Gazavâtname ve Türleri


Esa
24.08.2016

GAZAVATNAME


Gazavât, Arapça gazve, yani gaza, cenk etmek, nâme Farsça destan manasına gelmektedir. Arap edebiyatında "magazi" diye bilinir. Ordunun akınlarını, savaşları, kahramanlıkları, zaferleri anlatılan düz yazı ya da şiir biçiminde anlatılır. Gazanâme olarak da bilinir.

Hz. Peygamberin hayatı ve savaşlarını konu edinen Siyer kitapları, Müslüman askerlerin kahramanlık duygularını artıran gaza ve fetih hikâyeleri zamanla bu konuda yeni bir tarih yazıcılığının doğmasına neden olmuştur. Bu eserlerden gazavât-nâmeler, bilhassa Osmanlı dönemi için oldukça önemli kaynaklardır.

İslam Tarihçiliği, "Siyer" ve "Megâzî" yazıcılığı ile başlamıştır. Müslümanların, Hz. Peygamberin yaşantısını, savaşlarını ve diğer davranışlarını bilmek ve muhafaza etmek düşünceleri, "Siyer" ilminin doğmasını sağlamıştır1. Müslümanların kahramanlık duygularını geliştirmek ve onları her an savaşa hazır hale getirmek düşüncesi ile de "Megâzî" kitaplarının yazıldığı bilinmektedir.

Osmanlı tarih yazıcılığının önemli bir bölümünü teşkil eden Gazavât-nâmeler üzerine derinlemesine bir çalışma yapılamamıştır. Mevcut olanlar dışında daha bir çok gazâ-nâmeler bulunduğu düşünülmektedir. Bunlar arsında, sefere çıkıştan itibaren, karargâhın kuruluşuna kadar geçilen yolları varılan menzilleri, günleri ve saatlerine kadar tespit eden, savaşın başladığı andan sonra meydana gelen hücumları ve savunmaları bütün detaylarına kadar açıklayan, nihayet silah ve malzeme miktarlarını bile belirten önemli eserler bulunduğu gibi, olayları geçiştiren bir tarzda hikâye eden, verdikleri bilgiler bakımından hiçbir değer taşımayan eserlerin de bulunduğu bilinmektedir.

Osmanlı tarih yazıcılığında önemli bir tür olan "Gazavât-nâme" ler, esas itibari ile, bir padişah devrini anlatan ya da geniş olarak "Tevârîh-i Âl-i Osman" tipinde eserlerdir. Bunlar, bazen kroniklerle birlikte de değerlendirilirler. Osmanlı tarihlerinin bazıları hilkatten (Hz. Adem'in yaratılışı) , bazıları da Osmanlı hanedanının ortaya çıkışından ve bazıları da belli bir devreye ait eserler olmakla beraber; edebî eserler arasında, belli başlı gazaları tasvir edenler de bulunmaktadır. Ahmedî'nin İskendernâme'si, Taşlıcalı Yahya Bey'in Usûl-nâme'si bu tür eserlerdir. Bununla beraber, yukarda da değinildiği gibi gazâ-nâme veya zafernâme adını taşıyan eserler de vardır ki bunlar, büyük bir tarih kitabının değişik bölümlerinden oluşmaktadır. Bunlar, bazen ayrı bir cilt teşkil ettiği için bu eserlere böyle bir ad verilmiş olmasının doğal olduğu kadar, daha sonra müstensihler tarafından da isimlendirilmiş olabilmektedir.( TÜRK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN OLAN BAZI MENAKIBNAME VE GAZAVATNAMELER HAKKINDA Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı MERCAN-Balıkesir Ün. Fen-Ed. Fakültesi Tarih Bölümü Öğr. Üyesi –Alıntı Adresi-sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/ )

Gazavatname Türk edebiyatında, ordunun akınlarını, savaşları, kahramanlıkları, zaferleri nesirGaza name de denen bu tür, manzum ya da mensur yazılabilir. Bir kurala bağlı değildir anlatım şekli. İlk örnekleri şeklinde anlatan eserler; gaza name olarask da adlandırılabilir.

Türk edebiyatında ilk gazavatname örnekleri Memluk Sultanı Berkuk zamanında Kadı Darîr Türkçe siyer kitabı yazmıştır.

 

GAZAVATNAMELER VE TÜRLERİ

 

Osmanlı ve Germiyan sahasında ise ilk örnekler 15. yüzyılda Ahmedi, Zaifi ve Sabit gibi şairler tarafından verilmiştir. İlk örneklerinin 15. yüzyılda verilmesini Prof. dr. Mine Mengi; bu yüzyılda Osmanlı imparatorluğunun fetihlerinin hız kazanmasıyla açıklar. Ayrıca türün en yetkin örnekleri 16. yüzyılda Mihaloğlu Ali Bey Rumeli’deki akınlarını anlatan Gazavatname ile verilmiştir. Ali bey'in akınlarını anlatan bu Gazavatname Agah Sırrı Levend tarafından incelenerek yayımlanmıştır.

İslam edebiyatında bu tür eserlerin en ünlüsü Vakidi’nin Kitab-ül-Megazi’sidir. Bu eserler muayyen devirlere ait hadiseleri ayrıntılı bir tarzda anlatmaları dolayısıyla tarihçilerin çalışmalarına kaynak teşkil etmektedir.

Türk edebiyatında ilk gazavatname örnekleri 15. yüzyılda yazılmaya başladı. On altıncı yüzyıldan itibaren bu tür eserlerin yazımında büyük bir artış görüldü. Gaza namelerde düşmanla yapılan tek bir muharebe, gazavatnamelerde ise birçok muharebeye yer verilmektedir. Gazavatnameler konuları itibariyle üç bölüme ayrılırlar:

1. Padişahlardan birinin hayatını ve zamanındaki seferlerle belli başlı olayları tasvir eden manzum ve mensur eserler: Selimnameler ve Süleymannameler gibi.

2 Vezirlerden veya ünlü komutanlardan birinin savaşlarını konu edinen gazavatnameler: Barbaros Hayreddin Paşa,

Barbaros Hayreddin Paşa Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, Tiryaki Hasan Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşanın seferlerini anlatan gazavatnameler bu türdendir.

3. Belli bir seferi yahut bir kalenin alınmasını tasvir eden gaza nameler:

Tiryaki Hasan Paşa Kanije savunmasıyla meşhur, Osmanlı kumandanı. 1530 senesinde doğdu. Enderun'da yetiştikten sonra, Sultan Üçüncü Murad’ın şehzadeliğinde Manisa’ya gönderildi. Onun baş muhasipliğini yaptı.

Oruç Bey’in ele geçemeyen bir GAZAVATNAMDEN aldığı tahmin edilen bir Gazavatname metninden örnek.

Oruç Beg'in "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân"ının bilinen en mufassal nüshasında bu bilgi, Za'îfî'ninkinden daha da ayrıntılı olarak yer alır. Müellif burada Koca Hızır'ın ve Bahâdır'ın isimlerini zikrettikten sonra, Za'îfî'deki rivâyetin aksine Bahâdır'ın o esnâda şehîd edildiğini, kralı attan düşürenin ise "Timurtaş" adında başka bir Osmanlı yiğidi olduğunu ifâde ederek şöyle der: "Kırâl kendü alayından çıkub yalıñuz at saldı, ya'nî bahâdırluk göstere. Kudret-i Hakk, hemân-kim alayından çıkdı, bir bahâdur yaya-bâşı vardı, hem adı "Bahâdur" idi, Gelibolı'da olurdı, bir yüksek yirden gözler-imiş; kırâlı gördi, bildi, hemân-dem dere başından at saldı. Kırâluñ üstine Rüstem-vâr irüb kırâlı süñüyle urdı ve illâ atından yıkamadı, ol arâda Bahâdur'ı şehîd eylediler. İki gazi dahî irüb Bahâdur'ı uranı öldürdiler, ânuñ ardınca bir yigit irdi "Timûr-tâş" adlu, irüb kırâluñ atını çaldı, siñirledi, kırâl atından yıkıldı. Bir-kaç yeñi-çerî hâzırdı, çaldılar, meger "Koca Hızır" dirlerdi, bir yaya-bâşı vardı, ol arâda hâzırdı, kudret âña nasîb itmişdi, irüb kırâluñ bâşını hemân-dem Sultân Murâd'a getürüb: "Sultân'umuñ hemîşe düşmanınuñ bâşı atı ayağı altında galatân olsun!" diyû Sultân Murâd öñinde bâşı yuvaladı: "Hemîşe düşmenler bâşı eyle olsun!" diyû. Sultân Murâd gördi, kırâl leşkerinden bir kâfir bulub getürüb bâşı gösterdiler, ol kâfir ol bâşı görüb ağladı: "Kırâl kendüdür!" didi, ândan bildiler. Bâşı görüb, Sultân Murâd yüz göge tutub Hakk Te'âlâ'ya çok şükrler eyledi."( Oruç bin Âdil el-Edirnevî, "Tevârîh-i Âl-i 'Osmân", Yapı Kredi Sermet Çifter Arş. Ktp. nr.: 773, vr. 71b-72b. )

(144 4 Varna Savaşı “Edirne-Segedin Antlaşması'nın İhlâli ve Varna Savaşı'nın Özeti: Savaş başladığında önce Haçlı ordusunun şiddetli saldırısı sonucu Osmanlı ordusunda bir panik havası ortaya çıktı. Haçlı orduları zırhlıydı ve daha az kayıp veriyorlardı. Bu durum Osmanlı ordusunu zor durumda bırakıyordu. János Hunyadi ordusunu disiplinli bir şekilde yönetmekteydi. Osmanlı ordusunun yenilme belirtileri göstermesi üzerine Macar Kralı I. Ulászló, savaşın başarısını tamamen Hunyadi'ye bırakmamak için yerinden ayrılarak savaşa katıldı. Osmanlı ordusu merkeze doğru saldıran Haçlı ordusunu geri çekmek için yanlara doğru açıldı ve ortada kalan Haçlı ordusu bu şekilde Osmanlı ordusunun şiddetli saldırıları sonucu yenilgiye uğradı.

I. Ulászló savaş sırasında başına aldığı bir balta darbesi sonucunu yaşamını yitirdi. Ölen kralın başını yeniçeriler II. Murat'a getirdiler. II. Murat ölen kralın başını yeminini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşmasının yanında teşhir ettirdi. II. Murat tam imha stratejisini kuvvetlerinin çok yıpranmaması için iki kademe olarak düzen yaptığı Kosova Savaşına taşımıştır. Tam sonucu da elinde sağ kalan tecrübeli komutanlarla bu savaşta almıştır. )

 

Gazavât-nâme Çeşitleri

1. İslam büyüklerini konu eden Gazavât-nâmeler.

2. Padişahları ve onların zamanında yapılan savaşları ve belli başlı olayları konu eden manzummansur Gazavât-nâme. Süleymannâme veya Selim-nâme de denir. ve

3. Ünlü komutanları ya da vezirleri konu eden Gazavât-nâmeler.

4. Sefer veya zaptedilen yerleri konu alan Gazavât-nâmeler.

Ayrıca Türk Edebiyatı'nde kırkı manzum olmak üzere ikiyüz elliden fazla gazavât-nâme mevcuttur.

Gazavât-nâmeler tarih için büyük önem taşımaktadır. Çünkü belli bir döneme ışık tuttuğundan ve ayrıntılı olarak işlediğinden dolayı araştırma için niteliklidir.

Osmanlı Devletinde gerilemenin başlaması ve büyük zaferlerin kesilmesi ile gazavatnamelerin yazılmasında da bir azalma görüldü. En son yazılan gazavatnameler 1853 Kırım Seferi ile 1897 Yunan Harbine aittir. Edebiyatımızda kırkı manzum olmak üzere 250 kadar gazavatname tesbit olunmuştur. Bunlar içerisinde tarih ve dil açısından en önemlileri şunlardır:

BAZI GAZAVATNAMELER

Gazavât-ı Sultan Murad b. Mehemmed Hân: İzladi ve Varna (1443-44) Târih-i Ebü'1-Feth: Tursun Bey (Fatih dönemini içeren eseridir) Mahrûsa-i Fetlı-i Kostantıniyye: Tâc-zâde Ca'fer Çelebi , Feth-i Kostantıniyye: İmam-zâde Mehmed Es'ad, Şükrî-i Bitlîsî'nin Selîm-nâmesi, Üsküplü İshak Çelebi'nin Selîmnâmesi, Kalkandelen'li Sücûdî'nin Selîm-nâmesi, Keşfî'nin Selîm-nâmesi,

Gazavat-ı Sultan Murad Han (Yazarı belli değil), Gazaname-i Rum (Kaşifi), Gazavat-ı Hayreddin Paşa (Seyyid Murad), Gazavat-ı Gazi Hasan Paşa (Çakeri İsmail), Gazavat-ı Hüseyin Paşa (Hüseyin Resmi) ve Gazavat-ı Sultan Süleyman Han (Yazarı belli değil). XV. Suzi Çelebi, “Mihailoğlu Ali Bey’in Gazaları(15 bin beyitlik Gazavatname) (1455-1523) Zaifi Gazavatnamesi, Sabit Gazavatnamesi, Kâşîfi’nin Gazanamesi.

 

Kaynakça

  • Dr. Engin Yılmaz - Türk Dünya Araştırmaları - Sayı 118 - Şubat 1999
  • Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han'da Cümle ,Yeter TORUN  / Yüksek Lisans Tezi/ CÜ./Adana
  • Dursun Fakih’in Gazavatnâmesi (Ankara 1964).
  • Gazavat-ı Sultan Murad B.mehemmed Han; İzladi Ve Varna Savaları (1443-1444) Üzerinde Anonim Gazavatname, Halil İnalcık, Mevlüt Oğuz

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış