Garipname Aşık Paşa

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 29 Ekim 2014 Çarşamba aaa Beğen

Âşık Paşa, hem hece hem aruz ölçülerinde şiirler yazmış dîvân ve halk şiirine örnek ürünler vermiştir.  Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde Yesevi ve Yûnus’un etkileri gözükür.  Çok iyi Farsça ve İbranice bildiği hâlde Türkçeye sadık kalmış devrindeki “Türkçeyle eser yazılamaz” anlayışına rağmen eserlerini Türkçe yazmıştır.  Mevlid ve Miracnâme türünün edebiyatımızdaki ilk örneklerini Âşık Paşa vermiştir.

Devlet açısından dilin ve Türkçe’nin önemini bilen, devlet yönetimi hakkında fikirleri olan Kutadgu Biliğ’i okumuş ve sindirmiş, Süleyman Çelebi üzerinde etkisi olmuş ve  Vesilet’ün Necat’ın yazılmasında pay sahibi olmuştur. [1]Anadolu da Yusuf u Züleyha ve Leyla ile Mecnun gibi hikâyelerin ilk yazarıdır. Gül Bülbül konusunu ilk işleyenlerden biri olduğu için Kara Fazlı ve  ve mesnevisi üzerinde de tesiri vardır.

“Âşık Paşa, devrinde en büyük mesnevi yazarıdır. Ayrıca gazeller de yazmıştır.”

 

GARİPNAME

Aşık Paşa’nın  en önemli ve eseri Garib-name’dir. 10613 beyitten meydana gelen Garib-name dini-tasavvufi konulu bir Mersiye olup halka tasavvufu öğretmek amacıyla yazılmıştır.  Garipname, Mevlana’nın Mesnevisinin etkisinde Mevlana’nın   mesnevi’sinde yaptığını Türkçe olarak Garibname’de yapmıştır. Mesnevi’nin hem biçim, hem de içeriği Garib-name’ üzerinde etkilidir. 1330 yılında yazılmış olan  Garip-name, aynı zamanda Türk edebiyatının ilk büyük te’lif mesnevisidir. Eser, yüzyılın diğer mesnevilerinin kalıbıyla; fa’ilatün / fa’ilatün / fa’ilün kalıbıyla yazılmıştır.[2]Mesnevi, bab denen on bölüme ayrılmış ve her babda da o babın sayısına uygun konular anlatılmıştır. Bu bakımdan eserin geometrik bir düzene sahip oluşu dikkat çeker.[3]

Garib-name, konusu bakımından dini-tasavvufi ve ahlaki bir eserdir. Tasavvufu tanıtıcı ve öğretici bilgiler vermesinin yanı sıra, “insan-ı kamil” olmayı öğütleyen ahlaki, didaktik bir hüviyete sahiptir. Ayrıca, mesnevi 14. yüzyıl Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşıması bakımından dil çalışmaları için önemlidir. Daha da önemlisi, Aşık Paşa 14. yüzyıl Anadolu’sunun siyasi ve ideolojik birliğinin sağlanmasında ve halkı eğitmekte anadilinin gücüne ve yararına inanmış bir aydındır. Bu nedenle Garib-name’de Türkçeye önem verilmesi gerektiğini belirtmiş ve eserini bilinçli olarak Türkçe yazmıştır. Kısacası Garib-name, bilgilendirici, öğretici yanıyla önemli olduğu kadar, yazıldığı dönemin dil özelliklerini taşıması ve Anadolu’da gelişen edebi dilin Türkçe olması konusunda, Aşık Paşa’nın duyarlılığını göstermesi bakımından da dikkate değer bir kaynaktır.[4]

Devrin bilgin ve şairleri başka dillerle şiirler yazar, kitaplar yazarken Aşık Paşa’nın Çağlar ötesi bir görüşle Türk ve Tacik cümle yoldaşlarını gaflet uykusundan uyarmak için Garipname’sini öz Türkçe ile yazışı ve:

Gerçi kim söylendi bunda Türk dilli
İlle masum oldu mani menzili
Çün bulasın cümle yol menzillerin
Yirme gel pes Türk ve Tacik dillerin

Kamu dilde var idi zabt-u usul
Bunlara düşmüş idi cümle ukul
Türk diline kimesne bakmaz idi
Türklere her giz gönül akmaz idi

Türk dahi bilmez idi ol dilleri
İnce yolu ol ulu menzilleri
Bu kitap anunçin geldi dile
Kim bu ehli dahi mani bile

Türk dilinde yeni manalar bulalar
Türk-Tacik cümle yoldaş olalar
Yol içinde birbirini yirmiye
Dile bakıp maniyi hor görmiye

Diye haykırışı bugün bile derin derin düşündürecek bir olaydır. Bu ruhu yabancı baskılar altında Türkün asil benliğini korumak amacıyla kurulan Babailer kuralının feyizli ve aydınlık bağrından aldığı kuşkusuzdur.

On bölüm hâlinde yazılan eserin, nüshalara göre, beyit sayısı değişiklik gösterir. Eserle ilgili çalışmalarda tahminî olarak on iki bin beyit olduğu zikredilirse de, Sadettin Nüzhet Ergun’un bildirdiğine göre 10.29332; Âmil Çelebioğlu’nun sayımına göre de 10.015 ve 10.312 beyittir.[5]

Eserde tevhid, münacat ve tevhid; Peygamber’in övgüsü, dört halifenin methi ve Peygamber’in nübüvvetinin ispatı için yazılan şiirler de vardır. On bölümden meydana gelen eserin her bölümün de on kıssaya yerilmiştir.

“Âşık Paşa eserini Türk milletinin hikmetlere ulaşması için Türkçe yazdığını ve mensubu bulunduğu millete bir armağan bıraktığını, böylece asırlar ötesinde hatırlanacağını düşünür.”[6]

“Garib-nâme’nin ilk nüshaları 15. yüzyıla aittir. Bu yüzyıldan beri tespit edebildiğimiz kadarıyla, Konya İl Halk Kütüphanesindeki nüsha yanında, Prof. Dr. İsmail Erünsal ve Doç. Dr. Cem Dilçin özel kitaplıkları da dahil, 81’i yurt içinde 35 adedi de yurt dışındaki kütüphanelerde olmak üzere, eserin bilinen 116 nüshası vardır.”[7]
Eser, “tıpkıbasım, karşılaştırmalı metin ve aktarma” olarak Kemal Yavuz tarafından Türk Dil Kurumu Yayınlarınca 2000 yılında 4 cilt olarak yayımlanmıştır. [8]




  • [1]  Günay Kut,” Aşık Paşa”, TDV İA. İst. 1991, C. I, shf.1-2
  • [2]  Günay Kut,” Aşık Paşa”, TDV İA. İst. 1991, C. I, shf.1-2
  • [3]  Şahamettin Kuzucular, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/397-asik_pasa_(_14_yy_)_hayati_garipnamesi_eserleri_ve_%C3%B6rnekleri.html
  • [4]  Şahamettin Kuzucular, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/397-asik_pasa_(_14_yy_)_hayati_garipnamesi_eserleri_ve_%C3%B6rnekleri.html
  • [5] Prof. Dr. Kemal YAVUZ, ÂŞIK PAŞA GARİB-NÂME, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10669,garib
  • [6] Prof. Dr. Kemal YAVUZ, ÂŞIK PAŞA GARİB-NÂME, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10669,garib
  • [7] Prof. Dr. Kemal YAVUZ, ÂŞIK PAŞA GARİB-NÂME, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10669,garib
  • [8]  Şahamettin Kuzucular, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/397-asik_pasa_(_14_yy_)_hayati_garipnamesi_eserleri_ve_%C3%B6rnekleri.html




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...