki ipin ucunda anlama olur, canlanma varma olur mu bu saatten sonra? Yaşayarak görmek lazım! Sanma sana bulaşmaz mikrop, işte sarmış âlemi korona denilen mikrop ister anla istersen anlama lakin geç kalma, vesselam.
Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış