Hûbân-nâme (Güzeller Kitabı)


Esa
29.4.2017
 
Hûbân-nâme (Güzeller Kitabı)
 
 
Hûban-nâme,  kelime anlamı olarak Güzeller Kitabı manasına gelir. Enderunlu Fazıl bu kitabını  Reisül-küttâb Ratib Efendiye takdim etmistir. Bu eser Enderunlu Fazıl’ın dünyanın değişik ülkelerindeki güzel delikanlıları anlattığı mesnevisidir.  Diğer eseri olan Zenanname’de kadın güzelleri anlatmış olduğundan bu iki eser bir birini tamamlayan bir özellik taşır. Fâzıl ‘ın kadın güzelleri anlattığı Zenânnâme mesnevisi, Hûbânnâme’yi bütünleyen bir nitelik taşımaktadır.
 
Hûbân-nâme, çeşitli başlıklar taşıyan birçok bölümden oluşan ve 796 beyitten meydana gelen tipik bir mesnevidir.  Bu mesnevi divan şiirinin ihtişamının düşüşe geçtiği günlerde yayınlanmıştir,  konusu itibari ile de diğer mesnevilerden farklı bir özellik taşımaktadir.  Eser yazıldığı dönemde bir hayli ilgi görmüş ve Enderunlu Fazıl’a önemli bir şöhret kazandırmıştır. Genç ve erkek güzellerinin anlatıldığı bu eserin o asırda hayli ilgi görmesi bu bakımdan de ilginçtir.
 
Hûbân-nâme Osmanlı devletinde okunması yasaklanmış, baskıları toplatılmış, yayından men edilmiş sansüre uğramış ilk eser olması ile de ilginçtir.  Eserin ilk matbu baskısı (1838 yılında İstanbul’da yapılmış,   Sadrazam Mustafa Reşid Paşa, bu eseri “bir hayli müstehcen ve ahlaka mugayir” olduğu gerekçesi ile toplattırmıştır.
Hûbân-nâme, Aruz'un "Feilâtün feilâtün feilün" kalıbıyla yazılmıştır.  796 beyitten oluşan eser klasik mesnevi düzeninde ve bir tevhit manzumesiyle başlar. Eser padişaha övgü ve dua ile devam ederek  "îbtida-i manzûme (şiire başlangıç)"  ve " Sebeb-i nazm (şiirin yazılış nedeni)"  bölümlerine geçer.
 
Îbtida-i manzûme (şiire başlangıç)"  kısmında tasavvufî tarzda bir güzellik tahlilinin yapmıştır.  Hûbân-nâme’nin Sebeb-i nazm (şiirin yazılış nedeni)"   bölümünde Enderunlu Fazıl, bu eseri neden yazmaya başladığını açıklar. Enderunlu Fazıl’a: sevgilisi  "Güzellik hangi millettedir ve hangi ırkın güzelleri ünlüdür,." , ““Hangi millette güzel çoktur?” diye sorması üzerine Enderunlu Fazıl da bu kitabı kaleme almıştır.
 
Çeşitli ülkeleri ve güzellerini dikkatli bir şekilde incelediğini ifade eden Fazıl,  bu nedenle çok çeşitli hikmet dolu eserler ile ve coğrafya kitaplarını tek tek incelediğini belirtir.   Daha sonra Hind ülkesinden başlayarak ülkelerin güzellerinden ve vasıflarından söz etmeye başlar.  Sırası ile  “Acem(İran), Bağdat, Mısır, Yemen, Zengî, Habeş, Mağrîb (Kuzey Afrika), Cezayir ve Tunus, Hicâz, Şam, Halep, Anadolu, Rumeli, İstanbul, Rum, Ermeni, Yahudi, Çingene, Tatar, Arnavut, Boşnak, Gürcü, Çerkez, Freng, Fransız, Flemenk, İspanya, İngiliz, Nemçe (Avusturya), Moskof (Rus) ve  ( Yeni Dünya) Amerika’ya kadar birçok ülkenin erkek güzellerinin vasıflarını tek tek dile getirmiştir.  Bunlar içinde en büyük yeri  İstanbul hûbanına ayrılmıştır” (35 beyit). [1][2]
Her ülkeye ait güzellerin vasıflarını birer ikişer beyitle sıralarken asla yalan bir şey söylemediğini de belirtmeyi ihmal etmez.   
 
Her bir ülke ve millete ait güzelleri, , vücut yapısı, örf , adet , gelenek ve terbiyleri gibi çeşitli yönlerden ele alır. Eserde zaman zaman açık saçık sözlere, mizahî düşüncelere de yer vermiştir. Eser bu nedenle mizah edebiyatımızın da önemli eserlerinden biri haline gelmiştir. Fakat bazı şiirlerinde adileşecek derecede sefahate düşmüş,  açık saçık, hatta ahlaka aykırı ifadelere de başvurmuştur.
 
“Hubanrıame, konusu yönünden orijinal, ele aldığı konusu ve içeriği açısından klasik edebiyatımız açısından özgün bir eser sayılabilir.[3] Erkek güzeller adına yazılmış ilk manzumeler olmamasına rağmen dünya güzellerini tanıtması açısından yeni bir konuyu ele aldığı rahatlıkla söylenebilir.
 
Eserdeki tiplemeler gerçekçi bir şekilde vasıflandırılmış, ten renklerine, milliyetlerine dair özellikleri gerçekçi bir şekilde dile getirilmiştir.  Canlı renkli ve gerçekçi bir dille anlatılan eser yalın ve anlaşılır dili ile anlatımında monotonluğa düşmekten kurtulmuştur. Enderunlu Fazıl’ın bu eserinde de  mahallileşme yolunu izlediği Nedim’in  ve Nabi’nin tesirinde olduğu açıkça görülür. Fakat şiirlerinde Nedim’in zarafetini gösterememiş,  bazı şiirlerinde   laubalilik ve basitlik  göze batacak kadar öne çıkmıştır. Bazı şiirlerinde ise Nabi’yi andıran  gururlu ve ağırbaşlı bir eda sezilir. 
 
Enderunlu Fâzıl’ın bu eseri büyük ölçüde Nâbî'nin  Hayriyye  (yazılış, 1701) adlı eserinin etkisi altındadır.   “Halkın zevk düzeyine göre yazıldığı için folklor özellikleri taşır. Eser, XVIII. yy.ın Türk toplumundaki ahlak ve edebiyat seviyesinin canlı bir vesikası sayılabilir. Sosyolojik ve pedagojik açıdan da hayli önemli sayılabilecek olan Hubanrıame,Fâzılin tipik bir mesnevisidir. “[4]
 
Enderunlu Fazil`in  en önemli özelliği  hemen bütün eserlerinde kendi yaşadıklarını ve gördüklerini dile getirmiş olmasıdır. Genellikle soyut  ve kalıp konularda yazan diğer şairlerin aksine onun eserlerinde somut, doğal ve yaşanmış  olaylardan ve konulardan söz edilmiştir[5]
 
Eser, divan şiirinin çöküş devrinde şairine önemli bir ün sağlamıştır. Fâzıl divanlarının sonunda, mecmualarda ve müstakil kitapçıklar halinde birçok yazması bulunan eserin Zenannarrıe ile birlikte İstanbul'da yapılmış üç baskısı vardır ( ilk baskısı 1838 de yapılmıştır; Eserin ikinci baskısı 1286’da (1869) Zenannâme ve Şevkengiz’le beraber yapılmıştır. Üçüncü baskısı ise; yeni harflerle 1945 yılındadır. [6]
 
ENDERUNLU FAZIL’IN ŞİİRLERİ
ENDERUNLU FAZIL’IN HAYATI
 
[1] İskender PALA Ansiklopedik Divan Şiiri  Sözlüğü, s.223
[2] Neslihan İlknur KESKİN, https://www.jasstudies.com/Makaleler/350464995_18keskinilknur%20neslihan-329-371.pdf
[3] Sabahattin Küçük, ENDERUNLU FÂZIL,         DİA , cilt: 11; sayfa: 189
[4] İskender PALA Ansiklopedik Divan Şiiri  Sözlüğü, s.223
[6] İskender PALA Ansiklopedik Divan Şiiri  Sözlüğü, s.223
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış