Fuzuli Rind ü Zahid Hakkında Bilgiler ve Özeti

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 14 Aralık 2014 Pazar aaa Beğen



Rind ü Zâhid: 

 

Fuzuli’nin  Farsça olarak yazmış olduğu bu mensur eser bazı kaynaklarda Muhâvere-i Rind ü Zâhid, Risâle-i Rind ü Zâhid adlarıyla da geçmektedir.[1] Bu eserin konusu Divan şiirimizin başlıca mazmunlarından olan Pir, piri mugan, mey, meyhane, zahit, rind, şarap, gibi konuların tasavvufi ve tasavvufi olmayan yönlerine açıklamalar getiren bir manifesto gibidir.

Divan edebiyatında Rind; görünüşe ve kılığa önem vermeyen, hoşgörü sahibi, ne dine ne de dünyaya sırt çeviren, «Allah beni de bağışlayacaktır.» şeklinde düşünen, maddiyata önem vermeyen kalender, bir tiptir. İçkiyi meyhaneyi, eğlenceyi sever. Hatta dinin emir ve yasaklarına aldırış etmeyen bir sapık ve günahkâr bir yönü vardır.   Buna rağmen inanç yönünden kendisini zühd ehlinden de üstün görmektedir. Vakti yaşayan,” bu gün buldum bu gün yerim Hak getirsin yarına” dusturuyla hareket ederek “gam ı ferdayı”  gelecek endişesini taşımayan bir özelliktedir.

Zâhid ise; nefsini ön plânda tutan, dünyadaki amellerinin  karşılığında cennete gitmeyi hesap eden  menfaatçi, menfaatleri yüzünden dindar olan , bir anlayışı temsil eder. Fuzuli’nin bu eseri işte bu kalıp konuların üzerine yazılmıştır.

 Fuzuli bu eserinde kalıp konuların içerisinde “ bir dereceye kadar da olsa kendi dünya görüşünü yansıttığı söylenebilir. Bu eserde rind şairin gönlünü, zâhid de düşüncesini temsil etmektedi”  [2] Eser, “Kuran-ı Kerim, Hadis, Fıkıh,Tefsir ve Tasavvufa dair bilgiler içerir. Eserde semboller geniş bir yer tutar. Allaha ibadet ve zühd ile varmayı amaçlayan Zâhid ile Allah’a ancak aşk ve samimiyetle varılacağını savunan Rind arasındaki tartışmayı konu alan sembolik bir eserdir.”[3]

Eser,  Zahid baba ile  sosyal ve ahlaki gelişime bir an önce erişmeyi , gerçek aşkı bulmayı amaçlaryan Rind’in kuşak ve görüş çatışmalarına dayanmaktadır.  Zâhid, sosyal ve ahlaki yönlerden oğlunu eğitmek istemekte;   Rind ise  de olgunlaşma yolunda babasından yardım istemektedir. Babası mescidi önerirken, oğlu ise önce hayatı tanmayı, gerçek ve olgun insan olmak için meyhaneyi de bilmenin gerekli olduğunu savunmaktadır.

 “ Araya Arapça manzûm parçalar da sıkıştırılmış Farsça küçük, mensûr, tasavvufî mâhiyetteki bu eser, birçok dîvân şâirinin karşılaştırdığı rind ve zâhid tiplerinin sembolleştirilmiş hikâyesidir. (İpekten, 1973: s. 51-52)

Zahit bir baba ile rint bir oğlun  meyhane, mescid, yolculuk, hayat, ahlak, meslek, sanat ve eğitim üzerinde yoğunlaşan  tartışmalarından oluşan  mensur bir yapıttır. [4] Eser mensur olmakla beraber yer yer manzum parçalara da yer vermektedir.

Eserde “rintliğin ve zahitliğin aşırı tarafları eleştirilmiş, baba ve oğlun konuşmalarından ideal bir insan tipi oluşturulmaya çalışılmıştır. Fuzûlî hoşgörü, alçak gönüllülük gibi konularda rintliğin yanındadır. Bunun yanın da; o, dinin temel doktrinlerinin hükmü konusunda zahitle aynı safta yer almaktadır. Sonuç olarak ortaya hoşgörülü ve dinin temel kurallarına bağlı bir insan modeli çıkmaktadır. Yapıt Üsküdarlı Sâlim efendi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve bastırılmıştır. Ayrıca Köprülü’nün verdiği bilgiye göre 1275 te Tahran’da basılmıştır. Ancak Sâlim Efendi’nin çevirisi son derece ağır bir dile sahiptir, hatta manzum parçalar özgün hâliyle bırakılmıştır. Yapıtın sadeye yakın çevirisini ilk kez Edip Kürkçüoğlu yapmıştır. (Çatbaş, 1946: s. 71-72)”

Rind ü Zâhid, Üsküdarlı Salim tarafından 1869 da Türkçeye çevrilmiştir. Tenkitli metni Kemal Edip Kürkçüoğlu tarafından 1956 yılında yapılmış  Farsça olarak  yayımlanmıştır. Eserin Türkiye Türkçesine çevirisi ise Hüseyin Ayan tarafından yapılmıştır (Fuzûlî 2001)


Eserin Özeti

Zâhid adlı bir babanın Rind isimli bir oğlu vardır. Zâhid, oğlunu olgun , dindar ve eğitimli biri olarak yetiştirmek istemektedir. Bu amaçla sürekli olarak oğluna öğütler vermekte nasihatlerde bulunmaktadır. Oğul Rind bir gün  babasının nasihatlerini daha açık ve anlaşılır olmasını ister, oğlunun ilk itirazından sonra Baba Zahid ile oğlu Rind arasında tartışmalar başlamış olur.  

Zahid ile Rind arasında geçen konuşmalardan bazıları şiir, şair, şeriat bilimleri, yazı öğrenme gibi bilimsel ve sanatsal konulara da dağılmaktadır.  Baba ve oğul arasında   çiftçilik, ticaret, bir büyüğün/padişahın hizmetinde bulunma, bazı mesleklerin  tavsiye edilip diğerlerinin kötülenmesi gibi konular üzerinde tartışmalar çıkmaktadır.

Rind kendini tanımak ve olgunlaşmak için bir yolculuğa çıkmak ister ve bunun için ısrar edince Zahid oğlu Rind’in bu yolculuğa çıkmasına izin verir. Fakat Rind, böyle bir yolculuğu tek başına yapmayacağını bu yolculuğa birlikte çıkmalarını ister.  Bunun üzerine Rind ile  Zahid birlikte bir yolculuğa çıkarlar.

Yolculuk esnasında karşılarına çıkan bir mescit çıkar. Zâhid baba oğlu Rind’e kendini keşfetmesi için mescidin uygun bir yer olduğunu söyler.  Ama Rind aynı kanıda değildir. Rind ile babası arasında mescidin uygun bir yer olup olmadığı konusunda bir tartışma çıkar. Daha sonra Rind ve Zâhid tekrar yola koyulurlar.

Bu defa karşılarına bir meyhane çıkmmış burası Rind’in çok hoşuna gitmiştir. Fakat meyahaneye gitmek babası  Zâhid’ indeğer yargılarına ters düşmektedir. Burasının bir meyhane olması baba ile oğulun arasını açmış  harabat ve mescid tartışmasını alevlendirmiştir.

Meyhane, Rind için huzur verici bir yerdir. Fakat baba Zâhid bu mekânın kendine uygun bir yer olmadığını söyleyerek meyhaneden ayrılır.   

Rind kaldığı meyhaneden hoşnuttur. Bu defa burada bir Pir ile konuşmaya başlar.  Rind, Pîr’e meyhanenin  hakkında bir çok sorular sorar. Pîr de ona cevap verir. Pir ile Zahid arasında şarap, saki, eğlence, kendini bulma, olgun insan olma ve harabat ile ilgili kavramlar üzerinde konuşmlar geçer. Gerçek  aşkın ve hakikatin özünün bulunması ile ilgili konuşmalar da cereyan eder. Pîr, bu meyhanede Rind’in tüm sıkıntılarını çözmek için ona çok yardımcı olur.   Pîr, hakikat yolculuğunu arayan ve bu yolu bulamayan Rind’e  bir kılavuz olmuştur.

Oğlunun meyhaneden çıkmasını bekleyen Zahid, meyhaneye tekrar girer.  Zahid ile Rind arasında tekrar meyhane ve mescid tartışması başlamıştır. “ Zâhid ve Rind aralarındaki anlaşmazlığın anlayışlarındaki farklılıktan doğduğunu anlayıp, birbirlerine karşı gelmekten vazgeçip, olgunlaşmış olarak teklik mertebesine ulaşırlar.[5]



  • [1] Yrd. Doç. Dr., Ahmet İÇLİ, FUZÛLÎ’NİN RİND Ü ZAHİD ESERİNDE MEKÂN: MEYHANE VE MESCİT, Turkish Studies - Volume 7/1 Winter 2012, p.1305-1317 , TURKEY, http://turkishstudies.net/Makaleler/
  • [2] Abdülkadir Karahan, Fuzuli, TDV İA,  cilt: 13; sayfa: 245-246
  • [3] Yrd. Doç. Dr., Ahmet İÇLİ, FUZÛLÎ’NİN RİND Ü ZAHİD ESERİNDE MEKÂN: MEYHANE VE MESCİT, Turkish Studies - Volume 7/1 Winter 2012, p.1305-1317 , TURKEY, http://turkishstudies.net/Makaleler
  • [4] http://www.edebiyadvekitap.com/matlaul-itikad-rind-u-zahid-sihhat-u-maraz-mektubat-fuzuli/
  • [5] Yrd. Doç. Dr., Ahmet İÇLİ, FUZÛLÎ’NİN RİND Ü ZAHİD ESERİNDE MEKÂN: MEYHANE VE MESCİT, Turkish Studies - Volume 7/1 Winter 2012, p.1305-1317 , TURKEY, http://turkishstudies.net/Makaleler/





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...