Öğ-Ret-Men!x

Ekleyen : Eyyup Akmetin , 20 Temmuz 2019 Cumartesi aaa Beğen

Okul yolunda, önünde duman tüttürülmez, öğ ret men,
Okul koridorlarında dondurma yalanmaz, öğ ret men,
Derslerde telefonla konuşulmaz, mesajlar atılmaz, öğ ret men,
Adabı muaşeratı öğren ki, öğretesin, eğitesin, e ğit men!

Öğretmensin diye, her yaptığın doğru sanılır, yanıltır, öğ ret men,
Eğitim-Öğretim ömür boyu sürer, sen bilirsin, e ğit men,
Mesleğine, kendine, öğrencilerine, vatanına saygın olsun, öğ ret men,
Bilmemek değil, bilmediğini bilip de, öğrenmemek el insaf e ğit men!

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Mete Han
20 Temmuz 2019 Cumartesi 21:12:04
Sultan Abdülhamid Devrinde Toprak Kaybı Osmanlı Devleti’nin toprak kaybı, daha 1699 yılındaki Karlofça Antlaşması ile başlamıştır. Bu, aynı zamanda Gerileme Devri’nin başladığı tarih olarak kabul edilir. Tıpkı insanlar gibi, İmparatorluklar da doğar, büyür, gelişir ve ölürler. Tarih boyunca kurulan bütün İmparatorluklar, miadını doldurunca ölmüşler ve onların külleri üzerinde yeni filiz devletler kurulmuştur. Esas mesele izzetle mi zilletle mi öldükleridir. Malum, I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu tasfiye oldu. Osmanlı’nın sahip olduğu topraklar üzerinde bugün 30 küsur devlet kurulmuştur. Ancak biz, hepsi ile ya savaşarak ya da başkalarının işgal ve ilhak etmesi sonucunda ayrıldık. Sonuçta Müslüman devletler dahil, onlar bize, biz onlara düşman olduk. II. Dünya Savaşı’nın ardından Britanya İmparatorluğu tasfiye oldu. Ancak İngilizler bu mukadder sonu gördükleri için, daha 1930’lu yılların başında, kontrollü çözülmeyi kolaylaştırmak için Commonwealth’i kurdular. Bugün, İngiliz Milletler Topluluğu veya Milletler Topluluğu olarak bilinen bu gevşek federasyonun üyesi olan 54 ülke vardır. Bunların üçte biri de Müslümanların çoğunluk olduğu ülkelerdir. İngiltere, II. Dünya Savaşı’ndan sonra bu ülkelere adeta özgürlük bahşetti ve bağımsızlıklarını ilan eden ülkeler, İngiltere’nin dostu ve müttefiki olarak kalmaya devam ettiler. Soğuk Savaş’tan sonra Sovyet İmparatorluğu tasfiye oldu. Burada da Rusya Federasyonu, 16 devletin büyük çoğunluğunu Bağımsız Devletler Topluluğu çatısı altında kendisine dost ve müttefik yapmayı başardı. Fransa’nın, İspanya’nın, İtalya’nın, Portekiz’in, Norveç’in, Hollanda’nın, Belçika’nın bile, bazen kendilerinden kat be kat büyük kolonileri vardı. Onlar da, asırlarca sömürü üzerine kurdukları hakimiyetlerine rağmen, eski kolonileri ile büyük çapta dost ve müttefik kalmayı başardılar. İster Sultan Abdülhamid, ister Sultan X, Y veya Z kim olursa olsun, ekonomisi, bilimi, eğitim sistemi, teknolojisi, sanayisi, tarımı özetle her şeyi, rakip ülkelerin gerisinde kalmış bir ülkeyi eski halinde tutamazdı. Nitekim, Ziya Paşa, 1870’te Avrupa ülkelerini gördükten sonra yazdığı bir gazelde, bizimle onlar arasındaki farkı şu beyitle özetlemişti: Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm, Dolaştım mülk-i islâmı bütün virâneler gördüm. Devletin günlük işleyişinden, ordunun silah ve teçhizatının teminine kadar herşeyi dışarıdan alınan borçlarla dönen çok etnik yapılı, çok dinli, çok dilli, üç kıtaya yayılmış bir imparatorluğun toprak kaybını ve yıkılışını geciktirirsiniz ama önleyemezsiniz. Osmanlı Devleti’nin yıkılma ve dağılma sürecini biraz da bu tarafından görmek lazım. Namık Kemal, daha 1860’lı yıllarda devletin gidişatından acı acı dert yanan yazılar yazıp konuşmalar yapınca dostları, “Ya üstad, sen sürekli devlet elden gitti gidiyor, diyorsun ama yıllar geçiyor, bak bir şey olmuyor. Devlet-i Aliye hâlâ dimdik ayaktadır. “ dediklerinde , Namık Kemal der ki, “ Beyler, bu Mehmet Efendi değil ki, akşam ölsün, sabahleyin dört Müslüman omuzlayıp götürüp defnetsin. Müsaade edin de 600 sene yaşamış bir devletin 50 sene de can çekişmesi sürsün.” Namık Kemal çok haklıydı. Gerçekten 19. Asrın ikinci yarısı ile 20. Yüzyılın başları Osmanlı Devleti’nin can çekişmesine sahne olmuştur. Bu dönemde kazandığımız tek savaş, Kırım Savaşı’dır. Onda da İngiltere, Fransa ve Sardunya (İtalya) ile müttefikiz. Burada, itiraz edilen nokta şudur: Kemalistlerin Atatürk ve İsmet Paşa etrafında ürettikleri efsaneler gibi, muhafazakar camia da Sultan Abdülhamid adına efsaneler ve yalanlar üretmiştir. Bu yalanlardan biri de “Sultan Hamid zamanında devlet bir karış toprak kaybetmedi.” şeklindeki yalandır. Halbuki Sultan Abdülhamid döneminde kaybedilen toprakların kilometre kare olarak büyüklüğü bugünkü Türkiye’nin iki katından fazladır. Kıbrıs, Tunus, Mısır, Sırbistan, Romanya, Karadağ ile Rumeli’deki irili ufaklı birçok yer onun zamanında kaybedildi. Kars ve Ardahan’ın yıllarca Rusların işgalinde kalması da cabası. Kıbrıs’ın 1878’de, yani Sultan Hamid’in devri iktidarında, İngiltere’ye nasıl bırakıldığı ise başlı başına bir hadisedir. Yazı serisinin sonunda İngiliz ve Osmanlı arşiv belgelerine dayalı olarak bunu çok net bir şekilde ortaya koyacağım. Allah selamet versin, Mustafa Müftüoğlu’nun Kemalist resmî tarihe isyan niteliği taşıyan 12 ciltlik en ünlü eserinin adı: “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” şeklindedir. Resmiyet kimin eline geçerse, onun yalan ve yanlışlarla dolu kendi resmî tarihini oluşturması, nesillerimize yapılan büyük bir haksızlık olmaz mı? Sultan Abdülhamid Devrinde Ekonomi İlber Ortaylı Hoca, 19. Yüzyıla “En Uzun Yüzyıl” der. Hatta bu ismi taşıyan çok önemli bir kitabı vardır. Elbette her asır, yüz yıldır ama gerçekten 19. Yüzyıl bizim açımızdan o kadar çok yıkılışa, devrilişe, felakete ve zaafa sahne olmuştur ki, bir türlü bitmek bilmemiştir. Ekonomik açıdan da en zor yüzyıllarımızdan biri 19. Yüzyıldır. Osmanlı Devleti, bütün Müslüman toplumlar gibi, Sanayi Devrimlerini ıskalamış, el tezgahlarına dayanan ekonomisi, Avrupa’nın fabrikasyonu karşısında iflas etmiştir. İlkel asırlardaki tarzda yapılan tarımımız da dünya ile rekabet etme kabiliyetini kaybetmiştir. Askeri alanlarda yapılan yenilik ve modernleşme hayatın bütün alanlarında yapılamadığı için çare olmamıştır. 1854 yılına kadar, dışarıdan borç almadan gelen Osmanlı Devleti, hem devlete hakim olan debdebe, lüks ve şatafat düşkünlüğünün finansmanını karşılamak, hem de bu yıl girilen Kırım Savaşı’nın harcamaları için ilk defa dış borç almıştır. Devletin hazinesi ağzına kadar dolu olan asırlarda sadece Topkapı Sarayı ile yetinilirken, çöküşün başladığı 19. Asrın ikinci yarısında peş peşe saraylar ve köşkler inşa edilmiştir. Bugün İstanbul’da hâlâ ayakta olan köşk ve sarayların, Topkapı hariç,hepsi çöküş döneminde yapılan eserlerdir. Malum, müflis iş adamlarının çoğu, uzun sürmese de, daha iyi giyinir, daha iyi arabalara biner ve daha iyi ofislerde otururlar. Böylelikle etrafa “yıkılmadım,ayaktayım” mesajı verilmeye çalışılır. Osmanlı yönetimi de Avrupa karşısındaki zayıflık kompleksini onların Buckingham Sarayı, Versailles Sarayı veya Sen Petersburg Sarayı gibi Saraylar inşa ederek yenmeye çalışmıştır. Sultan Abdülhamid, Topkapı Sarayı’nda doğmuş, Dolmabahçe Sarayı’nda büyümüş, Yıldız Sarayı’nda hükmetmiş ve nihayet Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etmiştir. Elle tutulan üretim olmadığı için, borcu borçla kapatma, borcun faizi için borç alma artık Osmanlı idaresinin kaçınılmazı olmuştur. Sultan Abdülmecit zamanında başlayan borçlanma serüveni, kardeşi Sultan Abdülaziz döneminde zirveye çıkmıştır. Öyle ki, 1874 yılında, iki Galata sarrafından alınan borç, 27 yıl boyunca ödenmediği için 1901 yılında, alacaklıların Fransızları devreye sokmasıyla uluslararası bir kriz haline gelmiş, Fransızlar buna karşılık, o zaman bizim olan Midilli adasına asker çıkarmıştır. Ancak sarraflar Lorando ve Tubini’ye borcun, faiziyle birlikte, son kuruşuna kadar ödenmesinden sonra Fransızlar askerlerini çekmişlerdir. Fransızlar, sadece tahsilatçılık yapmakla kalmamışlar, bu meseleyi kullanarak kendileri için de birçok imtiyaz koparmışlardır. Alınan borçlar, geri dönüşümü olan yatırımlara değil, büyük çapta devletin cari giderlerine ve az bir miktarı ise hizmet sektörüne harcanmıştır. Sultan Abdülhamid tahta çıktığı zaman, amcası Sultan Abdülaziz moratoryum ilan etmişti. Yani alacaklı ülkelere “borçlarımı ödeyemiyorum” demişti. Türkiye’yi çok iyi bilen “Doğu’nun Ruhu” kitabının yazarı ,Türk dostu İngiliz diplomat ve fikir adamı David Urquhart, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid’e uzun mektuplar yazarak borçlandırmanın büyük bir tuzak olduğunu ve mutlaka bu beladan kurtulmaları gerektiğini defalarca yazmıştı. Bu mektupların çoğu mabeyn (padişahların özel kalemi)engeline takılarak adı geçen padişahlara ulaşmamıştı bile. Bu mektuplarından birini, “Türkler” isimli kitabını tercüme ederek yayımladığım Muhafazakar Parti milletvekili Butler Johnstone İstanbul’a getirmiş ama tüm çabalarına rağmen Hünkar’a ulaştıramamıştır. (Bkz: Hüseyin Çelik,Türk Dostu İngiliz Dışişleri Komiteleri, İnkılab yayınevi, 1993, İstanbul) Hakkını yememek lazım Sultan Abdülhamid, 1876’da padişah olduğu zaman Osmanlı Hazinesi ve Maliyesi, yukarıda da belirttiğimiz gibi zaten iflas etmişti. Ne var ki, O, ekonomik olarak ülkeyi şaha kaldıran bir icraatın sahibi de değildir. Eğitim, sağlık, ulaştırma ve haberleşme alanlarında bıraktığı çok önemli hizmetler vardır. Onun zamanında bilim, teknoloji ve tarım alanlarında da ciddi iyileşmeler olmuştur. Ancak bilinenin aksine, Osmanlı Devleti, ekonomik olarak en fazla Sultan Abdülhamid döneminde dışa bağımlı hâle gelmiştir. Rumi 28 Muharrem 1299, Miladî 20 Aralık 1881’de padişah kararnamesi ile Kurulan Duyûn-ı Umumiye Meclisi, tarihimizde yabancıların maliyemize yaptıkları en büyük müdahaledir. Öyle ki, günümüz IMF’sinin dayatma ve şartları, Düyun – Umumiye’nin şartları ve uygulamaları karşısında çok hafif kalır. Bu kararname ile alacaklı devletler Osmanlı Devleti’nin gelirlerinin çok önemli bir kısmına resmen el koymuşlardır. 1854-1914 yılları arasında dışarıdan toplamda 41 ayrı anlaşmayla borçlanmaya gidilmiş, bunun da toplam 20’si Sultan Abdülhamid dönemine rastlamaktadır. Her ne kadar miktar olarak Sultan Abdülaziz kadar açılmamışsa da, o da dış borçlanma sarmalından devletin yakasını kurtaramamıştır. 1854’te almaya başladığımız dış borçların son taksidini 1954’te ödedik. ( Bkz. Dr. Biltekin Özdemir,Osmanlı Devleti Dış Borçları, Maliye Bakanlığı Yayınları, 2010,s.96) Sultan’ın 33 yıllık iktidarının ekonomik muhasebesini yapmak ve detaylandırmak elbette bu yazıya sığacak bir konu değildir. Bu alanda da çok sayıda kitap ve makale vardır. Ne var ki, bu yayınların çoğu yine ya Sultan Abdülhamid’i karalama ya da yüceltme yolunu seçmiştir. Bütün malzemeyi değil de, sadece görmek istediklerimizi gördüğümüz sürece tarihî körlüğümüz ne yazık ki devam edecektir. Sultan Abdülhamid, Yahudiler ve Siyonizm Osmanlı Devleti’nde hiç bir devirde, bireysel bazı yaklaşımlar istisna kabul edilirse toplu ve sistematik antisemitizme, yani Yahudi düşmanlığına rastlanmaz. Aksine Osmanlı millet sistemi din esasına dayalı olduğu için Yahudiler de diğer din mensupları gibi zimmî hukukuna tabi tutulmuş, her türlü dinî ve kültürel faaliyetlerini yapmalarına büyük bir serbestiyet sağlanmıştır. Zimmî olmak, bu insanların can, mal ve ırz güvenliklerinin devletin zimmetinde olması demektir. Osmanlı’da Yahudi düşmanlığı olmadığı gibi, asırlarca sığınmacı Yahudiler Osmanlı Devleti tarafından himaye edilmiştir. Endülüs Emevileri’nden kalan son şehir devleti Granada( Gırnata ) da İspanyollar tarafından ele geçirilip İber Yarımadası’nda Müslüman varlığına son verilince, Yahudilerin de artık o topraklarda yaşamasına imkan bırakılmamıştır. Bütün İspanya’ya hakim olan İsabel ve Ferdinand ikilisi, Kuzey Afrika’ya kaçamayan Müslümanları katlederken, Yahudilere ise ölmek veya dört ay içinde İspanya’yı terk etmek gibi iki seçenek sunmuştur. 1492’de hiç bir Avrupa ülkesi Yahudilerin kendi ülkelerine iltica etmesine müsaade etmemiştir. Ortalıkta perişan bir şekilde kalan Yahudilere Sultan II. Bayezid ülkesinin kapılarını açmıştır. Nitekim Türkiye Yahudileri, 1989 yılında 500 yıl önce atalarına kapılarını açan Türkiye’ye bir şükran ifadesi olarak “ Beş Yüzüncü Yıl Vakfı”nı kurmuşlardır. Bu vakfın kurucuları arasında Yahudi olmayan ünlü iş adamları ve politikacılar da vardır. Siyonizme gelince işin mahiyeti değişir. Siyonizm, en hafif anlamıyla Yahudi Milliyetçiliği olduğu için her Müslüman gibi şüphesiz Sultan Abdülhamid de bu fanatik ideolojiye karşıydı. Siyonizme karşı olmak asla Yahudi düşmanlığı değildir. Sultan’ın kendi vatandaşı olan Yahudilerle de bir derdi olmamıştır. 29 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde Theodore Herzl’in topladığı Dünya Siyonist Kongresi ile bu acımasız ideoloji tarih sahnesine çıkmıştır. Ne var ki, Sultan Abdülhamid’in Siyonizm’le mücadelesi ile ilgili olarak yazılıp çizilenlerin çoğu da abartı ve süslemelerden payını almıştır. Dönemin dünyaca meşhur banker ailesi Yahudi Rothchildler, Sultanla ileri derecede içli dışlıdırlar. Kendileri borç vermede cömert oldukları gibi, Sultan da onları nişan ve hediyelere boğmaktan geri durmamıştır. Bu aileyle Osmanlı’nın yakın ilişkisi II. Mahmut döneminde başlamış, Sultan Hamid’in babası Sultan Abdülmecid, Kırım Savaşı esnasında Rothchildler’dan büyük çapta silah satın almıştır. (Bkz. Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu,Doç. Dr. Sezai Balcı,Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu, Erguvan Yayınları, İstanbul, 2017) Dünya Siyonizm Kongresi’nin lideri Teodor Herzl ile Sultan Abdülhamid arasında Filistin üzerine geçtiği iddia edilen meşhur diyalog da hiç bir belgesi olmayan bir tevatürden ibarettir. Aksine Teodor Herzl’in, 1902’de Sultan’ı ziyareti esnasında Sultan tarafından hüsn-i kabul görmüştür. Yani, kendisine nezaketle muamele edilmiş, ağırlanıp uğurlanmıştır. Ayrıca farklı zamanlarda Herzl’e üçüncü ve birinci dereceden Mecidî nişanlar da verilmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Vahdettin Engin,Pazarlık, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2017) Sultan Abdülhamid, bilinenin aksine Rothschildler’in Filistin’de koloniler kurmalarına müsaade ettiği gibi, Musevilerin burada arazi satın almasına da müsaade etmiştir. Yabancı kaynaklar değil, Balcıoğlu ve Balcı, yukarıda adı geçen eserlerinde Başbakanlık Arşivi’ndeki belgelere dayalı olarak bu durumu çok net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Sultan Abdülhamid’e hall fetvasını sunan ekibin içinde bulunan Selanik Yahudisi ve aynı zamanda Mebusu Emmanuel Karasu’nun konumu da yıllarca farklı yorumlanmıştır. Esasen ortaya çıkmıştır ki adı geçen şahıs aslında Sultan’ın jurnalcılarından biridir. Karasu, padişahın tahttan indirilmesi fetvasını bir Yahudi olarak değil, İttihat ve Terakki Partisi’nin bir milletvekili sıfatıyla sunan biridir. Padişahın kabinesinde Yahudi bakanların olmasının yadırganmadığı bir dönemde, Yahudi bir Osmanlı milletvekilinin böyle bir misyonu yüklenmesi de yadırganmıyordu. Unutmayalım ki, Sultan Abdülhamid, bir askeri darbenin sonucunda tahta çıkmıştı; asker ve sivillerin ulemayı da kullanarak yaptıkları bir müdahaleyle tahttan indirilmişti. Siyasî iradeye karşı yapılan her darbeyi lanetlemek lazım. Ayrıca bunu Müslüman ya da Yahudi’nin yapması arasında da bir fark yoktur. (Devam Edecektir) Hüseyin Çelik AKP eski Milleyt vekili ve MEB

Eyyup Akmetin
21 Temmuz 2019 Pazar 12:47:20
Lozan Barış Antlaşması'nın Türkçe Tam Metni 123456 sonraki » ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET kilitli sayfa 1sonraki sayfa BÜLENT AYBİRDİ 7 yıl önce - Pts 30 Oca 2012, 12:21 Lozan Barış Antlaşması'nın Türkçe Tam Metni Arkadaşlar Size Lozan Barış Antlaşması'nın Türkçe tam metnini üç bölüm halinde aşağıda ilginize sunuyorum!...Lütfen okuyun ve isterseniz maddelerini tek tek tartışalım!..... Kurtuluş Savaşı galibi olan ülkemiz sanki bu antlaşma ile Savaş malübü ülke gibi antlaşmayı imzalamıştır!....Kurtuluş Savaşında Yunanistan'ı yeniyorsun,ama gelgelelim ki antlaşmayla,Saroz Körfezi'den Kaş'ın hemen karşısında bulunan Meis adasıyla(Onki adalar Lozan'da İtalyanlara,1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan'a verilmiştir.) Yunan çemberine alınmışsın!....Bana göre biz bu antlaşmayla başarılı bir antlaşma imzalamadık!.... 30 OCAK VE 24 TEMMUZ 1923 I.BARIŞ ANDLAŞMASI 24 TEMMUZ 1923 TARİHİNDE İMZALANMIŞTIR Bir yandan, İNGİLİZ İMPARATORLUĞU, FRANSA, İTALYA, JAPONYA, YUNANİSTAN, ROMANYA, SIRP - HIRVAT - SLOVEN DEVLETİ, Ve öte yandan, TÜRKİYE, 1914 yılından beri Doğu'nun huzurunu bozan savaş durumuna kesin bir son vermek için aynı istekle duygulu olarak, Uluslarının ortaklaşa refah ve mutluluğu için gerekli olan dostluk ve ticaret ilişkilerini aralarında yeniden kurmak özlemi içinde, Ve bu ilişkilerin, Devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygı temeline dayanması gerektiğini düşünerek, Bu amaçla bir Andlaşma yapmayı kararlaştırmışlar ve Tamyetkili Temsilcilerini aşağıda belirtildiği üzere atamışlardır: MAJESTE BÜYÜK-BRİTANYA VE İRLANDA BIRLEŞİK-KRALLIĞI VE DENİZLER ÖTESİ İNGİLİZ ÜLKELERİ KRALI, HİNDİSTAN IMPARATORU: Çok Sayın Sir Horace George Montagu RUMBOLD, Baronet, G.C.M.G., İstanbul'da Yüksek-Komiser; FRANSA CUMHURBAŞKANI: Korgeneral Sayın Maurice PELLE, Fransa Büyükelçi, Cumhuriyet'in Doğu'da Yüksek-Komiseri, LYgion d'Honneur Ulusal Nişanın Grand Officier rütbesi; MAJESTE İTALYA KRALI: Sayın Marki Camile GARRONI, Krallık Senatörü, İtalya Büyükelçisi, İstanbul'da Yüksek-Komiser, Saints Maurice et Lazare Nişanlarıyla Couronne d'Italie Nişanının Grand-Croix rütbesi; M.Jules CYsar MONTAGNA, Atina'da Olağanüstü Temsilci ve Tamyetkili Ortaelçi, Saints Maurice et Lazare Nisanlarinin Commandeur rütbesi, Couronne d'Italie Nişanının Grand Officier rütbesi; MAJESTE JAPONYA İMPARATORU: M.Kentaro OTCHIAI, Jusammi, Soleil Levant Nişanının Birinci Sınıf rütbesi, Roma'da Olağanüstü ve Tamyetkili Büyükelçi; MAJESTE YUNANLILAR KRALI: M.Eleftherios K. VENISELOS, eski Başbakan, Sauveur Nişanının Grand-Croix rütbesi; M.DYmètre CACLAMANOS, Londra'da Tamyetkili Temsilci, Sauveur Nişanının Commandeur rütbesi; MAJESTE ROMANYA KRALI: M.Constantin I.DIAMANDY, Tamyetkili Ortaelçi; M.Constantin CONTZESCO, Tamyetkili Ortaelçi; MAJESTE SIRPLAR, HIRVATLAR VE SLOVENLER KRALI: M.Dr.Miloutine YOVANOVITCH, Bern'de Olağanüstü Temsilci Tamyetkili Ortaelçi; TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMETİ: İSMET Paşa, Dışişleri Bakanı, Edirne Milletvekili; Dr.RIZA NUR Bey, Sağlık İşleri ve Sosyal Yardım Bakanı, Sinop Milletvekili; HASAN Bey, eski Bakan, Trabzon Milletvekili. BU TEMSILCILER, yetki belgelerini gösterdikten ve bu belgeler usulüne uygun ve geçerli kabul edildikten sonra, aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya varmışlardır: BÖLÜM I SIYASAL HÜKÜMLER MADDE 1. İşbu Anlaşmanın yürürlüğe girişi tarihinden başlayarak, bir yandan İngiliz İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ve öte yandan Türkiye arasında olduğu kadar, bunların uyrukları arasında da, barış durumu kesin olarak kurulmuş olacaktır. Taraflar arasında resmi ilişkiler kurulacak ve Tarafların ülkelerinde diplomasi ve konsolosluk görevlileri (agents diplomatiques et consulaires), yapılacak özel anlaşmalara halel gelmeksizin, Devletler hukukunun genel ilkeleri uyarınca işlem göreceklerdir. KESIM I i.ÜLKEYE İLİŞKİN HÜKÜMLER MADDE 2 Karadeniz'den Ege Denizi'ne kadar Türkiye'nin sınırları aşağıdaki gibi saptanmıştır (I sayılı Haritaya bakılması): 1. Bulgaristan ile: Rezvasya'nın denize döküldüğü yerden, Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarının birleştikleri noktada, Meriç'e kadar: Bulgaristan'ın Güney sınırı, şimdiki durumuyla saptanmış olduğu gibi; 2. Yunanistan ile: Buradan, Arda ve Meriç'in birleştikleri yere kadar: Meriç'in akım yolu; Buradan Arda kaynağına doğru (vers l'amont de l'Arda) bu nehir üzerinde ve Çörek Köy'ün hemen yakınında olmak üzere arazi üzerinde saptanacak bir noktaya kadar: Arda'nın akım yolu; Buradan, Güney-Doğu doğrultusunda, Bosna Köy'ün, nehrin denize döküldüğü yönde (en aval) 1 kilometre uzaklığında bulunan bir noktaya kadar: Bosna-Köy'ü Türkiye'de bırakan, belli olacak ölçüde düz bir çizgi, Çörek Köy, 5 nci maddede belirtilen Komisyonca, nüfusunun (halkının) çoğunluğunun Türk ya da Rum olarak kabul edileceğine göre Türkiye'ye ya da Yunanistan'a verilecektir; 1 Ekim 1922 den sonra bu köye göç etmiş olanlar hesaba katılmayacaklardır; Buradan, Ege Denizi'ne kadar; Meriç'in akım yolu. MADDE 3 Akdeniz'den İran sınırına kadar, Türkiye'nin sınırı aşağıdaki gibi saptanmıştır: 1. Suriye ile: 20 Ekim 1921 tarihli Türk-Fransız Andlaşmasının 8 nci maddesiyle saptanmış olan sınır; 2. Irak ile: Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça bir çözüm yoluyla saptanacaktır. Öngörülen süre içinde iki Hükümet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisine götürülecektir. Sınır çizgisi konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin geleceği [kaderi] bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi bir değişiklik yapacak nitelikte hiç bir askeri ya da başka bir harekete bulunmamayı karşılıklı olarak yükümlenirler. MADDE 4 İşbu Andlaşmada belirtilen sınırlar, Andlaşmaya eklenmiş 1/1,000,000 ölçekli haritalar üzerine çizilecektir. Andlaşma metni ile haritalar arasında uyuşmazlık çıkarsa, Andlaşma metni üstün tutulacaktır. MADDE 5 İşbu Andlaşmanın 2 nci maddesinin 2 nci paragrafında tanımlanmış sınırı, toprak [arazi] üzerinde çizmekle, bir Sınırlandırma Komisyonu görevlendirilecektir. Komisyon, Türkiye ile Yunanistan'in -her Devlet için birer temsilci olmak üzere- temsilcilerinden ve bunların üçüncü bir Devletin uyrukları arasında seçecekleri bir Başkan'dan kurulacaktır. Sınırlandırma Komisyonu, her yerde, yönetsel sınırlarla yerel [mahalli] ekonomik çıkarları, elden geldiği ölçüde göz önünde tutarak, Andlaşmalarda verilmiş tanımlamaları en yakından izlemeye çalışacaktır. Komisyonun kararları oyçokluğuyla alınacak ve bu kararlar ilgili Taraflar için bağlayıcı nitelikte olacaktır. Sınırlandırma Komisyonunun giderleri ilgili Taraflarca eşit olarak yüklenilecektir. MADDE 6 Bir nehrin ya da bir ırmağın kıyılarıyla değil de akım yollarıyla tanımlanan sınırlar bakımından, işbu Andlaşmadaki tanımlamalarda kullanılan "akım yolu" (mecra "cours" ya da "chenal") terimleri, şu anlama gelmektedir: Bir yandan, gemilerin gidiş-gelişine (ulaşıma) elverişli olmayan nehirlerde, akar suyun ya da ana kolunun ortay çizgisi (ligne mYdiane), ve öte yandan, gemilerin gidiş-gelişlerine (ulaşıma) elverişli nehirlerde, ana gidiş-geliş yolunun ortay çizgisi (ligne mYdiane du chenal de navigation principale). Bununla birlikte, akım ya da gidiş-geliş yolunda değişiklikler olması halinde, sınır çizgisinin, bu biçimde tanımlanmış olan akım yoluyla gidiş-geliş yolunu mu izleyeceğini, yoksa, bu yolun, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş anındaki durumunda olduğu gibi kesin olarak saptanmış mı kalacağını kararlaştırmaya, işbu Andlaşmada öngörülen Sınırlandırma Komisyonu yetkili olacaktır. İşbu Andlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, deniz sınırları, kıyıya üç milden daha yakın bulunan adaları ve adacıkları da içine alacaktır. MADDE 7 İlgili Devletler, Sınırlandırma Komisyonuna, görevlerini yerine getirmesi için gerekli her türlü belgeleri, özellikle şimdiki ya da eski sınırların saptanmasına ilişkin tutanakların doğruluğu onanmış örneklerini, elde bulunan en büyük ölçekli bütün haritaları, geodezik verileri, yapılmış fakat yayınlanmamış yerölçmesi [mesaha] haritalarını (levYs), sınırdaki akar suların yatak değiştirmelerine ilişkin bilgileri vermeyi yüklenirler. Türk makamlarının elinde bulunan haritalar, geodezik veriler, yayınlanmamış olsa bile yerölçmesi [mesaha] haritaları, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından sonra en kısa süre içinde, İstanbul'da, Sınırlandırma Komisyonunun Başkanına teslim edilecektir. İlgili Devletler, bundan başka, bütün belgeleri, özellikle planları, kadastrolarla tapu kütüklerini ve, Komisyon isterse, mülkiyet durumuna ve ekonomik akımlara ilişkin bilgilerle gerekli her çeşit bilgileri Komisyona iletmeleri için yerel makamlara yönergeler [talimat] vermeyi de yükümlenirler. MADDE 8 İlgili Devletler, Sınırlandırma Komisyonuna, görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli olan ulaşım, konut, işgücü ve malzemeye (direkler ve sınır işaretleri) ilişkin her türlü yardımı gerek doğrudan gerekse yerel makamların aracılığıyla yapmayı yükümlenirler. Özellikle, Türk Hükümeti, Sınırlandırma Komisyonunun görevlerini yerine getirmesinde, gerekli görünürse, teknik personel yardımında bulunmayı yükümlenir. MADDE 9 İlgili Devletler, Komisyonca konulmuş nirengi noktalarını, sınır işaretlerini, taşlarını, kazık ya da direklerini korumayı yükümlenirler. MADDE 10 Sınır işaretleri [taş, kazık ya da direkler], birbirinden gözle görülecek uzaklıklarda konulacaktır; bunlara sayı verilecek ve yerleriyle sayıları bir haritaya işlenecektir. MADDE 11 Sınırlandırmaya ilişkin kesin tutanaklar, bunlara ekli haritalar ve belgeler, her biri de asıl nusha sayılmak üzere, üç nusha olarak düzenlenecektir; bunlardan ikisi sınırdaş Devletlere, üçüncüsü de, doğruluğu onaylanmış birer örneğini işbu Andlaşmayı imzalamış Devletlere gönderecek olan, Fransa Cumhuriyeti Hükümetine verilecektir. MADDE 12 İmroz (Imbros) adası ile Bozcaada (Tenedos) ve Tavşan adaları (Iles aux Lapins) dışında, Doğu Akdeniz adaları ve özellikle Limmi (Lemnos), Semadirek (Semendirek, Samothrace), Midilli (MitylYne), Sakız (Chio), Sisam (Samos) ve Nikarya (Nicaria) adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs 1913 tarihli Londra Andlaşmasının 5 nci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina Andlaşmasının 15 nci Maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükümetine bildirilen karar, bu Andlaşmanın, İtalya'nın egemenliği altına konulan ve 15 nci Maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, doğrulanmıştır. İşbu Andlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır. MADDE 13 Barışın sürekli olmasını sağlamak amacıyla, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında, aşağıdaki tedbirlere uymayı yükümlenir: 1. Bu adalarda hiç bir deniz üssü kurulmayacak, hiç bir istihkam yapılmayacaktır. 2. Yunan askeri uçaklarının Anadolu kıyısı toprakları üstünde uçmaları yasak olacaktır. Buna karşılık, Türk Hükümeti de askeri uçaklarının bu adalar üstünde uçmalarını yasaklayacaktır. 3. Bu adalarda, Yunan askeri kuvvetleri, askerlik hizmetine çağrılmış ve bulundukları yerde eğitilebilecek normal asker sayısında çok olmayacağı gibi, jandarma ve polis kuvvetleri de, bütün Yunan ülkesindeki jandarma ve polis kuvvetlerine orantılı bir sayıda kalacaktır. MADDE 14 Türk egemenliği altında kalan İmroz adasıyla Bozcaada, yerel [mahalli] yönetim ile can ve mal güvenliği bakımından, Müslüman-olmayan yerli halka gerekli bütün güvenceyi sağlayan, yerel unsurlardan kurulu bir özel yönetim örgütünden yararlanacaktır. Bu adalarda düzenin korunması yukarıda öngörülen yerel yönetim örgütünün aracılığıyla yerli halktan seçilmiş ve bu örgütün emrinde bulunan bir polis kuvvetince sağlanacaktır. Rum ve Türk halklarının mübadelesine ilişkin olarak Türkiye ile Yunanistan arasında kararlaştırılmış ya da kararlastırılacak olan hükümler, İmroz ve Bozcaada adaları halkına uygulanmayacaktır. MADDE 15 Türkiye, aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından İtalya yararına vazgeçer: Bugünkü durumda İtalya'nin işgali altında bulunan Stampalia (Astropolia), Rodos (Rhodes, Rhodos), Kalki (Calki, Khalki), Skarpanto (Scarpanto), Kazos (Casos, Casso), Piskopis (Piscopis, Tilos), Miziroz (Misiros, Nisyros), Kalimnos (Calimnos, Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Simi (Symi) ve İstanköy (Cos, Kos), adaları ile, bunlara bağlı adacıklar, ve Meis (Castellorizo) adası (2 sayılı Haritaya bakılması). MADDE 16 Türkiye, işbu Andlaşmada belirtilen sınırlar dışında bulunan topraklar üzerindeki ya da bu topraklara ilişkin olarak, her türlü haklarıyla sıfatlarından ve egemenliği işbu Andlaşmada tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; bu toprakların ve adaların geleceği [kaderi], ilgililerce düzenlenmiştir ya da düzenlenecektir. İşbu maddenin hükümleri, Türkiye ile sınırdaş olan ülkeler arasında komşuluk durumları yüzünden kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümlere halel vermez. MADDE 17 Türkiye'nin Mısır ve Sudan üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından vazgeçisi, 5 Kasım 1914 tarihinden başlayarak yürürlüğe girmiş olacaktır. MADDE 18 Türkiye, Mısır vergisiyle güvence altına alınmış Osmanlı borçlanmaları -başka bir deyimle 1855, 1891 ve 1894 borçlanmaları- konusundaki bütün yükümlerinden ve borçlarından aklanmıştır [ibra edilmiştir]. Bu üç borçlanmanın hizmetleri için Mısır'ın yaptığı yıllık ödemeler, bugün Mısır Devlet Borcu hizmetlerinin ödenmesinin bir parçasını oluşturmakta olduğundan, Mısır, Osmanlı Devlet Borcuna [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye'ye] ilişkin olarak başka her türlü borçlardan aklanmıştır. MADDE 19 Mısır Devletinin tanınmasından doğan sorunlar, ilgili Devletler arasında saptanacak şartlar içinde, sonradan kararlaştırılacak hükümlerle çözüme bağlanacak ve işbu Andlaşma uyarınca Türkiye'den ayrılan topraklara ilişkin olarak sözü geçen Andlaşmanın hükümleri Mısır Devletine uygulanacaktır. MADDE 20 Türkiye, İngiliz Hükümetince 5 Kasım 1914 tarihinden ilan edilen, Kıbrıs'ın [İngiltere'ye] katılışını tanıdığını bildirir. MADDE 21 5 Kasım 1914 tarihinden Kıbrıs adasında yerleşmiş bulunan Türk uyrukları, yerel kanunun saptadığı şartlar içinde, İngiliz uyrukluğunu edinecekler ve bu kimseler Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. Bununla birlikte, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak iki yıllık bir süre içinde, Türk uyrukluğunu seçme yetenekleri olacaktır; bu durumda, seçme hakkını (option) kullandıkları tarihi izleyecek oniki ay içinde Kıbrıs adasından ayrılmaları zorunlu olacaktır. İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihte Kıbrıs adasında yerleşmiş olup da, bu tarihte, yerel kanunun öngördüğü şartlar içinde yapılmış başvurma üzerine İngiliz uyrukluğunu edinmiş bulunan ya da edinmekte olan Türk uyrukları da bu yüzden Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. şurası kararlaştırılmıştır ki, Kıbrıs Hükümetinin, Türk Hükümetinin rızası olmaksızın Türk uyrukluğundan başka bir uyrukluk edinmiş olan kimselere, İngiliz uyrukluğunu reddetme yeteneği olacaktır. MADDE 22 Türkiye, 27 nci Maddenin genel hükümlerine halel gelmemek şartıyla, 18 Ekim 1912 tarihli Lausanne Andlaşması ve bu Andlaşmaya ilişkin senetler uyarınca, ne nitelikte olursa olsun, Libya'da yararlandığı bütün haklarının ve ayrıcalıklarının kesin olarak sona erdiğini tanıdığını bildirir. 2.ÖZEL HÜKÜMLER MADDE 23 Bağıtlı Yüksek Taraflar, Boğazlar rejimine ilişkin bugünkü tarihle yapılmış olan Sözleşmede öngörüldüğü üzere Çanakkale Boğazı'nda, Marmara Denizi'nde ve Karadeniz Boğazı'nda, denizden ve havadan, barış zamanında olduğu gibi savaş zamanında da, geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) serbestliği ilkesini kabul ve ilan etmekte görüş birliğine varmışlardır. [Boğazlar rejimine ilişkin olarak bugünkü tarihle yapılmış] bu Sözleşme, Yüksek Taraflar bakımından, sanki bu Andlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır. MADDE 24 İşbu Andlaşmanın 2 nci Maddesinde tanımlanan sınır rejimine ilişkin olarak bugünkü tarihte yapılmış olan Sözleşme, işbu Andlaşmaya taraf olan Devletler bakımından, sanki bu Andlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır. MADDE 25 Türkiye kendisiyle yan yana savaşmış olan Devletlerle öteki Bağıtlı Devletler arasında yapılmış Barış Andlaşmaları ile ek Sözleşmeleri tam geçerli olarak tanımadığı, eski Alman İmparatorluğu, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan topraklarına ilişkin olarak alınmış ya da alınacak kararları kabul etmeyi ve yeni Devletler [bu andlaşmalarda] saptanan sınırlar içinde tanımayı yükümlenir. MADDE 26 Türkiye, şimdiden, Almanya'nın, Avusturya'nın, Bulgaristan'ın, Yunanistan'ın, Macaristan'ın, Polonya'nın, Romanya'nın, Sırp-Hırvat-Sloven Devletinin ve Çeko-Slovakya Devletinin sınırlarını -işbu sınırlar 25 nci Maddede belirtilen Andlaşmalar ya da bunları tamamlayıcı bütün sözleşmelerde saptanmış olduğu ya da saptanabileceği üzere- tanıdığını ve kabul ettiğini bildirir. MADDE 27 Türk ülkesinin dışında, işbu Andlaşmayı imzalayan öteki Devletlerin egemenliği ya da koruyuculuğu (protectorat) altında bulunan ülkelerin uyrukları ile Türkiye'den ayrılmış ülkelerin uyrukları üzerinde, Türk Hükümeti ya da Türk makamlarınca, siyasal, yasamaya ya da yönetime iliskin herhangi bir nedenle olursa olsun, hiç bir güç ya da yetki kullanılmayacaktır. şurası kararlastırılmıştır ki, Müslüman din makamlarının ruhani yetkilerine halel verilmiş değildir. MADDE 28 Bağıtlı Yüksek Taraflar, her biri kendi yönünden, Türkiye'de Kapitülasyonların her bakımdan kaldırıldığını kabul ettiklerini bildirirler. MADDE 29 Fransız uyrukluğundaki Fas'lılara ve Tunus'lulara, Türkiye'de, her bakımdan, öteki Fransız uyruklarına uygulanan rejim uygulanacaktır. Libya uyrukluğunda olanlara, Türkiye'de, her bakımdan, öteki İtalyan uyruklarına uygulanan rejim uygulanacaktır. İşbu Maddenin hükümleri, Türkiye'de, yerleşmiş, Tunus, Libya ve Fas kökenli kimselerin uyrukluğunu etkilememektedir. Buna karşılık, Türk uyrukları, halkı 1 nci ve 2 nci fıkraların hükümlerinden yararlanan ülkelerde, Fransa ile Italya'da yararlandıkları aynı rejimden yararlanacaklardır. Birinci fıkradaki hükümlerden halkı yararlanan ülkelerden gelen ya da bu ülkelere gönderilen mallara [ticaret esyaşına] Türkiye'de uygulanacak rejim ile, buna karşılık, Türkiye'den gelen ya da Türkiye'ye gönderilecek mallara bu ülkede uygulanacak rejim, Fransız Hükümeti ile Türk Hükümeti arasında anlaşma ile saptanacaktır. KESIM II UYRUKLAR MADDE 30 İşbu Andlaşmanın hükümleri uyarınca, Türkiye'den ayrılmış ülkelerde yerleşmiş Türk uyrukları hukukça (de plein droit) ve yerel yasaların öngördüğü şartlarla, bu ülke hangi Devlete bırakılmışsa o Devletin uyruğu olacaklardır. MADDE 31 Onsekiz yaşını aşmış olup da Türk uyrukluğunu yitiren ve 30 ncu Madde uyarınca hukuk açısından yeni bir uyrukluk edinmiş bulunan kimseler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak, iki yıllık bir süre içinde Türk uyrukluğunu seçebileceklerdir. MADDE 32 İşbu Andlaşma uyarınca, Türkiye'den ayrılan bir ülkede yerleşmiş ve bu ülkede halkın çoğunluğundan soy [ırk] bakımından ayrı olan, 18 yaşını aşmış kimseler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıllık bir süre içinde, halkın çoğunluğu seçme hakkını (droit d'option) kullanan kişinin soyundan olan Devletlerden birinin uyrukluğunu, bu Devletin de buna razı olması şartıyla, edinebileceklerdir. MADDE 33 31 nci ve 32 nci Maddelerdeki hükümler uyarınca, seçme haklarını (droit d'option) kullanan kimseler, bunu izleyen oniki ay içinde konutlarını [ikametgahlarını], seçme haklarını hangi Devlet için kullanmışlarsa o Devletin ülkesine taşıtmak zorundadırlar. Bu gibi kimseler, seçme haklarını kullanmazdan önce, oturmakta oldukları öteki Devletin ülkesinde malik oldukları taşınmaz malları ellerinde tutmakta serbest olacaklardır. Bu gibi kimseler, her çeşit taşınır mallarını yanlarında götürebileceklerdir. Bu yüzden, kendilerinden, bu malların çıkarılışı ya da sokuluşu için hiç bir vergi ya da resim alınmayacaktır. MADDE 34 İşbu Andlaşmanın hükümleri uyarinca, Türkiye'den ayrilan bir ülkenin yerli halkindan olup, 18 yasini asmis ve İşbu Andlaşmanın yürürlüge girdigi tarihte yabanci ülkelerde yerlesmis bulunan Türk uyrukları, Türkiye'den ayrilan ülkelerde yetkilerini [otoritelerini] kullanan Hükümetlerle, yerlesmis bulunduklari ülkelerin Hükümetleri arasında yapilmasi gerekli görülebilecek anlasmalar sakli kalmak üzere, yerli halkinda olduklari ülkedeki uyruklugu seçebilirler. Bu seçme hakkı (droit d'option), İşbu Andlaşmanın yürürlüge girdigi tarihten baslayarak iki yillik bir süre içinde kullanilmalidir. MADDE 35 Bagitli Devletler, İşbu Andlaşmada, ya da Almanya, Avusturya, Bulgaristan ya da Macaristan ile yapilmis Barış Andlaşmalarinda, ya da Türkiye'den baska bagitli Devletlerle ya da onlardan biriyle Rusya arasında, ya da kendileri arasında yapilmis bir Andlaşmada öngörülen ve ilgililere, kendileri için edinilmesi mümkün her hangi bir uyrukluga geçme olanagini saglayan seçme hakkının (droit d'option) kullanilmasina, herhangi bir engel çikartmamayi yükümlenirler. MADDE 36 İşbu Kesimdeki hükümlerin uygulanmasinda, her bakimdan, evli kadinlarin durumu kocalarinin, ve 18 yasindan küçük çocuklarin durumu da ana-babalarinin durumuna göre ayarlanacaktir. KESIM III AZINLIKLARIN KORUNMASI MADDE 37 Türkiye, 38 nci Maddeden 44 ncü Maddeye kadar olan Maddelerin kapsadigi hükümlerin temel yasalar olarak taninmasini ve hiç bir kanunun, hiç bir yönetmeligin (tüzügün) ve hiç bir resmi islemin bu hükümlere aykiri ya da bunlarla çelisir olmamasini ve hiç bir kanun, hiç bir yönetmelik (tüzük) ve hiç bir resim islemin söz konusu hükümlerden üstün sayilmamasini yükümlenir. MADDE 38 Türk Hükümeti, Türkiye'de oturan herkesin, dogum, bir ulusal topluluktan olma [milliyet, nationalitY], dil, soy ya da din ayirimi yapmaksizin, hayatlarini ve özgürlüklerini korumayi tam ve eksiksiz olarak saglamayi yükümlenir. Türkiye'de oturan herkes, her inancin, dinin ya da mezhebin, kamu düzeni ve ahlak kurallariyla çatismayan gereklerini, ister açikta isterse özel olarak, serbestçe yerine getirme hakkına sahip olacaktir. Müslüman-olmayan azinliklar, bütün Türk uyruklarına uygulanan ve Türk Hükümetince, ulusal savunma amaciyla ya da kamu düzeninin korunmasi için, ülkenin tümü ya da bir parçasi üzerinde alinabilecek tedbirler sakli kalmak sartiyla, dolasim ve göç etme özgürlüklerinden tam olarak yararlanacaklardir. MADDE 39 Müslüman-olmayan azinliklara mensup Türk uyrukları, Müslümanlarin yararlandiklari ayni yurttaslik [medeni] haklariyla siyasal haklardan yararlanacaklardir. Türkiye'de oturan herkes, din ayirimi gözetilmeksizin, kanun önünde esit olacaktir. Din, inanç ya da mezhep ayriligi, hiç bir Türk uyrugunun, yurttaslik haklariyla [medeni haklarla] siyasal haklarindan yararlanmasina, özellikle kamu hizmet ve görevlerine kabul edilme, yükseltilme, onurlanma ya da çesitli mesleklerde ve is kollarinda çalisma bakimindan, bir engel sayilmayacaktir. Herhangi bir Türk uyrugunun, gerek özel gerekse ticaret iliskilerinde, din, basin ya da her çesit yayin konulariyla açik toplantilarinda, diledigi bir dili kullanmasina karsi hiç bir kisitlama konulmayacaktir. Devletin resmi dili bulunmasina ragmen, Türkçeden baska bir dil konusan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakimindan uygun düsen kolayliklar saglanacaktir. MADDE 40 Müslüman-olmayan azinliklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakimindan hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla ayni islemlerden ve ayni güvencelerden [garantilerden] yararlanacaklardir. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayir kurumlariyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer ögretim ve egitim kurumlari kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapmak konularinda esit hakka sahip olacaklardir. MADDE 41 Genel [kamusal] egitim konusunda, Türk Hükümeti, Müslüman-olmayan uyrukların önemli bir oranda oturmakta olduklari il ve ilçelerde, bu Türk uyruklarınin çocuklarina ilk okullarda ana dilleriyle ögretimde bulunulmasini saglamak bakimindan, uygun düsen kolayliklari gösterecektir. Bu hüküm, Türk Hükümetinin, söz konusu okullarda Türk dilinin ögrenimini zorunlu kilmasina engel olmayacaktir. Müslüman-olmayan azanliklara mensup Türk uyruklarınin önemli bir oranda bulunduklari il ve ilçelerde, söz konusu azinliklar, Devlet bütçesi, belediye bütçesi ya da öteki bütçelerce, egitim, din ya da hayir islerine genel gelirlerden saglanabilecek paralardan yararlanmaya ve pay ayrilmasina hak gözetirlige uygun ölçülerde katilacaklardir. Bu paralar, ilgili kurumlarin (Ytablissements et institutions) yetkili temsilcilerine teslim edilecektir. MADDE 42 Türk Hükümeti, Müslüman-olmayan azinliklarin aile durumlarilya [statüleriyle, aile hukukuyla] kisisel durumlarin [statüleri, kisi halleri] konusunda, bu sorunlarin, söz konusu azinliklarin gelenek ve görenekleri uyarinca çözümlenmesine elverecek bütün tedbirleri almagi kabul eder. Bu tedbirler, Türk Hükümetiyle ilgili azinliklardan her birinin esit sayida temsilcilerinden kurulu özel Komisyonlarca düzenlenecektir. Anlasmazlik çikarsa, Türk Hükümetiyle Milletler Cemiyeti Meclisi, Avrupa'li hukukçular arasından birlikte seçecekleri bir üst-hakem atayacaklardir. Türk Hükümeti, söz konusu azinliklara ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki din kurumlarina tam bir koruma saglamayi yükümlenir. Bu azinliklarin Türkiye'deki vakiflarina, din ve hayir isleri kurumlarina her türlü kolayliklar ve izinler saglanacak ve Türk Hükümeti, yeniden din ve hayir kurumlari kurulmasi için, bu nitelikteki öteki özel kurumlara saglanmis gerekli kolayliklardan hiç birini esirgemeyecektir. MADDE 43 Müslüman-olmayan azinliklara mensup Türk uyrukları, inançlarina ya da dinsel ayinlerine aykiri herhangi bir davranista bulunmaga zorlanamayacaklari gibi, hafta tatili günlerinde mahkemelerde hazir bulunmalari ya da kanunun öngördügü herhangi bir islemi yerine getirmemeleri yüzünden haklarini yitirmeyeceklerdir. Bununla birlikte bu hüküm, söz konusu Türk uyruklarıni, kamu düzeninin korunmasi için, öteki Türk uyruklarına yükletilen yükümler disinda tutar anlamina gelmeyecektir. MADDE 44 Türkiye, bu Kesimin bundan önceki Maddelerdeki hükümlerin, Türkiye'nin Müslüman-olmayan azinliklariyla ilgili oldugu ölçüde, uluslararasi nitelikte yükümler meydana getirmelerini ve Milletler Cemiyetinin güvencesi [garantisi] altina konulmalarini kabul eder. Bu hükümler, Milletler Cemiyeti Meclisinin çogunlugunca uygun bulunmadikça, degistirilemeyecektir. Ingiliz Imparatorlugu, Fransa, Italya ve Japon Hükümetleri, Milletler Cemiyeti Meclisinin çogunlugunca razi olunacak herhangi bir degisikligi reddetmemegi, İşbu Andlaşma uyarinca kabul ederler. Türkiye, Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her birinin, bu yükümlerden herhangi birine aykiri herhangi bir davranisi ya da böyle bir davranista bulunma tehlikesini Meclise sunmaga yetkili olacagini ve Meclisin, duruma göre, uygun ve etkili sayacagi yolda davranabilecegini ve gerekli görecegi yönergeleri [talimati] verebilecegini kabul eder. Türkiye, bundan baska, bu maddelere iliskin olarak, hukuk bakimindan ya da uygulamada, Türk Hükümetiyle imzaci öteki Devletlerden herhangi biri ya da Milletler Cemiyeti Meclisine üye herhangi bir baska Devlet arasında görüs ayriligi çikarsa, bu anlasmazligin, Milletler Cemiyeti Misakinin 14 ncü Maddesi uyarinca uluslararasi nitelikte sayilmasini kabul eder. Türk Hükümeti, böyle bir anlasmazligin, öteki taraf isterse, Milletlerarasi Daimi Adalet Divanina götürülmesini kabul eder. Divanin karari kesin ve Milletler Cemiyeti Misakinin 13 ncü maddesi uyarinca verilmis bir karar gücünde ve degerinde olacaktir. MADDE 45 Bu Kesimdeki hükümlerle, Türkiye'nin Müslüman-olmayan azinliklarina taninmis olan haklar, Yunanistan'ca da, kendi ülkesinde bulunan Müslüman azinliga taninmistir. BÖLÜM III MALI HÜKÜMLER KESIM I OSMANLI DEVLET BORCU MADDE 46 İşbu Kesime ekli çizelgede belirtildigi üzere, Osmanli Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i], Türkiye, 1921-1913 Balkan Savaslari sonucu olarak kendilerine Osmanla Imparatorlugundan topraklar katilmis Devletler, İşbu Andlaşmanın 12 nci ve 15 nci Maddelerinde belirtilen adalarla, bu Maddenin son fikrasinda belirtilen toprak parçasi kendilerine birakilmis olan Devletler ve, son olarak, İşbu Andlaşma uyarinca Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis Asya topraklari üzerinde yeni kurulan Devletler arasında, İşbu Kesimde belirtilen sartlar içinde, bölüstürülecektir. Bundan baska, yukarıda belirtilen bütün bu Devletler, 53 ncü Maddede gösterilen tarihlerden baslayarak, Osmanli Devlet Borcu hizmetlerinin ödenmesine iliskin yillik yükümlere [taksitlere] de, İşbu kesimde belirtilen sartlar içinde, katilacaklardir. Türkiye, 53 ncü Maddede belirtilen tarihlerden baslayarak, öteki Devletlere yükletilmis katilma paylarindan artik hiç bir biçimde sorumlu tutulmayacaktir. 1 Agustos 1914 tarihinde Osmanli egemenligi altinda olup, Türkiye'nin, İşbu Andlaşmanın 2 ncü Maddesinde saptanan sınırlari disinda bulunan Trakya arazi, Osmanli Devlet Borcunun bölüstürülmesi konusunda, İşbu Andlaşma uyarinca Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis gibi sayilacaktir. MADDE 47 Osmanli Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye] Meclisi, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir süre içinde İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde yazili borçlanmalara iliskin olan ve ilgili Devletlerden her birine düsen yillik taksitlerin tutarini, 50 nci ve 51 nci Maddelerde kabul edilmis esaslara dayanarak saptayacak ve bu tutari sözü geçen Devletlere bildirecektir. Bu Devletler, Osmanli Borcu Meclisinin bu konudaki çalismalarini izlemek üzere, Istanbul'a temsilciler gönderebileceklerdir. Osmanli Devlet Borcu Meclisi, Bulgaristan ile yapilmis 27 Kasim 1919 tarihli Andlaşmanın 134 ncü Maddesinde öngörülen görevleri de yerine getirecektir. İşbu bu Maddede yazili ilkelerin uygulanmasi konusunda, ilgili taraflar arasında dogabilecek her türlü anlasmazliklar, 1 nci fikrada belirtilen bildirinin yapilmasi tarihinden baslayarak en çok bir ay içinde, Milletler Cemiyeti Meclisinden atanmasi rica edilecek bir hakeme sunulacak ve bu hakem, en çok üç aylik bir süre içinde kararini verecektir. Hakemin kararlari kesin olacaktir. Anlasmazligin sözü geçen hakeme sunulmus olmasi, yillik taksitlerin ödenmesini geciktirmeyecektir. MADDE 48 İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde gösterilen Osmanli Devlet Borcunun aralarinda bölüstürülecegi, Türkiye'den baska Devletler, 47 nci Maddede öngörülen aylik taksitlerden her birine düsen pay konusunda, 47 nci Madde uyarinca kendilerine yapilacak bildiri gününden baslayarak üç aylik bir süre içinde, Osmanli Devlet Borcu Meclisine, kendi paylarinin güvence altina alinmasi için yeterli saglancalar [karşılıklar, rehinler] vereceklerdir. Bu saglancalar yukarıda belirtilen süre içinde gösterilmemis olursa, ya da bu saglancalarin uygun olup olmadigi konusunda anlasmazlik çikarsa, İşbu Andlaşmanın Imzacisi Devletlerden herhangi birince, Milletler Cemiyeti Meclisine basvurulabilecektir. Milletler Cemiyeti Meclisi, saglanca olarak ayrilan gelirlerin toplanmasini, aralarinda Borcun bölüstürülmüs oldugu, Türkiye disindaki Devletlerde bulunan uluslararasi maliye örgütlerine emanet edebilecektir. Milletler Cemiyeti Meclisinin kararlari kesin olacaktir. MADDE 49 Ilgili Devletlerden her birine düsecek yillik taksitler tutarinin 47 nci Madde hükümleri uyarinca kesin olarak saptanmasina girişilecegi günden baslayarak bir aylik bir süre içinde, İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde gösterilen Osmanli Devlet Borcunun nominal anaparasinin bölüstürülme yol ve yöntemlerini saptamak üzere, Paris'de bir komisyon toplanacaktir. Bu bölüstürme, yillik taksitlerin bölüstürülmesi için kabul edilen oranlara göre, borçlanma sözlesmeleriyle İşbu Kesimin hükümleri göz önünde tutularak, yapilacaktir. 1 nci fikrada öngörülen Komisyon, Türk Hükümetinin bir temsilcisiyle, Osmanli Devlet Borcu Meclisinin temsilcilerinden, Birlestirilmis Borç ve Ikramiyeli Türk Tahvilleri [Düyun-u Muvahhide ve Ikramiyeli Türk Tahvilati, la Detta unifiYe et les Lots turc] disinda kalan Osmanli Devlet Borcunun bir temsilcisinden ve ilgili Devletlerden her birinin atayabilecegi birer temsilciden kurulacaktir. Komisyonda görüs birligine varilamayacak bütün sorunlar, 47 nci Maddenin 4 ncü fikrasinda öngörülen hakeme sunulacaktir. Türkiye, kendi payini temsil etmek üzere yeni borç senetleri çikarmaga karar verirse, Borç anaparasinin bölüstürülmesi, önce, Türkiye bakimindan, Türk Hükümetinin temsilcisinden, Osmanli Devlet Borcu temsilcisinden ve Birlestirilmis Borç ve Ikramiyeli Türk Tahvilleri disindaki borcun temsilcilerinden kurulu bir Komitece yapilacaktir. Yeni çikartilmis borç senetleri Komisyona teslim edilecektir; Komisyon da, bunlarin, bir yandan Türkiye'nin aklanmis [ibra edilmis] oldugunu, öte yandan da borç senetlerini ellerinde bulunduranlarin, Osmanli Devlet Borcundan kendilerine bir pay düsen öteki Devletlere karsi haklarini göz önünde tutarak, borç senetlerini ellerinde bulunduranlara verilmesini saglayacaktir. Osmanli Devlet Borcundan her Devlete düsecek payi temsil etmek üzere çikartilacak senetler, Bagitli Yüksek Taraflarin ülkelerinde, her türlü damga resimlerinden ya da bu senetlerin çikartilmasinin yol açabilecegi her çesit vergilerden bagisik tutulacaktir. Ilgili Devletlerden her birine düsecek yillik taksitlerin ödenmesi, İşbu Maddenin, nominal anaparanin bölüstürülmesine iliskin hükümleri yüzünden, ertelenmeyecektir. MADDE 50 Yillik taksitlerin 47 nci Maddede öngörülen bölüstürülmesi ile, Osmanli Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye] nominal anaparanin 49 ncu Maddede sözü edilen bölüstürülmesi, asagidaki gibi yapilacaktir: (1) 17 Ekim 1912 tarihinden önce borçlanmalar ve onlara iliskin yükümler, 1912-1913 Balkan Savaslarindan sonraki durumda Osmanli Imparatorlugu ile, Balkan Savaslari sonucunda Osmanli Imparatorlugundan toprak almis Balkan Devletleri ve İşbu Andlaşmanın 12 nci Maddesinde belirtilen adalar kendilerine verilmis olan Devletler arasında bölüstürülecektir; bu savaslara son veren Andlaşmalarin ya da sonradan yapilan Andlaşmalarin yürürlüge girislerinden bu yana meydana gelen ülke degisiklikleri de göz önünde tutulacaktir. (2) Bu ilk bölüstürmeden sonra, Osmanli Imparatorlugunun üzerinde kalmis borçlanmalarin ve onlara iliskin yillik taksitlerin, 17 Ekim 1912 ile 1 Kasim 1914 tarihi arasında, Osmanli Imparatorlugunun yapmis oldugu borçlanmalarin ve bunlara iliskin taksitlerin ertelenmesiyle artmis olan geri kalan parçasi [bakiyesi], Türkiye ile, bu Andlaşma uyarinca kendilerine Osmanli Imparatorlugundan toprak katilmis Asya'da yeni kurulmus Devletler ve bu Andlaşmanın 46 nci Maddesinde belirtilen topragin kendisine verilmis bulundugu Devlet arasında bölüstürülecektir. Anaparanin bölüstürülmesi, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişi tarihinde her borçlanmanin anaparasinin tutari üzerinden yapilacaktir. MADDE 51 50 nci Maddede öngörülen bölüstürme sonucu olarak, Osmanli Devlet Borcu'nun [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye'nin] yillik borçlarindan, ilgili her Devlete düsen pay söyle saptanacaktir: (1) 50 nci Maddenin lik fikrasinda öngörülen bölüstürme için, önce, 12 nci ve 15 nci Maddelerde belirtilen adalar ile, Balkan Savaslari sonucunda Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis topraklarin tümüne düsen payin saptanmasina girişilecektir. Bu payin 50 nci Maddenin 1 nci paragrafi hükümleri uyarinca bölüstürülmesi gereken yillik taksitler toplam tutarina göre tutari, yukarıda sözü geçen adalarla topraklarin, birlikte hesaplanan ortalama genel gelirinin, Osmanli Imparatorlugunun 1910-1911 ve 1911-1912 mali yillari içindeki -1907 yilinda konulmus ek gümrük vergisi gelirini de kapsamak üzere- ortalama genel gelirine olan oranina esit oranda olacaktir. Böylece saptanan tutar, daha sonra, bir önceki fikrada öngörülen topraklar kendilerine verilmis bulunan Devletler arasında bölüstürülecektir; bu islem üzerine, sözü geçen Devletlerin her birine düsen payin, aralarinda bölüsülen toplam tutara göre orani, Balkan Savaslari sonucunda Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis bütün topraklar ile 12 nci ve 15 nci Maddelerde belirtilen adalarin -1910-1011 ve 1911-1912 mali yillari içindeki- genel ortalama geliri oraniyla ayni oranda olacaktir. Bu fikrada öngörülen gelirlerin hesaplanmasinda, gümrük vergi gelirleri dikkate alinmayacaktir. (2) 46 nci Maddenin son fikrasinda belirtilen topragi da kapsamak üzere, İşbu Andlaşma uyarinca Osmanli Imparatorlugundan ayrilan topraklara gelince, ilgili Devletlerden her birine düsen payin, 50 nci Maddenin 2 nci fikrasi hükümleri uyarinca bölüstürülecek yillik taksitlerin toplam tutarina göre tutari, ayrilan topraklarin ortalama gelirinin 1910-1911 ve 1911-1912 mali yillari içindeki -1907 yilinda konulmus ek gümrük vergisi gelirini de kapsamak üzere- Osmanli Imparatorlugunun, 1 nci paragrafta belirtilen topraklarla adalarin payinin düsülmesinden sonraki ortalama toplam gelirine olan oranina esit oranda olacaktir. MADDE 52 İşbu Kesime bagli çizelgenin (B) Bölümünde öngörülen öndelikler [avanslar], Türkiye ile 46 nci Maddede belirtilen öteki Devletler arasında, asagidaki sartlar içinde bölüstürülecektir: (1) Çizelgede gösterilen ve 17 Ekim 1912 tarihinde varolan öndeliklerin, İşbu Andlaşmanın yürürlüge konulmasi tarihinde ödenmemis bulunan anaparasi varsa, İşbu anapara ile, bunun, 53 ncü Maddenin birinci fikrasinda belirtilen tarihlerden bu yana birikmis faizleri ve bu tarihlerden sonra yapilmis bulunan ödemeler, 50 nci maddenin birinci paragrafi ile 51 nci maddenin birinci paragrafi hükümleri uyarinca bölüstürümecektir. (2) Bu ilk bölüstürmeden sonra, Osmanli Imparatorlugu üzerinde kalan borçlara ve bu Imparatorlukça 17 Ekim 1912 ve 1 Kasim 1914 tarihleri arasında alinmis ve çizelgede gösterilen öndeliklere gelince, İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinde ödenmemis anapara varsa, bu anapara ile, bunun, 1 Mart 1920 tarihine kadar birikmis faizleri ve bu tarihten sonra yapilmis ödemeler, 50 nci Maddenin 2 nci paragrafi ile 51 nci Maddenin 2 nci paragrafi hükümleri uyarinca bölüstürülecektir. Osmanli Devlet Borcu Meclisi, söz konusu öndeliklerden [avanslardan] ilgili Devletlerden her birine düsen payin tutarini, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir süre içinde saptayacak ve bu tutari söz konusu Devletlere bildirecektir. Türkiye'den baska Devletlerin borçlu tutulduklari paralar, bu Devletlerce, Osmanli Devlet Borcu Meclisine ödenecek, ya da Türkiye'nin bu Devletler hesabina gerek faiz gerekse borcun karsiligi olarak ödemis bulundugu para tutarina esit bir tutari buluncaya kadar, Türk Hükümeti hesabina gelir yazilacaktir. Bir önceki fikrada öngörülen ödemeler, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak yillik bes esit taksitle yapilacaktir. Söz konusu ödemelerin Osmanli Imparatorlugunun alacaklilarina yapilacak parçasi, öndeki sözlesmelerinde sart kosulan faizleri de kapsayacak ve Türk Hükümetine düsen parçasi ise faizsiz ödenecektir. MADDE 53 Balkan Savaslari sonucunda Osmanli Imparatorlugundan ayrilan topraklari kendilerine katmis olan Devletlerce ödenmesi gereken, İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde belirtilmis bulunan Osmanli Devlet Borcu borçlanmalarinin yillik taksitleri, bu topraklarin sözü geçen Devletlere katilmasini saglamis bulunan Andlaşmalarin yürürlüge giris tarihinden baslayarak, ödenmesi gerekli duruma gelecektir. 12 nci Maddede belirtilen adalara iliskin yillik taksit 1/14 Kasim 1914 den baslayarak ve 15 nci Maddede belirtilen adalara iliskin yillik taksit de 17 Ekim 1912 den baslayarak ödenmesi gerekli duruma gelecektir. İşbu Andlaşma uyarinca, Osmanli Imparatorlugundan ayrilan Asya'daki topraklar üzerinde yeni kurulmus Devletlerin ve 46 nci Maddenin son fikrasinda belirtilen topragi kendisine katan Devletin borçlu olduklari yillik taksitler, 1 Mart 1920 tarihinden baslayarak ödenmesi gerekli duruma gelecektir. MADDE 54 İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde sayilan 1911-1912 ve 1913 yillari Hazine Tahvilleri (Bons de TrYsor), sözlesmelerinde öngörülen ödeme tarihlerinden baslayarak on yil içinde, kararlastirilmis faizleriyle birlikte ödeneceklerdir. MADDE 55 Aralarinda Türkiye de bulunmak üzere 46 nci Maddede belirtilen Devletler, İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde gösterildigi üzere Osmanli Devlet Borcundan kendilerinde düsen ve 53 ncü Maddede belirtilen tarihlerden baslayarak ödenmesi gerekirken ödenmemis bulunan yillik taksitlerin tutarini Osmanli Devlet Borcu Meclisine ödeyeceklerdir. Bu ödeme, İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak, esit yirmi taksitle, faizsiz yapilacaktir. Türkiye'den baska Devletlerin Osmanli Devlet Borcu Meclisine ödedikleri yillik taksitler, Borç Meclisince, söz konusu Devletler hesabina Türkiye'nin ödemis oldugu para tutarini buluncaya kadar, Türkiye'nin borçlu kalabilecegi gecikmis taksitler hesabindan düsülecektir. MADDE 56 Bundan böyle, Osmanli Devlet Borcu Yönetim Meclisinde, ellerinde borç senetleri bulunduran Almanlarin, Avusturya'lilarin ve Macarlarin temsilcileri [vekilleri] bulunmayacaktir. MADDE 57 Osmanli Devlet Borcu borçlanmalariyla faizlerine ve karsiligi Misir vergisi ile saglanmis olan 1855, 1891 ve 1894 borçlanmalarina iliskin faizsiz kuponlarin sunulmasina iliskin süreler ile, sözü geçen borçlanmalardan adçekme vurmus olan borç senetlerinin ödenmek üzere sunulma süreleri, Yüksek Bagitli Taraflar ülkesinde 29 Ekim 1914 tarihinden baslayarak İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişini izleyecek üç ayin sona ermesine kadar ertelenmis sayilacaktir. KESIM II ÇESITLI HÜKÜMLER MADDE 58 Bir yandan Türkiye ve öte yandan (Yunanistan disinda) öteki Bagitli Devletler, bu Devletlerle (tüzem kisileri de kapsamak üzere) uyruklarınin, 1 Agustos 1914 tarihiyle İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihi arasındaki süre boyunca ugramis olduklari, gerek savas eylemleri, gerekse zoralim, haciz, diledigi gibi kullanma ve elkoyma tedbirlerinden dogan kayip ve zararlardan dolayi her türlü parasal istemde bulunanma hakkında karşılıkli olarak vazgeçerler. Bununla birlikte, yukarıdaki hüküm, İşbu Andlaşmanın II ncü Bölümünde (Ekonomik hükümleri) öngören hükümlere halel getirmeyecektir. Türkiye, Almanya ile yapilmis 28 Haziran 1919 tarihli Barış Andlaşmasınin 259 ncu Maddesinin birinci fikrasi ve Avusturya ile yapilmis 10 Eylül 1919 tarihli Barış Andlaşması 210 ncu Maddesinin birinci fikrasi uyarinca, Almanya ile Avusturya'nin geçirmis [transfer etmis] olduklari altin paralar üzerindeki her türlü haktan, (Yunanistan disinda) öteki Bagitli Devletler yararina vazgeçer. Sürüme [tedavüle] çikarilan birinci tertip Türk kagit paralarina iliskin olarak, gerek 20 Haziran 1331 (3 Temmuz 1915) tarihli sözlesme, gerekse söz konusu kagit paralarin arkasinda yazili metin uyarinca, Osmanli Devlet Borcu Meclisine yükletilmis bütün ödeme yükümleri geçersiz sayilmistir. Bunun gibi, Türkiye, Osmanli Hükümetince Ingiltere'ye ismarlanmis ve Ingiliz Hükümetince 1914 de elkonmus olan savas gemileri için ödenmis bulunan paranin geri verilmesini Ingiliz Hükümetinden ya da Ingiliz uyruklarından istememegi kabul eder ve bu yüzden her türlü istemde bulunmaktan vazgeçer. MADDE 59 Yunanistan, Anadolu'da, savas yasalarina aykiri olarak, Yunan ordusu ya da Yunan yönetiminin eylemleriyle islenmis zararlari onarma yükümünü kabul eder. Öte yandan, Türkiye, Yunanistan'in, savasin uzamasindan ve savas sonuçlarindan dogan mali durumunu dikkate alarak, onarimlar karsiligi olarak, Yunan Hükümetine karsi yöneltebilecegi her türlü zarar-giderim isteminde kesinlikle vazgeçer. MADDE 60 Gerek Balkan Savaslari sonucu olarak gerekse İşbu Andlaşma ile, kendilerine Osmanli Imparatorlugundan bir toprak parçasi ayrilmis ya da ayrilan Devletler, Osmanli Imparatorlugunun bu toprak parçasinda bulunan her türlü tasınır ve tasinmaz mallari, herhangi bir karşılık ödemeksizin, edinmis olacaklardir. surasi kararlastirilmistir ki, 26 Agustos 1324 (8 Eylül 1908) ve 20 Nisan 1325 (2 Mayis 1909) tarihli Iradelerde, Hazine-i Hassa'dan (Liste civile) Devlete geçirilmesi buyrulmus olan tasınır ve tasinmaz mallarla, 30 Ekim 1918'de, bir kamu hizmeti yararina Hazine-i Hassa'ca yönetilen mallar, sözü geçen Devletler Osmanli Imparatorlugunun yerini almis olduklarindan ve bu mallar üzerinde kurulmus bulunan Vakiflarin geçerli taninmasi sartiyla, bir önceki fikrada belirtilen tasınır ve tasinmaz mallarin kapsami içinde bulunmaktadirlar. Gerek Balkan Savaslari sonucu olarak, gerek daha sonra Yunanistan'a geçmis eski Osmanli Imparatorlugu topraklarinda bulunan ve Hazine-i Hassa'dan Devlete geçmis tasınır ve tasinmaz mallar konusunda, Türk Hükümeti ile Yunan Hükümeti arasında çikan anlasmazlik, 1/14 Kasim 1913 tarihli Atina Andlaşmasına ekli özel bir protokol uyarinca yapilacak bir hakemlik sözlesmesine göre, La Haye'de bir hakemlik mahkemesine götürülücektir. İşbu Maddenin hükümleri, Hazine-i Hassa adina yazitli bulunan ya da Hazine-i Hasa'ca yönetilen ve bu Maddenin 2 nci ve 3 ncü fikralarinda öngörülmeyen tasınır ve tasinmaz mallarin hukuksal niteligini degistirmeyecektir. MADDE 61 Türk sivil ya da askeri emeklilik maasindan yararlananlardan, İşbu Andlaşma uyarinca Türkiye'den baska bir Devletin uyrukluguna geçmis bulunanlar, emeklilik maaslarina iliskin olarak Türk Hükümetine karsi herhangi bir istemde bulunamayacaklardir. MADDE 62 Türkiye, Almanya ile Versailles'de 28 Haziran 1919 tarihinde yapilmis Barış Andlaşmasınin 261 nci Maddesi, ve Avusturya ile 10 Eylül 1919 da, Bulgaristan ile 27 Kasim 1919 da ve Macaristan ile 4 Haziran 1920 de yapilmis Barış Andlaşmalarinin bu konuyla ilgili maddeleri uyarinca, Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Macaristan'in, Türkiye'den olan bütün alacaklarinin [Bagitli Devletlere] geçirilmesini [transferini] kabul eder. Bagitli öteki Devletler, bu yüzden Türkiye'ye düsen borçlardan Türkiye'yi aklanmis [ibra edilmis] saymayi razi olurlar. Türkiye'nin, Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Macaristan'dan olan alacaklari da sözü geçen Bagitli Devletlere geçirilmistir. MADDE 63 Türk Hükümeti, öteki Bagitli Devletlerle görüs birligi içinde, savastan sonra Almanya'dan Türkiye'ye gönderilecek mallarin tutarina karşılık olarak, Alman Hükümetince sürüme çikartilmis kagit paralari belli bir kambio degeri üzerinden kabul edecegi konusunda girmis oldugu yükümlerden Alman Hükümetini aklanmis [kurtulmus, ibra edilmis] saydigini bildirir. BÖLÜM III EKONOMIK HÜKÜMLER MADDE 64 Bu Bölümde, "Müttefik Devletler" (Puissances alliYes) terimi, Türkiye'den baska bagitli Devletler anlamina gelmektedir; "Müttefik uyrukları" (ressortissants alliYes) terimi, Türkiye'den baska bagitli Devletlerin uyruklugunda bulunan ya da bu Devletlerin koruyuculugu (protectorat) altinda bulunan bir Devletin ya da bir ülkenin uyruklugunda olan gerçek kisileri, dernekleri ve kurumlari kapsamaktadir. Bu Bölümün, sözü geçen "Müttefik uyrukları"na iliskin hükümleri, Müttefik Devletlerin uyruklugunda bulunmamakla birlikte, bu Devletlerin olgusal [fiili] korumasindan (protection) yararlanmis bulunmalari yüzünden, Osmanli makamlarinca kendilerine Müttefik uyrukları gibi islem yapilmis ve bu yüzden de zarar görmüs olan kimselere de uygulanacaktir. KESIM I MALLAR, HAKLAR VE ÇIKARLAR MADDE 65 İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinde Türk egemenligi altinda kalmis bir ülkede bugün de bulunup kimligi ortaya konulabilecek ve 29 Ekim 1914 tarihinde Müttefiklerin uyrugu olan kimselere ait mallar, haklar ve çikarlar, bulunduklari durumlariyla, derhal hak sahiplerine geri verilecektir. karşılıkli olarak, 29 Ekim 1914 tarihinde Müttefik Devletlerin egemenligi ya da koruyuculugu altina konulmus ülkelerde ya da Balkan Savaslarindan sonra Osmanli Imparatorlugundan ayrilarak bugün sözü geçen Devletlerin egemenligi altina konulmus ülkelerde bulunup da Türk uyruklarına ait olan mallar, haklar ve çikarlar, derhal hak sahiplerine geri verilecektir. İşbu Andlaşma uyarinca Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis ülkelerde bulunan ve Müttefik Devletler makamlarinca tasfiye konusu yapilmis ya da baska herhangi olaganüstü tedbirler uygulanmis, Türk uyruklarına ait olan mallar, haklar ve çikarlar konusunda da bu hüküm uygulanacaktir. İşbu Andlaşma uyarinca Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis bir ülkede bulunup, Osmanli Hükümetince uygulanan kural-disi [istisnai] bir savas tedbirine konu olduktan sonra, bu ülkede yetkilerini [otoritesini] kullanan Bagitli Yüksek Taraflarin simdi elinde bulunan mallardan kimligi ortaya konulabilecek olanlar, bulunduklari durumlariyla, mesru maliklerine geri verilecektir. Bu ülkede yetkilerini [otoritesini] kullanan Bagitli Devletçe tasfiye edilmis tasinmaz mallar konusunda da ayni islem yapilacaktir. Özel kisiler arasında bunlar disinda kalan istemler, yetkili yerel mahkemelere sunulacaktir. Istenmis mallarin kimin oldugu ya da bunlarin geri verilisi konusunda ortaya çikacak her türlü anlasmazliklar, bu Bölümün V nci Kesiminde öngörülen Hakemlik Karma Mahkemesine sunulacaktir. MADDE 66 64 nci Maddenin 1 nci ve 2 nci fikralarindaki hükümleri yürürlüge koymak için, Bagitli Yüksek Taraflar, en hizli bir yönetim süreci uygulayarak, maliklerin rizasi olmaksizin konmus olabilecek her türlü yükümlerden ya da yararlanma haklarindan arinmis olarak, maliklere, mallarini, haklarini ve çikarlarini geri verdireceklerdir. Mallari, haklari ve çikarlari, bu geri verdirmeyi yaptiracak olan Hükümetten dolayli ya da dolaysiz olarak edinmis olan ve bu geri vermeden zarara ugramis bulunabilecek üçüncü kisilerin zararlarini gidermekle, geri verdirmeyi yaptiran Hükümet yükümlü olacaktir. Bu zarar-giderim konusunda ortaya çikabilecek olan anlasmazliklarin çözümünde ortak (genel) hukuk mahkemeleri yetkili olacaklardir. Bütün öteki durumlarda, zarar-giderimde bulunmalari gerekenlere karsi, zarara ugramis üçüncü kisilerin dava açma haklari olacaktir. Bu amaçla, Bagitli Yüksek Taraflarca, düsman mallarina, haklarina ve çakarlarina iliskin olarak alinmis bütün kullanim (geçirim) islemleri ya da baska olaganüstü savas tedbirleri -henüz tamamlanmamis bir tasfiye söz konusu ise- derhal kaldirilacak ve durdurulacaktir. Istemde bulunan maliklerin mallari, haklari ve çikarlari -bunlarin sahipleri belli olur olmaz- derhal geri verilerek, bu istemler yerine getirilecektir. Geri verilmesi 65 nci Maddede öngörülen mallar, haklar ve çikarlar, İşbu Andasmanin imzasi tarihinde Bagitli Yüksek Taraflardan birinin yetkili makamlarinca tasfiye edilmis bulunursa, bu Bagitli Taraf, tasfiye tutarini, mallarin, haklarin ve çikarlarin maliklerine ödeyerek, geri verme yükümünden aklanmis [kurtulmus, ibra edilmis] olacaktir. Malikin basvurmasi üzerine, Hakemlik Karma Mahkemesi, tasfiyenin hakli bir degeri tutturacak kosullar altinda yapilmamis oldugu kanisinda bulunursa, bu Mahkeme, taraflar anlasamazlarsa, tasfiyeden elde edilen geliri, hakgözetirlige uygun görecegi ölçüde arttirabilecektir. Söz konusu mallar, haklar ve çikarlar, malikleriyle yapilmis anlasmadan ya da yukarıda öngörülen Hakemlik Karma Mahkemesinin kararindan sonra iki ay içinde ödeme yapilmamissa, geri verilecektir. MADDE 67 Bir yandan Yunanistan, Romanya, Sirp-Hirvat-Sloven Devleti, ve öte yandan Türkiye, Türkiye ülkesinde ve karşılıkli olarak, Yunanistan, Romanya ve Sirp Hirvat-Sloven Devleti ülkelerinde, ordularinca ya da yönetim makamlarinca elkonmus, haczedilmis ve geçici olarak elkonulmus olup da simdi de bu ülkede bulunan her türlü tasınır mallarin kendi ülkelerinde aranmasini ve bulunanlarin geri verilmesini, gerek uygun düsen yönetim tedbirleri alarak, gerekse bunlara iliskin bütün belgeleri teslim ederek, kolaylastiracaktir. Bu arastirma ve geri verme, Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan ordularinca makamlarinca, Yunanistan, Romanya ve Sirp-Hirvat-Sloven Devleti ülkesinde haczedilmis ya da geçici olarak elkonulmus ve Türkiye'ye ya da Türk uyruklarına geçirilmis mallarla, Yunanistan, Romanya ve Sirp-Hirvat-Sloven Devleti ordularinca Türk ülkesinde elkonularak ya da haczedilerek Yunanistan'a, Romanya'ya ya da Sirp-Hirvat-Sloven Devletine ya da bunlarin uyruklarına geçirilmis mallar için de uygulanacaktir. Bu arastirmalara ve geri vermelere iliskin istemler [dilekçeler], İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak alti aylik bir süre içinde sunulacaktir. MADDE 68 Türkiye'de Yunan ordusunca isgal olunan bölgelerde, bir yandan Yunan makamlari ve yönetimleri ile, öte yandan Türk uyrukları arasında yapilmis sözlesmelerden dogan borçlar, bu sözlesmelerde öngörülen sartlar içinde, Yunan Hükümetince ödenecektir. MADDE 69 1922-1923 mali yilindan önceki mali yillar için, Müttefiklerin uyruklarından ya da bunlarin mallarindan, Müttefik uyruklarınin ve mallarinin 1 Agustos 1914'de yararlandiklari statü uyarinca bagli kilinmamis bulunduklari hiç bir vergi resim ya da ek-resim (vergi) alinmayacaktir. 1922-1923 mali yilindan önceki mali yillar için, 15 Mayis 1923'den sonra para alinmis bulunuyorsa, İşbu Andlaşma yürürlüge girer girmez, bu paralar hak sahiplerine geri verilecektir. 15 Mayis 1923 den önce alinmis paralar için hiç bir basvurmada bulunulamayacaktir. MADDE 70 65 nci, 66 nci ve 69 ncu Maddelere dayandirilacak istemlerin, İşbu Andlaşmanın yürürlüge konulusundan baslayarak yetkili makamlara alti ay içinde ve, anlasmaya varilamazsa, Hakemlik Karma Mahkemesine onsekiz aylik bir süre içinde sunulmus olmalari gerekmektedir. MADDE 71 Ingiliz Imparatorlugu, Fransa, Italya, Romanya ve Sirp-Hirvat-Sloven Devleti ya da bunlarin uyrukları, kendi mallari, haklari ve çikarlarina iliskin olarak, 19 Ekim 1914 tarihinden önce Osmanli Hükümetine istemlerde bulunmus ya da dava açmis olduklarindan, İşbu Kesimin hükümleri, sözü geçen istemleri ya da davalari hiç bir zaman etkileyemecektir. Ingiliz Imparatorlugu, Fransa, Italya, Romanya ve Sirp-Hirvat-Sloven Hükümetlerine Osmanli Hükümetince ya da Osmanli uyruklarınca sunulmus istemlere ya da açilmis davalara da ayni islem uygulanacaktir. Bu istemler ya da davalar, Türk Hükümetiyle İşbu Maddede belirtilen öteki Hükümetlere karsi, Kapitülasyonlara son verilmis oldugu göz önünde tutularak, kovusturulacaktir. MADDE 72 İşbu Andlaşma uyarinca Türk kalan topraklarda, Almanya'ya, Avusturya'ya, Macaristan'a ve Bulgaristan'a ya da bunlarin uyruklarına ait olup da, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden önce Müttefik Hükümetlerce elkonulmus ya da isgal edilmis olan mallar, haklar ve çikarlar, [Müttefik] Hükümetlerle Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan Hükümetleri ya da ilgili uyrukları arasında anlasmalarin (düzenlemelerin) yapilmasina kadar, Müttefik Hükümetlerin elinde kalacaktir. Bu mallar, haklar ve çikarlar tasfiye edilmislerse, yapilmis tasfiyelerin geçerli oldugu dogrulanmistir. İşbu Andlaşma uyarinca Türkiye'den ayrilan topraklarda, Almanya'ya, Avusturya'ya, Macaristan'a ve Bulgaristan'a ya da bunlarin uyruklarına ait mallari, haklari ve çikarlari, söz konusu ülkelerde yetkilerini [otoritelerini] kullanan Hükümetler, İşbu Andlaşmanın yürürlüge konulusundan baslayarak alti ay içinde, tasfiye edilebileceklerdir. Daha önce yapilmis ya da yapilmamis olsun, tasfiyelerden elde edilen para, tsafiye edilmis mallar Almanya, Avusturya, Macaristan ya da Bulgaristan Devletelrinin mülkiyetinde ise, ilgili devletle yapilmis Barış Andlaşmasınin kurmus oldugu Onarimlar Komisyonuna [Tâmirat Komisyonuna, La Commission des RYparations] ödenecektir. Tasfiye edilen mallar özel kisilerin ies, tasfiyeden elde edilen para, dogrudan dogruya mallarin sahiplerine ödenecektir. İşbu Maddenin hükümleri, Osmanli anonim ortaklarina [sirketlerine] uygulanmayacaktir. Türk Hükümeti, İşbu Maddeded öngörülen tedbirlerden hiç bir biçimde sorumlu olmayacaktir. En son BÜLENT AYBİRDİ tarafından Pts 30 Oca 2012, 12:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi mesajı beğendiniz mi? BÜLENT AYBİRDİ 7 yıl önce - Pts 30 Oca 2012, 12:26 KESIM II SÖZLEsMELER VE SÜRE AsIMLARI MADDE 73 82 nci Maddede tanimlandigi biçimde, sonradan düsman durumuna girmis bulunan taraflar arasında ve bu Maddede belirtilmis tarihten önce yapilmis, asagidaki kategorilere giren sözlesmeler (contrats), bu sözlesmelerin kapsadigi hükümlerle İşbu Andlaşmanın hükümleri sakli tutulmak sartiyla, yürürlükte kalacaklardir: a) Teslim islemi 82 nci Maddenin hükümleri uyarinca taraflarin düsman durumuna girmelerinden önce gerçekten yapilmis bulunan, tasinmaz mallarin satisina iliskin sözlesmeler - asil satis islemi usulüne uygun olarak gerçeklestirilmis olmasa bile; b) Özel kisiler arasında yapilmis kiralama, kiraya verme sözlesmeleriyle, kira vaadi sözlesmeleri; c) Madenlerin, ormanlarin ve tarim topraklarinin isletilmesine iliskin olarak, özel kisiler arasında yapilmis sözlesmeler; d) Ipotek, teminat ve emanet konusunda sözlesmeler; e) ortaklıkların kurulmasina iliskin sözlesmeler; bu hüküm, yönetildikleri kanun uyarinca, ortaklarin kisiliginden ayri bir kisilik olusturmayan kollektif ortaklıklara (partnerships) uygulanmaz; f) Özel kisilerle ya da ortaklıklarla, Devlet, vilâyetler, belediyeler ya da bunlara berzer yönetim tüzel kisileri arasında, herhangi bir konuda, yapilmis sözlesmeler; g) Aile durumuna [statüsüne] iliskin sözlesmeler; h) Her çesit bagislara, [hibe ve teberrulara, à des donations ou à des libYralitYs] iliskin sözlesmeler. İşbu Madde, sözlesmelerle, yapildiklari siradaki degerlerinden baska bir deger verdine amaciyla öne sürülemeyecektir. İşbu Madde, ayricalik [imtiyaz] sözlesmelerine uygulanmayacaktir. MADDE 74 Sigorta sözlesmelerine, İşbu Kesimin Ek'inde öngörülen hükümler uygulanacaktir. MADDE 75 73 ncü ve 64 ncü Maddelerde sayilan sözlesmelerle, ayricalik [imtiyaz] sözlesmeleri disinda, sonradan düsman dukuna girmis kimseler arasında, taraflarin düsman durumuna girmeleri tarihinden önce yapilmis olan sözlesmeler, bu tarihten baslayarak sona erdirilmis sayilacaktir. Bununla birlikte, sözlesmenin taraflarindan her biri, gerekirse, öteki tarafa, sözlesmenin yapildigi tarihte yürürlükte tutulmasi istenilen andaki kosullar ararisnadki farki karsiyalacak bir zarar -giderim [tazminat] ödenmesi sartiyla, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir sürenin geçisine kadra, öteki taraftan, bu sözlesmenin uygulanmasini isteyebilecektir. Bu zarar-giderim, taraflar kendi aralarinda anlasamazlarsa, Hakemlik Karma Mahkemesince saptanacaktir. MADDE 76 İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden önce, 73 ncü Maddeden 75 nci Maddeye kadar olan Maddelerde belirtilen sözlesmelerde, ödemede kullanacak para ya da kambio degeri konusundaki sözlesmeleri de kapsamak üzere, özellikle bu sözlesmelerin sona erdirilmesine, yürürlükte tutulmasina, uygulama sartlarina ya da bu sözlesmelerde yapilacak degisikliklere iliskin olarak, taraflar arasında yapilmis bütün islemlerin geçerli oldugu dogrulanir. MADDE 77 30 Ekim 1918 tarihinden sonra, Müttefik uyruklarıyla Türk uyrukları arasında yapilmis sözlesmeler geçerli kalmaktadirlar; bunlara genel (ortak) hukuk kurallari uygulanir. 30 Ekim 1918 tarihinden sonra, 16 Mart 1920 tarihine kadar Istanbul Hükümetiyle usulüne uygun olarak yapilmis sözlesmeler de geçerli kalmaktadirlar; bunlara genel (ortak) hukuk kurallari uygulanir. 16 Mayis 1920 den sonra Istanbul Hükümetiyle usulüne uygun olarak yapilmis bulunan ve bu Hükümetin etkin yetkili [otoritesi] altindaki topraklara iliskin bütün sözlesmeler ve anlasmalar, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir süre içinde ilgililerin istemesi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin uygun bulusuna sunulacaktir. Bu sözlesmeler uyarinca yapilmis bulunan ödemeler, İşbu ödemelerde bulunmus olan tarafin hesabina, geregi gibi, alacak yazilacaktir. Bu sözlesmeler uygun bulunmazlarsa, ilgili tarafin, gerekiyorsa, dogrudan dogruya ve gerçekten ugranilmis zarari karsilayacak bir zarar-giderime [tazminata] hakkı olacaktir; dostça bir anlasmaya varilamazsa, bu zarar-giderim Hakemlik Karma Mahkemesince saptanacaktir. İşbu Maddenin hükümleri, ayricalik [imtiyaz] sözlesmelerine, ayricalik geçirimlerine ve kamu hizmeti ayricaligina iliskin isletme sözlesmelerine uygulanmayacaktir. MADDE 78 Sonradan düsman olmus taraflar arasında, ayricalik [imtiyaz] sözlesmeleri disindaki sözlesmelere iliskin olarak ortaya çikmis bulunan ya da, asagida gösterilen alti aylik sürenin bitiminden önce ortaya çikabilecek olan her türlü anlasmazliklar, Hakemlik Karma Mahkemesince çözümlenecektir; bununla birlikte, tarafsiz Devletlerin kanunlari uyarinca bu Devletlerin ulusal mahkemelerinin yargi yetkisi içinde bulunabilecek olan anlasmazliklar, bu kuralin disinda kalmaktadir. Bu durumda, bu çesit anlasmazliklar, Hakemlik Karma Mahkemesince degil, fakat bu ulusal mahkemelerce çözümlenecektir. Bu Madde uyarinca Hakemlik Karma Mahkemesinin yetki alanina giren anlasmazliklara iliskin sikayetlerin, bu mahkemenin kurulus tarihinden baslayarak alti aylik bir süre içinde bu mahkemeye sunulmalari gerekecektir. Bu sürenin sona erisinde, Hakemlik Karma Mahkemesine sunulmamis olacak anlasmazliklar, genel (ortak) hukuk hükümleri uyarinca yetkili olan mahkemelerce çözüme baglanacaktir. İşbu Maddenin hükümleri, savas boyunca ayni ülkede oturmus ve hem kendileri hem de mallari bakimindan diledikleri gibi davranmis olan bütün taraflar arasından yapilmis görüsmelerde, taraflarin düsman olduklari tarihten önce yetkili bir mahkemece hükme baglanmis anlasmazliklara uygulanamaz. MADDE 79 Bagitli Yüksek Taraflarin ülkesinde, düsmanlar arasındaki iliskilerde, süre asimina, kanunda öngörülen sürelere uyulmamasi yüzünden dava açma hakkının sınırlanmasina ya da yitirilmesine iliskin bütün süreler, ister savasin baslangicindan ister önce, ister sonra islemege baslamis bulunsun, 29 Ekim 1914 tarihinden baslayarak İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden sonra üç ayin geçisine kadar ertelenmis sayilacaktir. Bu hüküm, özellikle, faiz ve kazanç [temettü] kuponlarinin sunulmasi sürelerine ve adçekme ile ya da baska herhangi bir nedenle ödenmesi gerekli her türlü bonolarin sürelerine uygulanacaktir. Yukarıda belirtilen süreler, Romanya bakimindan, 27 Agustos 1916 tarihinden baslayarak kesilmis sayilacaktir. MADDE 80 Düsmanlar arasındaki iliskilerde, savastan önce yapilmisolan hiç bir ticaret senedi, salt kabul ya da ödeme için gerekli olan süre içinde sunulmamis olmasi, ya da ödenmemis bulunmasi yüzünden, ya da savas sirasinda çekicilerle [kesidecilerle, tireurs] yükleneceklere [cirantalara, endosseurs] kabul etmeme ya da ödememe bildirisinde bulunulmamasi nedeniyle, ya da protestoda bulunulmamis olmasindan veya baska herhangi bir islemi yerine getirmemis olmasi yüzünden, geçersiz sayilmayacaktir. Bir ticaret senedinin kabulü ya da ödenmesi için sunulmasi gerekli olan süre, ya da kabul edilmeme ve ödememenin çekicilerle [kesidecilerce] yükleneceklere [cirantalar] bildirilmesi gerekli süre, ya da senedin protesto edilmesi için gerekli olan süre, savas içinde geçmisse ve senedi sunmasi, protesto etmesi ya da kabul edilmedigini, ya da ödenmedigini bildirmesi gereken taraf, savas sirasinda böyle bir davranista bulunmamissa, senedin sunulmasi, kabul edilmediginin ya da ödemediginin bildirilmesi ya da protesto düzenlenmesi için, kendisine, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak, üç aylik bir süre taninacaktir. MADDE 81 Ödenmesi gerekli olmus borçlarin güvencesi olarak savastan önce kabul edilmis ipotekli bir tasinmaz malin ya da bir saglancanin [rehnin] paraya çevrilmesi için savas sirasinda yapilmis olan satislar, malikine haber verilmesi için gerekli bütün islemler yapilmamis olsa bile -söz konusu borçlunun, her türlü zarar ve ziyanlar konusunda hesaplasmak üzere, alacakliyi Hakemlik Karma Mahkemesine çagirmasi hakkı açikça sakli tutulmak sartiyla- geçerli sayilacaktir. Mahkeme, taraflar arasındaki hesaplari tasfiye etmekle, saglanca ya da güvence olarak verilen malin satilis sartlarini incelemekle ve alacakli kötü niyetle davranmissa ya da saglancayi satmaktan kaçinmak için ya da bu satisin gerçek fiyatiyla yapilmasini saglamak bakimindan elinden gelebilecek her yola basvurmamis ise, borçlunun satis yüzünden ugramis olabilecegi zarari onarma zorunluluguyla alacakliyi yükümlü tutmakla görevli olacaktir. İşbu hüküm, yalniz düsmanlar arasında uygulanabilecek ve yukarıda öngörülen islemlerden 1 Mayis 1923 tarihinden sonra yapilmis olanlara uygulanmayacaktir. MADDE 82 İşbu Kesimdeki hükümler uyarinca, bir sözlesmeye taraf bulunan kisiler, aralarinda ticaret iliskilerinin olaylar yüzünden gerçekten imkansiz oldugu, ya da bu taraflardan birinin bagli oldugu kanunlar, kararnameler ya da tüzükler (yönetmelikler) yüzünden yasaklanmis ya da hukuka aykiri sayilmis bulundugu tarihten baslayarak, düsman sayilacaklardir. Bununla birlikte, 73 ncü Maddeden 75 nci Maddeye kadar olan Maddelerle, 79 ncu ve 80 nci Maddelerde öngörülen hükümler, (ortaklıkları da kapsamak üzere) düsman kisiler ya da onlarin temsilcileri arasında, Bagitli Yüksek Taraflardan birinin ülkesinde yapilmis sözlesmelere -bu ülke, bagitlanan taraflardan biri için düsman ülkesi idiyse ve bu ülkede hem kendisi hem de mallari bakimindan diledigi gibi davranabilmisse- uygulanmayacaktir; bu sözlesmelere genel (ortak) hukuk kurallari uygulanacaktir. MADDE 83 İşbu Kesimin hükümleri, Japonya ile Türkiye arasında uygulanmayacak ve bu hükümlere konu olan sorunlar, bu iki ülkeden her birinde, yerel [ulusal] kanunlari uyarinca çözüme baglanacaktir. EK I. HAYAT SIGORTASI § 1. Bir sigortaci ile, sonradan düsman olan bir kimse arasında yapilmis hayat sigortasi sözlesmeleri, savasin baslamasi ya da bu kimsenin düsman durumuna girmesi yüzünden sona erdirilmis sayilmayacaktir. Bir önceki fikra uyarinca sona erdirilmis sayilmayan bir sözlesme geregince, savas sirasinda ödenmesi gerekli olmus sigorta altinda bulunan bir para tutarinin, savastan sonra, ödenmesi istenebilecektir. Bu para tutarina, ödenmesi gerekli oldugu tarihten ödeme gününe kadar, yillik %5 faiz eklenecektir. Sigorta ücretlerinin [primlerinin] savas sirasinda ödenmemesi, ya da sözlesme hükümlerinin yerine getirilmemesi yüzünden, bir sözlesme geçersiz duruma düsmüsse, sigortalinin ya da vekillerinin ya da hak sahiplerinin, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden basliyarak oniki aylik bir süre içinde her an, sigorta senedinin [poliçesinin] geçersiz ya da sona erdirilmis sayildigi günkü degerini, yillik % 5 faizlerin de eklenmesiyle, sigortacidan istemege haklari olacaktir. Hayat sigortasi sözlesmelir 29 Ekim 1914 tarihinden önce imzalanmis olup da, bu sözlesmelerin hükümleri geregince primlerin ödenmemis bulunmasi yüzünden sözlesmeleri sona erdirilmis ya da degeri indirilmis bulunan Türk uyruklarınin, İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak üç aylik bir süre içinde ve bu sirada yasiyorlarsa, sigorta edilmis para tutarinin tümü için, sigorta senetlerini [poliçelerini] yeniden düzenlemege haklari olacaktir. Bunun için, Sigorta Ortakliginin [Kumpanyasinin] doktorunca Ortakligin yeterli sayacagi bir saglik denetiminden geçirildikten sonra, birikmis primleri % 5 bilesik faiziyle ödeyeceklerdir. § 2. simdi Müttefik devletlerden birinin uyruklugunda bulunan ortaklıklarla Türk uyrukları arasında, 29 Ekim 1914 tarihinden önce yapilmis olup da, primleri 18 Kasim 1915 tarihinden önce ve sonra, ya da yalniz bu tarihten önce, Türk Lirasindan baska bir para ile ödenmis bulunan hayat sigortasi sözlesmelerinin, asagidaki gibi uygulanmasi kararlastirilmis: (1) 18 Kasim 1915 tarihinden önceki dönem için sigorta edilen kimsenin haklari, sigorta senedindeki [poliçesindeki] genel sartlar uyarinca, sözlesmede öngörülen para ile ve bu paranin, onu çikaran ülkedeki degerine göre düzenlenecektir (öregin, Frnak, altin Frank, ya da kagit para Frnak olarak belirtilmis tutarlar, Frnasiz Frangi olarak dönecektir); (2) 18 Kasim 1915 tarihinden sonraki dönem için, kagit para Türk Lirasi ile ve Türk Lirasinin degeri savas öncesi degerine esit sayilarak ödenecektir. Sözlesmeleri Türk parasından baska bir para üzerinden yapilmis olan Türk uyrukları, primlerini, 18 kasim 1915 tarihinden bu yana, sözlesmelerde öngörülen para ile ödemis oldukarini ispat ederlerse, bu sözlesmeler de, 18 Kasim 1915 tarihinden sonraki dönem için bile, bu para ile ve bu paranin, onu çikaran ülkedeki degeri üzerinden düzenlenecektir. simdi Müttefik devletlerden birinin uyruklugunda bulunan ortaklıklarla, 29 Ekim 1914 tarihinden önce Türk parasından baska bir para üzerinden sözlesme yapmis bulunan Türk uyruklarınin sözlesmeleri, primlerinin ödenmis olmasi yüzünden bugün de yürürlükteyse, bu Türk uyruklarınin, İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden basliyarak üç aylik bir süre içinde, söz konusu para ile ve bu paranin, onu çikaran ülkedeki degeri üzerinden, anapara tutarinin tümü için sigorta senetlerini [poliçelerini] yenileme haklari olacaktir. Bunun için, 18 Kasim 1915 tarihinden bu yana, süreleri gelmis olan primleri bu para ile ödemeleri gerekmektedir. Buna karşılık, söz konusu Türk uyruklarınin, belirtilen tarihten bu yana kagit para Türk Lirasiyla ödemis olduklari primler, onlara, ayni çesit parayla geri verilecektir. § 3. Türk Lirasi olarak yapilmis sigorta sözlesmeleri, kagit para Türk Lirasi olarak hesaplanarak ödenecektir. § 4. Sigorta ortakligi ile özel bir sözlesme yaparak, sigorta senetlerinin [poliçelerinin] degerini ve primlerin nasil ödenecegini daha önce düzenlemis bulunan sigortalilarla, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinde sigorta senetlerini kesin olarak ödemis olan sigortalilara 2 nci ve 3 ncü pragraflarin hükümleri uygulanacaktir. § 5. Yukarıdaki paragrafin uygulanmasi bakimindan, hayat sigortasi sözlesmesi sayilacak sözlesmeler, taraflarin karşılıkli yükümlerini hesaplamak için, insan yasantisinin olasiliklarina dayanan ve bunlarin faiz tutarlari eklenerek hesaplanan sigorta sözlesmeleridir. II. DENIZ SIGORTALARI § 6. Taraflarin düsman olmalarindan önce, tehlike [risk, risque] dogmus bulunmaktaysa ve sigortalinin, uyrugu bulundugu Devletçe ya da bu Devletin müttefiklerince girişilmis savas eylemlerinden dogan zararlari karsilamak söz konusu olmamak sartiyla, deniz sigortalari sözlesmeleri, bu sözlesmelerdeki hükümler sakli kalmak üzere, sona erdirilmis sayilmayacaklardir. III.YANGIN SIGORTALARI VE ÖTEKI SIGORTALAR § 7. Bir önceki paragrafta belirtilen çekince [ihtirazi kayit] yürürlükte kalmak üzere, yangina karsi sigortalarla bütün öteki sigortalara iliskin sözlesmeler sona ermis sayilmayacaklardir. KESIM III BORÇLAR MADDE 84 Bagitli Yüksek Taraflar, savastan önce yapilmis sözlesmeler uyarinca, savastan önce ya da savas sirasinda ödenmesi gereken ve savas yüzünden ödenmemis kalan borçlarin, sözlesmelerde öngörülen sartlar içinde, üzerinde anlasilimsi para ile ve o paranin çikartildigi ülkeldeki degir üzerinden ödenmesi gerekeeceginde görüs birligine varmislardir. İşbu Bölümün II nci Kesimi Ek'indeki hükümlere halel gelmemek sartiyla, surasi kararlastirilmistir ki, savastan önceki bir sözlesme uyarinca yapilmasi gereken ödemelerin savas sirasinda, söz konusu sözlesmede gösterilen paradan baska bir para ile tüm olarak ya da yalniz bir parçasi alinmis bir para tutarinin karsiligi olmalari durumunda, bu ödemeler, gerçekte alinmis olan para tutarlari için hangi cins para ile yapilmis ise, ayni cins para ile yapilabilecektir. Bu hüküm, işbu Andlaşmanın yürürlüge konulmasindan önce, ilgili taraflar arasında dostça bir anlasma ile yapilmis buna aykiri hükümlere halel getirmeyecektir. MADDE 85 Osmanli Devlet Borcu [Dünyun-u Umumiye-i Osmaniye], görüs birligi içinde, işbu Bölümün (Ekonomik hükümler) bu Kesimiyle öteki Kesimlerinin disinda birakilmistir. KESIM IV ENDÜSTRI, EDEBIYAT YA DA SANAT YAPITLARI MÜLKIYETI MADDE 86 İşbu Andlaşmanın hükümleri sakli kalmak üzere, endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyetine iliskin haklar, Bagitli Devletlerden her birini yasalari uyarinca 1 Agustos 1914 tarihindeki durumlariyla, Bagitli Yüksek Taraflarin ülkelerinde, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak, bu haklardan savas durumunun basladigi anda yararlanmakta olan kimseler ya da bunlarin hak sahipleri yararina yeniden taninacak ya da geçerli sayilacaktir. Bunun gibi, savas çikmamis olsaydi, endüstri mülkiyetinin ya da bir edebiyat veya sanat yapitinin yayinlanmasini korumak için, yasalar uyarinca yapilmis bir istem sonucu olarak, savas süresince edinilebilecek haklar da, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak, hak sahibi durumunda olan kimseler yararina yeniden kabul edecek ya da yeniden geçerli sayilacaktir. Yukarıdaki hüküm uyarinca, sahiplerine yeniden taninmasi gerekecek haklara halel gelmemek sartiyla, savas sirasinda Müttefik Devletlerden birinin yasama, yürütme ya da yönetim makamlarindan birince, Osmanli uyruklarınin endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyeti haklarina iliskin olarak, alinmis olabilecek özel tedbirler, yapilmis kamusal islemler (lisans vermeyi de kapsamak üzere), yürürlükte kalacak ve hukuk açisindan tam geçerli sayilacaklardir. Bu hüküm, herhangi bir Müttefik Devlet uyruklarınin haklarina iliskin olarak Türk makamlarinca alinmis olabilecek tedbirler için de, ayrintilarda gerekli degisikliklerle (mutatis mutandis) uygulanacaktir. MADDE 87 1 Agustos 1914 tarihine kadar edinilmis bulunan, ya da savas çikmamis olsaydi, savastan önce ya da savas süresi içinde yapilmis bir istem ile o tarihten bu yana edinilebilecek olan endüstri mülkiyetine iliskin haklarin sakli tutulmasi ya da iade edilebilmeleri, veya bu konuda bir itirazda bulunabilmeleri amaciyla, Bagitli Devletlerden her birinin ülkesinde Türk uyruklarına, ek vergi ya da her hang ibir ceza olmaksizin, gerekli bütün islemleri yapmak, her türlü usul gereklerini yerine getirmek, her çesit vergi ödemek ve genel olarak her Devletin kanunlarinda ve tüzüklerinde [yönetmeliklerinde] öngörülen her türlü yükümü yerine getirmek için, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden basliyarak, en az bir yillik bir süre taninacaktir. Herhangi bir islemin yapilmamasindan, bir formalitenin yerine getirilmemesinden, ya da bir harcin ödenmemis olmasi yüzünden, endüstri mülkiyetine iliskin olarak, yitirilmis sayilan haklar yeniden geçerli kabul edilecektir; bulus belgeleri [ihtira beratlari, brevets] ile desenler [dessins] konularnida, bunlarin, geçersiz sayildiklari süre içinde isletmis ya da kullanmis olan üçüncü kisilerin haklarini korumak için, her Devletin hak gözetirlik bakimindan gerekli sayacagi tedbirleri alabilmek hakkı saklidir. Bir bulus belgesinin [ihtira beratinin] isletmeye konulmasi, ya da fabrika ve ticaret markalarinin, ya da desenlerin kullanilmasi için taninan süre bakimindan, 1 Agustos 1914 tarihi ile işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihi arasındaki dönem hesaba katilmayacaktir; bundan baska, 1 Agustos 1914 tarihinde geçerli bulunmakta olan hiç bir bulus belgesinin, fabrika ya da ticaret makrkasinin veya desenin, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden basliyarak iki yillik bir süre geçmedikçe, salt isletmeye konulmamis ya da kullanilmamis olmasi nedeniyle, geçerli olmaktan çikmis ya da hükümsüz sayilmayacagi da kararlastirilmistir. MADDE 88 Bir yandan Türk uyrukları ve Türkiye'de oturmakta olan ya da Türkiye'de bir is tutmus kimselerle, öte yandan Müttefik Devletler uyrukları ya da Müttefiklerin ülkesinde oturan ya da bu ülkede bir is tutmus kimselerce, ya da bu kimselerin savas sirasinda haklarini kendilerinden yana birakmis olabilecekleri üçüncü kisilerce, savas durumunun baslama tarihi ile işbu Andlaşmanın yürürlüge konulus tarihi arasında geçen süre içinde, öteki tarafin ülkesinde meydana gelmis olabilecek ve savas süresinin herhangi bir aninda varolmus ya da 86 nci Madde uyarinca yeniden taninacak endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyeti haklarini bozmus gibi sayilacka olaylar yüzünden hiç bir dava açilamayacak, hiç bir istemde bulunulamayacaktir. Yukarıda sözü edilen olaylar arasında, Bagitli Yüksek Tarafllarin Hükümetleri ya da onlarin hesabina, ya da onlarin rizasiyla, herhangi bir kimsece, endüstri, edebiyat ya da sanat yapitlari mülkiyeti haklarinin kullanilmasi bulundugu gibi, bu haklarin uygulanacagi her türlü ürünlerin, araç ve gereçlerin, ya da her türlü nesnelerin kullanilmasi, satisi ya da satisa çikartilmasi da bulunmaktadir. MADDE 89 Bir yandan Müttefik Devletler uyrukları ya da bu Devletlerin ülkelerinde oturan ya da orada bir is tutmus olan kimlerle, öte yandan Osmanli uyrukları arasında, savas durumundan önce yapilmis olan isletme lisanslari ya da edebiyat veya sanat yapitlarinin çogaltilmasi konularindaki sözlesmeler, Türkiye ile Müttefik bir Devlet arasında savas durumunun baslamasi tarihinden sona ermis sayilacaktir. Ancak, her konuyla ilgili olarak, daha önceleri bu çesit bir sözlesmeden yararlanmakta olan kimsenin, işbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihinden baslayarak alti ay içinde, hak sahibinden yeni bir lisans ayricaligi istemege hakkı olacak ve bunun sartlari, taraflar arasında anlasma olmazsa, bu Bölümün V nci Kesimiyle öngörülen Hakemlik Karma Mahkemesince saptanacaktir. Mahkeme, gerekirse, savar süresince haklarin kullanilmis olmasi yüzünden, ödenmesini adalete uygun görecegi parayi da saptayabilecektir. MADDE 90 İşbu Andlaşma uyarinca Türkiye'den ayrilmis bulunan ülkelerde oturanlar -bu ayrilma ve bunun dogurdugu uyruklar degisikligi göz önünde tutulmaksizin- Osmanli yasalarina göre, bu ülke geçirimi [transferi] aninda sahip olduklari endüstri, edebiyat ve sanat yapitlari mülkiyetine iliskin haklardan, Türkiye'de tam ve eksiksiz olarak yararlanmaya devam edeceklerdir. İşbu Andlaşma uyarinca Türkiye'den ayrilmis ülkelerde, bu ayrilma aninda geçerli olan ya da 86 nci Madde uyarinca yeniden taninacak ya da geçerli sayilacak olan endüstri, edebiyat ve sanat yapitlari mülkiyetine iliskin haklar, söz konusu ülkenin geçecegi Devletlerce taninacak ve Türk [Osmanli] kanunlari uyarinca kendilerine verilecek süre içinde bu ülkede geçerli olacaklardir. MADDE 91 Osmanli Imparatorlugu Hükümetinin, 30 Ekim 1918 tarihinden bu yana, Istanbul'da ya da baska yerlerde, unsulüne uygun olarak vermis oldugu ya da kütüge geçirmis bulundugu bütün bulus belgeleri [ihtira beratlari] ya da fabrika markalarinin baskalarina geçirilmesi ya da birakilmasina iliskin istemler, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir süre içinde yapacaklari istem üzerine, Türk Hükümetine sunulacaktir. Bu kütüge yazitlanma, ilk yazitlanma tarihinden baslayarak geçerli sayilacaktir. KESIM V HAKEMLIK KARMA MAHKEMESI MADDE 92 Bir yandan Müttefik Devletlerden her biri ve öte yandan Türkiye arasında, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak üç aylik bir süre içinde, bir Hakemlik Karma Mahkemesi kurulacaktir. Bu Mahkemelerden her biri, ikisi ilgili Hükümetlerden her birince atanmak üzere, üç üyeden olusacaktir; bu Hükümetler birçok kimseyi üye olarak göstermege yetkili olacaklar ve duruma göre, Mahkemede üye olarak bulunacak kimseyi, bunlar arasından seçeceklerdir. Baskan, ilgili iki Hükümet arasında anlasma ile seçilecektir. İşbu Andlaşmanın yürürlüge girişi tarihinden baslayarak iki aylik bir süre içinde bu anlasmaya varilamazsa, söz konusu Baskan, ilgili Hükümetlerden birinin istemesi üzerine, La Haye Milletlerararasi Daimi Adalet Divani Baskaninca, savas sirasinda tarafsiz kalmis Devletlerin uyrukları arasından seçilecektir. Söz konusu iki aylik süre içinde, ilgili Hükümetlerden biri, kendisini Mahkemede temsil edecek üyeyi atamamis olursa, ilgili öteki Hükümetin istemesi üzerine, Milletler Cemiyeti Meclisi bu üyeyi atamakla görevli olacaktir. Mahkeme üyelerinden birinin ölümü ya da görevden çekilmesi halinde, ya da herhangi bir neden yüzünden Mahkeme üyelerinden birisi görevini yapamayacak bir durumda bulunursa, bu üyenin yeri, atanmasinda izlenen yöntem uyarinca doldurulacaktir; öngörülen iki aylik süre, ölümün, görevden çekilmenin ya da görev yapma olanaksizliginin usulüne uygun olarak saptandigi günden baslayarak hesaplanacaktir. MADDE 93 Hakemlik Karma Mahkemisinin toplanma yeri istanbul'da olacaktir. Davalarin sayisi ve niteligi hakli gösterirse, ilgili Hükümetler, her mahkemede bir ya da birkaç ek Daire kurmaya yetkili olacaklardir. Bu Dairelerden her birinin toplanmasi için, gerekli görülebilecek herhangi bir yer saptanabilecektir. Bu Dairelerden her biri 92 nci Maddenin 2 nci fikrasindan 5 nci fikrasina kadar olan fikralarinda öngörüldügü biçimde, bir baskan yardimcisi ile iki üyeden olusacaktir. Her Hükümet, Mahkemede kendisini temsil ettirmek için, bir ya da birkaç ajan atayacaktir. Bir Hakemlik Karma Mahkemesinin ya da bu Mahkemenin Dairelerinden birinin kurulusundan baslayarak üç yil sonra işbu Mahkeme ya da Daire çalismasini bilirlememis bulunursa, bu Mahkemenin ya da Dairenin toplanti yerinin bulundugu ülke Devleti isterse, sözkonusu Hakemlik Karma Mahkemesinin ya da bu Dairenin toplanti yeri bu ülkenin disina çikartilacaktir. MADDE 94 92 nci ve 93 ncü Maddeler uyarinca kurulmus Hakemlik Karma Mahkemeleri, işbu Anlasma uyarinca yetkilerine giren anlasmazliklar konusunda hüküm vereceklerdir. Kararlar oyçokluguyla alinacaktir. Bagitli Yüksek Taraflar, Hakemlik Karma Mahkemelerinin kararlarini kesin saydiklarini ve kendi uyruklarına iliskin olarak bunlara uyulmasini zorunlu kilacaklarini ve Mahkeme kararlari kendilerine bildirilir bildirilmez, hiç bir yürütme karari [tenfiz karari, exequatur] beklemek gerekmeksezin, ülkelerinde bunlarin uygulanmasini saglayacaklarini kabul ederler. Bagitli Yüksek Taraflar, bundan baska, özellikle yargi bildirilerinin iletilmesine ve kanitlarin toplanmasina iliskin konularda, kendi Mahkemelerinin ve makamlarinin, Hakemlik Karma Mahkemelerine, elden gelen her türlü yardimi dogrudan dogruya yapmalarini yükümlenir. MADDE 95 Hakemlik Karma Mahkemeleri adalet, hakgözetirlik ve iyi niyet uyarinca karar vereceklerdir. Her Mahkeme, kendi önünde kullanilacak dili saptayacak, islerin iyice anlasilmasini saglamak için gerekli çevirileri de yaptiracaktir; her Mahkeme, kendi önünde izlenecek usul kurallarini ve sürelerini saptayacaktir. Bu kurallarin asagidaki ilkelere uygun olmasi gerekecektir: 1. Yargilama usulü, taraflarin karşılıkli olarak bir layiha (mYmoire) ile bir karsi-layiha (contre-mYmoire) sunulmasini gerektirecektir; bir cevap layihasi (rYpliue) ile bir karsi-cevap (contre-rYplique) sunulabilecektir. Taraflardan biri sözlü açiklamalarda bulunmak isterse, öteki tarafa da böyle davranma olanaginin saglanmasi sartiyla, kendisine bu yolda izin verilecektir. 2. Mahkeme, sorusturma yapilmasini, belgeler sunulmasini, bilirkisiye basvurulmasini buyrumaga, yerinde arastirmalar ve denetlemeler yapmaga, her türlü bilgiler istemege, bütün taniklari dinlemege ve taraflardan yazili ya da sözü açiklamalarda bulunmalarini istemege her bakimdan yetkili olacaktir. 3. İşbu Andlaşmadaki aykiri hükümler disinda, Mahkemenin kurulusundan baslayarak alti aylik bir sürenin geçmesinden sonra, her bir istem kabul olunmayacaktir; meger ki, söz konusu Mahkemece verilmis ve uzaklik ya da kaçinilmaz zorunluluk (force majeure) gibi bir nedene dayanan kural-disi [istisnai] olarak hakli gösterilebilecek özel bir izin ola. 4. Bir yil içinde sekiz haftayi asmayacak tatil dönemleri disinda, Mahkeme, davanin çabuk görülmesi için her hafta gerekli sayida oturum yapmakta görevli olacaktir. 5. Davanin Mahkemece görüsülmesine de baslandigi anlamina gelen, durusmanin bitimi tarihinden sonra en çok iki ay içinde, hükümlerin verilmis olmalari gerecektir. 6. Davada sözlü durusmalar olursa, bunlar açik oturumda yapilacaktir; hüküm, her zaman, açik oturumda bildirilecektir. 7. Her Hakemlik Karma Mahkemesinin, islerin iyi yürütülmesi için gerekli görürse, oturumlarin yapildigi yer disinda, bir ya da birkaç oturum yapabilme yetkisi olacaktir. MADDE 96 Ilgili Hükümetler, aralarinda anlasarak, her Mahkeme için, bir Genel Sekreter ile bir ya da birkaç Sekreter atayacaklardir. Genel Sekreter ile Sekreterler Mahkemeye bagli olacaklardir. Mahkeme, ilgili Hükümetlerin de uygun bulmalariyla, yardimlari gerekli görülecek bütün görevlileri de atayabileceklerdir. Her Mahkemenin Sekreterlik daireleri Istanbul'da olacaktir; ilgili Hükümetler, gerekli görülecek baska yerlerde de Sekreterlik daireleri kurabileceklerdir. Her Mahkeme, kendisine sunulmus olacak davalara iliskin arsivleri, belgeleri ve yazismalari saklayacak ve görevi sona erince, bunlari, oturumlarin yapildigi ülke Hükümetinin arsivlerine teslim edecektir. Bu arsivler, ilgili Hükümetlerce her zaman açik tutulacaktir. MADDE 97 Her Hükümet, Hakemlik Karma Mahkemesine atadigi üyenin, her ajanin ve sekreterin ödenecegini kendisi karsilayacaktir. Baskanla Genel Sekreterin ödenekleri, ilgili Hükümetler arasında anlasmayla saptanacak ve bu ödeneklerle her Mahkemeye iliskin ortak giderler, ilgili Hükümetlerce yari yariya karsilanacaktir. MADDE 98 İşbu Kesim, Türkiye ile Japonya arasında, işbu Andlaşma uyarinca, Hakemlik Karma Mahkemesinin yetki alanina girebilecek islere uygulanamayacaktir; bu anlasmazliklar, her iki Hükümet arasında varilacak anlasmayla çözüme baglanacaktir. KESIM VI AndlaşmaLAR MADDE 99 İşbu Andlasmanin yürürlüge girmesiyle ve Andlaşmanın baska yerlerindeki hükümlere halel gelmeksizin, asagida belirtilen ekonomik ya da teknik nitelikteki çok-tarafli Andlaşmalar, Sözlesmeler ve Anlasmalar, Türkiye ile bunlara taraf olan öteki Devletler arasında yeniden yürürlüge gireceklerdir: 1. Denizalti kablolarinin korunmasina iliskin 14 Mart 1884, 1 Aralik 1886 ve 23 Mart 1887 tarihli Sözlesmelerle, 7 Temmuz 1887 tarihli Kapanis Protokolü (Protocole de clôture); 2. Gümrük tarifelerinin yayinlanmasina ve gümrük tarifelerinin yayinlanmasi için bir Uluslararasi Birlik kurulmasina iliskin, 5 Temmuz 1890 tarihli Sözlesme; 3. Paris'de Kamu Sagligi Uluslararasi Kurumu (Office Internationale d'Hygiène Publique) kurulmasina iliskin, 9 Aralik 1905 tarihli Sözlesme; 4. Roma'da bir Uluslararasi Tarim Enstitüsü (Institut Internationale Agricole) kurulmasina iliskin, 7 Haziran 1905 tarihli Sözlesme; 5. Escault nehri üzerinde geçis resmi haklarinin satin alinisina iliskin, 16 Temmuz 1863 tarihli Sözlesme; 6. İşbu Andlaşmanın 19 ncu Maddesinde öngörülen özel hükümler sakli kalmak üzere, Süveys Kanali'nin serbest kullanilmasini güvence altina alacak bir rejim kurulmasina iliskin, 29 Ekim 1888 Sözlesmesi; 7. Madrid'de 30 Kasim 1920 tarihinde imzalananlari da kapsamak üzere, Dünya Posta Birligi'e (Union Postale Universelle) iliskin Sözlesmeler ve Anlasmalar; 8. 10/22 Temmuz 1875 tarihinde Saint-Petersbourg'da imzalanan Uluslararasi Telgraf Sözlesmesi ile, 11 Haziran 1908 de Lizbon'da Uluslararasi Telgraf Konferansinda kararlastirilan yönetmelikler ve tarifeler. MADDE 100 Türkiye, asagida belirtilen Sözlesmeler ya da Anlasmalara katilmagi ya da bunlari onaylamagi yükümlenir: 1. Otomobilllerin uluslararasi dolasimina iliskin, 11 Ekim 1909 Sözlesmesi; 2. Gümrük uygulanacak vagonlarin kursunlanmasina iliskin, 15 Mayis 1886 tarihli Anlasma ve 18 Mayis 1907 tarihli Protokol; 3. Denizde çatmalar, deniz kazalarinda yardim ve kurtarma konusundaki kurallarin birlestirilmesine iliskin, 3 Eylül 1910 tarihli Sözlesme; 4. Hastane gemilerinin liman resim ve harçlarindan bagisik tutulmalarina iliskin, 21 Aralik 1904 tarihli Sözlesme; 5. Kadin ticaretinin yasaklanip önlenmesine iliskin, 18 Mayis 1904, 4 Mayis 1910 ve 30 Eylül 1921 tarihli Sözlesmeler; 6. Açik-saçik [müstehcen] yayinlarin yasaklanip önlenmesine iliskin, 4 Mayis 1910 tarihli Sözlesme; 7. 54 ncü, 88 nci ve 90 nci Maddelere iliskin çekinceler [ihtitazi kayitlar] sakli kalmak üzere, 17 Ocak 1912 tarihli Saglik Sözlesmesi; 8. Filoksera (phylloxYra) ya karsi alinacak tedbirlere iliskin, 3 Kasim 1881 ve 15 Nisan 1889 tarihli Sözlesmeler; 9. Afyon konusunda La Haye'de 23 Ocak 1912 tarihinde imzalanmis Sözlesme ve 1914 tarihli ek Protokol; 10. Uluslararasi Radyo-Telegrafi konusunda, 5 Temmuz 1912 tarihli Sözlesme; 11. Afrika'da alkollü maddelere uygulanacak rejim konusunda, Saint-Germain-en-Laye'de, 10 Eylül 1919 da imzalanmis Sözlesme; 12. 26 subat 1885 tarihli Berlik Senedi'nin ve 2 Temmuz 1890 tarihli Brüksel Genel Senedi ile Brüksel Bildirisinin yeniden gözden geçirilmesine iliskin olarak Saint-Germain-en-Laye'de, 10 Eylül 1919 da imzalanmis Sözlesme; 13. 1 Mayis 1920 tarihli Protokol hükümlerinin uygulanmasiyla, Türkiye, cografya açisindan durumunun gerekli kildigi degisiklik yapilmasini elde ederse, Hava ulasiminin düzenlenmesi konusunda, 13 Ekim 1919 tarihli Sözlesme; 14. Kibrit yapiminda beyaz fosfor kullanilmasinin yasaklanmasina iliskin olarak, Bern'de, 26 Eylül 196 da imzalanmis Sözlesme. Türkiye, bundan baska, Telegrafi ve Radyo-Telegrafi konusunda, uluslararasi yeni Sözlesmelerin hazirlanmasina katilmayi da yükümlenir. BÖLÜM IV ULASIM YOLLARI VE SAGLIK SORUNLARI KESIM I ULASIM YOLLARI MADDE 101 BÖLÜM ULASIM YOLLARI VE SAGLIK SORUNLARI ------------- KESIM I ULASIM YOLLARI ------------- MADDE 101 Türkiye, transit serbestligi konusunda Barselona Konferansinca 14 Nisan 1921 tarihinde kabul edilmis olan Sözlesme ve Statü ile, uluslararasi yarari olan su yollari rejimine iliskin olara, ayni Konferansça 19 Nisan 1921 tarihinde kabul edilen Sözlesme ile Statüye ve ek Protokole katildigini bildirir. Bunun sonucu olarak, Türkiye, işbu Anlasmanin yürürlüge girişiyle, bu Sözlesmelerin, Statülerin ve Protokollerin hükümlerini uygulamaya koymagi yükümlenir. MADDE 102 Türkiye, "deniz kıyısından yoksun Devletlerin bayrak hakkının (droit au povillon) taninmasina iliskin", 20 Nisan 1921 tarihli Barselona Bildirisine katildigini bildirir. MADDE 103 Türkiye, uluslararasi rejim uygulanan limanlara iliskin olarak, 20 Nisan 1921 tarihli Barselona Konferansinin Tavsiyelerine katildigini bildirir. Türkiye, bu rejim altina konulaca limanlarini sonradan açiklayacaktir. MADDE 104 Türkiye, 20 Nisan 1921 tarihli Barselona Konferansinin, uluslararasi demiryollarina iliskin Tavsiyelerine katildigini bildirir. Bu Tavsiyeler, karşılıkli olmak çekincesiyle [ ihtirazi kaydiyla], işbu Andlaşmanın yürürlüge girişiyle, Türk Hükümetince uygulamaya konulacaktir. MADDE 105 Türkiye, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişiyle, 14 Ekim 1890, 20 Eylül 1893, 16 Temmuz 1895, 16 Haziran 1898 ve 19 Eylül 1906 tarihlerinde Bern'de imza edilen, demiryollariyla yük (marchandises) tasinmasina iliskin Sözlesmeler ve Düzenlemelere katilmagi yükümlenir. MADDE 106 Yeni sınırlarin çizilmesi sonucu olarak, ayni ülkenin iki parçasını birlestiren bir demiryolu bir baska ülkeden geçerse, ya da bir ülkede baslayan bir demiryolu kolu [sube hatti, ligne d'embranchement] bir baska ülkede sona ererse, iki ülke arasındaki ulasima iliskin isletme sartlari, ilgili demiryollari isletmeleri [idareleri] arasında yapilacak bir anlasma ile düzenlenecektir. Bu isletmeler [idareler], böyle bir düzenlemenin sartlari üzerinde anlasmaya varamazlarsa, bu sartlar hakemlik yoluyla saptanacaktir. Türkiye ile komsu Devletler arasındaki bütün yeni sınır-istasyonlarinin (gares frontières) kurulmasi ve bu istasyonlar arasındaki demiryollarinin isletilmesi, ayni sartlar içinde yapilacak anlasmalarla düzenlenecektir. MADDE 107 Türkiye'den ya da Yunanistan'dan gelecek, ya da Türkiye'ye ya da Yunanistan'a gidecek ve Dogu demiryollarinin Yunan-Bulgar sınırı ile Kuleli Burgaz yakininaki Yunan-Türkiye sınırı arasında bulunan üç parçasindan transit geçerek yararlanacak yolcularla mallar [ticaret esyasi, yük, marchandises], bu transit yüzünden, hiç bir vergi ya da resmi, pasaport islemine ya da gümrük denetimine bagli kilinmayacaklardir. İşbu Maddedeki hükümlerin yürütülmesi, Milletler Cemiyeti Meclisinin seçecegi bir Komiser araciligiyla saglanacaktir. Yunan ve Türk Hükümetlerinden her birinin, bu Komiserin yanina birer temsilci atamaya hakkı olacaktir; görevini yapmak için gerekli bütün kolayliklardan yararlanacak olan bu temsilci, yukarıdaki hükümlerin uygulanmasina iliskin her sorunu, Komiserin dikkatine sunmakla görevli olacaktir. Bu temsilciler, ihtiyaç duyacaklari alt-kademe memurlarin sayisi ve niteligi konusunda, Komiserle anlasacaklardir. Komiser, sözü geçen hükümlerin yürürlüge konulmasina iliskin sorunlardan, kendi basina çözemedigi her sorunu, Milletler Cemiyeti Meclisinin kararina sunabilecektir. Yunan ve Türk Hükümetleri, Milletler Cemiyeti Meclisinin oyçokluguyla alacagi her karara uymagi yükümlenirler. Söz konusu Komiserin maasi ve hizmetinin yerine getirilmesine iliskin giderler, Yunan ve Türk Hükümetlerince esit paylar olarak karsilanacaktir. Türkiye, ileride, Edirne'ye Kuleli Burgat ile Istanbul arasındaki demiryoluna baglayacak bir demiryolu yaparsa, bu Maddenin, Kuleli Burgaz ile Bosna-Köy yakinindaki Yunan-Türk sınır noktalari arasında karşılıkli olarak transite iliskin hükümleri geçerli olmaktan çikacaktir. Ilgili iki Devletten her birinin, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişinden baslayarak beş yillik bir sürenin bitiminde, işbu Maddenin 2 nci fikrasindan 5 nci fikrasina kadar olan fikralarinda öngörülen denetimin yürürlükte tutulmasinin gerekip gerekmedigine karar verilmesi için, Yunan-Bulgar sınırı ile Bosna-Köy arasında Dogu demiryollarinin iki parçasinda transit bakimindan, ilk iki fikra hükümlerinin yürürlükte kalmasi kararlastirilmistir. MADDE 108 Türk Hükümetinin ya da özel ortaklıklarin mülkiyetinde olan ve işbu Andlaşma geregince Osmanli Imparatorlugundan ayrilan ülkelerde (topraklarda) bulunan limanlarin ve demiryollarinin geçirimine [transferine] iliskin özel hükümlerle, işbu Andlaşmanın ayricalik [imtiyaz] sahiplerine ve memurlarin emeklilik islerine iliskin mali hükümleri sakli kalmak üzere, demiryollarinin geçirimi [transferi] asagidaki sartlar içinde yapilacaktir: 1. Bütün demiryollarinin yapilari ve tesisleri (auvrages et installations) bütünüyle ve mümkün oldugu kadar iyi bir durumda birakilacaktir; 2. Kendisine özgü tekerlekli araç ve gereçleri (materiel roulant) olan bir demiryolu sebekesi, bütünüyle, Osmanli Imparatorlugundan ayrilmis bir ülkede bulunmakta ise, bu araç ve gereçler, 30 Ekim 1918 dökümüne [envanterine] göre, eksiksiz olarak birakilacaktir; 3. İşbu Andlaşma geregince, yönetimi bölüsülmüs demiryollari baskimindan, tekerlekli araç ve gereçlerin bölüsülmesi, demiryolunun çesitli kollari kendilerine verilen isletmeler arasında, dostça anlasmayla yapilacaktir. Bu anlasmada, 30 Ekim 1918 tarihli son döküme göre, bu demiryollari üzerinde kütüge geçirilmis bulunan araç ve gereçlerin önemi, hizmet hatlarini da kapsamak üzere demiryollarinin uzunlugu, trafigin niteligi ve önemi göz önünde tutulmak gerekir. Anlasmaya varilamazsa, uyusmazliklar hakemlik yoluyla çözümlenecektir. Bu hakemlik, gerekirse, her kesime birakilacak yolcu ve yük (esya) vagonlarini belirtecek, bunlarin teslim sartlarini saptayacak ve simdiki isyerlerine tasinan araç ve gereçlerin, sınırli bir süre boyunca, günlük bakimi için gerekli görecegi düzenlemeleri yapacaktir; 4. Donatim depolari, demirbaslar ve takimlar, tekerlekli araç ve gereçlere uygulanan ayni sartlar içinde birakilacaktir. MADDE 109 Aykiri hükümler bulunmadikça, yeni bir sınırın çizilmesi yüzünden bir Devletin sular sistemi (kanal açmalar, su tasimalari, sulama, akaçlama (drainage) ya da benzeri konular), bir baska Devletin ülkesinde yapilan çalismalara bagli bulunursa, ya da bir Devletin ülkesinde, savas öncesi kullanimlar uyarinca, kaynagi bir baska Devletin ülkesinde olan sular ya da su gücü (Ynergie hydraulique) kullanıldığı durumlarda, ilgili Devletler arasında, her birinin çikarlarini ve kazanilmis haklarini sakli tutacak biçimde, bir anlasma yapilmasi gerekir. Anlasmaya varilamazsa, bu anlasmazlik, hakemlik yoluyla çözümlenecektir. MADDE 110 Romanya ile Türkiye, Köstence-Istanbul kablosunun isletme sartlarini hakgözetirlikle saptamak üzere, aralarinda anlasacaklardir. Anlasmaya varamazlarsa, bu konu, hakemlik yoluyla çözüme baglanacaktir. MADDE 111 Türkiye, kendi adina oldugu kadar uyruklarınin adina da, artik kendi ülkesinde karayla birlesmeyen kablolarin tümü ya da bir parçasi üzerindeki -ne nitelikte olursa olsun- bütün haklarindan, sifatlarindan ya da ayricaliklarindan vazgeçer. Yukarıdaki fikra uyarinca el degistirmis [transfer edilmis] olan kablolar ya da bunlarin bir parçasi özel mülkiyette ise, bu kablolarin kendilerine geçirilmis oldugu Hükümetler, maliklere zarar-giderim [tazminat] ödeyeceklerdir. Zarar giderimin tutari konusunda anlasmaya varilamazsa, bu tutar, hakemlik yoluyla saptanacaktir. MADDE 112 Türkiye, kendi ülkesinde, kara ile hiç olmazsa bir noktada birlesen kablolar üzerinde, eskiden sahip oldugu mülkiyet hakkını elinde tutacaktir. Söz konusu kablolarin, Türk olmayan ülkede kara ile birlesmelerine iliskin haklarin kullanilmasi ve bunlarin isletilme sartlari, ilgi Devletlerce dostça anlasarak düzenlenecektir. Anlasmaya varilamazsa, uyusmzlik, hakemlik yoluyla çözüme baglanacaktir. MADDE 113 Bagitli Yüksek Taraflar, her biri kendisiyle ilgili olmasi bakimindan, Türkiye'de yabanci postanelerin kaldirilmasini kabul ettiklerini bildirirler. KESIM II SAGLIK SORUNLARI ------------- MADDE 114 Istanbul Yüksek Saglik Meclisi kaldirilmistir. Türkiye kıyılarinin ve sınırlarinin saglik islerinin düzenlenmesi ile Türk Yönetimi görevlidir. MADDE 115 Türk bayragi ile yabanci bayraklar arasında hiç bir ayirim yapilmaksizin, bütün gemilere ve Türk uyruklarıyla yabanci Devletlerin uyruklarına, ayni sartlar altinda, oranlari ve sartlari hakgöztir olmasi gereken, bir tek ve ayni tarifesi uygulanacaktir. MADDE 116 Türkiye, açikta kalmis olan saglik memurlarinin, eski Istanbul Yüksek Saglik Meclisinin fonlarindan bir zarar-giderim [tazminat] alma haklarini, ve bu Meclisin saglik memurlari ve eski saglik memurlariyla bunlarin hak sahiplerinin kazanilmis [muktesep] bütün öteki haklarini tanimagi yükümlenir. Bu haklara, eski Istanbul Yüksek Saglik Meclisi yedek fonlarinin kullanimina verilecek yöne, eski saglik yönetiminin mali ve yönetsel bakimlardan kesin tasfiyesine iliskin bütün sorunlarla, bunlara benzer ya da bunlarla baglantili bütün sorunlar bir Özel (Ad Hoc) Komisyonca çözümlenecektir; bu Komisyon -Almanya, Avusturya ve Macaristan disinda- Istanbul Yüksek Saglik Meclisine katilan Devletlerden her birinin birer temsilcisinden kurulacaktir. Gerek yukarıda belirtilen tasfiye ve gerek bu tasfiyeden sonra artacak paralarin ne yönde kullanima ayrilacagina iliskin bir sorun yüzünden, bu Komisyon üyeleri arasında anlasmazlik çikarsa, bu Komisyonda temsil edilen Devletlerden her birinin Milletler Cemiyeti Meclisine basvurmaga hakkı olacaktir; Milletler Cemiyeti Meclisinin kararlari son ve kesin olacaktir. MADDE 117 Türkiye ile, Kudüs ve Hicaz Hac Yolculuklarinin ve Hicaz demiryolunun denetiminde ilgili bulunan Devletler, uluslararasi saglik sözlesmeleri uyarinca, uygun düsen tedbirleri alacaklardir. Bu tedbirlerin uygulanmasinda tam bir tekdüzen (uniformitY) saglamak amaciyla, bu Devletlerle Tükkiye, bu Hac yolculuklarina iliskin saglik isleri için bir Esgüdüm [koordinasyon] Komisyonu kuracaklardir; bu Komisyonda Türkiye Saglik servisleriyle, Denizcilige Iliskin Saglik ve Karantina Isleri Iskenderiye Meclisi temsil edilmis olacaktir. Bu Komisyon, ülkesinde toplanacagi Deletin rizasini önceden almak zorunda olacaktir. MADDE 118 Hac Isleri Esgüdüm [Koordinasyon] Komisyonunun çalismalarina iliskin raporlar, Milletler Cemiyeti Saglik Komitesiyle, Kamu Sagligi Uluslararasi Kurumuna, ve haclarla ilgili olup da raporlari isteyecek her ülkenin Hükümetine gönderilecektir. Komisyon, Milletler Cemiyetince, Kamu Sagligi Uluslararasi Kurumunca ya da ilgili Hükümetlerce, kendisine sunulacak her konu üzerinde görüsünü bildirecektir. BÖLÜM V ÇESITLI HÜKÜMLER --------------- I.SAVAS TUTSAKLARI --------------- MADDE 119 Bagitli Yüksek Taraflar, ellerinde kalmis savas tutsaklariyla gözalti edilmis bulunan sivilleri hemen yurtlarina geri göndermeyi yükümlenirler. Yunanistan'la Türkiye'nin, karşılıkli olarak tutuklamis bulunduklari savas tutsaklariyla gözalti edilmis sivillerin mübadelesi, işbu Hükümetler arasında 30 Ocak 1923 tarihinde imza edilmis olan özel anlasmaya konu olmustur. MADDE 120 Disipline aykiri kabahatler yüzünden hüküm giyebilecek ya da hüküm giymis olan savas tutsaklariyla gözalti edilmis siviller, cezalarinin ya da kendilerine karsi baslatilmis kovusturmanin sona ermesini beklemeksizin, yurtlarina geri verileceklerdir. Disiplin suçlarindan baska olaylar yüzünden hüküm giyebilecek ya da hüküm giymis olan savas tutsaklariyla gözalti edilmis sivillerin tutukluluk durumu süregidecektir. MADDE 121 Bagitli Yüksek Taraflar, kaybolmus kimselerin aranmasi, ya da ülkelerine geri gönderilmeme istegini açiklamis olan savas tutsaklariyla gözalti edilmis sivillerin kimliklerinin belirtilmesi için, kendi ülkelerinde, her türlü kolayliklari saglamagi yükümlenirler. MADDE 122 Bagitli Yüksek Taraflar, işbu Sözlesmenin yürürlüge girmesiyle, savas tutsaklarina ve gözalti edilmis sivillere ait olan ya da olmus bulunan elkonmus her türlü esyanin, paranin, degerli kagitlarin, belgelerin ya da kisisel esyanin geri verilmesini yükümlenirler. MADDE 123 Bagitli Yüksek Taraflar, ordularinca ele geçirilmis savas tutsaklarinin bakimi için yapilmis giderlerin istenmesinden, karşılıkli olarak vazgeçtiklerini bildirirler. 2.MEZARLAR --------------- MADDE 124 Asagidaki 126 nci Maddenin konusu olan özel hükümlere halel getirmeksizin, Bagitli Yüksek Taraflar, içlerinden her birinin, 29 Ekim 1914 tarihinden bu yana savas alaninda can vermis, ya da yaralanma, kaza ve hastalik yüzünden ölmüs askerleri ve denizcileriyle, ayni tarihten bu yana tutsaklikta ölmüs savas tutsaklari ve gözalti edilmis sivillerin, kendi yetkileri (otoriteleri) altindaki topraklarda bulunan mezarlıklarına, mezarlarina ve kemikliklerine ve onlari anmak için dikilmis anitlarina saygi gösterecekler ve bunlarin bakimini saglayacaklardir. Bagitli Yüksek Taraflar, karşılıkli olarak ülkelerinde, sözü geçen mezarlıkların, kemikliklerin ve mezarlarin kimligini ortaya çikartmak ve bunlari kütüge yazmak, bunlarin bakimiyla ugrasmak ya da bunlarin bulunduklari yerlere uygun düsecek anitlar dikmek isleriyle her birinin görevlendirebilecegi Komisyonlara, görevlerini yerine getirmeleri için her türlü kolayliklari gösterme konusunda anlasacaklardir. Bu Komisyonlarin hiç bir askeri niteligi olmayacaktir. MADDE 125 Bagitli Yüksek Taraflar, bunun baska, karşılıkli olmak sartiyla: 1. Tutsaklikta ölmüs savas tutsaklariyla gözalti edilmis sivillerin kimliklerini belirtmeye yararli bütün bilgileri de ekleyerek, bunlarin tam bir çizelgesini; 2. Kimlikleri belirtilmeden gömülmüs bulunan ölülerin mezarlarinin sayisina ve yerlerine iliskin her türlü bilgiyi, birbirlerine vermeyi yükümlenirler. MADDE 126 Romanya ülkesinde 27 Agustos 1916 tarihinden bu yana ölmüs Türk askerlerinin, denizcilerinin ve savas tutsaklarinin mezarlari, mezarlıkları, kemikleri ve bu askerlerle denizcileri anmak için dikilmis anitlarin bakimi ile gözalti edilmis sivillere iliskin olarak 124 ncü ve 125 nci Maddelerden dogan bütün öteki yükümler konusunda, Romanya Hükümeti ile Türk Hükümeti arasında özel bir anlasma yapilacaktir. MADDE 127 124 ncü ve 125 nci Maddelerin genel nitelikteki hükümlerini tamamlamak üzere, bir yandan Ingiliz Imparatorlugu, Fransa ve Italya Hükümetleri, öte yandan da Türkiye ve Yunanistan Hükümetleri, 128 nci Maddeden 136 nci Maddeye kadar olan Maddelerdeki özel hükümler üzerinde anlasmaya varmislardir. MADDE 128 Türk Hükümeti, Ingiliz Imparatorlugu, Fransiz ve Italya Hükümetlerine karsi, kendi ülkesinde, bunlarin, savas alaninda can vermis ya da yaralanmis, kaza ve hastalik yüzünden ölmüs askerleri ve denizcileriyle, tutsaklikta ölmüs savas tutsaklari ve gözalti edilmis sivillerine ait mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve onlari anmak için dikilmis anitlari kapsayan toprak parçalarini [arsalari] bu Hükümetlerin kullanimina ayri ayri ve sürekli olarak birakmagi yükümlenir. Bunun gibi, Türk Hükümeti, 130 ncu Maddede öngörülen Komisyonlara, bir araya toplama mezarlıkları (cimetières de groupement), kemiklikler kurmak, ya da anitlar dikmek için ileride gerekli görülecek toprak parçalarini da, sözü geçen bu Hükümetlerin kullanimina birakacaktir. Türk Hükümeti, bundan baska, söz konusu mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara giris serbestligi tanimagi ve gerekirse, buralarda cadde ve yollar yapilmasina izin vermegi yükümlenir. Yunan Hükümeti de, kendi ülkesine iliskin olarak, ayni yükümleri kabul eder. Yukarıda belirtilen hükümler, böyle bir amaçla birakilmis olan toprak parçalari üzerinde, duruma göre, Türk ya da Yunan egemenligine halel vermez. MADDE 129 Türk Hükümetince kullanimi birakilacak toprak parçalari arasında, özellikle Ingiliz Imparatorlugu için, 3 sayili Haritada gösterilmis olan Anzac (Ari Burnu) bölgesindeki toprak parçalari da bulunmaktadir. Ingiliz Imparatorlugunun yukarıda adi geçen toprak parçasindan yararlanmasi asagidaki sartlara bagli olacaktir: 1. Bu toprak parçasi, Barış Andlaşmasıyla belirtilen amacindan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir; bu yüzden, hiç bir askerlik ya da ticaret amaciyla, ya da yukarıda belirtilen asil amaci disinda kalan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir; 2. Türk Hükümetinin, bu toprak parçasını -mezarlıkları da kapsamak üzere- denetlemege her zaman hakkı olacaktir; 3. mezarlıklari korumakla görevli sivil bekçilerin sayisi, mezarlık basina bir bekçiden çok olmayacaktir. mezarlıklar disindaki toprak parçasi için ayrica bekçiler bulunmayacaktir; 4. Bu toprak parçasinda, ister mezarlıklar içinde ister disinda, ancak bekçiler için kesin olarak gerekli konutlardan baska konutlar yapilmayacaktir; 5. Bu toprak parçasının kıyısında, insan ya da yük yüklemegi ya da karaya çikartmagi kolaylastirabilecek, hiç bir rihtim, dalga kiran ya da iskele yapilmayacaktir; 6. Bu toprak parçasını ziyaret için gerekli bütün islemler yalniz Boğazlar'in iç kıyısında yapilabilecek ve bu toprak parçasina Ege Denizi kıyısından girmege, ancak bu islemlerin tamamlanmasindan sonra izin verilecektir. Türk Hükümeti, mümkün oldugu kadar basit olmasi gereken söz konusu islemlerin, Türkiye'ye gelecek öteki yabancilarin bagli tutulacaklari islemlerden daha külfetli olmamasi ve gereksiz her türlü gecikmeye yol açmayacak kosullar altinda yapilmasini, işbu Maddenin öteki hükümlerine halel gelmemek sartiyla, kabul eder; 7. Bu toprak parçasını ziyaret isteginde bulunan kimseler silahli olmayacaklardir; Türk Hükümetinin, bu yasagin uygulanmasini denetlemege hakkı olacaktir; 8. Türk Hükümeti, 150 kisiyi asan ziyaretçi topluluklarinin girişinden, en az bir hafta önce haberli kilinacaktir. MADDE 130 Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinden her biri, Türk ve Yunan Hükümetlerinin de birer temsilci gönderecekleri bir Komisyon kuracak ve bu Komisyon, mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara iliskin sorunlari, yerinde, çözüme baglayacaktir. Bu komisyonlarin baslica görevleri sunlar olacaktir: 1. Ölülerin gömüldügü ya da gömülmüs olabilecegi bölgelerde kesifler yaparak, oralarda bulunan mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve anitlari kütüge yazmak; 2. Mezarlarin, gerektiginde bir araya toplanmasina ne gibi kosullar altinda girişilecegini saptamak; Türk ülkesinde Türk temsilcisiyle, Yunan ülkesinde de Yunan temsilcisiyle anlasarak, bir araya toplama mezarlıklarınin, kemikliklerin ve dikilecek anitlarin yerlerini kararlastirmak; bu amaçla ayrilacak yerlerin sınırlarini, gerekli en küçük alan ölçüsünde, saptamak; 3. Kendi uyruklarına ayrilmis ya da ayrilacak mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara iliskin kesin plani, her Komisyonun bagli oldugu Hükümet adina, Türk ve Yunan Hükümetlerine bildirmek. MADDE 131 Kendilerine toprak parçasi ayrilmis olan Hükümetler, bu topraklari yukarıda belirtilenden baska maksatlarla kullanmamagi ve kullanilmasina izin vermemegi yükümlenirler. Bu toprak parçalari deniz kıyısında bulunmakta ise, bu kıyı, kendisine toprak parçasi ayrilmis olan Hükümetçe kara ya da denizle ilgili askerlige ya da ticarete iliskin baska hiç bir maksat için kullanilmayacaktir. Mezarlara ve mezarlıklara ayrilmis olan yerler bu amaçla ya da anit dikilmesi için kullanilmayacaksa, bu yerler, duruma göre, Türk ya da Yunan Hükümetlerine geri verilecektir. MADDE 132 128 nci Maddeden 130 ncu Maddeye kadar olan Maddelerde öngörülen toprak parçalarina iliskin tam ve eksiksiz yararlanma hakkının Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerine sürekli olarak birakilmasi için gereken yasama ya da yönetim tedbirleri, 130 ncu Maddenin 3 ncü fikrasinda öngörülen bildiriyi izleyecek alti ay içinde, Türk ve Yunan Hükümetlerince alinacaktir. Kamulastirmalar yapilmasi gerekirse, bunlar Türk ülkesinde yapilacaksa Türk Hükümetince, Yunan ülkesinde yapilacaksa Yunan Hükümetince gerçeklestirilecek ve giderleri ülke Hükümetince karsilanacaktir. MADDE 133 Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetleri, kendi uyruklarına ait mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin yapimini, düzenlenmesini ve bakimini, uygun görecekleri bir yürütme organina [uygulama örgütüne] emenat etmekte serbest olacaklardir. Bu örgütler [organlar] askeri nitelikte olmayacaklardir. Yalniz mezarlarin bir araya toplanmasi ve mezarlıklarla kemikliklerin kurulmasi için gerekli sayilacak durumlarda ölü kalintilarinin mezarlardan çikartilmasi, tasinmasi ile, kendilerine toprak ayrilmis Hükümetlerin, yurtlarina gönderilmelerini zorunlu görecekleri ölü kalintilarinin mezarlarindan çikartilmasi ve tasinmasi islerinde yetkili olacaklardir. MADDE 134 Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinin, Türkiye'de bulunan mezarlarinin, mezarlıklarınin, kemikliklerinin ve anitlarinin korunmasini, kendi uyrukları arasında atanacak bekçilerce yaptirmaga haklari olacaktir. Bu bekçiler Türk makamlarinca [resmen] taninacaklar ve mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin korunmasini saglamak için, Türk makamlarindan yardim göreceklerdir. Bekçilerin askeri hiç bir niteligi olmayacak, fakat kendilerini savunmak üzere bir rövolver ya da otomatik tabanca tasiyabileceklerdir. MADDE 135 128 nci Maddeden 131 nci Maddeye kadar olan Maddelerde öngörülen toprak parçalarina, duruma göre, Türkiye ve Türk makamlarinca, ya da Yunanistan ve Yunan makamlarinca herhangi bir kira, resim ya da vergi uygulanmayacaktir. Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinin temsilcileriyle, bu mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve anitlari ziyaret etmek isteyenler için, buralara giris, her zaman serbest olacaktir. Türk Hükümetiyle Yunan Hükümetine kendi ülkelerinde bulunan söz konusu toprak parçalarina ulastiracak yollarin bakimini sürekli olarak üzerlerine alacaklardir. Türk Hükümetiyle Yunan Hükümeti, söz konusu mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin bakimi ya da bunlarin korunmasiyla görevlendirilmis kimselerin ihtiyaçlarina yetecek ölçüde suyun saglanmasi bakimindan, Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerine her türlü kolayliklari göstermegi, karşılıkli olarak yükümlenirler. MADDE 136 Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetleri, Türkiye'den ayrilan ülkeleri de kapsamak üzere, kendi yetkileri [otoriteleri] altindaki ülkelerde gömülü bulunan Türk askerleriyle denizcileri için mezarlar, mezarlıklar, kemiklikler yapmak ve anitlar dikmek konusunda, 128 nci Madde ile 130 ncu Maddeden 135 Maddeye kadar olan Maddelerdeki hükümlerden yararlanma hakkını, Türk Hükümetine tanimayi yükümlenirler. 3. GENEL HÜKÜMLER ------------------- MADDE 137 Bagitli Yüksek Taraflar arasında kararlastirilmis aykiri hükümler disinda, 30 Ekim 1918 tarihinden baslayarak, işbu Andlaşmanın yürürlüge girişine kadar, Istanbul'u isgal eden Devletlerin makamlarinca ya da bu makamlarla görüs birligi içinde, kendi uyruklarıyla yabancilarin ya da Türk uyruklarınin mallari, haklari ve çikarlari, ve bu kimselerin Türkiye makamlariyla iliskileri konusunda verilmis kararlar ya da buyruklar [emirler] geçerli sayilacak ve bu kararlarla buyruklar yüzünden, bu Devletlere ya da onlarin makamlarina karsi hiç bir istemde bulunulamayacaktir. Yukarıda sözü edilen kararlar ve buyruklar yüzünden ugranilan bir zarardan dogan bütün öteki istemler, Hakemlik Karma Mahkemesine sunulacaktir. MADDE 138 Genel affa iliskin bugünkü tarihli Bildirinin IV ncü ve VI nci paragraflarina halel gelmemek sartiyla, yargi konularinda, 30 Ekim 1918 tarihinden baslayarak işbu Andlaşmanın yürürlüge girişine kadar, Istanbul'u isgal eden Devletlerin yargiçlari, mahkemeleri ya da makamlarinca oldugu gibi, 8 Aralik 1912 tarihinde kurulmus geçici Yargi [Adalet] Karma Komisyonunca da Türkiye'de verilmis olan kararlar ve buyruklar, uygulama tedbirleriyle birlikte, geçerli sayilacaktir. Bununla birlikte, bir askeri mahkeme ya da bir kolluk [polis] mahkemesince, hukuk islerinde, verilmis bir hüküm yüzünden, bir özel kisinin, baskasinin yararina ugramis oldugu bir zararin onarilmasi için bir istemde bulunmasi durumunda, işbu istem Hakemlik Karma Mahkemesine götürülecek ve bu Mahkeme, gerekli görürse, bir zarar-giderimde [tazminatta] bulunulmasini, üstelik, oldugu gibi eski duruma getirmeyi restitution) zorunlu kilabilecektir. MADDE 139 Sivil [mülki], yargisal ya da mali yönetim kurumlariyla vakiflarin yönetimine iliskin olup da, yalniz Osmanli Imparatorlugundan ayrilan bir ülkenin Hükümetini ilgilendiren ve Türkiye'de bulunan arsivler, kütükler, planlar ve her türlü belgelerde, Osmanli Imparatorlugundan ayrilan bir toprakta bulunup, yalniz Türk Hükümetini ilgilendiren bu çesit belgeler, karşılıkli olarak, her iki tarafça birbirine verilecektir. Yukarıda belirtilen arsivleri, kütükleri, planlari, senetleri ve öteki belgeleri elinde bulunduran Hükümet de kendisini bu belgelerle ilgili saymaktaysa, bu belgeler, istek üzerinde, ilgili Hükümete bunlarin fotografilerini ya da onaylanmis örneklerini [kopyalarin] vermek sartiyla, o Hükümetçe saklanabilecektir. Gerek Türkiye'den gerekse ayrilmis topraklardan alinmis arsivler, kütükler, planlar, senetler ve öteki belgeler, yahniz alinmis olduklari ülkeyi ilgilendirmekteyseler, bunlarin asillari, karşılıkli olarak geri verilecektir. Bu islemlerin gerektirecegi giderler, belgeleri isteyen Hükümetçe karsilanacaktir. Yukarıdaki hükümler, eski Osmanli Imparatorluguna ait olup da 1912 yilindan önce Yunanistan'a geçirilmis bulunan ilçelerdeki [kazalardaki, districts] mallara ya da vakiflara iliskin kütüklere de ayni sartlar içinde uygulanacaktir. MADDE 140 Türkiye ile öteki bagitli Devletler arasında, savas sirasinda ve karşılıkli olarak, 30 Ekim 1918 tarihinden önce elde edilmis bütün deniz genimetleri [ganaim-i bahriye, prises martimes] hiç bir isteme yol açmayacaktir. Istanbul'u isgal eden Devletlerce, bu tarihten sonra, silah-birakisiminin [mütarekenin] bozulmasi yüzünden, yapilmis olan elkoymalar [zaptlar, prises] konusunda da ayni hüküm uygulanacaktir. Surasi kararlastirilmistir ki, Istanbul'u isgal eden Devletlerin Hükümetleri ve uyruklarınca ya da Türk Hükümeti ve Türk uyruklarınca, bu Hükümetlerin, 29 Ekim 1914 tarihinden 1 Ocak 1923 tarihine kadar, kendi lamanlarina ya da isgal ettikleri limanlarda kullanmis bulunduklari her çesit küçük tonajli deniz tasitina, yatlara (yachts) ve mavnalara iliskin olarak, hiç bir istem öne sürülemeyecektir. Bununla birlikte, işbu hüküm, genel affa iliskin olarak bugünkü tarihle imzalanan Bildirinin VI nci paragrafi hükmüne halel vermeyecegi gibi, 29 Ekim 1914 tarihinden önceki haklara dayanarak, özel kisilerce baska özel kisilere karsi öne sürülebilecek istemlere de halel getirmeyecektir. 30 Ekim 1918 den sonra elkonulmus [zaptedilmis] Türk ve Yunan gemileri, her iki Hükümetçe, karşılıkli olarak geri verilecektir. MADDE 141 İşbu Andlaşmanın 25 nci Maddesinin ve 28 Haziran 1919 tarihli Versailles Andlaşmasınin 155 nci, 150 nci ve 440 nci maddeleri ile III ncü Ek'inin VIII nci Bölümünün (Onarimlar) uygulanmasiyla, savas sirasinda Alman Hükümeti ya da Alman uyruklarınca Osmanli Hükümetine ya da Osmanli uyruklarına, simdi bu gemileri elinde bulunduran Müttefik Hükümetlerin rizasi olmaksizin geçirilmis [transfer edilmis] bulunan bütün Alman gemilerine iliskin olarak, alman Hükümetine ya da Alman uyruklarına karsi kendilerine düsebilecek her yükümden Türk Hükümetinin ve Türk uyruklarınin kurtulmus (libérés) sayildiklari bildirilir. Türkiye ile, Türkiye'nin yaninda savasmis öteki Devletlerin iliskilerinde de, gerekirse, bi hüküm uygulanacaktir. MADDE 142 Yunan ve Türk halklarinin mübadelesine iliskin olarak, Yunanistan ile Türkiye arasında 30 Ocak 1923 de yapilmis olan özel Sözlesme, söz konusu iki Yüksek Taraf arasında, işbu Andlaşmanın içindeymi gibi, ayni güç ve degerde olacaktir. MADDE 143 İŞBU ANDLASMA, mümkün olan en kisa süre içinde onaylanacaktir. Onama belgeleri Paris'te sunulacaktir. Japon Hükümeti, onamanin yapilmis oldugunu, Paris'teki diplomatik temsilcisi araciligiyla, Fransa Cumhuriyeti Hükümetine bildirmege yetkili olacak ve bu durumda, Japo Hükümeti onama belgesini mümkün olan en kisa süre içinde gönderecektir. Imzaci Devletlerden her biri, İşbu Andlaşmayla birlikte, imzalamis olduklari ve Lausanne Konferansinin Son [Nihai] Senedinde belirtilen Senetler -bunlar onama gerektirmekteyseler- tek ve ayni belge ile onaylayacaktir. Bir yandan Türkiye, ve öte yandan Ingiliz Imparatorlugu, Fransa, Italya ve Japonya, ya da bunlarin arasında üçü, onama belgelerini sunduklari zaman, bir ilk sunus tutanagi (procès-verbal de dépot) düzenlenecektir. Bu ilk tutanagin tarihinden baslayarak, Andlaşma, onu böylece onaylamis olan Bagitli Yüksek Taraflar arasında yürürlüge girecektir. Bundan sonra, öteki Devletler için, onama belgelerinin sunulusu tarihinde yürürlüge girecektir. Fransiz Hükümeti, onama belgelerinin sunus tutanaklarinin dogrulugu onaylamis birer örnegini bütün Imzaci Devletlere teslim edecektir. BU HÜKÜMLERE OLAN INANÇLA, adlari asagida belirtilen Tamyetkili Temsilciler, işbu Andlaşmayı imzalamislardir. LAUSANNE'de, yirmi dört Temmuz bin dokuz yüz yirmi üç tarihinde, yalniz bir nüsha olarak düzenlenmistir; bu nüsha Fransa Cumhuriyeti Hükümetinin arsivlerine konulacak ve bu Hükümet, Imzaci Devletlerden her birine, bunun, dogrulugu onaylanmis birer örnegini verecektir. (L.S.) Horace RUMBOLD (L.S.) PELLE (L.S.) GARRONI (L.S.) G.C. MONTAGNA (L.S.) K. OTCHIAI (L.S.) E.K. VÉNISÉLOS (L.S.) D. CACLAMANOS (L.S.) Const. DIAMANDY (L.S.) Const. CONTZESCO (L.S.) M. ISMET (L.S.) Dr.RIZA NUR (L.S.) HASAN II. BOGAZLAR REJIMINE ILISKIN SÖZLESME 24 TEMMUZ 1923 TARIHINDE IMZALANMISTIR.

Mete Han
22 Temmuz 2019 Pazartesi 09:13:41
Tarihçilerin hocası H. Inalcık, ılber Ortaylı yi okursanız gerçeğe ulaşırsınız. Cumhuriyet , demikrasi medeni hukuk düşmanı irtica kafaliladin uydurduklarini okursanız onların maksatlı saldırdıkları bilgilerde bocalarsiniz. Akp eski m. Vekili ve MEBnin bu konuda yazıları var. Azda olsa gerçeği sonunda görmüş. Yahudilerin büyük sayıda Turkiye ye gelişi 1800 li yillarda dir. 12 adalar ıtalyanlara kıbrıs ıngilizlere II. A. Hamit tarafından verilmiştir. Gerçek tarih böyle yazar, uyduruk tarih bunları gizler her kötüyü Ataturk e yükler. Ancak güneş balcikla sivanmadigi gibi cagdaslasmada asla geri dönmez bir gerçektir. Üç beş sarıklı üç beş kara peceli sokakta diye kimse ortaçağ karanlığına savrulacagi sanmasın. Hepsinin sonu yakındır. Çark yeniden münhasır medeniyete dönmeye başlamıştır. Önünde kim durma aptallığı gösterirse ezip geçecektir. Tıpkı fetonun ISID in sonu gibi. Büüun feto, meto, ceto türevleri ve bölücü pkk nin sonu çok yakındır. Uyduruk tarih palyaçolarinin da onlarin yalakalarininda sonu cok yakındır. AKP döneminde yunanıistanın 18 küçük adamızı işgal etmesine gıkları çıkmayanlar lozanı eleştirme zevzekliğine kalkışıyorlar. Biz buğun ki sınırlarımıza sahip çıkabilelim bize yeter. Başkalarına ait topraklarda göz dikmek aşağılıktır. Ayrıca yedirmezler zaten. Osmanlyıı diriltme hevesliliği aymazlıktan ve cahil cuhalayıa yemlemekten başka bir şey değil. Osmanlı 1750-1919 arasında paramparça edilmişti zaten serkeş padişah ve tayfaları tarafından. Kaldıki o kadar çok farklı kültüre sahip toplulukları bir arada tutmak asla mümkün değildir. Doğrusu aynı dili aynı tarihi aynı kültürü paylaşanların aynı devleti oluşturmasıdır. Bu kafayla gidilirse yakında araplar Hatayda Antep de Kilis de baş kaldırı yaparlar pkk gibi.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...