Evliya Çelebi Hayatı Seyehatnamesi ve Özellikleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 19 Haziran 2011 Pazar aaa Beğen
 

Evliya Çelebi  (1611 - 1682)

Yazıda “Evliya Çelebi Seyahatnamesi    hakkında bilgiler, özeti,  konusu, yazarı, “Evliya Çelebi  Seyahatnâmesi  ” hakkında bilgiler “Evliya Çelebi Seyahatnamesieserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar, eserin  anlatım tekniği,  bakış açısı, türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
İLGİLİ LİNKLER
 
Kırk yılı aşkın süreyle Osmanlı topraklarını gezmiş ve gördüklerini Seyahatname adlı eserinde toplamış olan Osmanlı ve Dünya tarihinin en önemli seyahatnamelerindendir
 
Asıl adı Derviş Mehmed Zillî olan Evliya Çelebi'dir 1611 yılında 25 Mart 1611'de  İstanbul Unkapanı semtinde doğdu. Babası Derviş Mehmed Zillî’dir. Babası Derviş Mehmed Zilli, I. Süleyman’dan I. Ahmed’e kadar ki padişahların kuyumcubaşılığı görevinde bulunmuş [1]ve padişahlarla beraber birçok seferlere katılmış birisidir. Babası Kıbrıs adasının fethine katılmış, kendi ifadesine göre babası Magosa’nın anahtarlarını Padişah’a takdim etmiş, Kâbe’nin oluklarını bizzat imal ederek Hacca götürmüş birisidir.
Yine kendi ifadesine göre Ahmet Yesevi’ye kadar ulaşan bir soyu vardır. Eserinden alınan bilgilere göre annesi Abaza asıllıdır. Saraya gelen annesi Padişah 1. Ahmet zamanında babası ile evlendirilmiştir. Annesi tarafından Melek Ahmet Paşa, Defter zade Mehmet ve İpşir Paşa ile akraba olduklarını yazmıştır. Annessi, , sadrazamlığa kadar yükselen Melek Ahmed Paşa'nın anasıyla ya kardeş, yahut da teyze çocuğudur.
 Evliya Çelebi kendi soy kütüğünü de yazmış, dedesini "Kara Ahmed", dedesinin babasını "Demircioğlu Şehit Kara Mustafa Paşa", dedesinin dedesini "Turhan Bala" olarak göstermiştir. Turhan Bala'nın babası olarak "Yavuz Özbek", yahut "Yavuz Er" veya "Yavuk Er" adında bir sancak beyinden bahsetmektedir. Bu Yavuz yahut Yavuk Er, İstanbul fethinde bulunmuş Fatih’in bayraktarı olan bir zattır.   Yavuz Ergazi,  İstanbul’un fethi ve gazalarda elde ettiği ganimetlerden kendine düşen pay ile Unkapanı'nın iç yüzünde Sağrıcılar Camisi ile yüz adet dükkân ile Evliya Çelebi’nin i 25 Mart 1611’de, İstanbul'da, Unkapanı'nda [2]doğduğu evi de yaptırtmış olan kişidir.
Evliya Çelebi'nin ailesi yine kendi belirttiklerine göre fetihten sonra Kütahya'daki Zeregen mahallesinden gelip İstanbul'un Unkapanı semtine yerleşmiştir. Kütahya’daki evlerinden başka, Bursa’da ve Manisa’da birer evleri, Sandıklı da da bir çiftliklerinin olduğundan söz etmiştir.[3] İstanbul’a yerleşen ailesine ait bir ev, iki dükkân ve Kadıköy’de bir bağları vardır.
Hayatı hakkında bilinenler on ciltten oluşan seyahatname adlı eserinden çıkarılmaktadır. Tam adı belli değildir. Evliya Çelebi adını ise Hocası, İmam Evliya Mehmet Efendi’den dolayı verilmiş olmalıdır.[4]
İyi bir tahsil gördüğü anlaşılan Evliya Çelebi önce özel öğretim alamaya başlamış, özel öğretmenlerden ders almıştır.  Şeyhülsislam Hamit Efendi medresesine yedi yıl gitmiş Hocası Evliya Mehmete Efendi’den hıfza derlerine çalışmıştır. Kuran'ı ezberleyerek "hafız" olur. Babasından tezhip, hat ve nakış öğrenmiş, daha sonra Enderun’a devam etmeye başlamış, sesinin güzel olmasından dolayı da Enderun da musiki eğitimi de almıştır. Enderunda iken dayısı Melek Ahmed Paşa'nın aracılığıyla Sultan IV. Murad'ın hizmetine girmiş, padişahın isteği İle Kilar Has’a alınmış, burada hat, musiki, nahiv ve tecvid derlerindeki bilgisini arttırmıştır. [5] Dört yıl kaldığı  “”Enderun da kırk akçe maaş ile sipahi zümresine çırag edilmiştir. “

 Saraydakilerden ve babasından duymuş olduğu seyahatlerle ilgili sohbetlerden dolayı seyyah olma arzusuna kapıldığı anlaşılan Evliya Çelebi’nin gezginliği 1630 yılında başlar. Kendisi ise seyyahlığa başlamasına bir başka gerekçe ve bir rüya olarak sunar. Evliya Çelebi Seyahatname’nin girişinde seyahate duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed'i gördüğünü, ondan "şefaat ya Resulallah" diyerek şefaat isteyecek yerde, şaşırıp "seyahat ya Resulallah" dediğini, bunun üzerine[6] Peygamberimizin ona gönlünün uyarınca gezme, uzak ülkeleri görme imkânı verdiğini yazmaktadır.

Evliya Çelebi bu rüya üzerine 1635'te, önce İstanbul'u dolaşmaya, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başlar.  Bu yüzden seyyahlığına İlk önce İstanbul’u gezip görüp yazarak başlamıştır. İstanbul’un semtlerini meclislerini kahvehane ve meyhanelerini gezip görmüş anlatmıştır. 1640 larda İstanbul dışına ilk seyahatini Bursa’ya yapar.[7] İzinsiz çıktığı bu geziden sonra babası ona seyahat etmesi için izin de vermiş yalnız gezip gördüğü yerleri kaleme almasını da şart koşmuştur. Böylece Evliya Çelebi’nin zevkli ve maceralı seyahatleri ve eseri oluşamaya başlayacaktır. Kütahaya, Bursa, İzmit ve Manisa’yı gezmiş, daha sonra Ketenci Ömer Paşa’nın tayini ile Trabzon’u gezmiş oradan da Anapa’ya ve Azak kalesine kadar gitmiştir. Bu yerler hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Serdar Hüseyin Paşa komutasında Kırım Seferine katılmış, Bahadır Han’ın misafiri olmuş, Azak Kalesinin fethine şahit olduktan sonra İstanbul’a dönmüştür. [8] İstanbul’a dönerken gemileri batma tehlikesi geçirmiş ve nedense gezisine dört yıl ara vermiştir.

1645'te Hanya'nın alınmasıyla sonuçlanan savaşta, Yusuf Paşa'nın yanında görevli bulunmuş, Girit seferine katılmış ve oraları da gezmiş, daha sonra Hanya’nın fethine şahit olmuştur. Yakınlık kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıkmış savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katılmış görüp işittiklerini kaleme alarak eserini oluşturmuştur.
1646'da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'nın müezzini ve muhasibi olmuş. Defterdarzade Mehmed Paşa'nın Erzurum Beylerbeyi olması ile Beylerbeyi’nin Şuşik seferine katılmış, Tebriz’e dönen Safevi Elçisine refakat etmiş,  Doğu illerini, Azerbaycan'ın, Gürcistan'ın kimi bölgelerini gezmiştir. Bir ara Revan Hanı'na mektup götürüp getirmekle görevlendirildi.  bu sebeple Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaşmış, Kars’a da gitmiş, Gönye’nin fethi ile Gürcistan seferine katılmıştır. Bu görevleri sırasında Karahaydaroğlu ve Mehmet KATIRCIOĞLU gibi Celali reisleri ile de tanışmıştır. 1648'te İstanbul'a dönerek Melek Ahmet Paşa ile Şam'a gitti, üç yıl bölgeyi gezdi.
Melek Ahmet Paşa’nın sadrazam olması dolayısıyla bahtı iyice açılmış,  İstanbul’a gelmiş Sadrazama yardımcı olarak devrin ileri gelenleri hakkında, rüşvet alanlar, isyan çıkaranlar, görevini kötüye kullananlar hakkında raporlar sunmuş, olayların iç yüzünü korkusuzca dile getirmiştir.
Melek Ahmet Paşanın esnaf ayaklanması ile görevinden azledilip Özi beylerbeyi atanmasının ardından onunla beraber Özi’ye gitmiş, 1651'den sonra Rumeli'yi dolaşmaya ve yeniden seyahate başlamıştır.  Ruscuk ,Silistre ,Babadağı’nı görmüş, köy ve kasabaların tahrir defterlerini tutmuştur. Melek Ahmet Paşanın, Rumeli beylerbeyliği sırasında Rumeliyi dolaşan Evliya Çelebi, Paşa’nın azli üzerine İstanbul’a gelir. 1653. Uzun süre burada kaldıktan sonra İpşir Paşa’nın bir mektubunu Konya ya götürmek üzere görevlendirilir. Melek Ahmet Paşanın Van Beylerbeyliğine atanması üzerine bu defa Van’a giderek Doğu Anadolu’yu dolaşır. Melek Ahmet Paşanın tekrar Özi’ye atanması üzerine yeniden oraya gitmiş Rakozi’ye yapılan sefere katılmış,  Kırım ‘da Gazi Giray Han’ın yanında misafir olmuştur.
1657 yılında İstanbul’a dönmüş, Bursa Çanakkale ve Gelibolu’yu dolaşmıştır. 1659 yılında Bogdan Voyvodasını ülkesine götürmüş, Ali Paşa’nın Varad seferine katılmış, Bosna’yı gezmiştir. Melek Ahmet Paşanın Bosna Beylerbeyi olması üzerine Bosna’ya gitmiş Bosna eyaletini dolaşmış,  Rumeli Beylerbeyi Ahmet Paşa ile Sofya’ya gitmiş ve bir süre orada kalmıştır. Erdel seferine de katılmış, Kırım Askerleri ile Erdel’i karış karış dolaşmış,  Belgrad’a döndükten sonra Arnavutluk’a mal tahsilatı ile görevlendirilmiştir.
 
1667–1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Kandiye, Gümülcine, Selanik yörelerini gezmiştir.
Tüm bu yerleri gezerken günü güne notlar tutuyor gezip gördüğü yerler hakkında bilgiler derliyor, kitabının cilt cilt oluşturuyordu.
Evliya Çelebi'nin gezi süresi 50 yılı kapsar. Eserini tamamlayamadan ölmüştür. Çünkü seyahatnamesinin son cildi eksik kalmıştır. 
“Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâmesi12, Osmanlı kaynaklarının en zengini olup, Osmanlı Cihan Devleti’nin aynasıdır. XV. y.y.ın gerçek bir tarih ve coğrafya ansiklopedisi niteliğindedir.” [9]
Evliya Çelebi’nin kayıp haritası Suudi Arabistan’da bulunmuş, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Profesörü Zekeriya Kurşun ve ekibinin gün yüzüne çıkarttığı kayıp haritada Çelebi’nin Dicle-Fırat arası bölgeyi ve Yukarı Mezopotamya’yı çizdiği belirtilmiştir.[10]

 Strasbourg'daki Avrupa Konseyi'nde açılan bir sergide, insanlık tarihinde farklı kültürlerin kaynaşmasına en çok katkıda bulunan 20 kişii arasında kabul edilmiş ayrıca [11] Evliya Çelebi’yi unutmayan Dünya Kültür Mirası bekçisi olan UNESCO doğumunun 400’üncü yılında 2011 yılını Evliya Çelebi yılın ilan etmiştir. [12]
Evliya çelebi, Osmanlı devletinin yapısını, yaşadığı dönemin sosyal ve kültürel hayatını iyi bilen, yaşadığı devri gerçekten anlayan ve aktarmasını bilen esprili, hoş görülü, biraz da abartmayı seven bir kişilik olarak karşımıza çıkar.



Seyahatnâme (Evliya Çelebi)


Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur.

Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi'nin on ciltlik Seyahatnâme'si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.
Seyahatnâme'sinde gezip gördüğü yerleri çoğu defa alaycı bir tavırla, bazen naklettiği olayları renklendirmek amacıyla uydurma haberler ve olaylar a da yer vererek anlatmış, , okuyucunun ilgisini çekecek garip olaylara da yer vermiştir.
Anne tarafından akrabası ve VI. Murat’ın kızı İsmihan Sultan’la evli olan -daha sonra sadrazam da olan -Melek Ahmet Paşa’nın maiyetinde pek çok yere gitmek fırsatını bulmuş onun sağladığı imkânlar sayesinde Osmanlı devletinin sınırları içerindeki her yeri adım adım dolaşmış ve gördüklerini kalşeme almıştır.
Gezdiği yerlerin giyim, kuşam, adet, yeme içme alışkanlıkları, ekonomisi, coğrafi durumu, dili, gelenek ve görenekleri hakkında ilginç bilgiler vermiştir.  Gördüklerini ve gözlemlerini tarih ve yer belirterek yazmış, her gittiği yerin camileri, okulları, medreseleri, yapıları, kaleleri, vb hakkında detaylı bilgiler sunmuştur. Fakat zaman zaman verdiği bilgiler abartılı veya inandırıcı olmaktan da uzak kalmıştır.  Seyahatnâme gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Günümüzde unutulan Ankara civarında tiftik keçisi yünündün sof elde edilişi, Mudurnu’da iğne yapımcılığı gibi yörelere özgü ekonomik faaliyetler hakkında bilgiler aktarmıştır.
Eserde Anadolu’nun yanı sıra Kuzey Afrika, İran, Kafkaslar, Orta ve Kuzey Avrupa’dan da bahsedilir. 1630’da başlayan seyahati ölene kadar devam etmiş 18630 dan ölene kadar sürekli dolaşmış, gezip gördüklerini de kaleme almıştır.  Eserinde bazen çok ilginç olaylara da yer vermiş gezdiği her yerin tarihine yer vermeye çalışmış, duyduklarını görüp işittiklerini gerçek olup olmadıklarına bakmadan kaleme almıştır.
“Hollanda ve İsveç ülkelerine yapılan ve Atlas okyanusu kıyılarına kadar ulaşan akınlara katılmış, Zorlu Kandiye savaşında bulunmuştur. Seyahatleri esnasında Pek çok kez zor durumda kalmış Karadeniz’de boğulmaktan kurtulmuş, öldürülme ve esaret gibi tehlikelerden ince zekası ile kurtulmayı başarmıştır.” [13]

 
Evliya Çelebi Seyahatname Ciltler

Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname’nin konuları şu şekildedir:

    1. Cilt: İstanbul ve civarı
    2. Cilt: Nisan 1640'ta yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645’te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan.
    3. Cilt: Şam - Suriye, Filistin - Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli, (Bulgaristan ve Dobruca)
    4. Cilt: Van, Tebriz, Bağdat, Basra seyahati.
    5. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçzi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa’ya avdet, Boğdan’a gidiş, Transilvanya seyahati, Bosna’ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya’ya avdet.

    6. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk’a gidiş, İstanbul’a avdet. Macar seferi, Uyvar’ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk’e ve Baltık Denizi'ne kadar gitmesi. Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a avdet. Hersek’e gönderilmesi, Ragusa seyahati, Karadağ seferi, Kanije seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.

    7. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.

    8. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.

    9. Cilt: Kütahya, Afyon, Manisa, İzmir, Sakız Adası, Kuşadası, Aydın, Tire, Denizli, Muğla, Bodrum, Ege adaları, Isparta, Antalya, Alanya, Karaman, Silifke, Tarsus, Adana, Maraş, Antep, Kilis, Halep, Lazkiye, Şam, Beyrut, Sayda, Safed, Nablus, Kudüs, Medine, Mekke ve civar yerlerin seyahatleri bulunmaktadır.

    10. Cilt: Mısır.


SEYEHATNAMENİN ÖNEMİ, İÇERİĞİ,

Evliya Çelebi'nin gezilerinin oldukça geniş bir alanı kaplaması iki bakımdan önemlidir. Birincisi Osmanlı İmparatorluğu'nun komşu ülkelerle olan ilişkilerini yansıtması, ikincisi insan başarılarına ilgilendirir. Bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatıları içermez, araştırıcılar için önemli inceleme ve yorumlara da olanak sağlar. Seyahatname'nin içerdiği konular, belli bir çalışma alanını değil, insan düşüncesinin ürettiği bütün başarıları kapsar. Bu özelliği nedeniyle Evliya Çelebi'nin yapıtı değişik açılardan bakılarak değerlendirilir.

Üslup bakımından ele alındığında, Evliya Çelebi'nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, özellikle Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığı görülür. Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir yaratı ürünü sayılır, şiir gibi ağdalı, ayaklı-uyaklı bir biçimle ortaya konurdu. Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, daha çok günlük konuşma diline yakın, kolay söylenip yazılan bir dil benimsedi. Bu dil akıcıdır, sürükleyicidir, yer yer eğlenceli ve alaycıdır.

Evliya Çelebi gezdiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi öznel yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanır. Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlanmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş iç içedir. Bu özellik anlatılan öykülerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur. Evliya Çelebi belli bir süre içinde, özdeş zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırır.

Seyahatname'de, yazarın gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına birer araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konur. Bunlar arasında öyküler, türküler, halk şiirleri, söylenceler, masal, mani, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, dernek, eğlence, inançlar, karşılıklı insan ilişkileri, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutar.

Evliya Çelebi insanlarla ilgili bilgiler yanında, yörenin evlerinden, cami, mescit, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra gibi değişik yapılarından da söz eder. Bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı, yaptıranı, onaranı anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırır.

Seyahatname'nin bir özelliği de değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs takılarına, çalgılarına dek ayrıntılarıyla geniş yer vermesidir. Yapıtın kimi bölümlerinde, gezilen yörenin yönetiminden, eski ailelerinden, ileri gelen ünlü kişilerinden, şairlerinden, oyuncularından, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilir.

Evliya Çelebi'nin yapıtı dil bakımından da önemlidir. Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken kullanılan sözcüklerden de örnekler verir. Bu örnekler, dil araştırmalarında, sözcüklerin kullanım ve yayılma alanını saptama bakımından yararlı olmuştur. Kimi yabancı kökenli sözcüklerin söyleniş biçimi halk ağzına göredir. Bu da dilci için bir yöre ağzının oluşumunu anlamaya yarar.

 
Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si, Osmanlı sosyal tarihi araştırmaları bağlamında, gerçekten son derece ayrıntılı bir envanter sunar. Bu sosyal tarih envanterinin bir bölümü (hatta önemli bir bölümü!) Evliya’nın 17. yüzyıl Osmanlı coğrafyasının içinde ve dışında konuşulan dillere ve dialektlere ilişkindir. Dolayısıyla Seyahatname, Kuban’ın belirttiği gibi mimarlık tarihi açısından yararlanılabilir olmasa da, özellikle Türk Dili tarihi araştırmaları bakımından, bulunmaz bir kaynaktır.



KAYNAKÇA
 
[1] EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİ’NDEN SEÇMELERhttps://www.otuken.com.tr/u/otuken/docs/evliya_celebi_Atsiz.pdf
[2] EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİ’NDEN SEÇMELERhttps://www.otuken.com.tr/u/otuken/docs/evliya_celebi_Atsiz.pdf
[3] Mücteba İlgürel, TDV İA, C. 11, shf, 529-532- İSTANBUL, 1985
[4] Mücteba İlgürel, TDV İA, C. 11, shf, 529-532- İSTANBUL, 1985
[5] Mücteba İlgürel, TDV İA, C. 11, shf, 529-532- İSTANBUL, 1985
[8] Mücteba İlgürel, TDV İA, C. 11, shf, 529-532- İSTANBUL, 1985
[9] Dr. Sami BAYBAL, EVLİYÂ ÇELEB SEYAHATNÂMESİ’NDE ANADOLU’DA YAŞAYAN GAYRİMÜSLİMLERİN DURUMLARI,.eskieserler.com/dosyalar, son erişim- 21-11-2012
[10] http://haber.tr.msn.com/ntv/haber.aspx?cp-documentid=160077598
[11]  http://www.ntvmsnbc.com/id/25108397/  son erişim- 21-11-2012
[12]  http://haber.tr.msn.com/ntv/haber.aspx?cp-documentid=160077598
[13] http://tr.wikipedia.org/wiki/Evliya_%C3%87elebi

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...