Fuzuli Beng ü Bade Hakkında ve Özeti

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 30 Kasım 2014 Pazar aaa Beğen

Beng ü Bâde

Fuzûlî’nin alegorik (yerinel) olarak kaleme aldığı eseridir.  Eser 16. yy başlarında  kimi kaynaklara göre 438 , kimi kaynaklarda 440- kimi kaynaklarda ise 448  beyitlik küçük bir Türkçe mesnevidir. (Vanlıoğlı, 1997: s. 197)   Bu eser  Fuzuli’nin yazdığı  ilk mesnevisidir. Eserde birer tevhid, naat ve Hz Ali’ye methiyeden sonra Şah İsmail’e de bir methiye yer alır. Daha sonra ise Beng, bade, rakı, şarap vb nin mücadelesini çatışmalarını içeren asıl bölüm başlar.

 

BENGÜ BADE’NİN ÖZETİ

Bade içki mecliisnde arak, boza ve nebiz adlı arkadaşları ile eğlenmektedir. Bade  kendisine olağanüstü bir inançla güvenmektedir. Gençliğin verdiği enerji ve toylukla, her şeyin kaba kuvvetle çözülebileceğine inanmaktadır.

Saki ise onların yanına gelerek onlara bengü den övgü ile   bahseder. Rakip tanımayan bade  arkadaşı  bozayı, bengü ye elçi olarak yollar. Elçinin geldiğinde ise Beng,   Berc, Müferris, Macun ve Afyon adındaki arkadaşları ile eğlenmektedir. Beng’in eğlencesine kapılan Boza arkadaşı Bade’ye ihanet eder. Buna sinirlenen Bade  ordularını alarak Beng’e savaş açar. Sonunda Bade, Benge galip gelir. Yani Şarap afyona üstün gelmiştir. [1]

Divan şiirinde Bengü Bade’nin konusunu özetleyen  ve konusunu alaya alan bir  beyit yazılmıştır.

Öğme şarabı zemm edip afyonu sakiya

Açtırma ehli keyfe kutunun kapağını

Eserin yazılıması ve Şah İsmail’e takdim edilmesi hakkında  Ali Yıldıırm bizlere şu bilgileri sunmaktadır. “ Beng ü Bâde’de Fuzulî, münacat, tevhit, nat ve Hz. Ali övgüsünden sonra  ‘Anlayışlı Padişahın Övgüsünde’ başlığı ile Şah İsmail’i övmektedir;

 Ol ki başlar zamânında bezm-i ferâğ

 Pâdşehler başından eyler ayağ

 …

 Meclis-efrûz-ı bezmgâh-ı Halîl

 Cem’-i eyyâm-ı Şâh İsmâ’îl

u beyitlerden de açıkça anlaşılıyor ki Fuzulî, bu eserini Şah İsmail’in Şeybani Han’ı mağlup edip başından altın kadeh yaptırması olayından, yani 1510’dan sonra kaleme almıştır. Eserin Şah İsmail’in Çaldıran’daki yenilgisinden sonra da yazılamayacağı düşünüldüğünde 1510 ile 1514 yılları arasında yazıldığı kesin gözükmektedir” Çünkü Şah İsmail , Çaldıran’da Yavuz’a yenildikten sonra bir çeşit inzivaya çekilmiş, üzüntüsünden kendisini içkiye vermeye başlamıştır.

Beng ü Bâde,  Afyonla şarabın karşılaştırılarak şarabın üstün tutulduğu Fuzûlî’nin mesnevi tarzındaki ilk denemesidir. Eser esrar (beng) ile şarabın (bade) karşılıklı konuşmaları biçiminde  esrar ve şarabın kişileştirlmesi ve alegorik ve sembolik olarak biirlerinin veya savundukları kavramların yerini tutması şeklinde yazılmış bir eserdir. “Bilindiği gibi alegori, basit bir şekilde ifade edilmesi ve anlaşılması güç bir fikrin somut çevirisidir. Fuzulî, bu anlatısında bazı kişi veya tiplemelerin şahsıyla bağdaştırdığı kavram ve değerleri, içki ve uyuşturucu gibi bir takım maddelerle alegorik veya sembolik bir dille ifade etmiştir.”

Eserdeki konuşmalar aklın  ve gönlün çelişkileri  üzerinde yoğunlaşmaktadır.  Eser esrara alışık padişahla şaraba düşkün şahın açık- kapalı mücadelelerini dile getirmektedir. Bu  mesnevide bade, araka(  rakı)  boza, afyon, berş, nukl ve kebap gibi içki ve yiyecekler teşhis sanatıyla canlandırılarak   bir birleriyle çatışıp, tartışmakta ve mücadele etmektedir.

Şah İsmâil’e ithaf edilen eser, bazılarına göre Osmanlı Padişahı ile Şah İsmâil arasındaki mücadeleyi sembolize etmektedir . Şah İsmail ve II. Bayezid’i temsil eden beng ve bade’de yaşanan akıl ve gönül çatışması  ilk bölümlerinden sonra daha ılıman bir üsluba bürünür.  Bade imajını bir nevi Şah İsmail gibi gören şair, bu ikili tartışmanın kazanan tarafı olarak badeyi görmek istemiştir. Çünkü Tahir Olgun’a göre bade Şah İsmail’in, beng (esrar) ise Sultan Bayezid’in kişiliğini  sembolize etmektedir. [2] 

Bu görüşe rağmen Şah İsmail Çaldıran da Yavuz’a yenildiğine göre Beng ü Bade’nin Şah İsmail ile Şeybani Han’ı temsil etmiş olduğu daha akla yakındır. Çünkü bu savaşta Şah İsmail , Şeybani hanı yenmiş, kafasını kestirmiş, Şeybani Han’ın kafasından altın bir kadeh yaptırmış, bunu da Sultan II. Bayezıt’a yollamıştır.

Eser üzerinde çalışma yapan Ali Yıldıırm’a göre  de bang ve bade  Beyazıt ile Şah İsmaili temsil eder. “Beng (afyon)’in II. Bâyezid, bâde (Şarap)’nin Şâh İsmail tarafından içilmiş olmasının yanında söz konusu maddelerin iki hükümdarı sembolize ettiğinin kuvvetli delillerini eserde de görmekteyiz: Bengin ihtiyar, bâdenin genç olması; bengin sakin, bâdenin hareketli; bengin sufi, bâdenin savaşçı olması vs. gibi… Fuzulî, Beng ü Bâde’de sadece Osmanlı Devletinin padişahı ile Safevi Devletinin şahını anlatmamış, bu kişilerin timsalinde Osmanlı ve Safevi toplum yapısını da irdelemiştir, ”[3] Ali Yıldırım’ı bu görüşlerini Osmanlının yerine Özbek,  Yavuz yerine Şeybani Hanı geçirerek  düşünmek de doğru olacaktır.

Fuzûlî’nin gençlik yıllarında yazdığı eserde; Bağdat’ı ele geçirip Özbekistan üzerine yürüyen Şah İsmail’e duyduğu sevgi kendini belli etmektedir. Şairin   Şia Türkmenlerinin  tarihi temsilcisi ve efsanevi hükümdarı olan Şah İsmail’i çok sevmesi  oldukça doğaldır. Çünki Fuzuli, Caferi mezhebinde olan Azeri Türklerinden dir.

Beng ü Bâde hakkında  böylesine bir takım spekülasyonlar veya düşünceler vardır. “ Eserin Şah İsmail ile II. Bayezid ve adamlarını sembolize ettiği düşünceleri yanında, içki ve uyuşturucu bir takım nesnelerin kişileştirilmesi ile basit bir gülmece veya tasavvufî bir eser olduğu tezleri de ileri sürülmüştür. “[4]

Bir çok araştırmacı “Fuzulînin bu eserinde inanç boyutu başta olmak üzere, milli duygularını da Bâde sembolizmi ile Şah İsmail’in şahsında somutlaştırmış “ olduğu düşüncesindedir. Ancak  bu eserin Şah İsmâil ile Müşa‘şaî Hükümdarı Ali b. Muhsin arasındaki mücadeleyi anlattığını da ileri süren görüşler de vardır.

Fuzûlî külliyatı içinde defalarca basılan bu eser hakkında  Kemal Edip Kürkçüoğlunun da kıymetli bir çalışması vardır.(İstanbul 1956). Eseri Necati Lugal ve Osman Reşer Almanca’ya tercüme etmişlerdir (İstanbul 1943 [5]

Beng ü Bâde üzerine yapılan önemli araştırmalar Mehmet Vanlıoğlu ve Ali Yıldırım’a aittir. Bu isimler mesnevinin içerik özellikleri üzerine iki makale yayımlamıştır. Ayrıca Kemal Edip Kürkçüoğlu 1955′te Beng ü Bâde’yi yeni harflerle basmıştır.

 

 

Kaynakça 


  • [1] Yrd. Doç. Mehmet Vanlıoğlu ,Beng u Bâde ve Muhtevası – Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
  • www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s3/17.pdf
  • [2] Ensar KILIÇ, Fuzûlî: Yaşamı, En Güzel Şiirleri, Edebî Kişiliği ve Eserleri, http://simitcay.com/2013/03/22/fuzuli/
  • [3] Ali YILDIRIM, FUZULİ’NİN BENG Ü BADE MESNEVİSİ VE BADE SEMBOLÜ, turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/ali_yildirim
  • [4] Ali YILDIRIM, FUZULİ’NİN BENG Ü BADE MESNEVİSİ VE BADE SEMBOLÜ, turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/ali_yildirim
  • [5] Karahan, DİA,  Fuzuli, C.13, s.244. İstanbul 1996.

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...