Açlık Tragedyası


4.5.2020

Açlık tragedyası

 

kalbimin kanatlarını kıranlaradır kırgınlığım

akan kanı damarımda kurutanlara

/

şu hale bak Havva şu hale bak daha ölmeden

yastıklar taş olmuş yorganlar toprak

mor gözleriyle mor çatıların altına büzüştüler

yüzümü yere seren bu ölümcül sessizlikte ne

bak kanatsız kuşlar gibi avuçlarıma düştüler

kara yazılara kar beyazı kefen biçiyorlar Havva

korkarım kıyamete kadar bitmez bu dava

 

hani ” yiğidin sözü meşenin közüydü “

yüz’ü tam doksan dokuzu yalandı hayatımızın

bu çaresizliğin sömürgesi sefaletin ağlayan gözüydü                                                               

söyle Havva oğullarınla nasıl biter bu dava

bu lanetli kader bir aile geleneği

yoksa reddi olmayan kötü bir miras mıydı

 

önce putlara tanrılara kurban ettiler

ekmek keser gibi buz kırar gibi

ardından diri diri toprağa gömdüler

tohum eker gibi kirli suyu döker gibi

savaş ganimeti kafeslerde harem esiriydik

bir kadın bir kadının korkulu rüyasıydı

duyguların felciydi taciz tecavüz istismar

çıplak erkeklerin şu üzerimize biçtiği " namus "

neden tek bize giydirilmiş ateşten bir elbiseydi

tekerrür ah! nasılda basit bir açlık tragedyasıydı

 

huzurumuz kahır, balımız zehirdi Havva

hasıraltıydı olanca emeklerimiz

kocalık değil dayılık yapıyordu çoğu 

gözdağı veriyorlardı ama bilmediler

buzdağına dönüyordu yüreklerimiz

ve sıcak yuvalara kar yağdırıyordu adamlar

üşüyorduk Havva üşüyorduk ona rağmen

karnımız burnumuzda çatlayana dek çalıştık

taş zindanlarda ömür tükettik bir nevi

itaat etmek zorundaydık yoktu yolu

kırıktı kiminin ayağı beli kiminin kanadı kolu

yakayı sıyıramazdık tehdit unsuruyken

ve eteğimize sıkı sıkı sarılmışken çocuklar

 Açlık Tragedyası


reddedilmek küfür gibiydi onlara

kum torbasına un çuvalına vurur gibi

nereye ve ne geçerse ellerine, ta ki yorulana

deri kemerlerinin tokası kırılana kadar

su toplamış parmak aralarından sarkıyordu

koparılan saçlar ki zulmün en acıklı resmi

küçük dilimizi yutuyorduk Havva ve

gözlerimizdeki bebeklere kadar korkuyorduk

şiddet döngüsü ah! tam bir çirkef silsilesiydi

 

hiçbir kadın Havva hiçbir kadın

huzur bulduğu evi terk etmezdi yeter ki

bir buğday tanesi kadar güvenebilseydi

oysa azıcık hatır azıcık gönülle

çöllerimiz çiçek bahçesi bedesten olur

dudaklarımızda zarif güller açardı

bak düpedüz yalnızız Havva düpedüz

dışarı bahar olsa ki ne içimiz kış içimizde güz

şimdi hangi siyahın hangi mor çürüğüne yanayım

hangi birinin adını vereyim hangi birini sayayım

söyle Havva hangi uçurumun kenarına gideyim

hangi sivri taşlara şu kafamı vurayım

bir belayı berzahtayız bu cenk amansız

 

göz göre göre kulak duya duya

bağıra bağıra geliyordu cinnet

etten kemikten yürüyen ızdıraptı çoğu

ıslah edilmiyordu çakır dikeni o dürtü

kalkmıyordu gözlerdeki o kanlı örtü

kuytularda sokaklarda odalarda avladılar

ah! o ceren bakışlı bir özge candı

ah! o bir ceylandı bir avuç duru su

ruj değildi dudaklarına sürdüğü kan kurusu

düşündükçe içime erimiş kurşun dökülüyor

bir baba eziyordu kızının geleceğini

iştahla kana ekmek banıyordu

bir baba sükunetin gölgesinde

gelmeyecek kızına yanıyordu

gelecek gelmeden beziyordu Havva

 

depremdi fırtınaydı sanki seldi

ey! Havva ortalık ne hale geldi

yine bir çocuk ağlayan kuş

titreyen gözleri üşüyen bir göl

hüzün çeşmelerinde yıkıyor yüzünü

“ölmek istemiyorum“ diyor yine bir kadın

düşüyor dalından taze bir yaprak

şu hale bak Havva şu hale bak

daha ölmeden yastığı taş olmuş

yorganı toprak, yine bir çocuk

hüzün çeşmelerinde yıkıyor yüzünü

duy Havva yüreğimi parça parça bölme

bak ne diyor çocuk “ anne lütfen ölme ”

dua et Havva acılar ki  sığmıyor hiçbir asır'a


“ vec’al lenâ min ledunke nasîrâ ”


Esra Kaya

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
16.05.2020 - 12:52
Esra Hanım merhaba. Tam bir tragedya hatta zaman zaman onu da aşmış dizeler. Korku, gerilim, isyan, şiddetin resmini çizmişsiniz adeta. Kadına şiddet maalesef hepimizi yakan, geldiği boyutuyla bazen isyan ettiren, çok acıtan bir gerçek. Havva'nın tragedyası şiddet gören kadınları temsil etmiş. Nacizane düşüncem böyle bir tragedyada şiire biraz umut katabilir ve şiddet gören kadınlara bir çıkış kapısı, bir pencere açabilirdiniz. Biraz ışık umut olur ve ilham olur bir tragedyada bile. Umarım tespitlerimi hoşgörürsünüz özgün ve duyarlı bir kalem olarak. Başarılar. Umudu ve mücadeleyi yüreğimizden eksiltmemek dileğiyle!

16.05.2020 - 12:53
Düzeltme: naçizane