Yol Ulvi Hayatın Yaşantın Ulvi, Ulvi Olmayan Dünya Ve Çıkarların Arzu Ve Hırsları Kim Ne Etsin Ki Sonu Hüsran Olduktan Sonra?


29.10.2020

 

Yol Ulvi Hayatın Yaşantın Ulvi, Ulvi Olmayan Dünya Ve Çıkarların Arzu Ve Hırsları Kim Ne Etsin Ki Sonu Hüsran Olduktan Sonra?

 

Toprak bu, içinde taşı da dikeni de taşır, altında altını da taşır.   

“İnsan özüne doğru yol almaya başladığı zaman ona yeni kapılar açılır, yeni fetihler verilir. Hz. Mevlâna şöyle diyor:

            “ Biz geceleri sabahlara kadar sevda dalgaları içindeyiz.”

            Bu sevda dalgalarını yakalayanların engin sulara açılması mukadderdir. Onları artık sahildeki çakıl taşları oyalamıyor.

            Mevlâna devam ediyor:

            “Can tertemiz bir ayna, ten de onun üzerinde bir tozdur. Tozun altında olduğumuz için güzelliğimiz görünmüyor.”

            Ten tozunu can aynasından silenler çoğalıyor. Ümit bardağına, pınarlar dolmaya başladı. Oluşun baharı geldi, ardından yaz sökün edecek. Bu çiçekler, bu meltem boşuna değil. Varlığı yaratan, bahara irade buyurmuşsa, kimin haddine bahara direnebilmek? Göreceksiniz, nice odunlar çiçek açacak ve ateşe girmekten kurtulacaktır. Dünyada yüzyıllık kışın ardından baharlar geliyor.  D. Ali Taşçı”

 

Bende kardeşimin bu sözlerine gönülden katılıyorum ve devam ediyorum. Bizlerde aşkın kapısında askla yanmış ve daha çok yanmakta ve bu aşkla hakka varırken yanmayı seçmiş, bu aşkla insanı seven bundan gayrı muradı kalmamış insanız elhamdülillah Rabbime çok şükür. Aşkın hak aşkının güzelliği karşısında hayranlığına bakarken kendimizden geçmiş yok olmuş, kalabalıklarıyla rezilliğini ortaya sererek, Peygambere dil uzatanlara elimizi duayla hakka açarak rezil etmesini Kahhar ismi hürmetine kahr etmesini dileyerek, hakka aşkla esir olmuş kullarız… Hamd olsun çirkinliklerden uzak kalmak gibi bir gayemiz bizi uzaklaştıran imanımız var.

İnsanız ve hakka iman edenleriz o nedenle bu âleme gelişimizin bir gayesi var. Bütün kâinat ve bütün varlığı sevmek hakkına tecavüz etmeden, kötülüklerden korumak mevzusu biz iman edenlere düşer, işte bu kadar basit ve öz… Herkes bu borcunu bilerek hakka yürür ya başarır ya başarmaz o ayrıdır, önemli olan hangi yolda hangi amaç için yaşadığını bilmesidir. İnsanı huzura götüren hak aşkı imanla, daha çok aşkla yanmakla, sevmekle fazla yanmak yakmaz kül olmak söndürmez, bu yanma âlemdeki zalimlere meydan okumak için yeşermektir güç toplayarak karşı çıkmaktır, pişmektir. İşte bundan sonra mağlup olmak yoktur hakkın zaferi vardır.

 

Olayları yüzeysel değil, derinliğine düşünerek analiz etmek biz iman edenlerin görevidir. Keyfimizden öte, hayatın insan hayatının genişleyerek mutlulukla dolmasını istemek asıl görevimizdir.

 

Ey insan Sen evet sen eskimeyen imanla şuurla izan ve idrakle solmayansın yok olmayansın… Rabbimiz sonsuz bir hayat ve güç sahibi, bu sonsuzluk hayatına doğru ölümle yürürken seni kim tutabilir ki ,ölüm sonsuz hayatın adımlarına doğru gidiş olduğunu, bu gidişle sonsuzluk sahibi güç sahibi Rabbine habibine varacağın anın sevincini bileni kim yolunda alıkoyabilir ki? Tecelli edecek hayat ve hayatın içindeki yürüyüş yolunda zalimden tehlike var diye, kim seni yolundan alıkoyabilir ki? Yol ulvi hayatın yaşantın ulvi, ulvi olmayan dünya ve çıkarların arzu ve hırsları kim ne etsin ki sonu hüsran olduktan sonra?

Ey insan sen imanla haram olmasında şüphe bulunan şeylerden ve yakışıksız işlerden sakınansın, yaklaşmayansın, bu şekilde yaklaşanlara da izin vermeyensin dön aslına ve bu yolda yürümeye başla ya da otur bunca zilleti yaşar esir düş özgürlüğünü esaretle değiştirirsin… Yol belli niyet belli duruş belli ya da bu yolda olmazsan vuruşu belli üç kuruşu değersiz sonu elemli, vesselam.

Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış