BOSNALI SABİT'İN EDHEM Ü HÜMA’ SI VE ÖZETİ


 
 
Türk Edebiyatı'nda yazılmış olan üç tane Edhem ü Hümâ mesnevisi vardır. Bu mesnevilerden bir tanesini Bursalı Mehmed Tahir haber verir. Bursalı Mehmet Tahir, Lâmiî' nin (ö. 1531)  Kıssa-i Edhem u Huma adlı bir eser yazdığını ifade etmiş olsa da bu eser günümüze ulaşmamıştır.  Diğeri ise Na'tî'nin yazmış olduğu (ö. 1718) Edhemname ile Bosnalı Sabit’in yazdığı  (öl. 1712)  Edhem ü Hüma’dır.  Fakat bunlar içinde en meşhur olanı Bosnalı Sabit’in yazmış olduğu eserdir. Ayrıca Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Yeni yazmalar bölümü No: 520 kayıtlı, yazarı belli olmayan "Dasitan-ı İbrahim Edhem" adlı bir mesnevi daha vardır. Eser, 282+2 beyittir[1]
 
Bu eserler “Belh sultanı iken tâcını tahtını terk ederek dervişlik yolunu tutan büyük veli İbrahim Edhem'in hayat öyküsü çerçevesinde geliştirilmiş efsanevî nitelikli bir eserlerdir.” [2] İbrahim Edhem, Belh  ülkesinin padişahı olan babasının veliaht Şehzâdesi,   “  Bir yola çıktığı zaman, kırk altın kalkanlı asker önünde, kırk altın gürzlü asker arkasından yürüyen “ zengin bir taht adayıdır. Buna rağmen İbrahim Edhem,   tacı ve tahtı elinin tersi ile iterek Bağdat, Şam ve Hicaz’da fakir bir derviş olarak yaşamayı seçmiş, “, tacını tahtını bırakarak  fakirlik içinde yaşamaya başlamış; serveti ve hünkârlığı bırakmış ama Bağdat, Şam ve Hicaz da veli olarak kabul edilmiş ve bu yönleri ile meşhur olmuş biridir. .” [3]
 
Bosnalı Sabit’în  Edhem ü Hüma’sının en  önemli ve  en geniş  yazma nüshası  İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (TY, nr. 2901) Sâbit külliyatı içinde yer alır. [4] Sâbit, bu eserini II. Mustafa zamanında yazmaya başlamış ancak tamamlayamamıştır. (Balkaya, 2001: 103) Eser bu nedenle yarım kalmış, bitmemiş bir mesnevidir. Edhem ü Hümâ,  taklit ya da tercüme bir eser değil, Sabit’in muhayyilesinde oluşan,  kendine özgü, özgün ve telif bir mesnevidir.  (Karacan, 1990: 9)[5]
 
Hatta bu eser kuruluş ve yapı yönünden diğer mesnevilerden de farklı özellikler taşımaktadır.  Klasik “ Mesnevilerin başlangıç kısımlarında görülmeyen dinî manzumeler, Edhem ü Hümâ’da alışılmışın dışında enteresan hikâyelerle karşımıza çıkar. Konular,  görülmedik bir biçimde uzun tutulmuştur. ‘‘Çehar yar-ı güzîn’’ için düzenlenen manzumeler arasında konu ile ilgili küçük didaktik ve nasihat dolu hikâyelerin yerleştirilmesi, pek önemli olmasa da Sâbit’e ait bir özellik olarak görülür. Gerçekten, eserde dinî manzumelerin kapladığı yer, asıl konudan çok fazladır. (Karacan, 1990: 10)[6]
 
Fakat Sabit’in yazdığı Edhem ü Hüma, büyük sufi ve Veli İbrahim Edhem’in hayatı ve sufi kimliği ile ilgili gibi gözükse de bu mesnevide  “Belh şehrinde sakalık yapan Edhem adındaki gencin hükümdarın kızı Hümâ’ya olan aşkı anlatılır.”[7]
Sabit’in bu eserinin İbrahim Edhem ile ilgili olduğuna dair görüşlere rağmen, eser üzerinde inceleme yapan araştırmacılara göre bu eser, İbrahim Edhem’in hayatı ile ilgili değildir. T. Karacan, Sabit’in kalender meşrep kimliğine de dikkat çekerek buna karşı çıkar.    İskender Pala’ya göre bu eserde  İbrahim Edhem'i anlattığı kesinlik kazanmaz. Nitekim tasavvufla ilgili bir ize de rastlanmaz[8]  Hatta kimi araştırmacılan bu eserin İbrahim Edhem’in kimliği ile de alakasız olduğunu ima etmektedirler.  “Eser yarım kaldığı için hakkında yazılanlar eserin mevcut bölümleriyle ilgili olmakta ve hatta bazen konusu bile meşhur mutasavvıf Şeyh İbrahim Edhem ile karıştırılmaktadır. “[9]
 
Eser, Aruzun "Feilâtün mefâilün feilün" kalıbıyla yazılmıştır. İlk 65 beyti ise giriş bölümünü oluşturur. Eserde münâcaat, na't, mirâciye için birer na't ten sonra II. Mustafa ve Şeyhülislam Feyzullah Ef. İçin birer medhiye  içerir.  "Şurû-ı dâstân" başlığıyla girişi yapılan konu ise 253 beyitte kalmıştır
 
“Edhem ü Hümâ, giriş mahiyetindeki yetmiş beş beyitlik bir manzumeden sonra, Münâcât, An fasl-ı Der-beyân-ı Na’t-ı Şerif, Der-zikr-i Mi’râc-ı Sirâc, Der-zikr-i Çar-erkân, Der-zikr-i Ömer, Der-zikr-i Osman, Der-sitâyiş-i Ali, Der- sitayiş-i Sultan Mustafa, Der-medh-i Şeyhülislam Feyzullah Efendi, Makale Dersitayiş-i Sultan Ahmed Han, Sebeb-i Nazm, Şürû’-ı Dasitân, Sıfat-ı Şebü Nâliden-i Edhem Ez-firak-ı Hümâ bölümlerini ihtiva eder. Ancak eserin en önemli yerlerini Sebeb-i Nazm ile Şürû’-ı Dasitân bölümleri oluşturur. (Karacan, 1990: 19)
 
 
EDHEM Ü HÜMA’NIN ÖZETİ
 
“Belh şehrinde Edhem adında çok güzel bir genç vardır. Güzellik padişahı iken, terk-i dünya etmiş kendisini dervişliğe adamış ve bir şeyhin müridi olmuştur.
 
Başkalarına muhtaç olmamak için gündüzleri sırtında su tulumu ile sakalık yapmakta, geceleri ise mezarlıkta bir mağarada sabahlara kadar Allah’a ibadet etmektedir. Mağarası üçler makamı gibidir.
 
Misafiri eksik olmaz, yolda zavallı ve garip birini bulsa mağarasına getirir, yedirip içirir. Edhem’e candan hizmet eden, Hakim İsa isminde bir arkadaşı vardır. Hakim İsa, ayak berberliği yapmaktadır. Hastaları tedavi etmekte gerekirse kan almaktadır.
 
 Hakim İsa, mesleğini Edhem’den gizlemektedir. O da gündüzleri mesleğini icra etmekte, geceyi Edhem’le geçirmektedir. Edhem’in su tulumunu doldurduğu yer şahın sarayına yakındır. Bir gün bu çeşmeden su doldururken şahın sarayında pencerede çok güzel bir kız görür.
 
 Edhem, kızı görür görmez aşık olur ve kendinden geçer, olduğu yere yığılır. Herkes başına toplanır ve her kafadan bir ses çıkar. Edhem’in bulunduğu yere yıkılması ve kendini kaybetmesi haberi Hakim İsa’ya ulaşır. İsa, derhal gelir Edhem’i ayıltır ve mağaraya taşır.
 Edhem, derdini İsa’ya anlatır. İsa, gördüğü kızın padişahın kızı Hümâ olduğunu ve onu unutması gerektiğini söyler. Ona erişmenin imkânı yoktur.
 
Edhem bunu duyunca daha da üzülür. Istırap ve üzüntüden iyice solar. Bu durum karşısında İsa, Allah’a dua eder ve duası kabul olur. Edhem, eski işine yeniden döner ancak sabahlara kadar yine sıkıntı çekmektedir.
Eserin bundan sonraki kısmı tamamlanmamıştır.”[10]
 
 
 
[1] Halit BALKAYA, TÜRK EDEBİYATI'NDA EDHEM Ü HÜMA (EDHEM-NAME) MESNEVİLERİ VE BİR YANLIŞLIGA DAİR, https://e-dergi.atauni.edu.tr/ataunitaed/article/view/1020001233/1020001222
[2] İskender Pala Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s. 144
[3] Şahamettin Kuzucular, Edhem : Şiir Dünyamızda İbrahim Edhem, https://www.edebiyatvesanatakademisi.com
[4] Turgut Karacan, [SÂBİT  DİA, cilt: 35; sayfa: 350
[5] BALKAYA, Halit (2001). Türk Edebiyatında Edhem ü Hümâ (Edhem-nâme) Mesnevileri ve Bir Yanlışlığa Dair, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 18, s. 103.
[6] KARACAN, Turgut (1990). Edhem ü Hümâ, Sivas: Karacan Yayını.
[7] KARACAN, Turgut (1990). Edhem ü Hümâ, Sivas: Karacan Yayını.
[8] İskender Pala Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s. 144
[9] Mehmet AVÇİN, BOSNALI SÂBİT’İN EDHEM Ü HÜMÂ MESNEVİSİNDE SOSYAL HAYATA DAİR UNSURLAR, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi ,Cilt: 8 Sayı: 41
[10] Mehmet AVÇİN, BOSNALI SÂBİT’İN EDHEM Ü HÜMÂ MESNEVİSİNDE SOSYAL HAYATA DAİR UNSURLAR, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi ,Cilt: 8 Sayı: 41

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış